Sizden bir ricam olabilir mi?!
Filistin hakkında konuşmayı bırakmayın lütfen...
Algoritmayı bozmak için nokta bırakın.
Destek için takip etmeyi unutmayın. 💔🇵🇸
Twitter'ı bırakmıştım ama bunu yazmazsam olmaz...
Burhan Can Terzi sadece sadece bir futbolcu bir takıma gelmek üzere dedi diye gözaltında şu anda... Bunu "sevmek, sevmemek", "haberin gerçekleşip gerçekleşmemesi" ya da "2 çocuğu var" çerçevesinde değerlendirmek nasıl bir saçmalık, inanmakta güçlük çekiyorum. Bekar da olsa sevilmese de Musiala gelmese de bu görüntü ayıptır.
Haberin değerini zaten okuyucuları yargılar, eleştirilecek tarafı varsa da eleştirilir, geçilir. İki polis kolunda görüntü verilecek bir konu olabilir mi bu, yüz kızartıcı bir suç mudur transfer haberi?
Galatasaray başkanı ve yetkililerine de bizzat sesleniyorum, Galatasaray temalı bir transfer haberi nedeniyle birebir iletişimde olduğunuz, hedefi Galatasaray yöneticiliği olan şahsın bu yaptıkları Galatasaray kamuoyu nezdinde artık sizi de bağlar. Ağırlığınızı koyun, Galatasaray adını bu saçmasapan görüntüyle yan yana getirmeyin. Bu sizin boynunuzun borcu.
Oktay Ercan beyefendiye de açık açık söylüyorum, bu zihniyette birisinin Galatasaray'ın herhangi bir yerinde görmek istemeyen bir gazeteci ve Galatasaraylı olarak bundan sonra Galatasaray'la ilgili tüm aksiyonlarının gözlemim altında olduğunu bilmesini isterim. Hayal ettiğiniz koltuk artık Galatasaraylıların gözlemi altındadır.
Galatasaraylı Burhan Can Terzi’nin, “Musiala’nın Galatasaray’a transfer olacağı” haberi Galatasaray tarafından yalanlandı diye BCT, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan gözaltına alınıyorsa
Fenerbahçeli Lube Ayar’ın sayın Erdoğan ve AK Parti iktidarı için “dilediğini hapse atma, dilediğini milyarder yapma, dilediğinin diplomasını iptal etme, dilediğini şampiyon yapma” iddiası için sayın Erdoğan ve AK Parti “doğrulama” açıklaması mı yaptı da bu müfteriye dokunulmuyor?
Üstelik BCT’nin iddiası, transfer iddiası içeren sıradan bir haber. McLube’nin iddiası ise Cumhurbaşkanına doğrudan bir suçlama.
Üzerinde sarı-lacivert forma olanlar için bu ülkede Cumhurbaşkanına iftira dahil suç işleme özgürlüğü mü var?
Bu bir sinema sahnesi değil...
Burası Gazze: Bir bomba düşüyor, gökyüzü toza bulanıyor ve bir çocuk, ölüm ile enkaz arasında bisikletiyle kaçıyor…
Gazze'li mazlumların her gün yaşadıkları kıyamet sahnesi bu!
Buna kimler izin veriyor.
Maneviyat ve aile yapısını hedef alan eşcinsellik propagandasının ekran yüzü Ateez, 14 Ağustos'ta Yenikapı'da konser verecek!
Buna derhal dur denilmelidir!
5.000 yıllık tarihimizin en tehlikeli düşmanıyla karşı karşıyayız.
ÇIPLAKLIK!!!
Çok sefil, çok alçak ve çok ahlaksız...
Gençlerin sürüklendiği bataklıklar yetmezmiş gibi, şimdi de Manifest çıktı... Bunlar gençliği ve çocukları zehirliyorlar.
Bunların konserlerine giden, bunları dinleyen, bunları benimseyen, bunları çocuklarına önerenler; "Ben aileyim, ben anneyim, ben babayım." diye gezmesinler.
Nûh Suresi
26. Nûh dedi ki: "Yeryüzünde kâfirlerden bir tek kişi bırakma."
27. "Zira sen onları bırakırsan kullarını yoldan çıkarırlar ve sadece ahlaksız ve kâfir çocuklar doğururlar."
28. "Ey Rabbim! Bana, babama, anama, mümin olarak evime girene ve bütün inanmış erkek ve kadınlara mağfiret buyur. Zalimlerin de sadece helakını artır."
YETER!
BEN BU KADAR ÖZGÜR BİR ÜLKE GÖRMEDİM.
Teşhirciliği özendiren ve hiçbir toplumsal fayda sağlamayan birçok fenomen yasaklansın!
Çoğu çocuk ilk içkisini ve ilk sigarasını bu konserlerde deniyor. Daha fazlasını da yazardım ama edebim elvermiyor.
Sanat adı altında beden teşhirciliği yaparak gençlere kötü örnek teşkil eden davranışlara karşı gerekli tedbirler alınmalı...
Manifest yasaklansın!
#manifestkonserleriyasaklansın
Onlyfans eskortları gibi giyinip bu Müslüman milletin çocuklarına sahnede p*rn* şov yapan siyonist ürün projesi Manifest yasaklansın! #manifestkonserleriyasaklansın
HALUK LEVENT'İN İFADESİNDEKİ "SUSMA HAKKI"YLA KURULAN ALGI.
Haluk Levent'in ifadesi dikkatle okunduğunda ilk göze çarpan şey, soruşturmaya konu edilen iddiaları üç ayrı başlık altında birbirinden kesin çizgilerle ayırmaya çalışmasıdır.
Önce, "Ahbap'a deprem döneminde yaklaşık 4.3 milyar lira bağış geldi, bunun yaklaşık 4 milyar lirası aynı yıl harcandı ve bütün faturalar İçişleri Bakanlığı ile ilgili valiliklerin kayıtlarında mevcuttur" diyerek deprem bağışları konusunda hiçbir usulsüzlük bulunmadığını savunuyor.
Hemen ardından, "Ben Ahbap Derneğinden hiçbir zaman para alıp borsada oynamadım. Benim sorunum 2026 yılı içindir. Borsa işlem yapmak gibi pis bir zaafım var. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz" ifadeleriyle soruşturmaya konu edilen olayların Ahbap'ın bağışlarından değil, tamamen kendi ticari hayatındaki hatalardan kaynaklandığını ileri sürüyor. Böylece kamuoyuna, "Deprem bağışları tertemizdir, soruşturmanın konusu ise benim şahsi ticari hayatımdır" mesajı vermeye çalışıyor.
Ancak ifade bununla da yetinmiyor. Haluk Levent, "2023, 2024 ve 2025 yıllarında İçişleri Bakanlığı tarafından denetlendik, herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı" diyerek denetim raporlarını da savunmasının temel dayanaklarından biri olarak gösteriyor. Tam bu noktadan sonra ise dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Çünkü ifade, hukuki açıklama yapmayı bırakıp kamuoyunda yeni bir tartışma başlatabilecek, "Politikacılar ve devlet kurumları ile ilgili cevap vermek istediğim konuların soruyla alakalı olmadığı söylendiğinden ifademi veremiyorum. Bundan sonraki sorulara susma hakkımı kullanıyorum" cümlesiyle tamamlanıyor.
İşte tam da burada, "Madem soruşturmanın Ahbap'ın bağışlarıyla ilgisi olmadığını, meselenin tamamen kendi ticari hayatındaki başarısızlıklar ve borsa işlemleri olduğunu bizzat kendisi söylüyor; o halde ifadenin sonuna neden politikacılar ve devlet kurumları üzerinden kamuoyunda farklı anlamlar üretmeye müsait böyle bir cümle ekleme ihtiyacı duyuyor?" sorusunu sormak gerekiyor.
Eğer savunmanın temel tezi gerçekten "Ahbap'ın parası kullanılmadı, sorun benim ticari hayatımdı" ise, siyaseti ve devlet kurumlarını işaret eden bu son bölüm hukuki savunmadan çok kamuoyunun algısını yönlendirmeye yönelik bir iletişim stratejisi olarak değerlendirilmeye açıktır.
Çünkü aynı ifade içinde bir yandan "Ben Ahbap'ın parasını kullanmadım" denilirken diğer yandan "Çekleri teminat yaptım, yüksek miktarda borçlandım, usulsüzlük diyebilirsiniz" kabulü yapılmaktadır. İşte soruşturmanın cevabını aradığı nokta da tam olarak burasıdır.
Dolayısıyla ifadenin sonunda kullanılan "Politikacılar ve devlet kurumlarıyla ilgili anlatacaklarım vardı ama susturuldum" söylemi, Levent hakkındaki suçlamalara yönelik hukuki savunmayı güçlendiren bir açıklamadan çok, tartışmayı dosyanın içeriğinden çıkarıp kamuoyu algısına taşıyan bir iletişim hamlesi görünümündedir.
Çünkü ispatlanmamış büyük imalar, çoğu zaman cevaplanmış küçük sorulardan daha fazla etki oluşturur.
Bu nedenle, kamuoyunun dikkatini delillerden çok anlatılmayan hikayelere yönlendiren bu tür söylemler hukuk açısından değil, algı yönetimi açısından değerlendirilir. Nihai hükmü verecek olan ise sosyal medyada oluşturulan kanaatler değil, ortaya konulacak somut deliller ve bağımsız yargının vereceği karardır.
Ben Fatih Tezcan.
Bugün, 15 Temmuz İşgal ve Darbesi Girişimi’nin 10.yıldönümü.
Ölürsem bende kalmasını istemediğim bilgilerden birini sizlerle paylaşıyorum. Lütfen dikkatle ve sonuna kadar okuyup paylaşınız.
15 Temmuz darbe gecesi 1-2 camide saldırı olduğunu görünce İçişleri Bakanlığı’ndan ‘üst düzey bir isme’ ‘ülkede o gece toplam kaç camiye saldırı olduğunu ve saldırganların profillerini’ sordum. Sadece polise bildirilenler kaydedildi, durum korkunç, hepsini kamuoyuyla paylaşmadık, dedi ve rakamı verdi.
15 Temmuz 2016 Darbe gecesi Kemalist Atatürkçüler, CIA-FETÖ İşgal ve Darbe Girişimi’ne destek amacıyla, Milletimizi yüreklendiren selâları susturmak için, ülkedeki toplam 89 Camiye saldırarak hasar vermişler, 70’e yakın imam-müezzinimizi darp etmişlerdi.
Sonra başka birşeyi daha merak ettim ve araştırdım. 15 Temmuz gecesi camilere saldırıp müezzin döven Atatürkçüler’e, video kayıtları ve darp raporları olmasına rağmen adliyelerde takipsizlik/beraat kararları verilmişti.
Ayrıca takipçilerim hatırlasınlar, tespit ettiğim bir diğer bilgi de, İstanbul Çengelköy’de, İstinye’de ve Okmeydanı’nda, direnişe geçen halka, PKK ve Siyasal Alevici şahıslarca, motorsikletler üzerinden pompalı tabir edilen tüfeklerle ateş açılması eylemleriydi. Bu da kamuoyuyla bugüne kadar paylaşılmayan bilgilerdendi, oysa şahitlerine kadar, teröristlerin çıkış yaptıkları lokasyonlara kadar isim isim kitabımda yayınlayacağım.
Yani Atatürkçüler’in 15 Temmuz CIA-FETÖ Darbesi’ne verdiği destek, Özgür Özel’in itiraf ettiği ‘Atatürkçü Generaller’ ile sınırl�� değildi, tabandan da destek verilmişti.
Üstelik mahkemelerde de Siyasal Alevici, Atatürkçü veya FETÖ’cü hâkimlerce korunmuşlardı.
“FETÖ’ye destek oldunuz” lafı bir aynalama tekniğiydi. 1971’de FETÖ’yü kuran ABD yanlısı üst düzey Kemalistler’di. 1986’da Burdur’da yakalanan Fethullah Gülen‘i ve yanındaki FETÖ’nün Kurucu Ekibini, bir talimatla haklarındaki yakalama kararını kaldırtıp serbest bıraktıran Kemalist Kenan Evren’di. 28 Şubat 1997 sonrası Siyasal Alevici/Kemalist Terör Örgütü tarafından ülkedeki tüm dindarlara baskı uygulanırken cezaevine atılmayan ve okulları, dersaneleri kapatılmayan tek şahıs ABD Projesi FETÖ Lideri Kripto-Kemalist Fethullah Gülen’di.
Tabandaki İslam Düşmanı Kemalistler ise yukarıda olanlardan habersiz Fetullah’ı dindar sanıp karşı çıkmışlar, ABD yanlısı kripto ve hain olduğunu anlayınca İşgal ve Darbe girişimini bile desteklemişler, camileri basıp selâ okumasın diye müezzinleri bile dövmüşlerdi.
Artık kabul edilsinki bu ülkede Bir Tiyatro oynandı ve oynanıyor ama bu 15 Temmuz İşgal ve Darbe Girişimi değildi, ABD, İsrail, İngiltere ve FETÖ’ye karşıymış gibi rol kesen ama aslında sırf Recep Tayyip Erdoğan devrilsin diye onlardan yardım bekleyen, onlarla işbirliği yapan, onların medyasına koşup konuşup destek olan, Darbe başarılı olamayınca ise ağız değiştirmeye çalışan Vatan Hainleri’nin bizzat kendileriydi.
Bunları paylaşırken sizden tek isteğim tedbirli olun, mücadelenizi verirken bunları unutmayın ama ‘sınırsız genelleme’ de yapmayın. BNasılsa yapan şerefsizler, bir daha yapacaklardır.
Bilin ve ‘0 günü’ sabırla bekleyin yeter.
Fatih Tezcan.
Analiz Tv Genel Yayın Yönetmeni
İbrahim Hacıosmanoğlu geçmişte söylediği laflar sebebi için Ali Koç’a kararlarıyla diyet ödemişti. Sanırımı sıra Aziz Yıldırım’da!
6 Milyar limiti, 22 yabancısı olan Fenerbahçe geniş geniş hamleler yapıyor! Hayırdır? @TFF_Org
SİYASAL ALEVİCİLİK NEDİR?
Kendisine ‘Soytarı’ diyen Fatih Tezcan’a 1 sene hapis aldıran Kılıçdaroğlu, Allah’ın Diniyle alay eden Deniz Göktaş’a destek için Adliyeye geldi.
Deniz Göktaş’ın babası Kemal Göktaş terör örgütü THKO mensubuydu ve terörden cezaevinde yatmıştı.
BUDUR!
🗣️ Haluk Yürekli: "İbrahim Hacıosmanoğlu, Fatih Terim'i bagaj üzerinden suçlayabilecek son insandır! Çünkü sizin bagajınız çok dolu. O konuya girilecekse Fatih Terim'in bagajında kupadan başka bir şey yok. Sizde ise skandaldan başka bir şey yok!"
🎥 https://t.co/v5GlVcrTtj
🤝 #işbirliği | Anlatılmaz Yenir @doyuyotr