🔴 BirGün gazetesinden Mustafa Bildircin’in haberine göre, 10 aylık görev süresinde 16 kez yurt dışına çıkan Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, 17. yurt dışı seyahatini Japonya’ya gerçekleştirdi.
• 9 kişilik heyetle yapılan Japonya ziyaretinde Arpaguş’un eşi Hatice Arpaguş’un da heyette yer aldığı, Tokyo’da beş yıldızlı Keio Plaza’da konaklandığı ve otelin gecelik fiyatının 20 bin TL’den başladığı aktarıldı.
• Haberde ayrıca heyetin Tokyo’da Tokyo Cami Vakfı’na ait lüks araçla dolaştığı ve 6-10 Ağustos tarihleri arasında Japonya’da bulunduğu belirtildi.
BirGün, Arpaguş’un 2026’nın ilk yarısındaki yurt dışı gezilerinin 399,7 milyon TL’lik yolluk faturasına yol açtığını da yazdı.
Haksız, hukuksuz bir yılı aşkın süredir hapsedilen Avukat Mehmet Pehlivan yazdı: “Cüppe nasıl katlanır” sorusuna gelince... İtiraf edeyim, hâlâ hatırlamıyorum ve açık söyleyeyim, nasıl katlandığı hiç umurumda değil. Cüppenin makbulü özenle katlanmış hali değildir, bir avukat cüppesinin en makbulü, en düzgünü bir omuzda cesaretle taşınandır.
Avukat kelimesinin atası advocatus, “yardıma çağırılan” anlamına gelir. Ben de avukatları çağırıyorum!”
Süleymancılar’ın servetini üç yıldır anlatırken bize din düşmanı diyenler şimdi “Alihan Kuriş suç örgütü” diye yazıp çiziyor, demediğini bırakmıyor. Süleymancılar, Menzil, İsmailağa ve dahası… Hepsi birbirinin aynı, ne zaman anlayacaksınız? Tarikat, ticaret ve siyaset üçgeni
“Siyasette liyakat" deyip duruyoruz ama vekil listelerinin nasıl yapıldığına bakınca çıldırmamak elde değil. Mesela benimle aynı yaştaki bir iç mimar (A. Baran Yazgan)... Kemal Bey döneminde vekil yapıldı. Önce değişimci takıldı, sonra eski yerine döndü. Gelecek dönem vekilliği neredeyse orada yani. Öyle şucu bucu değil.
Sahi, aday olduğunda bu arkadaşın memleket meselelerine dair ne düşündüğünü bilen var mıydı? Kimin, kimlerin veya neyin referansıyla o listeye girdi? Biz de sahil kenarında, arkadaş ortamında oturup iki lafın belini kırıyoruz ama millete vekalet etmenin bir ciddiyeti, bir ağırlığı olmalı. O gün memlekete dair tek bir fikri olmayan bu ismi vekil diye vitrine koyanlar, bugün o eylemlerin, o ihraç taleplerinin faturasını da üstlenecek mi? Çünkü bu ehliyetsizliği o koltuklara taşıyanlar, en az onlar kadar sorumlu.
İkinci bir örnek Ömer Karakaş... Daha birkaç gün önce süreci eleştiren sözlerinin ses dalgaları havada dururken, adam kalkıp AKP’ye katılıyor. Hani nerede tutarlılık? Bu insanlar değişim umuduyla yanıp tutuşan bir memlekette neden, neyin karşılığında vekil yapıldı?
Mesele sadece bu isimler değil, meselenin özü sistemin çürümüşlüğü. Memlekete dair gerçekten bir sözü, vizyonu ve derdi olanlar o listelerden bilerek ve isteyerek uzak tutuluyor. Çünkü partilerdeki o dar kadroların tek bir korkusu var. "Aman bu dert sahibi insanlar gelirse bizim yerimiz sarsılır, çemberin dışında kalırız." Kendi konfor alanlarını korumak için, liyakati ve umudu kendi elleriyle vasatlığa kurban ediyorlar.
Eğer bu memlekette gerçekten bir umut yaratmak istiyorsak; derdi olan, sözü olan, memleket için kafa yoran insanların o çember muhafızları tarafından göz ardı edilmesine artık izin vermemeliyiz. Siyaset o çemberler kırıldığında değişir, memleket ancak o zaman nefes alır.
Yıldızlar SSS Holding, bize Akerlof ve Romer’ın, “Talan (Looting): Kar Amacıyla İflasın Yeraltı Dünyası” makalesindeki senaryoyu canlı olarak izleme fırsatı veriyor:
•Kamu kaynakları, piyasa değerinin çok altında ele geçiriliyor.
•Şirket, borç batağında ama sahipleri hala yeni işlere giriyor.
•İşçi alacakları, vergi borçları, tedarikçi borçları ödenmiyor.
•Devlet (kamu bankaları, siyasi müdahale) sistemi ayakta tutuyor.
•En ufak bir çöküşte zarar, işçilere, kamuya ve vergi mükelleflerine kalıyor.
Bu, klasik bir kontrol sahtekarlığı (control fraud) vakasıdır:
“En iyi banka soygunu yöntemi, bir bankaya sahip olmaktır.” — William K. Black
Kaynak: @KeloglanBM
Tunus’ta tutuklu siyasi Gannuşi için çağrı yapan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’a şöyle demezler mi; Sen depremde yıkılmış Hatay’ın milletvekili Can Atalay’ı anayasayı çiğneyerek hapiste tutuyorsun. Anayasaya aykırı şekilde milletvekilliğini düşürdün. Bir imzan ile bu hukuksuzluğa son verebilirsin ama yapmıyorsun. Gannuşi için en son çağrı yapabilecek Meclis başkanı sensin. @NumanKurtulmus
Maaş zammını %16 enflasyon hedefiyle yaptın.
Sonra dönüp hedefi %28’e çıkardın.
Çalışanın maaşı hedefe göre kaldı,
Aradaki 12 puanı kim ödeyecek?
Bunun adı tahmin hatası veya başarısızlık değil...
Bunun adı çalışanın parasına çökmektir!
Evinde ruhsatsız silahlar, çelik yelek, milyonlarca lira para bulunan adama ev hapsi.
Deniz Göktaş'a kuyu tipi cezaevi...
Çünkü düşünen, sorgulayan, güldüren insanlar mafyatik tiplerden daha tehlikeli
Böyle adalet olmaz olsun.
Üsküdar’ı 1994’ten 30 yıl sonra AKP geleneğinden alan Sinem Dedetaş, Eskişehirli bir gemi mühendisidir. Bir karasal kent çocuğunun gemi mühendisi olup İstanbul Boğazı’na belediye başkanı seçilmesi aslında “Cumhuriyet Mucizesi”dir. Saldırı aynı zamanda bu kültüre ve birikimedir.
Birgün Gazetesi'nden Ebru Çelik bir 'siyasal sahtekarlığı'yerle bir etti.
Bunu da hiç öyle bağırıp çağırmadan, aşırı yorumlara, fazla söze gerek duymadan, bizzat olay yerine gidip izleyerek, fotoğraflarla, sadece olan biteni aktararak yaptı.
Tertemiz gazetecilik! Tebrikler....
Fatih Altaylı, Yeni Parti'ye ilişkin aşırı iyimserlik uyarısı yaptı:
"Yeni partinin estirdiği olumlu rüzgardan keyif alıyorum ancak muhalif yorumcuların aşırı iyimserliğinden tedirginim. Sanki son 25 yılı Türkiye'de yaşamamış gibi davranıyorlar.
CHP'nin oylarının büyük bölümünün yeni partiye kayması mümkündür. Yeni parti bir cazibe merkezi de olabilir. Ancak bugün oluşan tabloyu değişmeyecek bir statüko gibi görmek büyük hata olur.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aleyhine oluşan tabloyu değiştirmek için elindeki güç ve fırsatları kullanmakta tereddüt etmez. Erdoğan bir şeye ya başlamaz, başlarsa da durmaz.
İki yıl önce İmamoğlu'nun hapse atılacağını, CHP'li onlarca belediye başkanının görevden alınacağını, CHP'nin seçilmiş genel başkanının mahkeme kararıyla görevden düşürüleceğini kaç kişi öngörebilirdi?
Dün durmayan Erdoğan'ın bugün yeni bir parti kuruldu diye duracağını düşünmek safdilliktir.
Umutlu olmakta bir sakınca yok. Ancak henüz olunmamış şampiyonluğu kutlamak yerine, bir sonraki darbenin nereden geleceğini hesaplamak gerekir."
🗣️CHP’li Deniz Yavuzyılmaz:
“Türkiye’nin İran’a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı, İsrail ve Yunanistan’a piyasa fiyatının altında satılan petrolden kaynaklandı.”
▪️Yavuzyılmaz, söz konusu zararın 233 milyon varil petrolün varil başına 5,77 dolar daha ucuza satılmasından doğduğunu belirtti.
Sevgi ve saygıyla…@AhmetTelli78
“Sımsıcak konuşurdun konuşunca
ırmak gibi rüzgar gibi konuşurdun
yayla kokuşlu çiçekler açardı sanki
çiğdemler güller mor menevşeler açardı
Sımsıcak konuşurdun konuşunca
Hâlâ koynumda resmin”
Ülke A’dan Z’ye çökmüş. Sahte diploma çetesi 20 yılda 17 bin 738 kişiyi devlette işe yerleştirmiş. SÜleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin sınav soruları meğer son 3-4 yıldır sızdırılıyormuş. 400 akademisyen sahte diplomayla atanmış. Ne yapalım bu durumda. En iyisi Kurtuluş Savaşı demeyelim artık. Müfredattan çıkaralım yerine milli mücadele koyalım. Zaten Trump da bizi çok seviyor gerisi boş.
Bu halimize biz ağlamayalım da kimler ağlasın?!
Bugünün en ilginç görüntüsü bence buydu.
38 yaşındaki İzlanda Başbakanı Frostadottir aracından bi indi neye uğradığını şaşırdı!
Bakışlara dikkat ederseniz içinden şunları söylüyor: “Bunların enflasyonu yüzde kaç, işsizliği yüzde kaç, refah düzeyi ne ki böyle görkemli bir karşılama, ihtişamlı bir saray var?”
Böyle görkemli bir sarayı olmayan İzlanda, Dünya İnsani Gelişmişlik Endeksinde 1. sırada!
38 yaşındaki Başbakan’da bulunan sadelik ve zerafete bakın, bi de bizdeki gösteriş merakına! Çok üzücü!
Rasim Ozan Kütahyalı ile Deniz Göktaş'ın 2020 yılındaki diyaloğu yeniden gündem oldu
🗨️ "Çok zeki ve hakiki bir komedyen bu Deniz Göktaş"
💬 "Abi ben seni hiç sevmiyorum. Senin tarafından övülmek de günümü mahvetti. Lanet olsun böyle düzene..."
https://t.co/8CJM9LwQ4J
🗣️ Hukukçu Afşin Hatipoğlu:
“Kemal Bey’i adliyede Deniz Göktaş’la görüştürmüşler.
Avukat mı, milletvekili mi, parti genel başkanı mı?
Ümit Özdağ gitse görüştürürler miydi?
İktidar, Kılıçdaroğlu’na alan açıyor; koruyup kolluyor.”
Mizah bir suç değildir.
Kızdığın şakaya gülmezsin, kızarsın, söversin, lanet edersin…
Şakaya kelepçe vurabilir misin?
Deniz Göktaş’ın ve tüm mizahçıların özgürce üretebilmesi dileğiyle…