Sevgili Nazmi abim, Nazmi Gür tam 6 yıldır Kobani davası tutsaklarından. Sevgili eşi Birgül ablanın onun için yazdığı duygusal bir yazı! 25 Eylül 2026 / Ankara
ALTI YIL…
Hayatımızdan bilinçli olarak çalınmış; her biri bir ömrün sessiz tanığı olan altı yıl…
Yükselen soğuk duvarların, çevreleyen tel örgülerin tanıklığında demir kapılar kapandı ve zaman ağırlaştı.
Sen özgürlüğünden mahrum bırakıldın; sevenlerin ise senden, senden çalınan yılların çetelesini tutarak yaşadı. Takvimlerden birer birer karalandı tutsak olduğun günler, aylar, yıllar…
Ve şimdi; paylaşılacak sabahların, birlikte yürünecek yolların, kurulacak barış sofralarının ve umutla beklenecek güzel günlerin hayali büyüyor.
Altı yıl…
Dile ne kolay…
Bir ömrün içinden koparılıp alınan, yarım bırakılmış bir hayatın altı yılı.
Çocuğunun büyümesini uzaktan izlemek; onun hüzünlerine, sevinçlerine paydaş olamamak…
Sevdiğinin yüzündeki çizgilerin derinliğini, ona dokunamadan fark etmek…
Saçlarına erken düşen aklarda, zamanın acımasızlığını sessizce görmek…
Altı yıl…
Yaşanması gereken küçük mutlulukların sessizce yok olmasıdır.
“Bugün nasılsın?” diye gözlerinin içine bakarak soramamak…
Hastalandığında elini tutamamak…
Yaşadığı bir acıda omuz olamamak…
Bir sevincin ortasında ona sarılamamak…
Yağmur yağarken aynı pencerenin önünde, aynı sessizliğe birlikte bakamamaktır.
Altı yıl…
Tutsak edilmiş, özgürlüklerinden mahrum bırakılmış sizlerden habersizmiş gibi kendi yoluna devam eden zamandır.
İçimde biriktirdiğim, söyleyemediğim binlerce cümle…
Anlatamadığım kırgınlıklar, susturduğum acılar…
Birlikte dinleyemediğimiz stranlar…
Birlikte karşılayamadığımız baharlar…
Coşkusunu birlikte yaşayamadığımız Newrozlar…
Hepsi zamana emanet kaldı.
Altı yıl…
Bir ömrün içinden umarsızca çekilip alınmış, geri dönüşü olmayan altı uzun mevsimdir.
Gidenlerin ardından yakılan ağıtlara tanıklık edememek…
Kaybettiğin dostlarını son yolculuklarına uğurlayamamak…
Acılarını sevenlerinle paylaşamamak…
Hayatın en ağır anlarında, yanında olması gereken insanların sesine yalnızca duvarların ardından ulaşabilmek…
Altı yıl…
Kaç düğün, kaç ölüm, kaç güzel haber ulaştı sana duvarların ardından?
Kaç gün, vefalı bir yoldaşın ziyaretiyle kapının açılmasını bekledin?
Kaç kez içinden, sessizce “Keşke orada olsaydım,” dedin?
Altı yıl boyunca kaç hayat sığdı hapishanenin o dar odasına?
Kaç kez bir sevincin ortasında eksik kaldın?
Kaç kez bir acıyı tek başına taşıdın?
Kaç geceyi, sevdiklerinin sesini yeniden duyabilme umuduyla sabaha bağladın?
Ve kaç kez, zamanın geçmediği o uzun gecelerde geçmişe ve geleceğe aynı anda baktın?
Altı yıl…
Bizden alamadığın bir şey var:
Umudumuz.
Hiçbir demir kapı, umudun önünde sonsuza kadar kapalı kalamaz.
“Kötülük”; insanın sevgisini, hatıralarını ve özgür bir yarına dair inancını duvarların ardına hapsedemez.
Çünkü sevgi, demir kapılardan geçmesini bilir.
Umut ise hiçbir mahpusluğun içine sığdırılamayacak kadar büyüktür.
Bir gün o kapılar açıldığında, yarım bırakılmış hayatlar yeniden yürümeye başlayacak.
Eksik kalan cümleler tamamlanacak.
Yarım kalan sarılmalar gerçekleşecek.
Özgürlüğe doğru birlikte yürünecek.
Ve belki de yıllardır suskun kalan sokaklarda yeniden barışın sesi yankılanacak.
Çünkü bazı yaşamlar zamana yenilmez.
Tam tersine, zaman onları daha da derine kök salar.
Bir ağacın kökleri gibi…
Görünmeden, sessizce, sabırla büyürler.
Unutma!
Her daim, “Sevdiğim,” diyebildiğin bir yürek var.
Beklemekten yorulmuş olsa da vazgeçmeyen bir umut var.
Ve bütün duvarlara, bütün mesafelere, bütün adeletsizliğe rağmen sana ulaşan bir sevgi var.
Bir gün…
Tutsaklığın sonunda o kapılar açılacak.
Güneş, yüzüne uzun zamandır dokunmadığı kadar uzun ve sıcak dokunacak.
Altı yılın karanlığından geriye, dayanışmayla büyüyen bir ışık kalacak.
O ışık, bizi sevdiklerimize; barışa, adalete ve özgür yarınlara taşıyacak.
Ve biz, umutla, inançla, sevgiyle haykıracağı
Umut kazanacak. Özgürlük kazanacak. Barış Birgül Gür
Van'da kanaat önderi olarak geçinen ve hemen hemen her konuda fikir beyan edip topluma yol göstermeye çalışanların çoğu
-toplumsal fay hatlarıyla oynandığında(bursaspr.-L. Zana ve en son rahmi koç olayı)
-kamu malı talanında
Suskun kalıp havaya ıslık çalmaktalar farkındamısınız?
Kadınları ve Kürtleri Aşağılayan, Hekimlik Meslek Onurunu Hedef Alan Çirkin Sözleri Kınıyoruz
Dün İzmir’deki bir özel hastane açılışında Türkiye’nin önde gelen sermayedarlarından birinin fıkra adı altında sarf ettiği sözlere ve eski bir başbakanın ona katılarak gülmesine tanık olduk.
Başında olduğu sermaye grubunun tarihinin emek, emekçi ve halk düşmanlığının da tarihi olduğunu bildiğimiz bu kişinin sözleri bizim için elbette şaşırtıcı değildir. Öte yandan kadınları ve Kürtleri açıkça aşağılayan, hekimlik meslek onurunu hedef alan bu çirkin sözlerin dile getirilmesi ile bu sözlerin “fıkra”, “şaka”, “mizah” adı altında meşrulaştırılmaya çalışılması kabul edilebilir de değildir.
Cinsiyetçi, ayrıştırıcı, hedef gösterici ifadeleri kınıyor; kamuoyunu da duyarlı olmaya ve tepki göstermeye çağırıyoruz.
Eşit, ücretsiz, bilimsel bilgiye dayalı, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hakkını ve hekimlik meslek onurunu savunmaktan bir adım geri durmayacağımızı bir kez daha vurguluyoruz.
Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi
👇
https://t.co/4nnTA0DMf2
Kürt meselesi Türkiye’de gerçek demokratlık ve gerçek İslamcılık için bir turnusol kağıdıdır. Yıllarca demokrasi insan hakları nutukları atıp mesele Kürtler olduğunda kop koyu Milliyetçi devletçi olanları gördük.
Aynı şekilde Ümmet ve Ümmetçiliği kimseye bırakmayanların mesele Kürtler olduğunda nasıl yıllarca küfrettikleri Tağuti rejimle hizaya girdiklerinde görüyoruz.
Ne diyelim Allah herkese akıl, fikir ve hidayet versin.
🟥 Karar Zamanı: Nasıl Bir Kardeşlik?
🎙️ Yeni Yaşam Gazetesi’nden Nezahat Doğan ile yaptığımız söyleşide;
— hukuk devleti, demokratikleşme, barış süreci, devlet aklı ve kardeşlik hukukunu konuştuk.
Söyleşiyi takdirlerinize sunuyorum.
🔗 https://t.co/DHphvF5MNF
Hukuk devleti değilseniz,
Demokrasi yoksa,
Ötekine saygı yoksa,
Yalan hayatın geneline hâkim, doğruluk istisnaysa,
Rüşvet nefes alıp vermek kadar kolaysa…
Ahlak var mı?
Yere göğe sığdıramadığınız Edremit köprülü kavşağı 15 yıldır tamamlanamamış ve ne zaman tamamlanacağı belli olmayan çevre yoluna bağlantı sağlayacak.
Önemli olan 15 yıldır bitmesini beklediğimiz çevre yolunun bir an önce hizmete alınmasıdır. #BahtsızDiyarVan
"Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, profesyonel liglerde görev yapan 571 hakemden 371'inin bahis hesabının olduğunu, 152'sinin ise aktif şekilde bahis oynadığını açıkladı."
Çürümeyen ne kaldı ?
Önce @taramamedova
Şimdi de @rewsanceliker
Van’daki konserlerini iptal ettiler.
Zamana yaydırılarak bulandırılmaya çalışılan #RojinKabaiş cinayetine sanatçı duyarlığı ✌️