Böyle konulara girmem ama istisna yapalım bakalım!
Artık Kuruçeşme-Arnavutköy-Bebek hattında yürümek/koşmak acayip zorlaştı. Denizi görmek ise imkansıza doğru gidiyor; Boğaz öngörünümüne çivi çakmak yasak ama tekne bağlamak mümkün, hatta dev tekneleri yan yana bağlamak. Arada kalan boşluklarda balıkcılık yapılıyor, hele haftasonları oralardan geçmek olta kurşunu, iğnesi riskinin yanında zaten kalabalıktan iyice zorlaşıyor. Çöp işine hiç girmiyorum, çıkamayız!
Buraya bağlanan teknelerden ücret alınıyormudur, yürünecek bölümlerde balıkcılık yapılması ile ilgili bir kural yokmudur acaba ?
Sokaklara, bahçelere veya denize çöp atan kişilerin evleri de büyük ihtimalle pislik ya da pasaklılık içinde diye düşünüyorum. Yerlere çöp atmak bu insanlar için bir davranış biçimi değil de, yaşam biçimi gibi geliyor bana.
Bir yandan gizli diplomasiyle uzlaşma ararken bir yandan anti-emperyalist rolüne bürünüp vatandaşa telefonunu kırdırırsın.
Evinden para sayma makinesi çıkan,oğluna evdeki dövizi sıfırlatan vatandaşmış gibi, onun yastık altı birikimine dadanırsın.
Bunu diyeni hain diye yaftalarsın
Erdoğan: "Bizde bir adet var başımıza bir şey geldiği zaman hemen dış güçler ve yabancılar deriz ancak ben buna katılamıyorum" diyeli yıllar oldu
#AynıGemideDeğiliz