Her şey hayranlıkla başlar ve hayranlıkla da biter, bu beyhude bir yol değildir. Bir tutam yosunu, bir kristali, bir çiçeği ya da altın rengi bir böceği, bulutlarla dolu bir göğü, dingin ve engin iç çekişleriyle kabaran bir denizi, ya da kristalimsi damarları, hatları ve kenarlarının canlı çerçevesiyle bir kelebek kanadını —desenlerinin türlü yazıları ve süslemelerini, renklerinin sonsuz, tatlı, coşkuyla ilham verilmiş geçişleri ve tonlamalarını— hayranlıkla seyrederken; doğanın bir parçasını, ister gözlerimle ister beş duyumdan bir başkasıyla deneyimlediğim her an; kendimi kapılmış, büyülenmiş hissettiğim, bir an için onun varlığına ve tecellilerine açıldığım her an, işte o an bana insanın açgözlü, kör ihtiyaçlar dünyasını unutturur. Düşünmek ya da emirler yağdırmak, edinmek ya da sömürmek, savaşmak ya da örgütlemek yerine, o anda yaptığım tek şey, tıpkı Goethe gibi, “hayret etmek”tir. Ve bu hayret, beni yalnızca ona, öteki şairlere ve bilgelere kardeş kılmakla kalmaz; seyredip yaşayan dünya olarak deneyimlediğim o hayranlık verici şeylere de —kelebeklere ve güvelere, böceklere, bulutlara, ırmaklara ve dağlara— kardeş eyler beni; çünkü hayranlık yolunda yürürken, kısa bir an için ayrılık dünyasından sıyrılır ve birlik dünyasına adım atarım.
Herman Hesse
Düşününce hep şaşırdığım bir şey, 35 yaşında generaldi, 38 yaşında isyancıydı, 42 yaşında bir cumhuriyet kurdu. 57 yaşında öldü. Ebeveyn kaybı, savaş, göç, yokluk, hastalık… Travmalarla yoğrulmuş, taşınması güç bir ömür…
Atatürk’ün ‘insan’ yanını görmek, benim için Atatürkçülüğün başlangıç noktasıdır. Onu bir insanüstü kahraman değil, acıyı, kaybı ve sorumluluğu omuzlayıp yine de ileriye bakan bir insan olarak görünce, mirasını daha derinden hissederim 🌱
Medyadaki iftira ve bilgi kirliliğine yönelik sizlere sorumuz var!
Bu sorularımız sağlıklı okul iklimini yaratmaya çalışan değerli velileri, öğretmenleri ve idareyi asla hedef almamaktadır.
Meslektaşlarımızı hedef gösterenlere ve sahada yaşanılan sürekli tıkanıklığa karşılık hazırlanmıştır.
@turkpdrdernegi
@mfatihkilic1991
@mengindeniz@bartubss@trthaber@ShowTV@KanalD@dhainternet@cnnturk@HaberturkTV
Okullarda yeterli psikolojik danışman/rehber öğretmen YOK!
Yönlendirme istendiğinde umursayan YOK!
Rehberlik servisinin resmi yetkisi AZ!
Rehberlik servisi görüşme gizliliğini bozmadığı için mobing ÇOK!
Çocuk görüşme odasına alındığında benim çocuğumda ne problem görüyorsun sen diye çıkışan ÇOK!
499 Öğrenciyle tek psikolojik danışman İLGİLENEMEZ!
Sosyal medya ile gerçekler serilemez; gerçekleri arıyorsanız, okulda çalışan uzmanını dinleyin.
@cuneytozdemir@bartubss@turkpdrdernegi
Günümüz dünyasında gelişen olanaklar nedeniyle artık okulun asıl özgün işlevi bilgi aktarmaktan çok, kişinin psikolojik olarak sağlıklı yetişmesini sosyalleşmesini olgunlaşmasını sağlayıcı bir ortam oluşturmaktır.
Bu da duygu regülasyonu ve iletişim becerilerinin, etik ve ahlaki kavramların kazandırılmasını ve sağlıklı benlik gelişimininin desteklenmesini içerir.
Bu unsurlar okul müfredatının asli hedefleri olmalıdır.
Bunun için her öğrenciyle yeterince ilgilenecek düzeyde ve sayıda psikolojik danışmanların okul kadrolarında yer alması önceliklidir. @turkpdrdernegi@TPDBilgi@PsikiyatriDer@tcmeb@ASBUedu@BilisDavranis
Dün Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde, bugün de Kahramanmaraş'ın Onikişubat ilçesinde okullara yönelik gerçekleşen hain saldırıları şiddetle kınıyoruz!
Hayatını kaybeden kıymetli öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet; ailelerine, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralananlara acil şifalar diliyoruz.
Tüm gücümüzle #EğitimdeŞiddeteHayır diyoruz!
Kahramanmaraş’ta saldırı düzenlenen okulda matematik öğretmeni olan Ayla Kara, saldırı sırasında öğrencilerinin üzerine kapandı. Ağır yaralanan öğretmen hastanede tüm müdahalelere rağmen kurtarılamayarak hayatını kaybetti.
Öğretmenin, son ana kadar öğrencilerine siper olduğu ve olay anında sınıftaki çocukların tahliyesi için büyük çaba gösterdiği öğrenildi.
Herkesin her şeyi “daha iyi” bildiği, her şeye kolayca dil uzatabildiği bir dönemde bile bilgisine güvenilen, sözüne itibar edilen büyük bir insandı. Herkesin sırf yapabildiği için yorum yapma haddi bulduğu, cehaletin sonsuz cesaretiyle her şeye rahatça burun kıvırabildiği bir dönemde bile, onun bilgisine burun kıvırmaya kimsenin cesaret edemediği büyük bir insandı. Herkesin her şeyi ayrıştırdığı, rahmet okumak için bile tarafına baktığı bir dönemde bile, gidişine kimlik sormadan yas tutulan büyük bir insandı. Bile bile, göre göre, geze geze, dolu dolu yaşadı. Yani İlber Ortaylı sadece bir ailenin, bir okulun ya da bir topluluğun değil, Türkiye’nin parçasıydı. Ankara bu ülkenin kalbiyse, İstanbul kültürü ise, İlber Ortaylı da hafızasıydı. Ne zaman bir masal çıksa karşımıza, dinleyip uyumayacak, onun sayesinde karşısına tarihi koyacak, uyanık kalacağız. Allah rahmet eylesin. Bedeni toprağa sığacaktır, ancak emanet alıp miras bıraktığı bilgi daima diri kalacaktır. Ruhu şad olsun.
17 yaşında öğrenci kimliğinde bir saldırgan…
2 öğretmeni ve 15 yaşında bir çocuğu bıçakladı.
Bir zamanlar öğretmenini görünce ceketini ilikleyen çocuklardan,okulu basıp öğretmenini bıçaklayan bir zamana savrulduk.
Yazık…Çok yazık…
Öğretmenler yalnız.
Canlarını ceplerinde derse giriyorlar.
Şiddet karşısında sahipsiz bırakılıyorlar.
Peki önleyici tedbirler nerede?
Risk analizleri, psikososyal destek, okul güvenliği nerede?
Öğretmen neden tek başına?
Şiddet olduktan sonra konuşmak kolay. Asıl sorumluluk, olmadan önce koruyabilmektir.
44 yaşında, 5. sınıfa giden bir evladı olan Fatma Nur öğretmeni kaybettik.
Bir anne… Bir öğretmen…
Şiddeti neden engelleyemiyoruz. Önleyici tedbirler için acil eylem planı şart. Ceza infaz sistemi acil değişmeli.
Çok üzgünüm.
#ÖğretmeneŞiddet
#ÖğretmeneŞiddeteHayır
@ucimorgtr@yucelceylancom
Nihayet beklenen kavuşma gerçekleşti. Yaren Leylek 14. yılında da varım dedi. Dün göçten gelip önce yuvasına konup eşiyle özlem giderdi ve bu sabahta soluğu Adem Amca'nın kayığında aldı. Adem Amca ise onu böyle ayakta karşıladı.
Hoşgeldin #YarenLeylek
Bahar şimdi geldi işte...
İnsanlara faydalı olmayı istemek büyük bir psikolojik güç kaynağıdır. Başkalarına iyi gelme ve onların esenliğine katkıda bulunma güdüsü yüksek kişiler kolay kolay çökmezler. Hayat karşılarına ne çıkartırsa çıkartsın, yaşama tutunmak için her zaman bir sebepleri vardır.
Fedakarlık yapmamak, bizi bencil yapmaz.
Sınırlarımızın olması bizi ukala yapmaz.
Laubali olmamak bizi samimiyetsiz yapmaz.
Haddimizi bilmek ve tevazu göstermek bizi ezik yapmaz.
Ezmezsek ezilmeyiz. Ezilmeden ve ezmeden de sevilebilir ve kabul edilebilir, üstelik saygı da görürüz.
Aksi türlüsü sevgi ya da saygı değil öfkeyle karışık acıma ve/veya korkudur. Zarar verdiği halde bırakmamak bizi güçlü yapmaz.
Kabalık etmek bizi dürüst ve cesur yapmaz.
Tüm bunlar bizi; kendini türlü vesilelerle, düşe kalka sevme ve öz-şefkati öğrenme yolculuğunda birer insan yapar. Özen ve içtenlikle, iyi pazarlar🪷
Bu dayanışma gerektiren zor günlerde bir kere daha gördüm ki “ruh asaleti, ruh kalitesi” diye bir şey var. Bunun ne eğitimle, ne aileyle, ne parayla pulla, ne kaç yaşında olduğunla, ne sahibi olduklarınla hiçbir ilgisi yok.
Hiçbir akademik ünvan ya da sertifika sahici empati ve şefkatli yaklaşma becerisini kazandırmaz. Bu insan ilişkilerine bakış ile ilgili bir zihniyet meselesidir. Denk ilişki kuramadığınız, sizi başka herkesten üstün kılan ayrıcalıklı özellikleriniz olduğuna inandığınız müddetçe