“Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”
Mustafa Kemal ATATÜRK
23 Nisan 1920
Her üçü de,
"KİM MİLYONER OLMAK İSTER" yarışmasında çok yüksek paralar kazandılar..!
İkisi TÜGVA üyesi..
Diğeri de TÜGVA yönetim kurulu üyesinin eşi...
Başarılarından ötürü kutluyoruz...(!)
“Makamlar geçer, kameralar kapanır, kalabalıklar dağılır; fakat evladının fotoğrafını elinde taşıyarak adalet arayan bir babanın hesabı kapanmaz.
Hakikat ortaya çıkana kadar bu fotoğraf, vicdanların önünde duran bir iddianamedir.”
Nagehan Alçı Medrese eğitimi iyidir diyor. Şu an kendi çocuklarının okulunda halis Fransız birinin çocuğu bile eşi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı ise okuyamıyor.
Anne Baba çocukların hiçbirinin TC vatandaşı olmaması gerekiyor.
Geçen sene itibari ile okuyan çocukların okuldan alınması ya da TC vatandaşlıklarından çıkması istendi. 2 yıl ile Nagehan grubu muaf kaldı.
O kadar Fransız okulda yani.
Yarı fransızlar bile gidemiyor.
Meb'e bağlı Türk-Fransız okulu filan değil.
Ama diğerleri için Medrese iyidir diyor, oh la la Madame 😅
Şiddetli göğüs ağrıları, spazm ve eş zamanlı sol kol ağrıları nedeniyle dün hastaneye yatırılmıştım, doktorlarımın kararı ile kardiyoloji servisinde müşahade altında tutuldum. Uzun süredir aralıklarla devam eden sorunlarım için sürdürdüğüm kadriyatik tedavi programına devam ediyorum. Bugün daha iyiyim.
Arayan, soran, hastaneye gelen, geçmiş olsun dileklerini ileten sevgili dostlar candan teşekkür ederim, yanıt veremediğim için mahçubum, özür dilerim, kusuruma bakmayın.
Candan sevgilerimle ❤️
Eşimle karar aldık denize girmeyeceğiz. Tüm Akdeniz sahilleri böyle. Bu bilerek isteyerek yapılıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın açıklaması yok. İçişleri'nin açıklaması yok. Kıyılardan sorumlu Sahil Güvenlik'in açıklaması yok. Belediyeler sus pus. Kaymakamlar ortada yok.
Avrupa'nın öğütülmüş çöpü denizlerimize dökülüyor. Halk sağlığı kimsenin umurunda değil.
Timur Soykan: "Ya sen kaç tane insanın hayatını kararttın bu şekilde ya? Utanmazlığa bakar mısınız?
Mağduriyet anlatıyor, çok kötüyüm diyor, çok kötü hissediyorum kendimi diyor. Eşim için endişeliyorum diyor.
Senin o zamanlarki eşin TSK’da tutuklanan subayların eşleri takvimlere çıplak poz versin diye alay ediyordu..
Geyik yapıyordunuz, nargile masalarında kimi tutuklatacağınızın planlarını kahkahalarla, esprilerle yapıyordunuz, Zekeriya Öz'ün odasından çıkmıyordunuz."
Zülfü Livaneli diyor ki; "..Sorun, onun gitmesiyle bitmeyecektir. Sorun onu iktidara getiren, üst üste dokuz seçim kazandıran, bir sürü yolsuzluk ve yönetim skandallarına rağmen körü körüne peşinden giden halktır. Daha doğrusu halkın bir bölümüdür. Bu halk yığının Anadolu müslümanlığıyla, gelenekle, ahlakla, haram helal kavramıyla, merhametle, şefkatle hiçbir ilgisi yoktur. Köyden kente göçle başlayan, ne köylü ne kentli olabilen, bütün değer ölçülerinden kopmuş, vahşi birer yaratık haline gelmiş, talandan yalandan pay kapmaya çalışan ve literatürde lumpen proletarya olarak tanımlanmış olan kitledir bu. AKP’ye oy vermiş olanların tümünü böyle yaftalamak doğru değil elbette. İçlerinde düzgün ve samimiyetle oy veren seçmenler de olabilir. Ama o kitlenin genel karakteristiği budur. Bu kesim kendini önce arabesk müzikle gösterdi. Güzelim türküleri, geleneksel şarkıları, Anadolu’nun büyük şiir geleneğini terk eden insanlar, bir anda mide bulandırıcı seslere, insanın kulağını tornavida gibi delen elektro bağlamalara, içinde hiçbir hakiki lirizm ve hüzün barındırmayan ‘’Ben de isterem!’’ saldırganlığına kaptırdı kendini. Şehirler kaçak mahallelerle, üzerinde demir filizleri bırakılmış sıvasız çirkin yapılarla, lağım kokan mahallelerle doldu. Suç oranı ve özellikle kadına karşı şiddet akıl almayacak ölçülerde arttı. Bunun adına ‘’muhafazakarlık’’ denilebilir mi? Elbette denilemez. Aşağı yukarı sayıları kırk milyon dolayında tahmin edilen bu kitle Itri, Mimar Sinan estetiğine de sahip değildir; Anadolu’da yüzyıllarca aydınlık bir nehir gibi akmış olan Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu temizliğine de. Dolayısıyla bu kesim muhafazakar değil, Türkiye’ye çarpık ve ahlak ölçülerinden yoksun bir ‘’modernleşme’’ sunan yeni bir oluşumdur. Lafı uzatmadan söyleyeyim. Bu kesimin hayatta en çok nefret ettiği model uygarlaşma, kültür, temizlik ve zarafet simgesi Mustafa Kemal Atatürk, kanıyla canıyla savunduğu lideri ise şimdiki cumhurbaşkanıdır. Kimse kendini aldatmasın. Sayıları çok kalabalık olan bu kesim, ne olursa olsun, hangi skandal patlarsa patlasın sonuna kadar liderini destekleyecek ve Cumhuriyet’e karşı çıkacaktır. Erdoğan siyasi ömrünü tamamlasa da ona benzeyen başka bir lider bulmakta gecikmeyecektir. Çünkü Türkiye’nin çürüyen kesimi , bu bozulmayı önce müzikle, sonra hayatımızın her alanına egemen olan lumpenleşme ve arabeskleşmeyle ifade etmeye devam ediyor. Gafil aydınlardan (!) destek alan lümpen kültür, örgütlü cehaletle beslenerek kılcal damarlarımıza kadar yayılıyor. Bu manzaraya, lumpenlerin ele geçirdiği muazzam para ve iktidar gücünü de eklerseniz geleceğin hiçbirimiz için kolay olmadığı çok açık. Erdoğan bu kitlenin lideridir ve onun yokluğunda yeni bir lider bulacaklarına hiçbir kuşku yok. Mustafa Kemal aydınlığını savunan kitleler birleşene ve kendi aralarındaki çelişkileri gidererek, evrensel değerleri savunan bir Türkiye kültürü yaratana kadar acılar devam edecek.
ZÜLFÜ LİVANELİ❤️
AKP'li eski vekil Necdet Ünüvar'ın kızı Münevver Şeyma Solmazgül, 110 bin ₺ maaşla TBMM Destek Hizmetleri Başkanı olarak atandı.
Solmazgül'ün bu göreve getirilmesi için iki bürokrat görevden alındı.
(Sözcü)
Geçtiğimiz günlerde hareket etmesin ve kilo alsın diye kendi pisliğinin içinde bırakılan inekleri gündeme getirilmiştik ve tarım bakanlığı o kişilere ceza yazarak hayvanları kurtarmıştı.
Bu da Aydın’daki insanlık dışı olay;
Sürekli otlaması için ineklerin boyunlarını ayaklarına bağlamışlar!
Allah belanızı versin!..
İspanya'da 13 yaşındaki bir kız çocuğu kaçırıldı ve tecavüze uğradı. 63 yaşındaki tecavüzcü 9 yıl hapis cezasına çarptırıldı.
Yedi yıl sonra, mağdurun annesi bir otobüs durağında beklerken yaklaşan bir adam gördü.
"Kızın nasıl?" diye sordu adam, yüzünde alaycı bir gülümsemeyle.
Bu, kızının tecavüzcüsüydü.
Anne öfkeyle, en yakın dükkana koştu, 1,5 litre benzin aldı ve tecavüzcünün az önce girdiği bara girdi.
Ona tepeden tırnağa benzin döktü, ateşe verdi ve kenara çekilip, kızının tecavüzcüsünün gözleri önünde canlı canlı yanmasını sakin bir şekilde izledi.
Anne 5,5 yıl hapis cezasından sonra 2018'de serbest bırakıldı.
Gecenin 4’ünde “yavaş çalışıyor” bahanesiyle ustası tarafından katledilen 12 yaşındaki çocuk işçi Eyüp Can Güner…
Bazı çocuklar hiç çocuk olamadı, bazı çocuklar ise hiç büyüyemedi.