CEZAEVİNDE SAĞLIK KRİZİ
Hastayı muhatap almayan, endişelerini yok sayan bir anlayış ne tıbba ne de vicdana sığar. Hasta hakları, cezaevi kapısında askıya alınamaz.
AsumanÖğretmene Tahliye
👉 https://t.co/TjWxyXkpFL
#15Temmuz Darbe bahanesiyle yüzbinlerce insanın hayatını kararttılar. 19 yaşındaki harbiyeli öğrencilerden darbeci olmaz deme basiretini toplum maalesef göstermedi. Vicdanınızla seyredin bu videoyu 👇
KHK’larla ihraç edilen insanlar gelirini, mesleğini, pasaportunu ve sosyal çevresini kaybetti. Etkili itiraz imkânı olmadan uygulanan toplu tasfiyeler yalnız kişileri değil, bütün aileleri cezalandırdı.
15 Temmuz #GegenDasVergessen
Avrupa Birliği İnsan Hakları ve Demokrasi Hibe Programı desteğiyle Şanlıurfa Barosu ve Adil Yargılanma Hakkına Erişim Derneği (AYHED) tarafından hazırlanan “Hükmün Ötesinde Bir Mağduriyet” başlıklı rapor, OHAL döneminde KHK ile kamu görevinden ihraç edilen ve daha sonra haklarında beraat ya da takipsizlik kararı verilen kişilerin büyük bölümünün görevlerine iade edilmediğini ortaya koydu.
BERAAT EDEN HER 100 KHK’LININ 99’U GÖREVİNE DÖNDÜRÜLMEDİ
Proje koordinatörlüğünü Ahmet Doğan’ın yürüttüğü araştırmaya göre, beraat eden veya hakkında kovuşturmaya yer olmadığı (KYOK) ya da soruşturmaya yer olmadığı (SYOK) kararı verilen kişilerin yüzde 99’undan fazlası kamu görevine geri dönemedi.
Önceki gün yayımlanan rapor, “Şanlıurfa Bölgesinde İnsan Hakları İhlallerine Karşı Hukuki Mücadele Kapasitesinin Geliştirilmesi Projesi” kapsamında Şanlıurfa Barosu tarafından AYHED iş birliğiyle hazırlandı. Araştırma, KHK ile ihraç edilen ancak haklarında beraat veya takipsizlik kararı verilmesine rağmen kamu görevine iade edilmeyen kişilerin yaşadığı hukuki, ekonomik ve sosyal mağduriyetleri ortaya koymayı amaçlıyor. Çalışma, bu alanda bugüne kadar yapılan en kapsamlı nicel araştırmalardan biri olarak gösteriliyor.
OHAL SONRASI İHRAÇLARIN ETKİSİ SÜRÜYOR
Raporda, 15 Temmuz 2016’nın ardından ilan edilen OHAL sürecinde çıkarılan 32 Kanun Hükmünde Kararname ile 130 binden fazla kamu görevlisinin herhangi bir adli ya da idari soruşturma tamamlanmadan görevlerinden çıkarıldığı hatırlatılıyor.
Araştırmaya göre yıllar süren yargılamaların ardından çok sayıda kişi beraat etmesine rağmen bu kararlar kamu görevine dönüşü sağlamadı. Raporda bunun temel nedeni olarak, idarenin ihraç işlemlerini ceza yargılamasının sonucundan bağımsız biçimde “iltisak” ve “irtibat” değerlendirmelerine dayandırması gösteriliyor.
Rapor, bu durumu önceki uygulamalarla da örneklendiriyor. “Barış İçin Akademisyenler” bildirisi nedeniyle haklarında dava açılan 822 akademisyenden beraat edenlerin önemli bir bölümü OHAL Komisyonu tarafından görevlerine iade edilmezken, KESK’e bağlı sendikalara üyelik nedeniyle ihraç edilen 4 bin 770 kamu görevlisinden yalnızca 358’inin görevine dönebildiği belirtiliyor.
1.678 KİŞİYLE ANKET YAPILDI
Araştırma, 1 Eylül-30 Kasım 2025 tarihleri arasında Şanlıurfa Barosu’nun sosyal medya hesapları üzerinden gönüllülük esasına göre yürütüldü. Demografik bilgiler, ihraç süreçleri, yargı kararları ve göreve iade başvurularını kapsayan 17 soruluk ankete 1.678 kişi katıldı.
BERAAT EDENLERİN YÜZDE 99’U GÖREVİNE DÖNEMEDİ
Araştırmanın en dikkat çekici bulgusu, katılımcıların yüzde 82,4’ünün haklarındaki adli sürecin beraat, KYOK veya SYOK kararıyla sonuçlanmasına rağmen göreve iade edilmemesi oldu.
Rapora göre bu grubun yalnızca yüzde 0,9’u yeniden kamu görevine dönebildi. Başka bir ifadeyle, beraat eden her 100 kişiden 99’u hâlâ ihraç edilmiş durumda.
Raporda bunun münferit uygulamalardan değil, *“yapısal ve sistemik bir sorun”*dan kaynaklandığı değerlendirmesi yapılıyor.
Araştırmanın diğer bulgularına göre:
• Katılımcıların yüzde 36,6’sı Milli Eğitim Bakanlığı, yüzde 28,1’i ise İçişleri Bakanlığı bünyesinde görev yapıyor.
• Göreve iade için en fazla başvurulan yollar İdare Mahkemeleri (yüzde 91,4), Danıştay (yüzde 80,9) ve OHAL Komisyonu (yüzde 78,3) oldu.
• Başvuruların yüzde 70,1’i hâlâ sonuçlanmadı, yüzde 25,1’i ise reddedildi.
• Katılımcıların yüzde 78,1’i, görevlerine iade edilmeleri halinde yeniden kamu hizmetinde ��alışmak istediğini ifade etti.
İŞSİZLİK VE SOSYAL HAK KAYIPLARI ÖNE ÇIKTI
Rapor, ihraçların yalnızca meslek hayatını değil, sosyal yaşamı da ağır biçimde etkilediğini ortaya koyuyor.
Katılımcıların yüzde 96,2’si işsiz kaldığını, yüzde 93,3’ü toplumsal ve psikolojik baskıya maruz kaldığını, yüzde 89’u sosyal güvenlik haklarını kaybettiğini, yüzde 85,2’si ise psikolojik sorunlar yaşadığını belirtti.
Raporda, bu verilerin her birinin yalnızca istatistikten ibaret olmadığı, her rakamın arkasında ekonomik ve sosyal açıdan ağır mağduriyet yaşayan ailelerin bulunduğu vurgulanıyor.
YENİ DÜZENLEME ENDİŞE YARATTI
Rapor, 11 Temmuz 2026’da yürürlüğe giren İdari Yargılama Usulü Kanunu’ndaki değişikliğe de dikkat çekiyor.
Yeni düzenlemeye göre Milli Savunma Bakanlığı, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeli ile 375 sayılı KHK kapsamındaki bazı davalarda mahkemeler göreve iade kararı verse bile idare, karar kesinleşmeden bu kararı uygulamak zorunda olmayacak.
Raporda, “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının hukuki belirlilikten uzak olması nedeniyle bu düzenlemenin mahkeme kararlarının bağlayıcılığı ve hukuk devleti ilkesi açısından yeni tartışmalar doğurabileceği ifade ediliyor.
YAPISAL SORUN VURGUSU VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ
Raporun sonuç bölümünde, yaşanan mağduriyetlerin bireysel uygulama hatalarından değil, yapısal bir sistemden kaynaklandığı belirtiliyor. Ceza yargılamasında beraat eden ya da hakkında takipsizlik kararı verilen kişilerin büyük bölümünün hâlâ kamu görevine dönememesinin, “iltisak” ve “irtibat” kavramlarının geniş ve belirsiz yorumlanmasından kaynaklandığı ifade ediliyor.
Böbreği iflasın eşiğinde olduğu halde tahliye edilmeyen KHK’lı Mehmet Parlak’ın eşi Nurten Parlak: “Eşimi bize tabutta mı verecekler?”
@Nesrinnas#KabulEtmiyoruz
19 yaşındaki Harbiyeliler; komutan emriyle bindikleri otobüsten yıllar süren hapse, kötü muameleden yarım kalan hayatlara uzanan süreci anlatıyor. “Mavi Otobüs 2”, susturulan gençlerin tanıklığıdır.
https://t.co/vClKYZpVTB
15 Temmuz
#GegenDasVergessen
Münafıklıkta zirvesin!
Daha bugün Kocaeli’de başörtülü 9 eğitimci kadını sırf sana ‘biat’ etmediği için kanunda yazmayan eylemlerden tutuklatın. Dini semboller senin için sadece istismar aracıdır!
Kocaeli’de yapılan ev baskınlarında, aralarında başörtülü kadınların da bulunduğu 9 eğitimcinin tutuklandığı bildirildi.
Yıllarca öğrencilerine emek veren, eğitim faaliyetleriyle tanınan insanların “terör” yaftasıyla hedef alınması, Türkiye’de hukuk devleti ilkesinin geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne serdi.
AİHM’in birçok kararında suç sayılamayacağını vurguladığı fiiller üzerinden insanların özgürlüğünden mahrum bırakılması; yalnızca bireysel bir mağduriyet değil, aileleri, çocukları ve toplumun vicdanını da yaralayan ağır bir hak ihlalidir.
Bugün yaşananlar, masum ve fedakâr eğitimcilere yönelik sistematik baskı politikasının devam ettiğini gösteriyor. Ev baskınları, gözaltılar ve tutuklamalarla insanların hayatları altüst ediliyor; çocuklar anne-babalarından koparılıyor, aileler cezalandırılıyor.
Hukuk, intikam aracı olamaz.
Eğitimciler terörist değildir.
Masum insanlar özgürlüğüne kavuşmalıdır.
Kocaeli’de tutuklanan 9 eğitimci derhal serbest bırakılsın.
#Kocaeli
#BaşörtülüKadınlar
#EğitimcilerTutuklandı
#MasumEğitimciler
#HukukDevleti
#AİHM
#AYM
#İnsanHakları
#Adalet
#Özgürlük
#Cezaevi
#EvBaskını
#Hakİhlali
#KadınHakları
#ÇocukHakları
#ZulmeSessizKalma
📢 BUGÜN EYLEM GÜNÜ! ⚖️🔥
Avrupa Konseyi önünde adalet için buluşuyoruz — sosyal medyada da tek sesle gündeme taşıyoruz!
Sabit etiketlerimize yükleniyoruz 👇
🕚 Strazburg 11.00 = 🇹🇷 TR 12.00 = 🇺🇸 ET 05.00 / PT 02.00
#AdaletBuluşması#JusticeMarch
Sen de katıl🕊️✊
📢Join us on 24 June in Strasbourg for the 5th Justice March.
Together, we will call for the implementation of ECtHR judgments in Türkiye and stand in solidarity with all victims of state repression.
Justice delayed is justice denied — make your voice heard.
https://t.co/RUshDbWFiw
📢24 Haziran’da Strazburg'da 5. Adalet Buluşması'ndayız.
Türkiye’de AİHM kararlarının uygulanması ve devlet baskısının tüm mağdurlarıyla dayanışma için sesimizi birlikte yükselteceğiz.
Çünkü "Geciken adalet, adalet değildir".
Sesimizi duyurmak için hep beraber Strazburg'a!
https://t.co/1sy6DSOmgG
⏳ SON 7 GÜN ⚖️
24 Haziran Çarşamba, 11:00 — Strazburg.
5. Adalet Buluşması: AİHM kararları uygulansın, hukukun üstünlüğü kazansın diye.
📍 Av. de l'Europe
Gel, sesini yükselt. 🕊️
#BeşinciAdaletBuluşması#Strazburg#AİHM#İnsanHakları
⚖️ 24 Haziran 2026, 11:00 — Strazburg.
5. Adalet Buluşması'nda buluşuyoruz: AİHM kararları uygulansın, hukukun üstünlüğü kazansın diye.
📍 Av. de l'Europe
Sen de gel, Bir ses de sen ol.
🕊️#AdaletYürüyüşü#Strazburg#AİHM
In Turkey, millions of people continue to suffer from deep-seated and ongoing injustices. Despite clear rulings of violations by the European Court of Human Rights, these decisions are being ignored by both executive and judicial authorities. Under an increasingly authoritarian system, society finds it harder to breathe with each passing day.
This June, thousands who refuse to accept this reality will gather in Strasbourg for the fifth time. Victims of injustice, along with their families, will once again march for rights and dignity. They will march for mothers unjustly imprisoned and the babies growing up behind bars; for young women and students; for sick detainees and prisoners; for those jailed for their political views; and for every innocent person who has been wronged.
Together, our voices will rise to carry a single message and a unified hope: Let the rulings of the European Court of Human Rights be enforced. Let the Council of Europe ensure that justice is upheld. Let Turkey become a peaceful and rightful part of Europe. For all of these reasons, we invite you to walk with us.
We stand against injustice in Türkiye and support freedom of speech, justice and human rights.
📍Aarhus | June 21 | 12:00–15:00
📍Copenhagen | June 24 | 11:00–14:00
Supporting the Strasbourg Freedom March from Denmark.
Tyskland har netop givet asyl til en tyrkisk statsborger med Gülen-bånd — med henvisning til afgørelser fra Menneskerettighedsdomstolen. Danmark er ved at udvise en. Den juridiske modstrid er tydelig. @HumanRightsDK @amnestydk#SaveTugba https://t.co/ikTAtEu1Z3
@RefugeesIntl@DRC_dk En kvinde forfulgt for sin overbevisning. 2 år i en flygtningelejr. Nu står hun til udvisning til det land, der allerede har fængslet hende. Hendes navn er Tuğba Koç. Gør noget, tak. #SaveTugba https://t.co/xIulbaib1m