Zeynep'in Çekirdek Ailesi romanı;
Zeynep'in öfkesi, zamanla yerini takıntılı bir arayışa bırakır. Bu hikaye, sadece onun kişisel mücadelesini değil, modern yaşamın ve kentleşmenin nasıl bitmeyen arzuları körüklediğini, insan ruhu üzerindeki derin etkilerini ve istenmeyen gelişmelerle nasıl yıkıldığımızı gözler önüne serer.
Toplumun veya kurulu düzenlerimizin, görünmez bir el gibi hepimizi şekillendirdiğini, karar almamızda nasıl etkili olduğunu ve bu hikayenin okuyucuya kendi hayatını düşünme fırsatı vermesini amaçladım.
#edebiyat #sanat #kentleşme #toplum #ToplumsalBeklentiler #kapitalizm #kadın #anne #çocuk
Kuşatılmışlık; bu hissi yaşatmak için ifade özgürlüğünün adım adım kapatılması. Hiçbir suç unsuru bulunmayan bir tweet yüzünden üç ay zor koşullarda ceazevinde kalan bir gazeteci yargılanıp berat etti. Bugün bir mesaj atmış "içim yanıyor ama hiçbir şey yazamıyorum. Çok ağır haksız bir üç ay geçirdim. Yakında yaşadıklarımı yazacağım Ve şuan içim içime sığmıyor ama yazamıyorum" diye yazmış.
Kuşatılmışlık, insanın kaçacak yeri kalmadığını hissetmesi...Zamanla dışarıdaki baskı zihnine de yerleşiyor, bir tweet yüzünden o kadar çok kişi cezaevine girdi ki, zamanla kapıların bazıları açık olsa bile insan ruhu kuşatılmışlığın içinde kendini buluyor. Ağırlık ve çok üzücü
Son zamanlarda cezaevine giren gazetecilerin birçoğuna şu ya da bu gerekçeyle “mahkumiyet” verdiler. En hafifinden, adli kontrol ve yurtdışı çıkış yasağı koydular.
Bense, iki ayrı TCK maddesinden suçlandım, ikisinden de beraat ettim, çifte beraat, yurtdışı çıkış yasağı yok, adli kontrol yok!
Bilmem anlatabildim mi?
Bir gerekçe bulamadılar ama 3 ay yatırdılar.
Yargılanma ve cezaevi öykümü çok detaylı ve sansürsüz yazacağım. O zaman daha iyi anlarsınız beni.
Osmanlı Devleti için 19. yüzyıl o kadar zor geçti ki tarihçiler bu dönemi boşuna “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” olarak adlandırmamış. İmparatorluğun; yönetim biçimi, siyasal düzeni, toplumsal yapısı ve dünyayla kurduğu ilişkiler peş peşe değişimiş. İsyanlar, savaşlar, toprak kayıpları, reformlar, darbeler ve anayasal arayışlar birbirini izlemiş. Her yılı aksiyonlu. Bir yandan devleti ayakta tutmaya çalışırken diğer yandan onu baştan aşağı değiştirmek zorunda kalınmış...
Ülkemizin siyasi mücadelesinin kökleri, Osmanlı Devleti’nin “en uzun yüzyılı” olarak anılan 19. yüzyıla kadar uzanıyor. Yaklaşık 150 yıllık bir siyasi dönüşüm ve demokrasi arayışından söz ediyoruz.
Osmanlı’nın son dönemi, Birinci ve İkinci Meşrutiyet, padişahın yetkilerinin sınırlandırılması ve Meclis-i Mebusan’ın açılması; bunlar, demokrasi yolculuğunun henüz emekleme aşamalarıydı. Devletin nasıl yönetileceği, iktidarın sınırlarının nerede başlayıp nerede biteceği ve Cumhuriyetle birlikte vatandaşın bu düzende nasıl bir yer edineceği tartışılmaya o tarihte başlanmıştı.
Çünkü mesele artık sadece bir takım ya da bir siyasi parti değil; insanın kimliğinin, geçmişinin ve ait olma duygusunun bir parçası hâline gelmiş "bir oluşumu" nasıl bıraksın? ( Seçmen tercihleri) yıllarca savunduğu, inandığı "şeyi"? bırakmak kendisiyle de yüzleşmek anlamına geliyor. ( Cemil Tugay faklı bir vaka) Çoook zor... Ülkemizin işi zor.
@yenisafakwriter Amerikalı senatörler Türkiye ve Pakistan'a teşekkür üstüne teşekkür ediyor tweet atıyorlar İran'a Hususilere karşı mücadeleye girdiğimiz için neden??????
The Mecca Defense Alliance has the potential to be the NATO of the Middle East. I am grateful to our allies Türkiye, Pakistan, and Saudi Arabia for activating the alliance in the face of Houthi Iranian-backed aggression.
The Mecca Defense Alliance has the potential to be the NATO of the Middle East. I am grateful to our allies Türkiye, Pakistan, and Saudi Arabia for activating the alliance in the face of Houthi Iranian-backed aggression.
Sosyal medyada görüyorum; düzgün bir tarih bilincimiz oluşmadı. Çünkü çoğu kişi iyi bir tarih kitabını alıp, oturup sakin sakin okumak yerine, başkalarının anlattığı tarihi dinlemekle yetiniyor.
Örneğin Osmanlı Devleti’nin kuruluşundan yıkılışına kadar Anadolu’ya ve Anadolu Müslümanlarına nasıl baktığını, Anadolu’da insanların nasıl yaşadığını, nelerle uğraştığını çoğumuz ilgilenmeğimiz için birileri bambaşka bir şeyler anlatıyor. Videolar çekiyorlar.
Anadolu Müslümanları; Osmanlı’nın altı yüz yıl süren imparatorluk döneminde nasıl bir hayat sürüyordu? Osmanlı yönetici kadrolarına girebiliyorlar mıydı?Yoksa sadece reaya ve asker deposu muydu. Devlet içinde yükselme imkânları var mıydı? Zengin miydiler, yoksul muydu? Anadolu Müslümanları hayatlarından memnun muydu, yoksa büyük ölçüde geçim sıkıntısı ve çile içinde mi yaşıyordu? Bunları merak eden yok.
Cemil Tugay!.. Ona oy veren 1 milyon 300 bin İzmirliye ihanet etmiştir; bu çok önemli bir (yazılı olmayan) güvendir, halkla arasındaki sözleşmeyi hiçe saymıştır ve ihanet etmiştir. Bunun başka tarifi yok. @drcemiltugay