Avukatların çoğunun neden hala mobil imzaya geçmediğini anlamıyorum. Mesleğin en konforlu yanlarından biri yıllardır kullanımda ama biz bir evrakın imzalanması için 3-4 gün meslektaşların ofise geçip imza için müsait an bulmasını bekliyoruz.
İşgal altındaki bir ülkeyi esaretten kurtarmak için Mustafa Kemal Paşa, silah arkadaşları ve koca bir millet bir mücadele verdiler. Milletçe bir mücadele verildi ve bu bir “Kurtuluş Savaşı” idi.
Müfredatı değiştirmeniz tarihi değiştirir mi?
sanat apolitikleştirilemez ve hayattan koparılamaz. hayatın kendisi politiktir. sanat hayatın kendisini ortaya koyar. apolitik sanatı kabul edersek etliye sütlüye karışmadan para kazanan ticari figürler olur, insanlıktan ve sanatçılıktan çıkarız.
değerlerimiz, inançlarımız elbet ki önemlidir. kendi hayatlarımızda doğruları yaparak değerlerimize ve inançlarımıza sahip çıkmalıyız. "sanatçı sanatını yapsın, beğenmeyen gitmesin" ikliminde yaşamak isterdim.
deniz'in ve bugün tutuklanmamış ama otosansür uygulamak zorunda kalmış, yaratıcılığını kısıtlamak zorunda kalmış, belki korkan bütün sanatçılarımızın ve halkımızın yanındayım.
yanında olmam hiçbir şeyi değiştirmez pekala farkındayım. fakat fikirlerimi söylemeden hayatıma devam ettiğimde kendime saygım azalıyor. "sen sanatını yap" diyeceklere de şimdiden sanatçının hayatının sanat olduğunu ve tavrının, duruşunun da sanatçılığının tam da kendisi olduğunu söylemek isterim.
Oğluma söz vermiştim; karne hediyesi olarak onu aquaparkı olan güzel bir otele, tatile götürecektim.
Özel lansman fiyatlı erken rezervasyon yaptırdığım otel sezona yetişmeyince, yaşanan mağduriyet nedeniyle daha üst segment bir otele yönlendirildik. Açıkçası normal şartlarda böyle bir otelde tatil yapmam mümkün değildi. Bu fırsat, tamamen yaşanan aksaklığın telafisi sayesinde ortaya çıktı. Kabul ettik.
Burada beni en çok etkileyen ise otelin kendisi değil, gördüğüm tablo oldu.
Etrafımız Romanya, Polonya, Sırbistan, Belarus, Bulgaristan Doğu Avrupa’nın farklı ülkelerinden gelen ailelerle dolu…O ülkelerin en alt gelir grubu, ağırlıklı olarak hizmet sektöründe çalışan insanlar…
Aynı yaşta çocuğu olan bir aile dostumuz da bize katılmak istedi. Kendisi üst düzey bir banka yöneticisi. Fiyatı görünce rezervasyon yaptıramadı; “Bana çok pahalı geldi.” dedi. Düşünün Romanya’da Bükreş’te banka güvenlik görevlisinin ailesiyle tatil yapabildiği otel, Türkiye’nin saygın bir bankasında yönetici olarak görev yapan birine pahalı geliyor…
İnsan ister istemez düşünüyor…
Bugün Avrupa’nın birçok ülkesinde sıradan aileler Türkiye’de beş yıldızlı bir otelde tatil yapabiliyor. Buna karşılık bu ülkenin eğitimli, çalışan, üreten, vergi veren orta sınıfı, kendi ülkesinde aynı tatile gidemiyor.
O yüzden kimse insanımızı Yunan adasına tatile gidiyor diye ayıplamasın. Turizmin başkentinde her şey dahil bir otelde gördüğüm ve ailemle birlikte yaşadığım manzara bu. Kim ne yorum yaparsa yapsın, hangi açıklamayı getirirse getirsin gerçek bu.
Şu film, şu şarkı günün herhangi bir saatinde üzüntüden öldürebilir beni.
Hasretinle Yandı Gönlüm - Dönüş Filmi - Seha Okuş https://t.co/8QI7lV1SGU @YouTube aracılığıyla
Her tür çelişkiyi, haksızlığı, siyasi rezilliği görmezden gelip hakikati sürekli bükerek ömür tüketenler var. İnsan hiç bir menfaat için -çünkü ideoloji denemez buna- haysiyetinden vazgeçmemeli! Gözünün önünde olanı nasıl olmamış sayarak yaşar, bir ömür geçirirsin? Değer mi? İnsan ne için yaşar?
Islah olmuyorlar.
Cezaevi, onlara ceza olmuyor.
Tersine "sabıkam var" ibaresi ile övünüyor, gövde gösterisi yapıyorlar.
Bizim vergilerimizle içeride paşalar gibi yiyip içiyorlar, kilo alıp öyle çıkıyorlar.
"Islah olurlar" diye zorlamaya gerek yok.
Tüm dünyadaki istatistikler şunu gösteriyor; bu tür suçluların neredeyse tamamı çıkınca yine aynı suçları işliyor.
Artık mağdur yerine suçlu ile empati kurmaktan vazgeçmelisiniz.
Hukuk, Tanrı'nın adaletinin bir benzeri, bir gölgesi olmalıdır.
Tanrı'nın adaletinin kılıcı keskindir. Gereken cezayı verin.
⚫️L’Ordre des avocats de Paris a appris avec effroi la mort violente de notre consœur turque Hatice Kocaefe à Bursa le mardi 28 avril, en lien avec une affaire dans laquelle elle intervenait.
Cette immense tragédie souligne le haut degré d’exposition des avocats à des risques de représailles en raison de leurs activités, et l’urgence d’une meilleure protection de la profession, partout dans le monde.
Le barreau de Paris exprime toute sa compassion aux proches de Mme Kocaefe et sa solidarité avec nos consœurs et confrères turcs, ainsi qu’à l’ensemble des barreaux du pays, dans ce moment douloureux.
Le #barreaudeParis appelle par ailleurs les autorités turques à diligenter une enquête indépendante et impartiale afin de faire toute la lumière sur ce crime, et à en poursuivre ses auteurs.
2026 Türkiye'si böyle bi sabaha mı uyanmayı hakediyor ? Şu kadar turizm geliri, bu kadar ihracat rekoru bilmem ne.. Sonra pencereyi bi açıyorsun, sanırsın darbe olmuş. Halktan bu kadar çekinmeye ne gerek var ki, halkız biz yahu, vatandaş🤷🏼♂️ Kadıköy'de mümkün olan şey Beyoğlu'da niye olamıyor, bırakın insanlar yürüsün, slogan atsın, hakkına sahip çıksın ne var bunda? Neyse geçecek bugünler.
Emek ve dayanışma günümüz kutlu olsun. Son yıllarda pompalanan kolaycılık pornosu ve emeksiz voliyi vurma fetişinin aksine emeğe inanan herkese selam olsun. Her şeyde olduğu gibi özgürlük de demokrasi de emek istiyor.
Bir milletin kalbine dokunan o el…
Elini hiç bırakmayacağız Atam.
Açtığın yoldan, gösterdiğin hedeften asla ayrılmayacağız.
#23NisanUlusalEgemenlikveÇocukBayramı
Türk milletini, ancak milli hislerini yok ederek yenebilirsiniz, siyonizm bunu biliyordu.
Şehit haberlerine duyarsızlaşılmasını, insanlar arasındaki güven duygusunun yok olmasını bundan bağımsız okuyamayız.
Çocuklara armağan edilen tek bayramı çocukların elinden alarak mı telafi edeceğiz yaşanan katliamı? Beceriksizliğimizi yine bir milli bayramı yok ederek mi örtmeye çalışalım.
Ahmet Davutoğlu: "23 Nisan ile ilgili bütün kutlamalar ve resepsiyonlar iptal edilmeli.
Bu süre içinde yurt çapında bütün okullarda derslere çocuklarımızı anma ile başlanmalı ve farkındalık eğitimi verilmeli."
Ülkenin çocukları, gençleri, insanları ne hale geldi, getirildi? Sadece geçen hafta Marmaray’da dört intihar vakası yaşandı, okuduğum haber doğruysa biri 15 yaşında bir öğrenciydi, girmesi çaba isteyen iyi bir okulun öğrencisi üstelik. Diğerleriyle ilgili doğru düzgün haber dahi görmedim. Fatma Nur öğretmenin acısı henüz taze. Çocuklar, gençler kendilerine, başkalarına bir salgın halinde zarar veriyor. Geçen sene genç bir adam iki gencecik kızı korkunç bir şekilde katletti. O hadiseden beri Edirnekapı’dan geçemiyorum. Yıllardır görüp izlediklerimiz içimizi oydu. Azıcık takip edilse, peşine düşülse, zamanında ilgi alaka gösterilse, önlemler alınsa bu insanlar ve nicesi hayatta olacaktı. Sadece eğitimde değil her yerde şiddet var ve ona paralel yılgınlık, hayattan vazgeçiş de. Yine sadece eğitimde değil sistemin her adımında korkunç bir keyfilik ve ihmal kültürü yerleşti. Liyakat yok, kimse işini doğru düzgün yapmıyor, uyarılar dikkate alınmıyor, görevliler sorumluluk hissetmiyor, millet perişan oluyor, birilerinin vicdanı zerre sızlamıyor, hâl böyle olunca olan memleketin evlatlarına oluyor. Ortaöğretime inen saldırganlık ve intihar vakaları çok mühim diye senelerdir yazılıyor. Marmaray intiharları artık bir fenomene dönüştü. Bir tane ilgilenen yok. Çocuklara bir öğün okul yemeği, azıcık ilgi, sevgi, saygı çok görülüyor. Okullarda sabun yok, sabun. Haliyle derdin, ihtiyacın nedir diye soran yok. Ne fiziksel ne ruhsal ihtiyaçlar gideriliyor.
Bu ülkenin geleceği bu kadar mı önemsiz? Aradaki bağlar bu kadar mı görünmez? Kafalar bu kadar da mı işlemiyor? Sosyo-ekonomik hal ortada, nelere sebep olduğu da. Bu böyle gitmez.
Tolkien evrenini heder ettiler resmen. Güç Yüzükleri berbat ötesi bir diziyken şimdi yeni sezonunda Ork, Elf, Zenci Elf bir olup Sauron’un peşine düşeceklermiş. Teşekkürler hikayeden bir şey anlamadan para peşine düşen senaristler.