NATO Zirvesi için Türkiye’ye gelecek uçakların %80-%90 oranında Esenboğa Havalimanını kullanacağını resmi belgelerle tespit ettik.
Anlaşılıyor ki;
Geriye kalan sadece %10-%20’lik kısımdaki uçaklar Etimesgut’taki Ankara Havalimanını kullanacak.
Yani NATO Zirvesi bahanesiyle, CB Erdoğan milyarlarca lira kamu kaynağı harcayarak, kendine tahsisli bir havalimanına sahip oldu.
Bakalım AKP, o havalimanında ne filmler çevirecek?
Kaynak: DHMİ HALİNKOK Tutanakları
Gazze’de 74 bin insanı İsrail ile birlikte katleden, Gazzeli çocukları açlıktan öldüren emperyalist ABD’nin kuruluş yıldönümünü Fatih Sultan Mehmet Köprüsü’nü ABD bayrak renklerinde ışıklandırarak kutlamışlar. Yazıklar olsun.
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
EYVAH EYVAH !…
İTO Haziran ayı enflasyonunu 1.14 olarak açıklamış. Bu oran gerçek enflasyon en az yarısı kadar. Son 6 aydır İTO bile TÜİK gibi enflasyonu oldukça düşük gösteriyor.
TÜİK ise enflasyon oranını İTO’dan da düşük göstereceğine göre Haziran ayı enflasyonunu 0.75-0.90 aralığında açıklayabilir, Bu da emeklilerin ve memurların aylıklarına çok düşük enflasyon farkı verileceği anlamına geliyor.
Eyvah eyvah, yine olan emeklilere olacak.
#İBBDavası#MuratOngun 2015 yılına ait, İBB AKP yönetimindeyken kesilen sahte faturaların orijinallerini mahkemeye sundu.
🔴 MEDYA AŞ Yönetim Kurulu Başkanı #MuratOngun beyanda bulunuyor
"Ahmet Çiçek vardı Sayın Başkanım. Bizim dosyada da itirafçı oldu. Serbest kalmış.
Enteresan olan şu: Ahmet Çiçek hakkında sahte fatura kesmekten verilmiş hâkim kararı var.
Bizim dosyanın itirafçısı oldular.
Şirketlerine ne Medya AŞ'den, ne de Kültür AŞ'den kesilmiş tek bir fatura var.
Zaten Ahmet Çiçek'in beyanına bakarsanız, 2018 yılından sonra İBB ile çalışmadığını söylüyor. Kültür AŞ ya da Medya AŞ ile de bizim dönemimizden bir yıl önce çalışmaları bitmiş.
🔴 Ama buna rağmen adam bizim dosyanın itirafçısı.
🔴 Şimdi benim elimde kendi sahte faturaları var.
Özellikle işaretledim. Aynı faturada "şapka ve tişört yapımı" yazıyor. Bir, dört ve beşinci satırlar olması lazım.
Değerli Başkanım, bu faturaların tarihleri de Şubat 2015 ile Haziran 2015 arasında; yani dört aylık bir dönem.
Promosyon faturası, grafik tasarımı, fileli çanta yapılması, stant kurulumu, tanıtım, konaklama, otobüs kiralama, şapka ve tişört imalatı, müzik grubu faturası, yurt içi uçak bileti alımı...
🔴 Bunları Ahmet Çiçek yapmış; bizim dosyamızın itirafçısı.
Belki yanında iki üç kişi çalışıyordu ama bütün bunları yapabilmiş.
🔴 Bu 15 farklı mal ve hizmetin toplam bedeli, 2015 yılı parasıyla 14 milyon 432 bin lira.
🔺️Mart ayında dolar 2,46; Haziran ayında 2,69. Ortalama hesaplarsanız yaklaşık 6 milyon dolarlık iş.
🔴 2015 yılında, sadece dört ay içerisinde Kültür AŞ bu firmaya milyonlarca liralık promosyon ürünü yaptırmış.
🔺️Ne kadar biliyor musunuz?
Dört ayda 621 bin 750 adet tişört, 1 milyon 525 bin adet şapka.
Sadece dört ayda.
Sayın Başkan, ben o yıl İstanbul'un nüfusuna da baktım. 14 milyon 557 bin kişi.
Bir yıl içerisinde 1 milyon 525 bin şapka üretilmiş.
2016, 2017 ve 2018 yıllarına da baktım. Sonraki yıllarda her yıl yaklaşık 1 milyon adet şapka yaptırılmış.
🔴 İstanbul'da her üç kişiden biri İBB şapkası takmıyorsa bu faturalar sahtedir.
Sonra dedim ki, "Peki biz ne kadar şapka yaptırmışız?"
Onlar dört ayda 1 milyon 500 bin adet şapka yaptırırken, biz beş yılda 1 milyon adet şapka yaptırmışız.
Bu faturaları kesen kişi, kendi beyanıyla sahte faturacı olduğunu söyleyen bir adam.
Ama o sahte faturacının bizimle hiçbir ilgisi yok.
Başka sahte faturalar da var.
Devam ediyorum.
Bu firma bir iki yıl görünüyor, sonra kayboluyor.
🔴 Bu firma da Mart başından Temmuz sonuna kadar, beş aylık dönemde faturalar düzenliyor.
Neler var?
Baskı işleri, antetli kâğıt, kapaklı dosya, kâğıt poşet, [anlaşılmadı], anket formu, masa takvimi, katalog...
Milyonlarca adet.
Beş faturanın toplamı, o günün parasıyla 8 milyon 994 bin lira.
Bugünkü karşılığı yaklaşık 164 milyon lira.
Sayın Başkan, özellikle işaretledim.
Adam dört ayda 10 milyon adet anket formu bastırmış.
İstanbul'un nüfusu 14 milyon.
10 milyon anket formu bastırmış.
🔺️Ben baktım, biz kaç tane bastırmışız diye.
Sıfır.
Bizde böyle bir iş yok.
Kâğıt poşet, katalog, 2 milyon 50 bin adet katalog, kitapçık, broşür, 90 bin kapaklı dosya...
🔺️Tabii ki bugün burada bunların sahte olduğunu tek tek ispat edemem.
Ama iddia ediyorum ki elimizdeki bu faturalar başka işler için kullanılmış sahte faturalardır.
🔴 Değerli Başkanım, bunu biraz daha açıklayacağım.
🔺️Sadece dört ay içerisinde, bugünkü parayla yaklaşık 450 milyon liralık fatura var elimizde.
Dört ayda 450 milyon lira.
🔺️Haziran 2015 genel seçimleri vardı.
Sayın Savcılık burada bir ağaç şeması göstermişti. 2024 yerel seçimleriyle ilgili bir organizasyon şeması sundu!
🔺️Bizim elimizde bulunan bu faturalar, 2015 genel seçimleri döneminde yapılan harcamalara ait.
🔴 Üstelik bunların tamamı orijinal faturalardır.
🔺️Fotokopi bile değil. Orjinal hallerini sundum size.
🔴 Biz sahte faturacı değiliz.
Sahte faturacı olduğunu kendi beyanıyla kabul eden kişinin kestiği yüz milyonlarca liralık faturalar ortada..Size sundum.
@samiltayyar27 Arada Kaynamasın diye bu paylaşım.
Rahmetli Necmettin Erbakan aslında o yıllarda milleti de, uyarmış.
Ama gelin görün ki, millet halen kış uykusunda.
Dikkale dinleyiniz. Bakınız hangi konulara değinmiş.
Buyurun ⤵️
#İBBDavası'nda 57. Gün
"Yalnızca 1 adet arabam var."
İBB Genel Sekreter Yardımcısı, Şehir Plancısı #GürkanAkgün beyanda bulunuyor.
"İşte malvarlığım ortada!
Evlerimiz arandı, banka hesaplarımıza, mülkiyet dökümlerine bakıldı.
İddianamede de yazıyor.
Yalnızca 1 adet arabam var.
Başka da ne malım, ne de mülküm var.
Hesabını veremeyeceğim tek bir kuruş dahi yoktur.
Bırakın sebepsizini ortada zenginleşme yok.
Peki soruyorum.
Rantın tam merkezindeki makamlarda görev yapmış biri olarak soruyorum:
Aklımın bir yerinde tırnağımın ucu kadar çıkar peşinde olmak yer alsaydı böyle mi olurdu malvarlığım?
Karşınızda bu kadar rahat konuşuyor olabilir miydim?
Benim peşinden gideceğim tek çıkar; bir kamu görevlisi olarak kelimenin taa Orta Asya'dan gelen anlamı ile halkın bütününün çıkarıdır.
Yıllarca çamurlu yollarının eziyetini çekmiş mahallelileri, oralar kıymete binince yerinden etmek isteyen rantçılara karşı gecekondulunun çıkarıdır.
Anadolu'dan üniversite okumak için güç bela İstanbul'a gelip de yurt bulamayan gençlerin çıkarıdır.
Hayata mağlubiyetle başlamış yoksul mahallelerde, ders çalışmak için dahi imkân bulamayan, yer bulamayan çocukların çıkarıdır.
Yıllardır açgözlülükle lime lime edilen, betona boğulan İstanbul'un suyunun, ormanının, toprağının çıkarıdır.
Evet!
Ben bu çıkarların peşinden koştum, koşmaya da devam edeceğim.
Bugün Başkanımız Ekrem İmamoğlu'nun öncülüğünde, burada yargılanan birçok çalışma arkadaşımın emekleriyle, daha önce sayısı sıfırken; artık İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin, bu kısa zamanda hizmete açtığı kreşleri, kent lokantaları, öğrenci yurtları, halk kütüphaneleri, bölgesel istihdam ofisleri, mahalle evleri, sağlık merkezleri, ders atölyeleri vardır.
Öğrenciler İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden yani halkın bütçesinden burs alıyor.
Anneler, iş arayanlar ücretsiz ulaşım hakkından faydalanıyor.
Dar gelirliler, emekliler kentsel dönüşümde hibe desteği alabiliyor.
Daha fazlasını saymakla bitmez.
Artık bugün itibariyle bir müsveddeye dönmüş bu iddianamede ortaya konulduğu gibi, kamuyu zarara uğratan bir belediye yönetimi var olsaydı şayet; tüm bunlar başarılabilir miydi dersiniz?
Biz belediyenin her kuruşunu halkın çıkarına kullanmaktan gayrı hiçbir şey yapmadık.
2019'dan bu yana İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin bütün yaptığı işlemler mülkiye müfettişlerince, Sayıştay'ca didik didik edildi.
Şimdi karşımızda çoğu tekrardan oluşsa da nedense sayfa sayısıyla övünülen bir iddianame var.
Ne mutlu bana ki yıllardır bu şehrin imarından, planlamasından sorumlu bir alanda görev yapmış bir insan olarak; neden şu kişiye, şu firmaya haksız yere plan değişikliği yaptınız, şunun emsalini neden arttırdınız, neden olmayacak yere inşaat izni verdiniz diye tek bir suçlamayla dahi karşı karşıya kalmadım.
Çünkü, yok!
Bu bile görevimi nasıl layıkıyla, yasal mevzuata uygun, adaletli ve kamu yararını gözeterek yaptığımın ispatıdır."
#İBBDavası'nda 54.Gün
"Cezaevinde zehirlenme oldu. Sahra hastanesi kuruldu. Hayatını kaybedenler oldu. Ben de ölseydim ne diyeceklerdi?"
Eğer o hayatını kaybedenlerden biri ben olsaydım, belki de "ton balığı yediği için" değil ""zaten kendine zarar verme eğilimi vardı" denilecekti."
🔺️İş İnsanı, danışman #GüldemŞık beyanda bulunuyor.
"Özür dilerim Sayın Başkanım, biraz duygulandım.
Bütün bu isnatlarda Yargıtay'ın belirlediği ölçütler vardır.
Ben de yaklaşık bir buçuk yıldır tutuklu olmamın nedenini anlamaya çalışıyorum.
Belki bir açıklaması vardır diye düşündüm, hâlâ da düşünüyorum.
Sayın Başkanım, değerli heyet ve Sayın Savcım,
Hakkımdaki iddiaların temelini oluşturan ses kayıtlarındaki kişinin ben olmadığımı defalarca beyan ettik.
Buna rağmen birtakım iftiralarla ve gerçek dışı değerlendirmelerle bugün karşınızdayım.
27 Şubat 2025 tarihinde tutuklandım.
Ardından Sakarya Cezaevi'ne sevk edildim.
Geçirdiğim on aylık süreci uzun uzun anlatmayacağım.
Burada herkes yaşadıklarını anlatmak zorunda kalıyor.
Ben sadece nasıl vicdandan ve mantıktan uzak bir değerlendirmeyle bu süreçlere maruz bırakıldığımı anlatmak istiyorum.
Dosyada "kendine zarar verebilme" ya da "intihar riski taşıma" gibi değerlendirmeler yapıldığını gördüm.
Sizce böyle bir değerlendirmeyi yapan irade ne düşünmüş olabilir?
Benim aklıma şu geliyor:
"Bu kadını başka bir yere gönderiyoruz. Başına orada bir şey gelirse bunun hesabını veremeyiz. Eğer bir şey olursa da zaten kendine zarar verme eğilimi vardı deriz."
Ben böyle düşündüm.
Oysa ben hayatım boyunca antidepresan dahi kullanmamış bir insanım.
Hangi kanun maddesine dayanılarak böyle bir değerlendirme yapılabildiğini hâlâ anlayabilmiş değilim.
Üstelik sevk edildiğim süreçlerde cezaevlerinde çok ciddi sağlık sorunları da yaşandı Sayın Başkanım.
Yüzlerce insan zehirlendi, çok sayıda kişi hastanelere kaldırıldı. Cezaevlerinin önüne sahra hastaneleri kuruldu.
Hayatını kaybeden insanlar oldu.
Eğer o hayatını kaybedenlerden biri ben olsaydım, belki de "ton balığı yediği için" değil ""zaten kendine zarar verme eğilimi vardı" mı denilecekti.
Ben bu yaşadıklarımı nasıl açıklayacağımı gerçekten bilemiyorum.
Varlığından haberdar olmadığım iddia edilen bir örgütü bir kenara bırakın; yaşadığım bu süreçlerden de kimsenin haberi olmadı.
Bir Allah'ın kulu çıkıp da "İyi misin?", "Başına bir şey geldi mi?" diye sormadı.
Çünkü ne kimse beni tanıyordu ne de birkaç kişi dışında ben kimseyi tanıyordum.
Bizim varlığımızdan sosyal medyanın bile haberi yoktu.
Dosyaya birkaç haber örneği de koydum.
Sayın Başkanım, ne Sakarya'ya sevk edildiğimin ne de bu davada yargılanacağımın haberi doğru dürüst hiçbir yerde yer almadı.
Herkes "26 kişi yargılanacak" diyordu.
Oysa sayı 27 kişiydi.
Benim adım bile yoktu.
Sanki beni unutmuşlardı.
Cezaevinden getirilirken sürekli araç değişiklikleri yaşadım.
Eşyalarım kaldı, üç kez farklı yerlere taşıdım.
Neyse...
Bu süreçte beni yalnız bırakmayan insanlar da oldu.
İzmir'den gelen ailem, Ankara'dan gelen nişanlım ve Antalya'dan gelen arkadaşlarım beni unutmadılar.
Hepsine minnettarım.
İyi ki varlar.
Bugün hâlâ yaşıyorum, ayaktayım ve tutunmaya çalışıyorum.
Sayın Başkanım, değerli heyet, Sayın Savcı,
Özgürlüğümüzden mahrum bırakılmamızın üzerinden yaklaşık bir buçuk yıl geçti."
İstanbul’un kalbinde, Avrupa’nın dört bir yanından gelecek sporcuları, gençleri ve misafirleri ağırlamamıza 1 yıldan az bir süre kaldı.
İstanbul 2027 Avrupa Oyunları logosu, şehrimizin enerjisini, çeşitliliğini ve ortak geleceğe olan inancını yansıtıyor.
İstanbul’a Avrupa Oyunları çok yakışacak. Şehrimiz, tarihiyle, kültürüyle, dinamizmiyle ve insanlarıyla bu büyük organizasyona ev sahipliği yapmaya hazır.
Sporun birleştirici gücüne inanıyoruz. İstanbul 2027, farklı ülkelerden insanları dostluk, dayanışma ve barış etrafında buluşturacak unutulmaz bir şölen olacak.
Boğaz’ın iki yakasını birbirine bağlayan köprülerimizde Olimpiyat Halkaları’nı göreceğimiz günü sabırsızlıkla bekliyorum.
Tüm İstanbulluları bu heyecana ortak olmaya, Avrupa Oyunları’nı birlikte sahiplenmeye ve şehrimizin bu büyük yolculuğuna destek vermeye davet ediyorum.
İBB ve İETT olarak geleceğimiz olan gençlere büyük önem veriyoruz.
Bu kapsamda bir okulda daha, özel bir eğitim ve oyun alanı tasarlayarak hayata geçirdik.
İETT atölyelerinde, İETT ustaları tarafından yeniden tasarlanarak üretilen, ekonomik ömrünü tamamlamış ürünler böylece hem yeniden kazandırıldı hem de çocuklarımız için yeni bir eğitim ve oyun alanı oldu. 🚌
Beykoz Necip Fazıl Kısakürek İlköğretim Okulu öğrencilerinin bu mutluluğu da bizlere yenilerini yapmak için ayrı bir motivasyon oldu. 🧑🎓🏫
Tüm öğrencilerimize sağlık, mutluluk ve başarı dolu bir hayat diliyoruz.