There are no hopeless situations, there are only hopeless people.
I never lost my hope.
I leave no verses, no dogmas, no stereotyped and formulaic rules as a spiritual legacy.
My spiritual heritage is science and reason.
~ATATURK
Selanik Aristotelous Meydanı'nda 823 kişi aynı anda zeybekiko oynayarak Guinnes rekoru kırdı. (Arka planda Argiros'tan Mia Thessaloniki çalıyor aşağıya koyuyorum)
bu sabahki maç için,yerli-yabancı tüm yorumları okudum,diyebilirim. 2 defa , dünya şampiyonası yaşadım. Asla,lig maçına benzemez. Maçın,tekrarını izledim. Maçı belirleyen sonuç> Avustralya maça çıkmadan,kafasında maçı bitirmişti.Türkiye ise,hamasete kapılmış , hayal alemindeydi..
Yaşadığın ülkenin, hukuk - demokrasi - insan hakları- ifade özgürlüğü konularında , dünya sıralamasında süründüğü yere bir bak, sonra gençleri eleştir. Yetmezse , gıda enflasyonu ve işsizlik yüzdelerine de bak. Aklı başında gençlerin, popülizm ve hamasete karnı tok olabilir mi ?
Bu yazıyı mutlaka okuyun ve İstanbul Erkek Lisesi’nde devşirilen, zeki ama kolonize beyinli veletlerle velilerinin okul müdürünün konuşmasını neden protesto edip olay çıkardıklarını anlayın.
Devlet okuluna yüksek puanla giren çocukları bizim vergilerimizle ödenen paralarla yetiştireceksin, sonra bu çocukları Alman üniversitelerine yerleştirip nitelikli insan gücü elde edeceksin.
Yok öyle yağma.
ME Bakanı Yusuf Tekin devlet eliyle yetiştirilen nitelikli insan gücünü Almanya’ya kaptırmak istemiyor. Bu yüzden de bu lisede Alman üniversitelerine doğrudan giriş hakkı sağlayan ABİTUR uygulamasının öğrencilerin yarısını kapsamasına dair bir çalışma başlatıyor.
Ama ne oluyor bilin bakalım.
Alman Büyükelçiliği telaşa kapılıyor. Dışişleri Bakanlığı’nı atlayarak, MÜSTEMLEKE VALİSİ gibi doğrudan okul idaresiyle görüşüyor ve uygulamanın aynen devam etmesi talimatını veriyor.
Bu rezillik mezuniyet töreninde devam ediyor. Müdürün ilk mezun bir ismin duasını okumaya kalkmasıyla zeki ama mankurtlaştırılmış ve iğdiş edilmiş kolonize beyinler protesto ediyor.
Ama protestonun arkasındaki asıl mesele Abitur uygulamasındaki yeni girişim.
Olay çok basit.
Bu uygulamanın sürdüğü tüm ülkelerdeki okullar, yüksek bedellerin ödendiği ÖZEL OKULLAR.
✅Bir tek Türkiye’de devlet okulu.
✅Devletin maaş ödediği öğretmenlerle personel.
✅Devletin binası, suyu elektriği.
✅Yatılı öğrencilere ikamet imkanı.
✅Okul ücreti yok.
Ama her yıl mezun olan 150 öğrenci Alman Üniversitelerine gitsin ve Alman devleti tarafından devşirilsin.
Almanlar bedavaya elde ettikleri bu insan gücünden vazgeçmek istemiyor.
Fonladıkları hain ve pespaye medya ile yetiştirdikleri monşerler aracılığıyla okulda adeta çete gibi hareket eden yapıyı öne sürüyor.
Devletimizin yetiştirdiği çocukları kaptırmak istemeyen Yusuf Tekin’i yalnız bırakmayalım ve destekleyelim.
Yok öyle üç kuruşa beş köfte.
Nevşehirli bir doktorun kızı…Dedesi Nevşehir’deki üniversitenin arazinin bağışçısı. Aldığını geri verme kültürü ile büyüdüm derken bu örneği verdi.
İsviçre’de eğitim gördü. Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi mezunu.
Yapı Kredi’de, Koç Grubu’nda üst düzey yöneticilik yaptı. Petrol Ofisi’nde İcra Kurulu Üyesi oldu. HSBC’de Grup Başkanlığı görevini yürüttü.
İstanbul Kültür Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yaptı. Boğaziçi Üniversitesi İşletme Bölümü’nde ders veriyor. Türkiye’nin en başarılı öğrencilerine mentorluk yaptı.
Sonra kamuya geçti.
Bugün 15 aydır tutuklu olan İBB Medya AŞ Genel Müdürü Fatoş Pınar Türker, hakim karşısında savunmasını yapıyor.
Mahkemede kendisini şöyle anlattı…
“Kadın-erkek eşitliğine değil, fırsat eşitliğine inanıyorum.”
“Kurumsal ve çok uluslu şirketlerde üst düzey yöneticilik yaptım. Uluslararası denetimlerden, iç denetimlerden, bakanlık ve Sayıştay denetimlerinden alnımın akıyla çıktım.”
Ve ardından şu cümleyi kurdu…
Dolayısıyla böyle bir özgeçmiş ve kariyerle Medya A.Ş.'de, bile isteye, şahsi işlerin altına imza atmam ya da bir örgüt hiyerarşisinde yer almam mümkün değildir. Bu nedenle burada durduğum için utanç duyuyorum ama kendi adıma değil de, ülkem adına utanç duyuyorum. Yoksa benim alnım ak, ben buradan da yüzde 100 beraat edeceğime inanıyorum, biliyorum. Bütün mal varlığımı da iş hayatına başladığım 1998 yılından, Medya A.Ş.'de başladığım 2021 yılına kadar çalıştığım işlerden elde ettim. Hem ailemin desteği hem oradaki gelirlerimle. Medya A.Ş.'de çalışmaya başladıktan sonra hayatımda, yaşamımda, mal varlığımda en ufak bir artış ya da değişiklik olmadı.
Kendisine hiç kimsenin yasadışı bir iş yaptıramayacağını da ekledi.
Peki bu kadar kusursuz bir kariyerin ardından neden kamuya geçti? Onu da yanıtladı.
“Bir nedeni başarma arzusuydu. Diğeri ise artık kendimi tekrar ettiğimi düşünmemdi. Bu ülkenin devlet okullarında okudum, iyi eğitim aldım. Aldığını geri vermek gerektiği öğretilerek büyütüldüm….”
Bu pespaye cahili , tv programına çıkaranlar , fasülyeden nimet sayanlar , saçmalıklarını paylaşanlar , onlar ne olacak ? Hasssektir denilmesi gerekm meczuplara , prim verenler ?
📌Dincilik akıl hastalığıdır. Bilim ve fennin reddidir.
İlk insan 7000 yıl önce yaşadı diyen Cübbeli Ahmet ve onu dinleyen akıl hastaları 12.000 yıllık Göbeklitepe'yi reddediyorlar.
Göbeklitepe'nin en az 12.000 yıllık olduğu organik kalıntılara uygulanan Karbon-14 (Radyokarbon) testleri ile ispatlanmıştır.
Karbon 14 testinde Canlıların yapısındaki Karbon-14 izotopunun zamanla azalma oranı ölçülerek kazı yapılan alanın yahut yapının inşa tarihine ulaşılır.
Semavi dinlerin insanlara dayattığı tarih yalanlardan ibarettir.
Modern insan (homo sapiens) 300.000 yıl önce ortaya çıkmış 100.000 yıl önce de Afrika'dan Dünyaya yayılmış. Eh haliyle 12.000 yıl önce de Göbeklitepe'yi inşa edecek organizasyon bilgi ve birikime ulaşmıştır.
Dinci aklı 300.000 yıl önceki ilk insan aklından bile daha geridedir maalesef.
Bir genelleme yapıp , kıyaslama yapanlara geri zekalı yazmışsın. Acaba , sen geri zekalı olabilir misin , muhakemesi olan , görmüş geçirmiş ve yaşamış insanlar , tabii ki kıyaslama yaparlar . Bence , o şahane fikirlerini kendine saklamalısın. Paylaşınca , gülünç olabilir .
Türkiye’nin veya Bodrum ve Alaçatı gibi tatil bölgelerinin pahalılığıyla ilgili haberlere sürekli denk geliyorsunuzdur. Yurt dışı ile kıyaslama yapanların çoğu gerizekâlıdır. Geçen hafta Atina’daydım; en popüler mekanlarda bile masa, sandalye kalitesi ve garson hizmeti Türkiye’nin çok gerisinde kalıyor. Michelin yıldızlı bir restorana gittim, kullandıkları tabaklar oldukça kötü durumdaydı. Geçen sene gittiğim Paris’in en elegan restoranında bile çatal-bıçaklar deforme olmuştu. Ayrıca, oturma alanları ve mekanın ferahlığı açısından da sınıfta kalıyorlar. Üstelik bu yerlerdeki fiyatlar, Ulus 29’un bir tık altındaydı.
Bizim kıyaslama yaparken düştüğümüz en büyük yanılgı, hizmet-fiyat dengesini doğru kuramamamızdır.
Türkiye’de hizmet sektörü inanılmaz bir seviyede. Müşteri kitlesi yıllardır buna alışmış durumda ve bunu talep ediyor. Bunu talep edince de maliyetler doğal olarak fiyatlara yansıyor. İşletmeci, sana hızlı servis yapabilmek için birçok garson ve aşçı istihdam ediyor. Eğer bir Michelin yıldızlı restoranda kahve için 40 dakika bekleyip sadece ülkeyi kötülemek için fırsat kolluyorsanız, o da sizin bileceğiniz bir iştir.
Türkler , yaklaşık 90 milyon insanlar günümüzde . Ama o kadar üst seviye geri zekalılar var ki , günde 2 defa minimum , dünyaya kendilerini güldürmeyi, alay konusu olmayı başarıyorlar. Bu aptallığı başarmak, yani nasıl başarıyorlar, anlamak imkansız .
Günümüzde , imparatorluklar çağının kapandığını anlamakta zorlanan şuursuzlar , parçalanmış, yok olmuş , Atatürk olmasa Konya ovasına sıkışıp kalacak olan Osmanlı İmparatorluğu’nun özleminde , kendilerini ve ülkelerini rezil ediyorlar . İnanılmaz bir cehalet ! Dünyadan kopuk !
Bir varmış,bir yokmuş.Yetersiz bakiye , görgüsüz,alt yapısız,cahil, şuursuz, onursuz,ortalama zekaya sahip olamayan,muhakeme,mantık ve her şeyden uzak,tarih ve matematik donanımı bile olmayan MAL ve DOYUMSUZ AÇ zerzevat,bir ülkeye , musallat olmuş! Kene sürüsü gibi, Masal gibi!
Ne acıdır ki ; İsrail bile , bizim boş beleş , popülist , ciddiyetten uzak , şuursuz tayfadan, çok daha fazla , Atatürk’e ve gerçeklerine hakim . Ve saygılı !
Bir varmış , bir yokmuş . Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde , güzel bir ülke varmış. Zamanla , ayaklar baş, başlar ayak olmuş. Hukuk yok edilmiş . Demokrasi, insan hakları çökmüş, insanlarının umudu bitirilmiş. Pespayeler bakan yapılmış, leş bir lağım kokusu ülkeyi sarmış.