Dezenformasyonun her çeşidiyle mücadeleyi ülkemiz, demokrasimiz ve toplumsal barışımız açısından bir millî güvenlik meselesi olarak görüyoruz.
Çünkü günümüzde dezenformasyon yanlış bilgi yaymanın ötesine geçmiş; biz dâhil toplumların birlik ve güven duygusunu zayıflatan, demokrasileri tehdit eden asimetrik bir unsura dönüşmüştür.
Dezenformasyonla mücadelemizi bu anlayışla meselenin taşıdığı hayati önem doğrultusunda kararlılıkla sürdüreceğiz.
Siyasi rakiplerimiz kimin figüran, kimin hain, kimin iş birlikçi olduğunu tartışadursun, biz kadro olarak uyum ve adanmışlık içinde ülkemizi küresel siyasetin başaktörü haline getirmeye çalışıyoruz.
Türkiye’nin aydınlık hedeflerine yaptığı yolculuk hız kesmeden devam ediyor.
Bölgemizdeki çatışmalara rağmen Türkiye ekonomisi dimdik ayaktadır.
Türkiye olarak her gün yeni bir krizin baş gösterdiği küresel konjonktürde Allah’a hamdolsun çoklu şokları başarıyla yönetiyoruz.
Şu hususlara 86 milyon olarak hepimiz lütfen dikkat edelim:
Açık alanlarda ateş yakmayalım. Ormanlara cam, izmarit gibi yanıcı maddeler atmayalım. Toprağımıza da zarar veren anız yakma işinden artık vazgeçelim.
Girişleri yasak olan ormanlık alanlara girmeyelim. Bir duman gördüğümüzde hemen 112’yi arayalım.
Orman yangınına sebep olmanın ağır cezaları olduğunu unutmayalım.
Orman yangınlarıyla mücadele eden bütün ekiplerimize tekrar başarılar diliyorum.
Rabb’im ayaklarına taş değdirmesin…
Bölgemizde yaşanan gerilimleri fırsata çevirmeye çalışan, Kıbrıs’ı yeni askerî yapılanmaların ve jeopolitik hesapların parçası haline getirmek isteyen çevrelerin attığı her adımı dikkatle takip ediyoruz.
Burada yanlış hesap yapanlara şu gerçeği tekrar hatırlatıyorum:
Türkiye, tarih boyunca olduğu gibi, 52 sene önce olduğu gibi bugün de yarın da Kıbrıs Türkü kardeşlerini asla yalnız bırakmayacak, eski acıların yaşanmasına ne pahasına olursa olsun bir daha asla izin vermeyecektir.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin turizmde, yükseköğretimde, teknolojide ve dijital dönüşüm alanlarında bölgesinin öncü ülkelerinden biri haline gelmesi, bütün sektörleriyle kalkınması ve Doğu Akdeniz’de istikrar ile refahın merkezi olması için iş birliğimizi yıldan yıla güçlendiriyoruz.
Geçmişte Asrın Projesi ile Kıbrıs Türkü’nün su ihtiyacını nasıl kalıcı şekilde çözdüysek önümüzdeki dönemde denizin altından doğal gaz hattı başta olmak üzere farklı projeleri hayata geçirmeye devam edeceğiz.
Şundan kimsenin şüphesi olmasın:
Türkiye, her türlü zorluğu aşacak güce, birikime, potansiyele sahiptir.
“Siyasette güven, yönetimde istikrar” olduğu sürece Allah’ın izniyle her sorun çözülür, her sıkıntı giderilir, her engelin üstesinden gelinir.
Cumhur İttifakı olarak çeşitli zorluklara rağmen tam bir dayanışma içinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye sürecini, millî meseleleri şahsi çıkarlarının önüne koyan siyasi partilerimizin de desteğiyle inşallah hedefine ulaştıracağız.
6 Şubat depremleri sürecinde sosyal medya fenomeni, sanatçısı, oyuncusu, gazetecisi, siyasetçisiyle çok farklı kesimlerin bir yıpratma savaşına müdahil olduğunu, âdeta aynı merkezden düğmeye basılmışçasına topa girdiğini gördük.
Devlet olarak bir taraftan tüm imkânlarımızla afetzedelerimizin yardımına koşarken diğer taraftan da bu çevrelerce köpürtülen dezenformasyonla mücadele etmek zorunda kaldık.
Son haftalarda ortaya dökülen bilgi ve belgeler, 53 binden fazla canımızı toprağa verdiğimiz 6 Şubat depremleri sürecinde neler yaşandığını, hangi oyunların çevrildiğini, devlete ve millete hangi operasyonların çekildiğini, deprem bölgesine ayak basmamış terbiye yoksunu tiplerin nasıl hariçten gazel okuduğunu hepimize çok net biçimde gösteriyor.
Kimlerin kimlerle hangi çarpık ilişkiler içinde olduğu tek tek ortaya çıkıyor.
Aynı zamanda bunların hesabı yargımız tarafından soruluyor.
Depremi kullanarak siyasi ve ekonomik fırsatçılık yapanlar bugün adalete hesap veriyor.
Bir defa şunun bilinmesini isterim:
“Suimisalin emsal olmaması” için hukuk zemininde ne gerekiyorsa mutlaka yapacağız. Bunda son derece kararlıyız.
Ucu nereye varırsa varsın, bundan böyle bu ülkede gerilimden, kutuplaşmadan, korku ve kaygı yaymaktan medet umanların ellerindeki imkânları devlete karşı bir silah olarak kullanmalarına fırsat vermeyeceğiz.
Ayasofya, 86 yıllık hicranın ardından yeniden asli hüviyetine 6 yıl önce bugün kavuştu…
Bu kutlu mabet, inşallah ebediyete kadar semalarımızı ezan sesleriyle süslemeye devam edecek…
Ayasofya’nın dirilişi mübarek olsun…
DESTEK TALEBİ
Arkadaşlar,
Hesaplara vahşice saldırıyorlar.
Bütün özellikleri zayıfladı.
Bazı fonksiyonları gitti.
RT yapamıyorum hiçbir paylaşımı, meselâ.
Yorum, RT, beğenilerinizle destek verirseniz hesaplar nefes alır:
@yenisafakyazari@yenisafakwriter
Teşekkür ediyorum.
NOT: Sosyal medya, sanıldığından da önemli. Susturmak istiyorlar. Hesaplar etkili çünkü. En son başörtüsünü sömüren, kirleten türedi tiplerle ilgili üç bakanlık da harekete geçti.
Başta değerli Aile Bakanımız @MahinurOzdemir olmak üzere @mustafaciftcitr ve @abakingurlek bakanlarıma da gereğini yaptıkları için teşekkür ediyorum.
Osmanlı döneminde orduda görevli hekimler, savaş meydanında ağır yaralanan ve tıbben tedavisi mümkün görünmeyen askerlere müdahale ederken yanlarında küçük ahşap fıçılar taşırlardı. Tıbbın çaresiz kaldığı o son anlarda, askerin şehâdet mertebesine ulaşmadan önce dünyadaki son dakikalarını huzurla geçirmesi ve ağzının tatlanması için Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) adı verilen fıçılardan zemzemle hazırlanmış özel bir şerbet içirirlerdi. Bu şerbeti tadan askerler, artık yolculuğun sonuna geldiklerini ve şehid olacaklarını anlarlardı. Günümüzde hâlâ Allah yolunda, vatan uğrunda fedakârca can vermeyi ifade eden "Şehâdet Şerbeti İçmek" deyimi, medeniyetimizin bu zarif ve inisiyatif dolu askerî tıp geleneğinden gelmektedir. Fotoğrafta görülen Tabip Matarası (Hekim Fıçısı) Edirne Hıdırlık Tabya Balkan Tarihi Müzesi'nde sergilenmektedir. Cümle geçmişlerimize rahmet niyâzıyla..
‘…Bazı insanların sizden duydukları nefretin hiçbir sebebi yoktur. Size diş geçirememeleri bile yeterlidir. Hayat boyu denk ve saygın ilişkiler kuramadıkları için özsaygılı insan görünce içsel kriz geçirirler. Konu siz değilsinizdir…’
Yani rahat olun 🙂
Hayırlı Haberlerle Dolu Güzel Bir Hafta Diliyorum.
Vahşi avrupa.
Bu hikaye Orta Çağ’dan değil, modern İngiltere’nin karanlık geçmişidir.
İngiltere’de ısınma kömür ile yapılmaya başlanınca baca temizlemek için kimsesiz küçük çocuklar kullanılmış.
Vicdansızlar.