@dagdapenguen kocam annemin evine geldi et doğruyor zevkle. ben dokunmam, kokusunu da sevmem. "eş" olmamıza dayanarak, yaratabileceğimiz her türlü konforu birbirimize oluştururuz. eşim de özel ben de özelim. biz sizin için herhangi biriyiz, birbirimiz için değil.
Kilolu zorbalaması: bu ara sanki biraz, bi gıdım kilo mu aldın sanki?
Zayıf zorbalaması: rüzgarda uçuyon mu sen, çubuk kraker, evde ekmek vermiyorlar mı, yemek yemeyi biliyon mu, çocuk reyonundan mı giyiyon, o kadar zayıfsın ki fark edilmiyorsun, hiç kilo almaya çalıştın mı,
zaten mesele sadece toplumdan ne duyduğun değil,,, bu yorumları yapan toplum, zapzayıf mankenlere ağzının suyunu akıtırken büyük beden model görünce "obez güzellemesi" diye linçliyor. kıyafet bulamamaya girmiyorum bile, iki tarafın yaşam standatı arasında dağlar var
30 yıl öncesinin Türkiyesinde bu sözler büyük tepkilere ve boykota yol açmıyordu, bugün hiç kimse bu şekilde konuşamaz, bunu neye borçluyuz biliyor musunuz 30 yıldır susmayan ve hiç susmayacak kadın mücadelesine.
san sebastianlı bi arkadaşım istanbula geldi, bende kalıyodu, cheesecake meselesini görünce şok olmuştu, hiçbir fikri yoktu, amerikan tatlısı değil mi cheesecake, biz ne alaka demişti
yaşadığın şehre bağlı, paris barselona gibi kalabalık ve çeşitli kültürlerin bir arada yaşadığı şehirlerde her türden insan görürsün, yerel kültürü kaybetmemiş yerlerde gönlünce dolaşırsın, Bask bölgesinde okuldan sabaha karşı çıktığım çok oldu, korkutucu tek şey dalga sesiydi
Erasmus'a giden bir Türk kadını, "Avrupa'da kadınlar istediği gibi dolaşabiliyor" iddiasını yalanladı:
"Böyle bir şey yok, külliyen yalan.
Ben Belçika'nın başkenti Brüksel'deyim, gerçekten her günü o kadar korkuyla yaşıyorum ki..."
18. 4-Hizmetlerin sağlanması, mağdurun şikâyette bulunmasına veya faile karşı tanıklık etmesine bağlı olmayacaktır.
işte bu yüzden istanbul sözleşmesi yaşatır