Türkiye Cumhuriyeti, mazisi şanla, şerefle dolu binlerce yıllık devletler silsilemizin son halkasıdır.
Mehter marşından, yeniçeriden, merasimlerin tam da tarihimize yaraşır biçimde icra edilmesinden rahatsız olanlara şunu hatırlatıyorum:
Artık reddimiras yapan bir Türkiye yok.
Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi Programı’nın kapsamını ve bütçesini genişletiyoruz.
Kriterleri Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımız tarafından ilan edilecek bu yeni uygulama için program bütçesini 750 milyar liraya çıkarıyoruz.
Sanayicilerimizin sadece yeni yatırımları için değil, işletme sermayesi noktasında da uygun koşullu finansmana erişim imkânını güçlendiriyoruz.
Hayata geçirdiğimiz yeni finansman programı ile 250 milyar liralık uygun koşullu bir kredi paketini daha imalat sanayisinin istifadesine sunuyoruz.
Program paydaşı bankalardan piyasa koşullarından daha cazip olan, 6 ay ana para ödemesiz, 36 aya kadar vadeli kredilerin 12 puanlık maliyetini de hükûmet olarak biz karşılıyoruz.
Bu iki program sayesinde imalat sanayisi için toplam 1 trilyon liralık uygun koşullu kredinin önünü açmış oluyoruz.
Sanayi sektörümüze ve ülkemize hayırlı olsun.
“Beş dakikacık bir görüşme” için muhataplarına yalvaran zavallıların sırf gündeme gelebilmek için yaptığı eleştirilere sadece gülüp geçiyoruz.
Yabancılaşma kötüdür ama kişinin kendi ülkesine, kendi milletine yabancılaşması, hatta düşmanlaşması çok daha kötüdür.
Her zaman söylediğim gibi, Türkiye Cumhuriyeti hepimizin ortak devletidir.
Hangi partiden, görüşten, kökenden olursak olalım hepimiz bu devletin vatandaşıyız, bu aziz milletin ferdiyiz.
Türkiye için iyi olan hepimiz için iyidir, faydalıdır, hayırlıdır.
Türkiye’nin başarısı 86 milyonun tamamının başarısıdır.
Türkiye’nin sıkıntısı ise bilaistisna hepimizin sıkıntısıdır.
Millî meselelerin, ideolojik kavga ve siyasi polemiklerin aparatı yapılmasını biz doğru bulmuyoruz.
NATO Zirvesi, “Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ne ne gerek var” diyenlere, “iktidara gelirsek Külliye’yi yıkacağız” diyen vizyon fukaralarına bu eserin ne işe yaradığını, ne amaçla inşa edildiğini, Türkiye için ne manaya geldiğini çok net biçimde göstermiştir.
Cumhurbaşkanlığı Külliyemiz, tıpkı Gazi Meclisimiz gibi devletimizin ve 86 milyonun temsil makamıdır.
Malum çevrelerin hedef aldığı bu mekân Milletin Evi’dir.
Burası, asırlardan süzülüp gelen devlet aklının, milletimizin dünya sahnesindeki itibarının, Türkiye’nin güç ve ağırlığının mimari zemindeki buluşma noktasıdır.
Eski nizamın yoğun bakımda olduğu, yeni sistemin ise doğum sancıları çektiği bu dönemde küresel diplomasinin kalbi Külliyemizde atmaktadır.
Önemli bir kısmına iştirak ettiğim diğer NATO toplantılarına kıyasla Ankara Zirvesi, medyanın en yoğun ilgi gösterdiği zirvelerden biri olmuştur.
Bu ilginin gerek uluslararası basında gerekse sosyal medya mecralarında hâlen devam ettiğini görüyoruz.
Maalesef Türkiye’de kendi devleti ve hükûmeti hakkında olumlu tek cümle dahi duymaya tahammül edemeyen marjinal bir kesim var.
Bunlar tüm misafirlerimizin ülkemizden sitayişle bahsetmesini içlerine sindiremiyor.
Öyle ki NATO Ankara Zirvesi’ne ve Türkiye’nin müstesna ev sahipliğine kara çalmak için günlerdir akla hayale gelmedik hezeyanlar üretiyorlar.
Siyasetin değil, tababetin konusu olan bu güruhu ve saçmalıkları gördükçe inanın onlar adına sadece üzülüyoruz.
NATO zirveleri güvenliğin en üst düzeyde gözetildiği, en küçük bir ihmale ve dikkatsizliğe mahal verilmeyen uluslararası toplantılardır.
Tedbirler noktasında biz de işi şansa bırakmadık.
Zirve sebebiyle günlük hayatı etkilenmiş tüm Ankaralı kardeşlerime sabırları ve anlayışları için teşekkür ediyorum.
Ankara, tarihî bir zirveye tarihî bir başarıyla ev sahipliği yapmak suretiyle uluslararası alanda görünürlüğünü hiç olmadığı kadar artırmıştır.
Ankara’nın artık bir dünya şehri olduğu bu vesileyle tescil edilmiştir.
Bunun yansımalarını özellikle turizmde göreceğimizi düşünüyorum.
Bu sene cumhuriyetimizin 103’üncü yıl dönümünü Türk dünyasından kardeşlerimizle beraber Ankara’da coşkuyla kutlayacağız.
İnşallah aynı başarıyı 29-30 Ekim tarihlerinde düzenleyeceğimiz 13’üncü Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’nde de sergileyeceğiz.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’ndeki NATO Zirvesi’ne İttifak üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanı iştirak etti.
Liderlerin yanı sıra yüze yakın bakanı, bini delege olmak üzere 4 bin 800 üst düzey diplomatı, uluslararası kuruluş temsilcisini ve davetliyi Ankara’da misafir ettik.
Çok kıymetli dostum, Katar Devleti Baba Emîri Şeyh Hamad bin Halife El Sani'nin vefat ettiğini büyük bir üzüntüyle öğrendim.
Başbakanlığım döneminde uluslararası alanda birlikte mesai yaptığım; Türkiye ve Katar Devleti arasındaki siyasi, ticari, askerî, beşerî ve kültürel ilişkilerin bugünkü seviyesine ulaşmasında büyük emeği bulunan; İslam dünyasının huzuru, bölgemizin istikrarı ve Katar halkının refahı için samimi çabalarına şahit olduğum Şeyh Hamad bin Halife El Sani'ye Cenab-ı Allah'tan rahmet diliyorum.
Başta değerli kardeşim Katar Emîri Şeyh Temim bin Hamad El Sani olmak üzere merhum Baba Emîr'in ailesine, dost ve kardeş Katar halkına ve İslam dünyasına şahsım, ailem ve milletim adına başsağlığı dileklerimi iletiyorum.
Tarihin gördüğü en vahşi soykırımlardan biri olan Srebrenitsa’nın 31’inci yılında, katledilen tüm Boşnak kardeşlerimizi rahmetle ve hüzünle yâd ediyorum.
Şehitlerimizin aziz hatıralarını saygıyla anıyor, ailelerine ve yakınlarına sabır niyaz ediyorum.
Srebrenitsa’yı asla unutmayacağız.
On yıl gibi kısa sürede Millî Savunma Üniversitemiz, küresel ölçekte yıldızı parlayan en seçkin eğitim kurumlarımızdan biri haline gelmiştir.
Vatanına, milletine, devletine aşkla bağlı; donanımlı, vicdanlı, öz güven ve sorumluluk sahibi subay ve astsubayların yetiştiği bu ocak, milletimizin iftihar kaynağıdır.
Savunma, güvenlik ve strateji gibi alanlarda yürüttüğü araştırmalarla…
Ulusal ve uluslararası yayın, rapor ve danışmanlık faaliyetleriyle…
Askerî harekât ortamı ve askerî kültürün gelişimine yönelik doktriner çözümleriyle Üniversitemiz, hayati bir misyonu yerine getirmektedir.
Millî Savunma Üniversitemiz; bünyesindeki yedi enstitü, üç harp okulu, dört astsubay meslek yüksekokulu ve yabancı diller yüksekokulu ile bir yandan millî iradeyi hareket noktası olarak belirleyen vatan ve millet sevdalısı genç yürekleri ülkemize kazandırırken diğer yandan askerî bilimler müktesebatımızın daha da derinleşmesinde başrolü üstleniyor.
Hükûmet olarak kurulduğu günden beri Üniversitemizin yanında olduk.
Bundan sonra da Millî Savunma Üniversitemizin daha da güçlenmesi için ne gerekiyorsa yapacağız.
Bugün 125’i dost ve kardeş ülkelerden gelen misafir askerî personel olmak üzere toplam 301 subayımızın gurur gününe iştirak ettik, mezuniyet sevinçlerini paylaştık. 🇹🇷
Dereceye girenlerle birlikte 16’ncı Dönem Müşterek Komuta ve Kurmay Eğitimi ile 8’inci Dönem Kuvvet Harp Enstitüleri Komuta ve Kurmay Eğitimi’ni neticelendiren tüm subaylarımızı ayrı ayrı tebrik ediyorum.
Diplomasını alan subaylarımız, kurmay ünvanıyla farklı kademelerde Türk Silahlı Kuvvetlerimize, devletimize ve milletimize inşallah yüksek bir vazife şuuruyla hizmet edecekler.
Kurmay subaylarımıza yeni vazifelerinde şimdiden üstün muvaffakiyetler temenni ediyorum.
Türkiye’nin ev sahipliğinde Ankara’da gerçekleştirdiğimiz 36’ncı NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi’ni başarıyla tamamlamış bulunuyoruz.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde icra ettiğimiz Zirve’ye NATO üyesi 32 devlet ve hükûmet başkanının yanı sıra 100’e yakın bakan, üst düzey diplomat, uluslararası kuruluş temsilcisi ve davetli iştirak etmiştir.
Zirve sürecinde güvenliğin en üst düzeyde sağlanması ile vatandaşlarımızın hak ve özgürlüklerinin korunması arasında hassas bir denge gözetilmiştir.
Alınan güvenlik, ulaşım, koordinasyon ve kamu düzeni tedbirleri; liderlerin güvenliği, şehir hayatının sürdürülebilirliği ve uluslararası kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi amacıyla titizlikle planlanmış, vatandaşlarımızın günlük yaşamlarının aksatılmamasına özellikle ehemmiyet gösterilmiştir.
Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanemiz, uluslararası medya merkezi olarak hizmet vermiş; 1.800 kişilik çalışma alanı, 40 montaj odası ve çok sayıda canlı yayın noktası basın mensuplarının istifadesine sunulmuştur. Zirve’yi rekor bir katılımla 2.500’ü aşkın basın mensubu takip etmiş; TRT koordinasyonunda 96 kamera, 18 naklen yayın aracı ve 26 farklı noktadan yapılan yayınlarla Ankara Zirvesi tüm dünyaya ulaştırılmıştır.
Ankara’mızın tanıtımına da büyük katkı sunan Zirve boyunca gösterdikleri hoşgörü ve eşsiz misafirperverlik için Ankaralı hemşehrilerime gönülden teşekkürlerimi sunuyorum.
Kolluk kuvvetlerimiz başta olmak üzere medyadan teknik işlere, sağlıktan ulaşıma, protokolden ikram hizmetlerine kadar birçok alanda Zirve’nin sorunsuz şekilde gerçekleştirilmesi için fedakârca görev yapan tüm kardeşlerime şahsım ve milletim adına şükranlarımı ifade ediyorum.
NATO Ankara Zirvesi’nin hazırlık ve icrasında gösterdiği iş birliği odaklı yaklaşım ve çabaları için Genel Sekreter Sayın Mark Rutte’ye hassaten teşekkür ediyorum.
Zirve’de aldığımız kararlarla NATO’nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirme, transatlantik bağı tahkim etme ve İttifakın geleceğini daha güçlü bir Avrupa, daha güçlü bir NATO anlayışı temelinde inşa etme irademizi bir kez daha ortaya koyduk.
Ankara Zirvesi Sonuç Bildirisi’nde Washington Antlaşması’nın 5’inci maddesine ve kolektif savunma ilkesine olan sarsılmaz bağlılığımızı teyit ettik.
Bildiride ayrıca müttefikler arasındaki savunma ticareti engellerinin kaldırılması, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmaları, Ukrayna’ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim desteği sağlanması gibi konuların yanı sıra savunma sanayisi kapasitesinin artırılması; yapay zekâ, siber güvenlik, uzay, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler ve derin hassas vuruş kabiliyetleri gibi alanlarda İttifakın daha güçlü ve hazırlıklı hale getirilmesi de Zirve’nin öncelikli başlıkları arasında yer aldı.
Türkiye olarak biz de sahip olduğumuz tecrübe, askerî kabiliyet ve gelişen savunma sanayisi altyapımızla bu sürece en güçlü katkıyı sunmaya devam edeceğiz.
Türkiye, yalnızca ev sahibi ülke değil, İttifakın savunma, diplomasi ve kriz çözme kapasitesine doğrudan katkı sunan kilit bir müttefiktir.
Savunma harcamalarımızı 2030’dan önce %3,5 seviyesine çıkarma irademizi ortaya koyduk. Güvenlik ve dayanıklılıkla bağlantılı harcamalarda ise hâlihazırda %1,5’lik bütçe payına ulaşmış durumdayız.
Çelik Kubbe Projesi için hava ve füze savunma kabiliyetlerine 24 milyar dolar ilave bütçe ayırdığımızı da ifade ettik.
Bu vesileyle ayrıca belirtmek gerekir ki Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında barış için iletişim kanallarını açık tutarken; İran-ABD sürecinde itidal, diplomasi ve kalıcı barışı; Gazze, Lübnan ve Libya başlıklarında da ateşkes, istikrar ve çok taraflı iş birliği yaklaşımını savunmaya devam etmektedir.
İki günlük yoğun Ankara Zirvesi, Türkiye’nin NATO’nun güvenlik gündemine yön veren, krizlerde diyalog kanallarını açık tutan, bölgesel barış perspektifini koruyan ve savunma sanayisi kapasitesiyle İttifakın dönüşümüne somut katkı sağlayan merkezî bir aktör olduğunu göstermiştir.
Türkiye olarak müttefiklerimizle iş birliğimizi güçlendirmeye, küresel barış ve güvenliğe katkı sunmaya kararlılıkla devam edeceğiz.
Türkiye’nin büyüklüğünü, Türk milletinin eşsiz misafirperverliğini dünyaya bir kez daha gösteren Ankaralı kardeşlerime, fedakârca emek veren tüm görevlilerimize en kalbî şükranlarımı sunuyorum.
NATO Ankara Zirvemiz hayırlara vesile olsun. #NATOsummit 🇹🇷