Gençlerimiz işsizse, memleketimizin geleceği işsizdir!
Bugün yine önümüze rakamlar koyuyorlar. İşsizlik oranlarını, istatistikleri, tabloları anlatıyorlar.
Biz o rakamların arkasındaki evlatlarımızı konuşmak istiyoruz.
Eylül ayında genç işsizlik oranı yüzde 14,8’e yükselmiş. Bir ayda 1,6 puan artmış. Genç kadınlarımızda işsizlik yüzde 23,3’e ulaşmış.
Şimdi soruyorum:
Üniversiteyi bitirmiş, diplomasını almış, yıllarca emek vermiş bir evladımız iş bulamıyorsa biz hangi başarıdan bahsedeceğiz?
Genç kızlarımızın neredeyse dörtte biri işsizse hangi kalkınma hikâyesini anlatacağız?
Bir anne, bir baba evladına artık gönül rahatlığıyla “Oku, çalış, hayatını kur.” diyemiyorsa ortada yalnızca ekonomik bir problem yoktur. Ortada memleketin geleceğine dair bir güven problemi vardır.
Gençlerimiz artık büyük hayaller kurmayı bile lüks görür hâle geldiler.
Bir ev sahibi olmak, bir yuva kurmak, kendi ayakları üzerinde durabilmek…
Bunlar bir gencin büyük hayalleri değil, en tabii hakları olmalıdır.
Ama bugün ne yazık ki;
Diploma var, iş yok.
Emek var, karşılığı yok.
Hayal var, imkân yok.
Gençlik var, gelecek yok!
Üstelik işsizlik rakamları meselenin tamamını da anlatmıyor. Atıl işgücü oranı yüzde 31,2’ye ulaşmış.
Yani iş aramaktan ümidini kesenlerimiz var. İstediği kadar çalışamayanlarımız var. Çalıştığı hâlde geçinemeyenlerimiz var.
Bir tarafta iş bulamayan gençlerimiz, diğer tarafta çalıştığı hâlde hayatını kuramayan evlatlarımız var.
Sonra dönüp gençlerimize soruyorsunuz:
“Neden evlenmiyorsunuz?”
“Neden çocuk sahibi olmuyorsunuz?”
“Neden geleceğe umutla bakmıyorsunuz?”
Evladımıza iş imkânı sunmadan yuva kurmasını bekleyemezsiniz. Geçinebileceği bir ücret vermeden aile kurmasını isteyemezsiniz. Geleceğine güven duymasını sağlayamadan memleketinde kalmasını temenni edemezsiniz.
Gençlerimize sabredin diyerek geçirdiğimiz her yıl, memleketimizin geleceğinden eksilttiğimiz bir yıldır.
Suç örgütlerinin üzerine gidilmeli, sonuna kadar hesap sorulmalı.
Ama asıl soru şu: Bu kadar suç organizasyonu, kara para, kaçakçılık ve uyuşturucu ağı nasıl oluştu? Bu denetimsizlik hangi dönemde yaşandı?
Her gün yeni bir operasyona uyanıyorsak, yalnızca suçluları değil, bu boşlukların nasıl oluştuğunu da sorgulamalıyız.
Bu operasyonlar, 25 yıllık yönetim geçmişinin de muhasebesi değil mi?
Anahtar Parti Lideri Yavuz Ağıralioğlu:
Başka bir sermayem yok. Kalbim, haysiyetim ve şahsiyetim var.
Rol yapmak yok, taklit yok, “mış gibi” yapmak yok. Neysek o olacağız, kalbimizde ne varsa onu söyleyeceğiz.
Çünkü bu millete güzel görünmeye değil gerçek olmaya mecburuz.
Genel Merkezden mahallelerimize, tam kadro sahadayız!
Genel Başkan Yardımcımız Sayın Emine KÜÇÜKALİ GÜRKÖK ile birlikte Üsküdar’ımızda komşularımızla buluştuk.
Genel Başkanımız Sayın Yavuz AĞIRALİOĞLU’nun öncülüğünde, güçlü kadrolarımız ve kenetlenmiş teşkilatımızla mahalle mahalle, sokak sokak çalışıyoruz.
Üsküdar’da büyüyoruz, güçleniyoruz, geliyoruz! 🇹🇷
#üsküdar #yavuzağıralioğlu #istanbul #anahtarparti̇
Antalya’nın Kepez ilçesinde meydana gelen hortum felaketinde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralı işçimize ise acil şifalar diliyorum.
Rabbim ülkemizi her türlü afetten korusun.
Başka bir sermayem yok. Kalbim, haysiyetim ve şahsiyetim var.
Rol yapmak yok, taklit yok, “mış gibi” yapmak yok. Neysek o olacağız, kalbimizde ne varsa onu söyleyeceğiz.
Çünkü bu millete güzel görünmeye değil gerçek olmaya mecburuz.
"Terörsüz Türkiye" söylemi, ancak adaletle anlam kazanır.
Anahtar Parti olarak; terörle mücadelede bedel ödeyen gazilerimizin haklarının yok sayılmasını kabul etmiyoruz. Bu milletinhuzuru için canını ortaya koyan kahramanlarımızınmağdur edilmesine sessiz kalmayacağız.#AHBAPÇAVUŞ
Bu parayla Eyfel Kulesi gibi 5-6 kule yapılır, bin kamyon arka arkaya dizilir!
Kim milletin malına el uzattıysa hesabını versin. Siyasi nüfuzunu kullanan da, sorumluluğunu unutan da ortaya çıkarılsın.
Herkes aklansın, AK Parti de aklansın; bu sisteme de yeniden bakılsın!
Borsadaki mağduriyetleri kazananlar ve kaybedenler ayrımıyla çözemezsiniz. Önce hesap mekanizmaları çalışmalı, sorumlular ortaya çıkarılmalı.
Başka ülkelerde açıklanamayan küçük harcamalar istifa sebebi olurken burada yaşananlar karşısında minnet bekleniyor.
Önce hesap verilsin, sonra “Allah razı olsun” denilsin!
Öğretmen bekleyen okullar, atama bekleyen gençler daha fazla bekletilmemeli.
En az 50 bin öğretmen ataması yapılmalı; hiçbir evladımız öğretmensiz, hiçbir öğretmenimiz umutsuz bırakılmamalıdır.
AK Parti’nin Ekonomi İşleri Başkanı, fon skandalıyla ilgili kendi ağzıyla söylüyor:
“Yaklaşık 6 kamu kurumunun ihmali var. Bazı kamu görevlilerinin ağır ihmali, bazı kurumların yönetiminde ise ihmal ve suistimal var.”
Peki, soralım o hâlde:
Bu altı kurum hangileridir?
Bu kurumların yöneticilerini kim atamıştır?
Hangi ölçülerle, hangi kriterlerle o makamlara getirilmişlerdir?
Liyakat mi aranmıştır, sadakat mi?
Ehliyet mi esas alınmıştır, siyasi yakınlık mı?
Bir kamu görevlisinin ihmalini konuşurken, o kamu görevlisini o makama getiren iradeyi konuşmayacak mıyız?
Denetim görevini yerine getirmeyenlerin hesabını sorarken, onları denetlemekle sorumlu olanların hesabını sormayacak mıyız?
Devlet yönetiminde sorumluluk yalnızca imza atanların değil, o imza yetkisini verenlerin de sorumluluğudur.
Şimdi milletimiz adına cevap bekliyoruz:
Altı kamu kurumu hangileridir?
Denetim mekanizmaları neden işlememiştir?
İhmaller ne zaman tespit edilmiştir?
Suistimal iddialarıyla ilgili hangi soruşturmalar başlatılmıştır?
Ve en önemlisi, bu ihmallerin bedelini kim ödeyecektir?
Bizim devlet anlayışımızda makamlar, siyasi sadakatin mükâfatı değil, millete hizmetin emanetidir.
Anahtar Parti iktidarında kamu görevlerine atamalarda esas olan siyasi yakınlık değil, ehliyet ve liyakat olacaktır.
Görevini ihmal eden kim olursa olsun hesap verecek; o makama hangi gerekçeyle getirildiği de sorgulanacaktır.
Devletin itibarını korumak, yanlışları örtmekle değil, yanlış yapanlardan hesap sormakla mümkündür.
Unutulmasın!
Devlet kimsenin şahsi mülkü değildir.
Devlet milletindir.
Makam emanettir.
Yetki sorumluluktur.
Liyakat ise devlet yönetiminde bir tercih değil, mecburiyettir.
Enflasyonla mücadelenin yükü sadece vatandaşa yüklenemez. Kamuda mali disiplin, emekliye adalet, yatırımcıya güven şarttır.
Türkiye’nin ihtiyacı ise şeffaf, hesap verebilir ve üretimi esas alan bir ekonomi yönetimidir.
467 bin ailenin mağdur edildiği iddiaları tartışılırken, kamu görevlerine yapılan atamalar da sorgulanmalı.
Sayın Cumhurbaşkanı, akrabalık ilişkileri ve tartışmalı isimler üzerinden yürüyen bu anlayış, savunduğunuz ilkelere yakışıyor mu?
İl Başkanımız Op. Dr. Altuğan Cahit Vural, Lider Haber’de Ayşegül Şengül’ün sunduğu “İkna Noktası” programına canlı yayın konuğu olacaktır.
📅 28 Ekim Çarşamba
⏰ 20.00
📺 Lider Haber Tv
@liderhabertv@aysegulsengul_
Çiftçi bugün tarlasına ne ekeceğinden çok borcunu nasıl ödeyeceğini düşünür oldu.
Ürün para etmiyor, ödeme günü geliyor borç büyüyor. Çiftçi mecbur kaldığı için üretmeye devam ediyor.
Devlet, üreticiyi borçla ayakta kalmaya mahkûm etmemeli. TMO alımı, üretim planlaması ve çiftçinin emeğinin karşılığını alacağı bir fiyat politikası şart.
Çiftçi borçla değil emeğiyle kazanmalı!
İstanbul Barosu Başkanlığına seçilen Sayın Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ı tebrik ediyor, yeni görevinde başarılar diliyorum.
Kendisiyle birlikte yönetim kurulunu da kutluyor, görev döneminin İstanbul Barosu ve hukuk camiası için hayırlı olmasını temenni ediyorum.
Şu fanfin fon daha çok can yakacak bu daha ucu...... Yaşasın Yavuz Başkan, Varolsun Teşkilat. Allah ta, kullar da doğrunun, dürüstün yanında, Yavaş ve Ağır adımlarla, derinden.....
Milletin derdine derman olan kalır, olamayan gider.
Üretimi destekleyen gelir, rantı büyüten gider.
Alın terinin hakkını veren gelir, haksızlığın hamisi olan gider.
Milletine merhamet olan kalır, milletinin başına dert olan gider.
Hep böyle olmuştur bu devran!
Şöhretli olan suç işleyince affetmek, güçsüz olan suç işleyince cezalandırmak…
İşte Peygamber Efendimizin uyardığı adaletsizlik tam olarak buydu.
Adalet, güçlüye de zayıfa da aynı olmalıdır.