Özgüven, kendine değer vermek nasıl değişik şeyler. Bir bakışla, sözle, hisle, bir anla bir anlığına nasıl yerle bir oluyor hepsi. Yılların gidiyor gibi. Toz oluyorsun sanki. Hiç var olmamış gibi.
Bütün kitaplarımı yakmak istiyorum. Öyle bir his. Çoğu şeyin müsebbibi onlar. Sanki yıllarca ben okumamışım da onları, onlar beni okuyarak tüketmiş. Tüketiyor.
ne olursa olsun darlığı beklemeyin, yokluğu beklemeyin, düşmeyi beklemeyin. müminin kalbi, korkularıyla değil, rabbi hakkındaki hüsnüzannıyla yaşar. nitekim hz. Ali (ra) şöyle buyurmuştur: “beklenen mutlaka gelecektir. öyleyse hayrı bekleyin.”
öyleyse kerîm olan Allah’tan bol ihsan bekleyin. rezzâk olan Allah’tan hiç tükenmeyecek rızıklar bekleyin. vehhâb olan Allah’tan hesaba sığmayacak lütuflar bekleyin. azîz olan Allah’tan izzet, vakar ve şeref bekleyin. rahmân olan Allah’tan gönüllerinize ferahlık, yollarınıza kolaylık, ömrünüze bereket bekleyin.
Allah’ın kapısında bekleyen kimse, kulların kapısında mahzun kalmaz. o’nun hazineleri asla eksilmez, rahmeti tükenmez, ihsanı sınırsızdır. nice kapılar kapanır da Allah umulmadık bir yerden bambaşka kapılar açar. nice sebepler tükenir de o, tek bir “ol” emriyle bütün hesapları değiştirir. rabbimiz dilediğinde uzak yakın olur, zor kolaylaşır, imkânsız görünen şeyler lütfuyla mümkün hâle gelir. gönlünüzü hüsnüzanla besleyin. Allah hakkında daima güzel zan sahibi olun. o, kullarına ikram etmeyi sever. o’nun katındaki hayır, bizim hayal ettiğimizden daha geniş, rahmeti ise ümitlerimizden daha büyüktür.
Allah’ım, kalplerimizi sana karşı hüsnüzanla doldur. bizi lütfundan ümit kesmeyen, rahmetine güvenen ve kapından ayrılmayan kullarından eyle. bize ummadığımız yerlerden helâl, temiz ve bereketli rızıklar ihsan eyle. sen, ihsanı sonsuz olan kerîm’sin. amin ya erhamerrahimin.