Ayet açsan önünü kapatır engellemeye çalışırlar ama söz konusu sapkınlık ahlaksızlık olunca en özgürlükçü bunlar. O paçavrayı taşıyanların ve ayeti açtırmayanların bu ülkede yiyecek ekmek bulamadığı bi Türkiye istiyoruz
Irkçılığın eğitimsizlikten doğduğunu sanmak, kendimizi avutmak için uydurduğumuz bir masaldır.
İzmir'de bir hastane açılışında, Türkiye'nin en zengin ve en eğitimli insanlarının başında gelen Rahmi Koç, protokolün tam ortasında Kürt kadınını bedeni üzerinden ırkçı bir dille alaya alan bir "fıkra" anlatabiliyor ve salon gülebiliyorsa, sorun eğitim eksikliği değildir; daha derinlerdedir ama vicdan eksikliği bariz şekilde ortadadır.
En iyi okullarda okumuş, en yüksek mevkilere çıkmış kesimlerde dahi etnik kimliği ve kadın bedenini aşağılamanın bir nükte sayılabilmesi, ülkemizin yüzleşmekten kaçtığı en temel yarasını gösteriyor: özünde toplumsal gerçeklik olan çoğulculuğa değil, ayrımcılığa dayanan tek tipçi bir toplumsal düzen dayatması ve bunu devamlı yeniden üreten eğitim sistemi.
Netice olarak bizde ayrımcılık marjinal bir durum değil, özellikle seçkinlerin arasında rahatça paylaşılan bir dildir.
Utanç verici olan sadece Rahmi Bey’in cümlesi değil, o cümleye gülebilen bir salonun da olmasıdır.
Bu sebeple de yüzleşmemiz gereken o salonun da çok ötesinde duran derin sorunlarımızdır.
Hak şerleri hayr eyler.
Zannetmeki gayr eyler.
Ârif ânı seyr eyler.
Görelim mevlam neyler.
Neylerse güzel eyler.
Deme niçin şu şöyle
Yerindedir O öyle
Bak sonunu seyr eyle.
Mevla görelim neyler.
Neylerse güzel eyler
Erzurumlu İbrahim Hakkı
Şule Gürbüz’ün ‘sonra üzerime bir tat geldi, halimi kabul geldi. hafriyatla ilgilenmez oldum. çok da umursamaz oldum. bu hayatı beğenir oldum. bu hayatın kendisi bana olabilecek hayatların en manalısı geldi.’ dediği yerdeyim.
Elhamdülillah.
Elhamdülillah, bugün de yedirdi, içirdi, giydirdi, çay verdi, tatlı verdi, uykuyu verdi, uykuda hayata mola verdirdi, muhabbet verdi, kendisini hatırlattı ve en güzeli şükretmeyi öğretti... Elhamdülillah binlerce
Neyse ya biz yine de tevekkül edip hevessizlikler karşısında niyetlerimizi hep taze tutalım, bir de bolca yalvarıp yakaracağız. diğer türlüsü çok zor dostlar.
Derin yaralar var içimizde. Anılarla dolu sokaklarımızda hüzün var. Anıların sokağından geçerken gözyaşlarımızın yaralarımıza aktığı gözlerimizin yandığı yüreğimizin sızladığı yerler var. İçimizde derin yaralar var..
Allah’ım! Dinimi güzelce yaşat ki o benim güvencemdir.
Dünyamı düzelt ki o benim geçim kaynağımdır.
Ahiretimi hazırla ki o benim son durağımdır.
Hayatımda her türlü hayrı ziyadesiyle ihsan eyle.
Ölümümü de her türlü şerlerden muhafaza eyle.
(Müslim, "Zikir", 71)