Güne merhaba.
Bugün cuma; yüzleşme, sorgulama, özeleştiri ve istişare günü. Aynı zamanda mücadelemizi yenileme günü.
İddialarda adı geçen yaklaşık +- 5 bin kişinin, milletin hakkını ve hukukunu ihlal ettiğinin bütün delilleri ortada.
sayın Erdoğan’ın bu milletteki karşılığının arkasına saklanarak kendilerinin korunacağını sanan bu ihtiras sahiplerinin, Firavun’un büyücüleri misali bu ülkeyi teslim almasına eyvallah edemeyiz.
Şimdi soruyoruz:
Diyanet’i bu kirli sistemin içine hangi akıl, hangi güç soktu? Kamuoyu bunu da bilmek istiyor.
Toparlanın arkadaşlar! Bir yere gitmiyoruz. Bu meselenin üzeri örtülemez.
İddialar kapsamında adı geçen yaklaşık+- 5 bin kişinin bulunduğu bu kirlilik odaklı modelin bedelini, bu ülkenin masum insanları ve Anadolu irfanıyla yoğrulmuş toplumsal yapısı ödemek zorunda değildir.
Diyanet İşleri Başkanlığı’na açıkça sesleniyoruz: Bu milletin Diyanet’e duyduğu güveni istismar ederek kurumun adını kirli fon iddialarıyla yan yana getiren kim ya da hangi mekanizmadır?
Çıkın, kamuoyunu açık ve net biçimde bilgilendirin. İddiaların dayanağını, sürecin nasıl geliştiğini ve sorumluların kim olduğunu milletin önüne koyun.
Millet, Diyanet’e duyduğu güvenin hesabını soruyor. Cevap bekliyoruz.
Ben fon almadım
Fonlar benim aldığım hisseyi aldılar
Fondan alabilirdim almadım
Ben borsadan aldım hisseyi aldım
Fon a para yatırana ana para +enflasyon farkı veriliyor ancak milyonlarca borsacıyı görmezden geliniyor
Bir yetkili Anlayana kadar her gün atacağım twit bu
Abdulkadir Selvi:
“Kimse Borsa’nın ve SPK’nın neden gerekli denetimleri yapmadığını ve tedbir almadığını sorgulamıyor.”
“İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve Devlet Denetleme Kurulu’nun Borsa’daki ve SPK’daki yapıya neşter vurmasını bekliyorum.”
“Birtakım muhterisler ile yolsuzlar bir araya gelmişler, bu rezaleti yaşatmışlar. Bunlar organize bir yapı.”
Akşama not:
Esnaf can damarımızdı. Can damarımız tıkandı.
Bursa’da esnafın sıkıntısı Türkiye’nin her yanındaki esnafın sıkıntısıyla aynıdır
Sahada duyduğumuz ses, ekonomik kurmayların dikkatle dinlemesi gereken ciddi bir uyarıdır.
Bursa’da bazı küçük esnaflar, gün sonunda kasalarını yalnızca 250–300 lira nakitle kapattıklarını söylüyor. İş hacminin düştüğünü, satışların giderleri karşılamadığını; kira, elektrik, personel ve vergi yükü altında işletmelerini kredi kartı ve vadeli ödemelerle ayakta tutmaya çalıştıklarını anlatıyorlar.
Tekstilde küçülme ve işten çıkarmalar; İnegöl mobilya sektöründe kapanan küçük işletmeler, iflas ve konkordato haberleri de bu sıkışmanın üretimden istihdama, nakliyeden yan sanayiye kadar yayıldığını gösteriyor.
Denetim, kamu düzeninin ve adil rekabetin gereğidir. Sahadaki ekonomik gerçekleri gözeten, rehberliği ve çözüm üretmeyi de içeren bir yaklaşıma ihtiyaç vardır. Ekonomik kurmayları, esnafın, üreticinin ve çalışanın sesini yerinde dinlemeye; işletmeler üzerindeki nakit akışı, kira ve finansman baskısını hafifletecek adımları değerlendirmeye çağırıyorum.
Fon skandalının ardından denetim kabiliyetine ve kurumlara duyulan güvenin ne kadar sarsıldığının farkında mıyız? Bu güveni yeniden güçlendirmek için şeffaf, etkili ve hesap verebilir bir denetim düzeni kadar; ayakta kalma mücadelesi veren esnafı gören bir ekonomi yönetimi de gerekiyor.
Esnafın can damarı yeniden açılmalı.
SPK’nın son iki haftada #ODINE#DSTKF#TERA#TEHOL#TRHOL#KTLEV#OZATD gibi hisselerde uyguladığı cezalar ve tedbirler, eğer bundan bir yıl önce kendisine açık ve aleni şekilde yapılan şikâyetler üzerine zamanında alınmış olsaydı, bugün yaşanan mağduriyetlerin önemli bir bölümü belki de hiç yaşanmayacaktı.
Beni en çok üzen noktalardan biri ise şu: Zamanında atılmayan adımların bedelini yalnızca yatırımcıların değil, devletin de ağır şekilde ödemek zorunda kalabileceği bir tablo ortaya çıkabilir.
On binlerce dava, yıllarca sürebilecek hukuki süreçler ve kamu kaynaklarının ciddi şekilde bu süreçlere ayrılması ihtimali.
Oysa mesele çok daha basitti: Şikâyetler bir yıl önce açıkça dile getirildiğinde gerekli incelemeler ve tedbirler bugün alındığı gibi alınıp zamanında yapılsaydı hem fon hem bireysel tarafta milyonlarca yatırımcının mağduriyet yaşaması ve böylesine büyük bir hukuki yükün ortaya çıkması çok büyük bir ihtimalle önlenebilirdi.
AKP’li Savcı Sayan’dan sorular:
• Vatandaşın IBAN’ını, küçük esnafın hesabını, kuruşluk para hareketlerini takip eden sistem, yüz milyonların, milyarların döndüğü fonlarda ne yaptı?
• SPK neredeydi?
• MASAK neredeydi?
• BDDK neredeydi?
• Maliye Bakanlığı neredeydi?
• “Mehmet Bey daha önce uyarmış” diyorlar. Peki kimi uyarmış?
• MASAK kimin bünyesinde?
• SPK hangi bakanlıkla ilişkili?
Erdoğan düğmeye bastı Erdoğan talimatı verdi Erdoğan kelle alacak Erdoğan köklü değişime gidiyor Erdoğan şöyle yapacak böyle yapacak
Yaw ne yapacak sayın cumhurbaşkanı bir talimat versin de bir kaç kişi borsaya bi baksın milyonlarca insan enkaz altında borsada
Sayın @spkgovtr piyasa işleyişine yönelik müthiş düzenleyici kararlar alıyorsunuz.
Piyasada güven yaratıyorsunuz.
Yaşadığımız fon krizi fon hisseleriyle sınırlı kalmayıp, çoğu yan hisseyi oldukça olumsuz etkilemiştir.
Krizi fırsat gören şirket sahipleri, hisselerini düşerken sahipsiz bırakmış ama alttan hisse toplama peşine düşmüştür.
Bu apaçık fırsatçılıktır.
Şimdi önünüzde “bedelli sermaye arttırım” onayı bekleyen şirketler var.
Elinizi vicdanınıza koymanızı rica ediyorum.
Bu fırsatçı şirket sahipleri, bedelliyi zaten bu düşüşte küçük yatırımcılara acımasızca bedel ödeterek uygulamıştır.
Şimdi bir de siz onay verirseniz bunların ekmeğine bal sürmüş olursunuz.
Küçük yatırımcının hep yanında oldunuz.
Hiç ezdirmediniz.
Görevinizi tarafsız ve layığıyla yapıyorsunuz.
@spkgovtr sizden rica ediyorum.
Önünüzde bedelli için bekleyen dosyaların;
Bu süreçte Hisse fiyatlarının nereden, nereye geldiğini,
Patronun şirket yönetimindeki geçmiş referansını,
Şirketin Esas Faaliyetinin sürdürebilirliğini,
göz önünde bulundurarak karar vermenizi rica ediyorum.
Tüm mağdur yatırımcılar adına, lütfen.
#xu100
#xu500
#xu030
Fon dışı hisseler %50-60 a yakın değer kaybetti.
Fon almadık diye sevinen grup fonculardan daha büyük zarar etti bu süreçte.
Çünkü fonda olanlar en azından faizleriyle birlikte ana parasını geri alcaklar.
Hissede olanlar ise patronların ve speklerin insafına kaldı.
Bizim uyanık patronlar birde bedelli patlatırlar şimdi o çok değerli şirketlerine.
Sonra purolarını yakar arkalarına yaslanırlar.
Çünkü bizim borsamızda kasa hep kazanıyor...
🔴BU SADECE FON REZALETİ DEĞİL, TÜRKİYE’YE KURULAN EKONOMİK BİR TUZAKTIR!
BİRİLERİNİ AKLAMAYIN, HESABI ORTAYA KOYUN!
Bunca fon rezaletinden sonra birileri çıkmış, sanki hiçbir siyasi ve idari sorumluluk yokmuş gibi Sayın Mehmet Şimşek’i aklamaya, paklamaya çalışıyor.
Yemezler!
Vatandaşın IBAN’ını, küçük esnafın hesabını, berberin koltuğunu, çiftçinin ÇKS’sini kuruşluk para hareketini takip eden sistem,yüz milyonların, milyarların döndüğü fonlarda ne yaptı?
SPK NEREDEYDİ?
MASAK NEREDEYDİ?
BDDK NEREDEYDİ?
HAZİNE VE MALİYE BAKANLIĞI NEREDEYDİ?
“Mehmet Bey daha önce uyarmış” diyorlar.
Peki kimi uyarmış?
MASAK kimin bünyesinde? SPK hangi bakanlıkla ilişkili?
Madem tehlike görüldü, madem uyarılar yapıldı, madem gereği yapılmadı,
o zaman neden çıkıp:
“Bu gidiş ekonomiye ağır zarar verecek,
gereği yapılmıyorsa ben bu sorumluluğu taşımıyorum.”
denilmedi?
Sonradan “Ben söylemiştim” demek hesap vermek değildir!
Yangını önceden görüp söndürmeyen, yangından sonra “Ben söylemiştim” diyerek sorumluluktan kurtulamaz!
Ben yaşananları yalnızca bir fon skandalı olarak görmüyorum.
Bunun Türkiye’ye karşı yürütülen daha büyük bir ekonomik operasyonun parçası olduğu kanaatindeyim.
Tarih boyunca bu coğrafyada kullanılan İngiliz oyunu bellidir:
Dışarıdan kuşat, içeriden zaaf bul, para ve makam hırsına teslim olanları kullan, ekonomiyi sars, milleti devlete karşı güvensizleştir!
Bugün de sorulması gereken soru budur:
Türkiye’nin yükselişini durdurmak isteyenler, içerideki açgözlülerin ve gafillerin zaaflarını kullanarak aynı İngiliz oyununu yeniden mı sahneye koyuyor?
Terörsüz Türkiye hedefi, Türkiye’nin Orta Doğu’daki artan ağırlığı, ABD–Türkiye ilişkileri, bölgenin yeniden şekillenmesi ve Cumhurbaşkanımız sonrası için yapılan koltuk hesapları birbirinden bağımsız değerlendirilmemelidir.
Sayın Cumhurbaşkanımız çok dikkatli olmalıdır!
Bu mesele birkaç bürokratın siyasinin,koltuğunu koruma meselesi değildir.
Kim görevini yapmadıysa görevden uzaklaştırılmalı.
Kim göz yumduysa hesabını vermelidir.
Kim siyasi veya bürokratik nüfuzunu kullandıysa ortaya çıkarılmalıdır.
Kim milletin parasına el uzattıysa hukuk önünde bedelini ödemelidir.
SPK, MASAK, BDDK ve ilgili bütün kurumlarda sorumluluk zinciri sonuna kadar araştırılmalıdır.
Hiç kimsenin makamı, unvanı veya geçmişi kendisine dokunulmazlık sağlamamalıdır.
Ve her şeyden önemlisi:
Fon mağdurlarının parası bulunmalı, mağduriyetleri giderilmeli ve milletin devlete olan güveni yeniden tesis edilmelidir.
Bugün fon mağdurları paralarını kaybetti.
Yarın bu büyük oyuna karşı tedbir alınmazsa hepimiz çok daha kıymetli şeyleri,kardeşliğimizi, birliğimizi, ekonomik bağımsızlığımızı ve ülkemizin geleceğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalabiliriz.
ARTIK KİMSEYİ AKLAMAYIN.
KİMSEYİ PARLATMAYIN.
MAZERET ÜRETMEYİN!
DEVLETTE MAKAM, “BEN UYARMIŞTIM” DEME YERİ DEĞİL,GEREĞİNİ YAPMA YERİDİR.
Nur cemaati bağlantılı Pusula Holding ve Katılımevim yönetim kurulu başkanı Serdar Turhan, 8.852.760 adet THY hissesini İsviçre'deki Edmond Rothschild şirketine virmanlamış.
Bugüne kadar hasım gördükleri herkese sabataist, MOSSAD ajanı veya siyonist diye iftira atanlar çaldıkları parayı dünyanın en büyük Yahudi/ siyonist banker ailelerinden biri olan Rothschildlerin bankasına göndermiş.
Kim kimmiş, kim siyonist hizmetkarı imiş? Umarım anlaşılmıştır.