#İBBDavası'nda 2.Celse 4.gün
11 ay tutuklu olduktan sonra tahliye edilen Ekrem İmamoğlu'nun Özel Kalem Müdürü #KadriyeKasapoğlu
"Öncelikle sizleri ve bu salonda adalet bekleyen bütün herkesi saygıyla selamlıyorum.
Heyecanlıyım. Zira gerçek dışı iddialarla yaklaşık 309 gündür ben de özgürlüğümden mahrum bırakılmıştım.
Bugün tutuksuz da olsam, karşınızda aylar sonra kendimi ifade edebilecek fırsatı elde ediyorum.
Ve nihayetinde, çalışmanın sorumluluğunu bilen, her sabah bu anlayışla işine gidip gelen 20 yıllık devlet memuru Kadriye Kasapoğlu olarak ben de karşınızdayım.
Aylarca tutuklu olma gerekçesi gösterilen ve iddianamemizde “suç delillerini gizleme” olarak geçen, Özel Kalem'de kullandığımız sıradan bir iletişim cihazına olağanüstü bir anlam yüklendiğini okuduğumda tekrar tekrar hayrete düştüğüm şu meşhur hat ve cihazdan söz etmek istiyorum öncelikle.
İBB Başkanımız Sayın Ekrem İmamoğlu'na ait hat ve cihaz. Kendisinin mensup olduğu partinin ilçe başkanlığı döneminden beri kullandığını bildiğim, gün içerisinde sıklıkla çok fazla çağrı alan, özellikle sahada seçim çalışmalarında vatandaş taleplerinde kullanılan, kullanılırken de makamda ya da sahada fark etmeksizin yanında olan nöbetçi arkadaşımız tarafından kullanılan, hatta yine bu arkadaşımız tarafından kullanılırken de bu arkadaşımızın hiyerarşi olduğunu bildiğim, hatta bir süre sonra belediye başkanımız dışında, belediye başkanımızdan ziyade yanındaki bu arkadaşımıza ulaşmak için kullanılan bir telefon hattıdır.
Hatta bu konuyla ilgili arkadaşlarımızla aramızda mizahi bir konu var. Bunu da izninizle paylaşmak isterim.
Bir gün sahada bu telefon çalıyor. Sayın Başkanımız telefona bakıyor. Karşıdaki ses Başkanımızla konuşmak yerine yanındaki arkadaşımızı istiyor. Başkan da gayet sakin bir şekilde, “Al, seni istiyorlar.” diye arkadaşımıza veriyor telefonu.
Yani şunu söylemeye çalışıyorum Sayın Başkanım: Karşıdaki arayan şahsın Ekrem İmamoğlu ile konuşma ihtimalinin olmayacağını bildiği, onunla karşılaşma ihtimalinin olmayacağını bildiği bir telefon hattıdır.
🔺️Ve şunu iddia ediyorum: Siz bu telefonla, bu cihazla gerçekten üç gün yaşayamazsınız.
Yani Türkiye'nin en ücra köyündeki muhtardan tutun, iş için arayan yurttaşlarımıza, mezar yeri soran vatandaşlarımıza kadar tamamen profesyonel bir telefon operatörü tarafından yönlendirilmesi gereken bir hat haline geldiğinden, Başkanlık Sekretaryamıza bağlı PBX hattı olan 0 212 .... hatla yönlendirme yapılmış.
🔺️Tabii ki nokta atışı tarihi şu anda bilememekle birlikte, ilk ifademde olduğu gibi yaklaşık iki sene, iki buçuk senesi vardır.
2024'ün ortaları gibi hatırlıyorum. Sonrasında da “Bu telefon artık kartvizitten de kaldıralım.
Tamamen kurumsal bir hatta dönüştü.” dediğimiz, takip eden aylarda, 2025'in ilk günlerinde diye anımsadığım tarihten itibaren hayatımızdan çıkmıştır.
🔺️Hatta hayatımızdan o kadar çıkmıştır ki ben bu telefonla ilgili konuyu, tutuklanmadan önce yaklaşık bir hafta önce, bir arkadaşım beni telefonla arayıp “Televizyon açsana.” dediği uyarıyla öğrendim.
🔺️Ulusal bir kanalda, elinde bir çubukla haber moderatörünün, kafalarımızda konulmuş, “O ona vermiş, bu buna vermiş, şuna vermiş.” gibi dediği, çok özür dilerim, masalsı bir anlatımla evde kanepede otururken öğrendim.
⚫️ Haberin dış sesi şöyleydi: “İmamoğlu'nun kayıp telefonu bulundu.”
🔺️Şimdi, “İmamoğlu'nun kayıp telefonu bulundu.” Bir kere telefon arıyoruz diye kimse bir şey söylememiş, bize sormamış.
Sonra gözaltına alındım. Avukatlarımla nezarethanede, “Acaba neden buradayım?” kritiği yapıyoruz.
Avukatlarım dedi ki: “Kadriye Hanım, siz gözaltına alındıktan sonra sosyal medyada çok ciddi bir telefon dolaşımı var. Acaba bu olabilir mi?”
🔺️ Tereddütsüz, konunun kesinlikle bu olmayacağını, bunu ben bir hafta önce televizyonda izlediğimi, bunun bir soruşturma konusu olmayacağını söyledim avukatlarıma.
Avukatlarıma bunu söyledikten sonra bu cümle, avukatlarımın tutuklanmadan önce kurduğum son cümle olmuş oldu."
İBB davasında Kadriye Kasapoğlu'nun ifadesi ayakta alkışlandı: Savunmam kısa ama haklılığım iddianame gibi 4 bin sayfa eder!
📍 "Bu telefon beni oğlumdan 11 ay ayırdı. 1,5 yıl incelendi, içinden suç unsuru olabilecek ne çıktı? İddianamenin hiçbir yerinde bu telefon yok"
📍 "Hayatımda hiç görmediğim Bayram Yıldırım demiş ki, 'Kadriye Kasapoğlu'nun şoförü gider, paraları alırdı.' Ama hiçbir şoför arkadaşımız bunu kabul etmiyor"
https://t.co/XAJ5YMGgph
"Savcı bir isim ver dedi, verdim.."
Ne güzel İstanbul di mi?!?
Sonuç: İnsanlar en az 18 aydır tutuklu, aileler perişan!
Ve ahlaksız troller tarafından yapılan binlerce algı çalışması!
"Her şey ortaya çıkacak" derken, boşuna söylemiyoruz.
Ve evet; her şey ortaya çıkacak!
MUZAFFER BEYAZ’DAN İMAMOĞLU’NA: HAKKIMI HELAL EDİYORUM
Ekrem İmamoğlu, Muzaffer Beyaz’a çapraz sorguda sorular sordu.
Ekrem İmamoğlu: Peki. Şimdi babamın ismi geçiyor burada. Bir alışveriş yapıldı. Alındı, verildi, parası ödendi. Ki sizinle bizim aramızda para ilişkisi de var yani. Borç alışverişli oldu. Doğru mudur?
Muzaffer Beyaz: Doğrudur. Onları bilmiyorum Başkanım. Bu Westsideile ilgili olan konuları, ben sadece.
İmamoğlu: Burada da parası ödendi. Şimdi “biliyorum” diye demişsiniz. Bugün ama değiştirdiniz dediniz ki "bu duyumla söylediğim şeyler" dediniz. Doğru mu?
Muzaffer Beyaz: Ben ilgilenmiyorum.
Ekrem İmamoğlu: İlgilenmiyorum, duyumla ilgili söylediniz. Peki. Şimdi şunu da söylemek istiyorum. Tabii ben burada dediğim gibi, az önce de söylediğim gibi, savunmam engellendiği için anlatamadığım bir husus üzerinde de tepiniliyor. Sanki iddia makamı da her işleri malzeme arar gibi gündem yarattığı için…
Muzaffer Bey, bu konuda şöyle ifade edeyim; Meydan Yakuplu konusu biliyorsun orada çok güzel bir kültür merkezi projesi var. Bu projeyle eklentili bir yer var.
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Ve bu aslında yani 7 bilinmeyen bir denklem değil. Çok basit bir denklem. Burada o araziyi bağışlayan yine Çuhadaroğlu. Yanındaki arazinin sahibi de Çuhadaroğlu. Doğru mudur?
Muzaffer Beyaz: Doğrudur.
Ekrem İmamoğlu: Hatta projenin birbiriyle konuşması ve orada ben bir Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi açmak istediğimi ve diğer bir Atatürk Kültür ve Sanat Merkezi açtık. Bir de Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi açmak istediğimi, burayı da Çuhadaroğlu’yla uzlaşabilecek, yapabilecek kalitede bir firmanın olması gerektiğini istediğimi, burayı düşünür müsünüz dediğimi de hatırlıyorsunuz değil mi?
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Ve burayı anlaştınız doğru mu?
Muzaffer Beyaz: Doğru.
Ekrem İmamoğlu: Sonra da burayı Adem Bey'e devrettiniz.
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Bir sorun var mı burada?
Muzaffer Beyaz: Bir sorun yok. "Devret" demiştiniz, biz de devrettik.
Ekrem İmamoğlu: Hayır. Senin de o dönemde bir arzunla, burayı yapmakla ilgili bir süreçle ilgili bir yavaşlık vardı.
Muzaffer Beyaz: Evet vardı.
Ekrem İmamoğlu: Yapılmıyordu, yapılması gerekiyordu.
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Bir ortak olsun, nasıl devrettiğinizi bilmiyorum. Ama "oturup konuşun" demiştim.
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Değil mi?
Muzaffer Beyaz: Evet.
Ekrem İmamoğlu: Doğru mu? Zorlama var mı burada size?
Muzaffer Beyaz: Zorlama yok ama devredebilirsiniz demiştiniz Başkanım.
Ekrem İmamoğlu: Zorlama yoksa burayı devredin. Ve burası da yapıldı. Peki buradan daire alacağın var. Bana niye gelip demedin ki "benim iki tane daire alacağım var"?
Muzaffer Beyaz: Başkanım, ben size böyle şeylerle ilgili, hiçbir şeyle gelmedim.
Ekrem İmamoğlu: Adamla konuşurduk yani, alırdık değil mi?
Muzaffer Beyaz: Yok, adamda sorun yok.
Ekrem İmamoğlu: Dolayısıyla orası bitti. Şu anda orada bir proje var. Fatih Sultan Mehmet Kültür Merkezi var. Bir tarafında bu sizin de başlangıcına imza attığınız proje yapıldı. Ve orada şu anda bir kamu alanı oluşturuldu. Meydan oluşturuldu yaklaşık üç dört bin metre kadar. Bu da sizin ilk başta çizdirdiğiniz proje. Doğru mudur?
Muzaffer Beyaz: Ben yaptım…
Ekrem İmamoğlu: Yok, yaptım demedin. “Çizdirdiğimiz proje” dedin. Doğru mudur? Projenin çiziminde siz vardınız.
Muzaffer Beyaz: Onu ben çizdirdim ama meydanla ilgili ben bilmiyorum.
Ekrem İmamoğlu: Tamam. Yani bu şekilde bir ticari, insani, vicdani bir süreç yaşatıldı. Yani sizin 18 senedir diyalogumuzla, seyahatimizle… Ancak nedir? Belki siz bana gelip bana yemek ısmarlamışsınızdır veya seyahat yapmışızdır; ben size yemek ısmarlamışımdır, buradan hak geçmiştir. Doğru mudur? Başka bir hak geçmişlik olabilir mi?
Muzaffer Beyaz: Yok.
Ekrem İmamoğlu: Hakkını helal ediyor musun?
Muzaffer Beyaz: Ediyorum yani.
Ekrem İmamoğlu: Ediyorsan, benden de helal olsun. Teşekkür ediyorum.
CANLI BLOG | İmamoğlu'nun ardından İBB Spor Kulübü Başkanı Fatih Keleş söz aldı. "İş yaptırdık demişsiniz. Fatura ibraz ettiniz mi? Beni tanıyor musunuz?" diye soran Keleş'e Seyfi Beyaz'ın yanıtı, "Sizi tanımıyorum. İş yaptığınızı şantiye şefinden duydum. Fatura ibraz edip etmediğimi hatırlamıyorum" şeklinde oldu. Keleş'in avukatı Baran Kaya, Beyaz'a "Kaç kere ifade verdiniz, bu kadar çok ifade vermenizin sebebi neydi?" sorusunu yöneltti. Beyaz ise, "10 yıllık konular aklımıza geldikçe gittik" yanıtını verdi.
Dayanışmayla Başlıyoruz!
YENİ Parti'yi milletimiz kurdu, büyütecek olan da iktidar yapacak olan da milletimizdir.
Yeni nesil parti-millet dayanışmasıyla bağış kampanyamızı başlatıyoruz.
https://t.co/j7JSlJAsAT
#YeniDayanışma
Adamlar kendi kafalarında öyle bir din yaratmışlar ki... Sadece içki ve domuz haram ve günah.
Hırsızlık, yolsuzluk, rüşvet, adam kayırma, ihaleye fesat karıştırma vs. hepsi serbest, hepsi caiz.
Anadolu’nun bir huyu vardır.
Güvenmediğine kapısını açmaz.
İnanmadığı yola koyulmaz.
Bugün Kırıkkale’de kapılar da açıktı, yolumuz da…
Milletle yürüdüğümüz yoldan şaşmayacağız. Yeni, adil, huzurlu bir geleceğe hep beraber kavuşacağız.
80 yaşıma kadar muhalefet koltuğunda oturacağıma, yarın sabah bırakır, iktidar koltuğu için yola çıkarım.
Size söz veriyorum…
Ne emekliyi, ne çiftçiyi, ne emekçiyi, ne esnafı…
Kimseyi çaresiz bırakmayacağız.
Murat Ağırel: “Gaziosmanpaşa Belediyesi davasında Aziz İhsan Aktaş’a, ‘Para nerede, kime verildi’ diye soruluyor.
Aktaş, ‘Ben vermedim, ortağım Gürkan Dölekli verdi.’ diyor.
SEGBİS’le Dölekli’ye bağlanılıyor. Dölekli, ‘Ben kesinlikle kimseye para vermedim’ diyor.
Hadi buyurun; bu kişinin ifadeleriyle belediye başkanları tutuklandı!”
Tayyip Erdoğan 23 yıldır yönetimde; 72 yaşında...
Devlet Bahçeli 29 yıldır partisinin başında; 78 yaşında...
Kemal Kılıçdaroğlu 13 yıl oturdu, kurultay zor indirdi, mayısta mahkeme geri oturttu; 77 yaşında...
Ve 3'ünün de derdi tekrar aday olmak!
Geleceğe umutla bakıyorum!
Kemal Kılıçdaroğlu "masraflarımı, arabamı bir iş insanı karşıladı, ismini söyleyemem" diyor.
📍Yahu bir araba tahsisi yüzünden hapis yatan belediye başkanı var.
Sen nasıl bir tipsin?
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
📍Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, diploma davasında yine tarihe not düşecek bir savunma yaptı. Sizler için özetledim:
“— Rektör diplomamı iptal etmeden önce beni aradı “çok baskı kuruluyor başkanım” dedi!
— Benimle birlikte 28 kişinin diploması iptal edildi ama bu ceza davası sadece bana açıldı. Soruşturma ve dava bir tek Ekrem’e yapıldı!
— Sabah duruşmaya gelmeden önce bir fanila bir gömlek istedim. Ama bana çok gördüler. Tartıştım. Ama bu tartışma bile bana güç katıyor. Yılmıyorum!
— Özgür Özel nereye giderse oradayım. Ya bir yol bulacağız ya bir yol yapacağız!..”
Duruşma tam 5,5 ay sonra Aralık ayına ertelendi. Hukuken bu davada ceza veremeyeceğini bildiği için hakimin duruşmayı ertelediğini düşünüyorum.
Ekrem İmamoğlu’nun kısılan sesi olmalıyız. İmamoğlu ve tüm siyasi tutsaklara adalet!
Bazı yoklukların yerine hiçbir şey konmuyor.
Yük ağırlaştığında,
omuz verecek bir dost aradığında,
dönüp bakınca eksikliğini hissettiğinde…
Birlikte yürüdüğümüz yollar burada. O yollardan çok daha fazlasını yine seni yanımızda hissederek aşacağız.
Hatıran da hayallerin de bize emanet…