Soralım:
'Sünnî hadis kitapları' derken hangi kitaplardan söz ediyorsunuz?
Sahîh-i Buhârî’den mi? Müslim’den mi? Sünen-i Ebî Dâvûd’dan mı? Tirmizî’den mi? Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inden mi? Abdürrezzâk’ın Musannef’inden mi? Taberânî’nin Mu‘cem’lerinden mi? Hâkim’in Müstedrek’inden mi?
Zira hadis ilminden biraz haberdar olan herkes bilir ki bunların tamamının müellifinin maksadı aynı değildir, kitaplarına hadis alma şartları aynı değildir ve ihtiva ettikleri rivayetlerin ilmî değeri de ayniyet arz etmez.
Bir muhaddisin 'yalnız sahih hadisleri toplamak' üzere kaleme aldığı eserle, müellifinin sahihi, haseni ve zayıfı bir arada zikrettiği bir Sünen’i yahut ulaşabildiği rivayetleri senetleriyle muhafaza etmek için meydana getirdiği bir Müsned’i aynı epistemik seviyede değerlendirmek, hadis tenkidi yapmak değil, hadis kitaplarının türlerini dahi birbirinden ayıramamaktır. Bu bir!
Şimdi gelelim el-Kâfî mukayesesine..
Allah aşkına aklı başında bir insan Şiilerin el- Kâfî'siyle örneğin Buharî'nin Sahîh'ini nasıl bir tutabilir?
İmam Buhârî zaten eserine 'el-Câmi‘u’l-Müsnedü’s-Sahîhu’l-Muhtasar' adını vermiş ve kitabını sahih rivayetleri seçmek üzere tasnif etmiştir. Hadis ulemasının Sahîhayn hakkındaki tavrı da ortadadır. İmam Nevevî Müslim şerhinin hemen başlarında bunu açıkça ifade eder:
"Âlimler, Kur’ân-ı Kerîm’den sonra en sahih kitapların Buhârî ve Müslim’in Sahîhleri olduğu ve ümmetin bu iki eseri kabul ile karşıladığı hususunda ittifak etmişlerdir." [Minhâc, 1/14]
Üstelik bu kabul, "orada yazıyorsa doğrudur" şeklinde çocukça bir eser kabullenmesi değildir elbette. Buhârî’nin râvilerde adalet, güçlü zabt, senedin ittisali ve râvilerin görüşmüş olmaları gibi son derece sıkı şartlar araması gibi somut sebeplere dayanmaktadır.
Peki Küleynî'nin el-Kâfî'si? Asıl garip olan, bu kıyasın Şiî hadis usulü açısından dahi şu zihniyeti ilzam etmesidir.
Zira İmâmiyye uleması el-Kâfî’de bulunan bütün rivayetleri sahih kabul etmemiştir. Nitekim Meclisî, Mirʾâtü’l-ʿUkûl’de el-Kâfî rivayetlerinin isnadlarını tek tek değerlendirerek ilgili rivayetlere sahih, hasen, müvessak, zayıf gibi hükümler verir. [Örn bk: 1/25,32, 33 vd.]
Şiî kaynaklarında nakledilen meşhur sayıma göre ise el-Kâfî’deki 16.199 rivayetin yalnızca 5.072’si sahih, tam 9.485’i zayıftır.
Hatta muasır şiî rivayetçisi Muhammed Bâkır el-Behbûdî, Sahîhu’l-Kâfî'sinde 16.121 rivayetten yalnızca 3.328’ini sahih kabul etmiş; Seyyid Murtazâ el-Askerî de bunu açıkça nakletmiştir.
[Bk: Meʿâlimü’l-medreseteyn, III, 343].
Şimdi insan sormadan edemiyor:
Şiî muhaddisler, tarihin de şehadetiyle kendi uydurup yaydıkları rivayetlerin bir kısmını ihtiva eden 'en önemli hadis kitapları' el-Kâfî’nin rivayetlerini dahi kendilerince somut gerekçelerle tek tek tenkit ederken, siz hangi metodolojik zemini esas alarak Buhârî’den Müslim’e, Sünenlerden Müsnedlere kadar "bütün Sünnî hadis kitaplarına bakışım aynıdır" diyebiliyorsunuz? Bu toptancı bakışın tek bir sebebi olabilir: Mahza cehâlet!
Unutmayın!
Sizin rivayetleri değerlendirmede şiiler kadar bir hadis kritiği hasılanız bile yok . Varsa yoksa subjektif, izafi şüpheleriniz var: Kur'an'a muhalefet kılıfındaki kendi Kur'an anlayışınıza muhalefet. Akla muhalefet ambalajındaki kendi akıl yürütmenize muhalefet, bilime aykırılık zarfındaki kendi natüralist bilim anlayışınıza muhalefet..
Velhasıl, ortada hadis tenkidi yapacak birikim şöyle dursun, hadis kitaplarının mahiyetini ve aralarındaki en temel farkları dahi bilmeyen birinin hadis ilmi hakkında ahkâm kesmesi var. Bu zihniyet tarafından Hadis adına ortaya konulan şey de bir usul değil, cehaletten doğan cürettir.
Buhâri konusu ehli sünnet nezdinde Sahabe konusu gibidir; ona tenkit kapısı açılırsa bunun vebalini kimse kaldıramaz, bunun hatırı bizde olmaz, billahi olmaz.
Üniversiteli genç kardeşim!
Sen de İFAM’a gel; tepetaklak olmuş ümmetin yeniden ayağa kalkmasına ilimle, fikirle ve aksiyonla omuz ver.
İlimle donan, fikirle kuşan, aksiyonla ayağa kaldır!
@ihsanhocaresmi@msamigulcu@ifamseyhan@ifamvakfi
Üniversiteli genç kardeşim!
Sen de İFAM’a gel; tepetaklak olmuş ümmetin yeniden ayağa kalkmasına ilimle, fikirle ve aksiyonla omuz ver.
İlimle donan, fikirle kuşan, aksiyonla ayağa kaldır!
“Hilâfet varken itaatimiz vacipti, hilâfet gidince kıyamımız vacip oldu"
Şeyh Said Efendi (rh.a)
Hilafetin ilgasını/kaldırılmasını(1924) kabul etmeyip 1925'te Allah dini için kıyam eden ve bedelini canı ile ödeyerek şehid olan Şeyh Said Efendi(rh.a) ve dava arkadaşlarını rahmetle yad ediyoruz.
Allah kendi dini için mücadele edip kendi yolunda can vermeyi (şehid olmayı) bizlere de nasip eylesin.
Trabzon merkezdeki @YavuzSelimVakfi 'ndaSaadettin Parlak Hocamızı ziyaret edip hayır dualarını aldık. Mevla Teala Hocamızın ilmini artırsın, hizmetlerini daim eylesin. 🤲
Trabzon'un Of ilçesinde yer alan Ağaçseven Kur'an Kursu'ndaki icazet merasimine katılarak @OmerfarukKorkmz Hocamızla bir araya geldik; duasını ve tavsiyelerini aldık. Rabbim hizmetlerini daim eylesin, kendisinden ebeden razı olsun.
Bir kılıcı başka bir kılıç kırabilir.Kalemin zaferi ise ebedidir. Ümmet büyük zaferleri kalemle kazandı.Gazzalisiz Selahaddin,Akşemseddinsiz Fatih yetişmez.GENÇ ADAM! İFAM şubelerinde medreseyle birlikte açıktan ya da içerden üniversite de oku,çağın GAZZALİSİ ol!
#GenclikIFAMda