Dünyada her şey için, medeniyet için, hayat için, muvaffakiyet için en hakiki mürşit ilimdir, fendir. İlim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalâlettir.
Mustafa Kemal Atatürk
Sağlam bir alıntı okudum az önce: “İnsanlar size iki durumda kötülük yaparlar. Bir, size zarar verebileceklerine inandıkları zaman. İki, sizin bu zarar karşısında onlara çok az şey yapabileceğinize inandıkları zaman.” Müthiş bir ifade. Bazen insanların size yönelik tek kötülük motivasyonu, sizi yanlış bir şekilde basit ve kolay biri sanmaları ve zamanı geldiğinde her şeyin faturasını çıkarıp ödetemeyecek olduğunuzu düşünmeleridir, yani sizi ve onlara kalıcı ve köklü bir karşılık yaratma kapasitenizi yanlış hesaplama hatasına sürüklenmeleridir. Oysa hiçbir haksızlık bedelsiz değildir. Hiçbir saygısızlık unutulmaz. Kapalı kapılar ardında anlaşarak yapılanların hiçbiri sonsuza dek gizli kalmaz. İnsanların başkalarına karşı bu denli üstünlükçü, cüretkar ve kibirli davranmaları; genellikle sağlam bir iradeyle karşılaşıp öz yıkıma sürüklenmeleriyle son bulur.
Başkasının lafıyla sana tavır alan biri , ya olgunlaşmamıştır ya da tavır almak için bahane aramıştır. Belki de başkası hak etmişti..
Ne demişti Nazım Hikmet;
“ Beni benden öğren, herkese aynı değilim”.
Serhat Yabancı
“herkes tarafından sevilen ve aşırı
sosyal insanlardan uzak durunuz.
çünkü çoğunluğu, muhteşem bir
oyuncu ve muazzam bir omurgasızdır.
ve nitelikli insanlar kalabalığa ve
aşırı sosyalliğe ihtiyaç duymazlar…”
.
Bir çocuğun / gencin çekindiği
üç unsur vardı. Evde anne baba, okulda öğretmen ve sokakta kolluk güçleri.
Önce “çocuğunuzla arkadaş gibi olun” modasıyla anne-babanın otoritesi bitti.
Sonra okulda öğrenci ve velinin fiziksel ve sözlü şiddetine karşı sahip çıkılmayarak öğretmenin itibarı yerle bir edildi.
Akabinde AB uyum yasaları diyerek kolluk kuvvetleri güvenlik görevlisine dönüştürüldü.
İnsan bir otoriteye tabi olması içgüdüseldir. Hayatındaki bu otorite eksikliği boşluk kabul etmedi.
Korkacağı, çekineceği bu üç unsurdan artık çekinmeyen çocuk ve gençteki bu otorite boşluğunu sokaktaki serseri, dizideki kabadayı, okul önündeki mafyatik tipler doldurdu.
Şimdi elimizde sadece anne babadan, öğretmenden veya kolluk kuvvetlerinden değil, mahkemeden, hakimden, savcıdan hatta cezaevinden bile çekinmeyen bir gençlik kaldı.
Yapımda ve yayında emeği geçenlere Allah izan ve nizam versin.
New York’lu psikiyatrist Rami Kaminski, yeni bir kişilik yapısını tanıttı:
"Otrovert" adını verdiği kişilik dışarıdan sosyal görünen ama tekrar normal hissetmek için çok fazla yalnız kalmaya ihtiyacı olan biri. Gerektiğinde konuşabilirler, gülebilirler ve etkileşime geçebilirler ama çok fazla etkileşimde bulunmaları onları tüketir.
Antisosyal değiller sadece farklı şekilde şarj olurlar. İnsanlarla birlikte olmak ile kendi enerjilerini korumak arasında sessiz bir denge kurarlar.
12 temel özellikleri: 🧵
hayatımda en hazmedemediğim şey vefasızlık. vefasız insana tahammülüm yok. bu nezaketsizliğin en uç noktası benim için. bir teşekkürü, bir tebriği, bir hoşçakalı çok gören insanlarla paylaşacak bir şeyim olamaz. inceliğin olmadığı yerde kalın bir duvar örmek kendime saygımdan.
İnsan çok şey gördüğünde temkinli olur.
Çok şey bildiğinde konuşmayı bırakır.
Ve çok şey anladığında yalnız kalmayı seçer.
Çünkü bazı gerçekleri gördükten sonra herkese güvenemezsiniz.
Bazı şeyleri anladıktan sonra da her sohbet size anlamlı gelmez.
O yüzden bazı insanlar sessizdir.
Bilmedikleri için değil, fazlasını bildikleri için.
Öğretmeni şikayet hattı kurdunuz..
Öğretmenin tatili, Öğretmenin boş günü, Öğretmen ne yapıyor ki
Çocuğuma sesini yüksellti.
Çocuğuma sert baktı.
Benim çocuğum yapmaz..
Diye diye Fatma Öğretmenimizi öldürdünüz
Ortada boş boş dolaşan binlerce saygısız bir nesil yarattınız..
Öğretmenleri itibarsızlaştıran paylaşımlar yapan istinasız herkes bu katliamdan sorumlu.
Eserinizle övünebilirsiniz.
#öğretmen
#memur
Kendiyle barışık, yaşadığı hayatı seven insanlar kolay kolay kimseyi yargılamaz, linç etmez.
Birilerini acımasızca suçlayan tiplere bakın, yaşayamadıkları hayatın hıncı vardır davranışlarında.
İsviçre'de havalimanın
da kahve 5 frank.
Sokakta da 5 frank.
Bana kahve servisi yapan kişiye, 'Burası havalimanı, burada daha pahalı olması gerekmiyor' mu diye sordum. 'Siz burada mecburiyetten bulunuyorsunuz, fırsata çevirmek ahlaksızca olur' dedi. Türkiye'de neden 10 katı?
Söz orucu da tutmalı insan, bakış orucu, öfke orucu, gürültü orucu, dedikodu orucu. Ekran orucu. Ben orucu.Kulaktan ve gözden her şey girmemeli, ağız boş lakırdıya ve kötü söze kapanmalı. Dürtülerin şaha kaldırıldığı bir çağda, duyunun terbiyesi. Bunun için eşsiz bir aydayız.
İlginç bir manipülasyon türü okudum bu akşam. Bazı insanlar sizinle araları bozulunca kendilerini değerli hissetmek için bazı arkadaşlarınızla iyi ilişkiler kurmaya çalışırlarmış ki sizi “sorunlu” ve “yalnız taraf” gibi hissettirsin. Dünyada ne kadar ruh hastası var, değil mi?
Kimsenin hakkınızda fazla şey bilmediği hayat huzurludur. Kendinizi açıklamak, savunmak ya da başkalarının önyargılarıyla uğraşmak zorunda kalmazsınız. Sessizlik, özgürlüğün en zarif biçimidir. Gerçek huzur, her şeyi anlatmak mecburiyetinde hissetmemektir.
Norveç’te oruç 20 saat tutuluyor haberinin yorumuna birisi ;
“İyi olmuş kâfirlere” diye yorum yapmış.
İşte biz bu zeka seviyesi ve cehalet ile mücadele ediyoruz!
Ben bu yüzyılın gösteriş sevdasından, ulu orta pazara çıkarılan yaşamlarından, gözümüze sokulan ilişkilerinden, cahil cesaretinden, görmemişlerin sosyal medya aracılığıyla düştüğü maymun iştahlı "en süper hayat" benim pozlarından ziyadesiyle tiksindim.