C’est la première fois de ma vie que je vois un fleuve de sang sous mes yeux… Et pourtant, on continue à scroll comme si ce génocide était devenu légitime
“Birini sevmek, ona rastlamanın değerini bilmektir. Çünkü insan, kısacık hayatında yüzlercesine rastlayamaz; rastlamamalı da. Birinden diğerine koşmamalı. Birine rastlamış olmanın değerini bilmeli. Sevgi budur: Ona rastlamış olmaya dair şükran duygusu.”
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.
Yaş tahtaya da bastık... İyilik yapıp denize de attık... Ayran da içtik... Öküz de öldü... Kurt ayazı da yedi... Maymun gözünü de açtı... Anlıyorsunuz değil mi?
Çalıkuşu Feride'nin defalarca altını çizdiğim şu cümlesi:
"Bana hak etmediğim şekilde davranan herkesle kafamda vedalaşıp bir daha bana ulaşamayacakları yerlerde bıraktım."