Dünyanın hiçbir yerinde bir meslek erbabını 36 saat kesintisiz çalıştıramazsınız. İnsan haklarına aykırı olan bu durum sonlanmalı. #Doktorlarçözümistiyor
@MehmetHanKocabs@idgoktas Nerenizle izliyorsunuz var zaten gösterilerinde bunlar. Sizde o dot var ve onunla görüp,duyup, düşünüyorsunuz sanırım. Şifa dilerim.
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
@israelnewspulse Türkiye is neither a pawn nor one to line up. Those who use a language of threats will find a far stronger will than they expected, and by the time they realize they’ve hit a wall, it will be too late for them.
Merhabalar, size yeni bir dolandırıcılık hikayesi anlatacağım. Lütfen hem Pazar yerleri, hem satıcılar hem de son kullanıcı müşteriler bir ürün alırken çok ama çok dikkatli olsun.
@ProPlan markasının Ege bölgesindeki resmi satıcı belgeli noktalarından bir tanesiyiz. Dolandırılma hikayemiz ise şöyle başlıyor. Müşteri sizden 10 Kilogramlık piyasa da sahtesi bolca olan bir mama satın alıyor.
Elinde bu çok satılan ürünün sahtesi de bulunan, bu ağızsız dilsiz canların da vebaline giren şeref fakiri arkadaşlar orijinal ürünü kendilerine alıp sahteyi iadeyle satın aldıkları satıcıya geri gönderiyorlar.
Orijinal mama satan bir işletme olduğumuzdan çalışanımız iadeyi direkt onaylamış, şirket ortağımızın mamayı ambalajından fark etmesi ile bu dolandırılmış olduğumuz gerçeği ortaya çıkmış oldu.
@Trendyol ile yapılan telefon görüşmesinde ise bir hayal kırıklığı yaşadığımızı belirtmek isteriz. Günde minimum 250-300 kargo gönderen, rüştünü ispatlamış bir şirket olarak pazar yerleri ile “çözüm ortağı” olduğumuz hissini almak istiyoruz. Mağaza puanı 9.5 olan mağaza yetkilisi arıyor ve diyor ki bu arkadaşlar bize böyle olay yaşattılar. Bu arkadaşlar dolandıcı. Bu arkadaşın adı ÖZ*** EK*** bu dolandırıcı arkadaşlar Urfa Viranşehir’de bu karaktersizliği yapıyorlar.
Bizim beklentimiz mi ne? Buradan gelecek 3000-4000 tl ile zengin ya da fakir olacak şirketler değiliz. Beklentimiz bu arkadaşların net bilgilerine ulaşılıp, bizimle konuşurken bu bilgileri not alıp hesaplarının, ip girişlerinin vb kapatılması. Ancak bizim @TrendyolDestek 'dan aldığımız cevap iadeyi onayladığınız için aksiyon alamıyoruz. Yani bu karakter fakiri dolandırıcılar başka satıcıları da dolandıracak anlamına geliyor ve Trendyol durumu sadece izliyor.
Bunun adı çözüm ortaklığımı sizce arkadaşlar?
Saygılarımızla,
Emre Samur
Sayın @denizsatar hanımefendi,
Aslında sizin gönderinize cevap yazmak istemiyordum. Ancak, "doktor arkadaşların cevaplarını teker teker okuyorum" dediğiniz için benim tweetimi de okuyacağınızı düşünerek cevap yazmak istedim. Ben Türkiye'de bir tıp fakültesinde hocayım. Benim ++
İstanbul’dan Afyon’a ablam İpek Elif Atayman’ı görmeye giden oğlu @eefecakir ı ve babam Nusret Atayman’ı cezaevinin çalışmayan görüşme sistemi süprizi bekliyordu. Aklıma “Hiper Normalleşme” terimi geldi.
Kuduz aşısı ilk olarak Osmanlı Döneminde 1888’de üretildi.
1928’de #HıfzıssıhhaEnstitüsü’nün kurulmasıyla #kuduzaşısı sistematik olarak üretildi.
Enstitü 1933’te Simple Metodu ile kuduz aşısı, 1937’de kuduz serumu üretimine başladı.
Enstitü, AKP tarafından 2011’de kapatıldı…
İBB Medya AŞ eski genel müdürü annem İpek Elif Atayman, sürüldüğü afyon cezaevinde 5 gündür yerde yatıyor. Devletine milletine maddi ve manevi hiç bir yanlışı olmayan sicili tertemiz bir insana yapılan bu insanlık dışı hareket kabul edilemez.
#karaleke@BelovacSerap
Bakın bu çok önemli.
Günlerdir bu sitede konuşuyoruz. @mhrpolat’ın doğduğu ev heyelanda yıkılmış, yoksul bir aile çocuğu. Yıllarca iş aramış, hayatını düze çıkarmak için. Nihayetinde İBB’nin en önemli bürokratlarından biri olmuş.
@REmrahSahan Ankara’dan memur bir aile çocuğu olarak kalkmış gelmiş öğrenci evinde Şişli’de yaşamış, yıllar sonra Şişli’ye başkan olmuş.
@ramazangulten_ rutubetli evde proje plan çizerek okumuş, AKP belediyesinde de CHP belediyesinde de alnı ak imar işlerinden tek kuruş rant yememiş.
Belki Türkiye’de muktedir medya duvarını henüz delemiyoruz ama, bu hikayeler elbet insanlara dokunacak bir yol bulur.
@ekrem_imamoglu davası, bu alnı ak kadronun bu ülkeyi yönetme davasıdır.
‘çocuk olmazsa aile olmaz’ diyen sağlık bakanına çocuğu olmayan 12 yıllık evli bir kadının gece 3’te ağlayarak verdiği cevap. okuyun, utanırsınız belki…
Kocaman şehir hastanelerinin içinde Gratis bile varken sağlık çalışanlarının çocukları için neden kreş yok ???
‘Sağlık çalışanları hariç’ demek çok kolay fakat elinizdeki güçle; sağlık emekçisi anne,baba ve çocukların hakkını gözetecek şartları sağlamak da inanın çok kolay !
@saglikbakanligi@SaHaDernegi