Selçuk Yöntem Aslında Kimdir? "Bugün onu ekranda gördüğümüzde aklımıza hep aynı imaj geliyor."
Boğaz’da bir yalı, lüks arabalar, yarışma programlarındaki o jilet gibi takımlar ve kalın, otoriter bir ses...
Böyle adamların hayatı hep çok kolay olmuştur sanırız.
Sanki doğuştan o koltuklara oturmuşlar gibi.
Şimdi düşününce... Gerçek hiç de öyle değil.
Ankara Devlet Konservatuvarı’na ilk girdiğinde, hocaları onu yetersiz bulmuştu.
Daha ilk senenin şubat ayında, "Senden tiyatrocu olmaz" deyip 7 kişiyle birlikte onu kapının önüne koydular.
Çoğu insan eşyasını toplar, o defteri kapatır, memuriyete veya başka bir işe dönerdi.
O dönmedi.
Gitti,dava açtı.
Sırf o sahne tozunu yutabilmek için Danıştay’a başvurdu. Davayı kazandı, inatla okuluna geri döndü.
Mezun olduktan sonra da kimse ona başrol falan vermedi.
Bir dönem yolu yurt dışına düştü. Dil bilmiyordu.
O televizyonların fiyakalı Adnan Bey'i, aylarca Londra'da bulaşık yıkadı, restoranlarda ütücülük, garsonluk yaptı.
Tepsiden süzülen suları önlüğüyle sildi.
Sonra ülkesine döndü. Ankara Devlet Tiyatrosu’nun o mütevazı salonlarında yıllarını harcadı. Dört Mevsim, Deli Dumrul... Anadolu'nun soğuk kışlarında yıllarca turne otobüslerinde uyudu.
Bir gecede meşhur olmadı.
Şöhret denen o gürültülü şey kapısını çaldığında, o zaten yıllardır sahneye kanını terini dökmüş, saçlarını o yolda beyazlatmış, çoktan usta olmuş bir adamdı.
Selçuk Yöntem...
Bugün sesi kulağımıza bu kadar güçlü, duruşu bu kadar sahici geliyorsa; o sesin arkasında bir yalının konforu değil, kapıdan kovulsa da pencereden giren, mutfakta tabak yıkayan bir gencin inadı var.
Çünkü liyakat böyle bir şeydir.
Zor kazanılır, ama asla üstünüzden dökülmez.
İzmirli olarak, Cemil Tugay AKP’ye geçmeyi düşünüyorsa:
Buna siyasi tercih gözüyle bakmam. Siyasi ahlâk sorunu var derim. Yapacaksanız böyle bir şey önce o koltuğu bırakın sonra hangi partiye istiyorsanız gidin.
Fotoğrafta saz çalan Serkan, 19 yaşında. Ayakta gülümseyen de ağabeyi Serdar, o da 21 yaşında İkisi de 93'ün 2 Temmuz'unda Madımak'taydı. Serkan öldürüldü, Serdar öldü sanılarak morga kaldırıldı. Ailesine teslim edilirken tesadüfen yaşadığı anlaşıldı ve 15 gün Ankara'da yoğun bakımda kaldı.
Dava avukatlarından birinin o an için söyledikleri: "Kim ne anlatırsa anlatsın, isterse ciltlerce kitap yazılsın, oğullarından birinin yaşadığını öğrenen o babanın attığı çığlığı, yüzünün bir tarafı salya sümük ağlarken, bir tarafının nasıl kahkaha attığını kimse tarif edemez. İşte SİVAS oydu."
#unutMADIMAKlımda
80 yaşındaki bir insanı, en temel haklarını kullanabilmek için akıllı telefon kullanmaya mecbur bırakan bir ülke modern değildir.
O, kendisini inşa eden insanlara sırtını dönmüş bir ülkedir.
2026’da her hak bir uygulamaya, her hizmet bir şifreye, her ihtiyaç ise ekrana bakarak ilerleyen soğuk bir prosedüre dönüştü.
Bir yaşlıyı elinde telefonla izleyin.
Bir zamanlar taş kıran o eller şimdi doğru tuşa basmakta zorlanıyor.
Savaş görmüş gözler artık ekrandaki küçücük yazıları okuyamıyor.
Peki biz ne yapıyoruz?
Onları sessizce yalnız bırakıyoruz.
Bir cihazın karşısında pes etmelerini izliyoruz.
Bu bize gerçekten insani geliyor mu?
Bizi büyüten insanlara böyle davranmak doğru mu?
Doktor randevusu için torununu arıyor.
Emekli maaşı işlemi için oğlunu bekliyor.
Fatura ödemek için komşusunun kapısını çalıyor.
Bir tahlil sonucunu anlamak için birinden yardım istemek zorunda kalıyor.
Çünkü günlük hayat artık onların hiç öğrenemediği bir dili konuşuyor.
Peki torun işteyse?
Çocuklar başka şehirdeyse?
Evde sadece sessizlik varsa?
İşte o zaman hak da ortadan kayboluyor.
Tren gişesi yok artık.
Uygulama var.
Market kasası insan değil.
Makine var.
Kimlik bile elektronik oldu.
Ama onu aktif etmek için gereken dijital doğrulama sistemi yine aynı ekrandan geçiyor.
Yani zaten zorlanan bir insanın önüne yeni bir engel daha konuyor.
Günlük yaşamın içindeki insan temasını tek tek sildiler.
Sonra da bunu bize gülümseyerek anlattılar:
��Bu sizin için bir kolaylık.”
Kimin için kolaylık?
Bir masanın arkasında oturup bu sistemleri tasarlayanlar kendilerini yenilik dahisi sanıyor.
Ama çoğu, babasını bir devlet dairesine götürmemiş insanlar.
Çoğu, annesinin bir gün sessizce:
“Ben artık hiçbir işe yaramıyorum galiba…”
dediğini duymamış insanlar.
O cümle, bizi büyüten bir ağızdan çıktığında, her yasadan daha ağır olmalı.
Ama kimse duymuyor.
Ve bu sırada binlerce yaşlı insan sağlık hakkından, emeklilik işlemlerinden, vatandaş gibi hissedebilme onurundan vazgeçiyor.
Çünkü önlerine dijital bir kapı koyuldu.
Ve onlar o kapıyı açamıyor.
Bizden önce gelenleri geride bırakmak ilerleme değildir.
Teknoloji destek olmak için vardı.İnsanların sağlık, saygınlık ve temel haklara ulaşabilmek için geçmek zorunda olduğu bir sınav olsun diye değil.
Ama sistem başka bir şeyi seçti:
İnsanlığı değil verimliliği…
İnsanı değil algoritmayı…
Ve en çok dinlenmesi gereken insanlar şimdi sessizce bir köşede kaldı.
Bir şifreyi hatırlayamadıkları için.
Bir gün sıra bize de gelecek.
Bir gün biz de geride kalacağız.
Ve o zaman şunu geç fark edeceğiz:
Hiçbir uygulama, uzatılmış bir insan eli kadar değerli değildir.
Bahar Meir
Otobüs kaldıracak imkanımız yok.
Sosyal medya hesapları kapatıldı.
SMS atmak için dahi daha sistem kuramadık.
Tek güvencemiz halk…
Cumartesi
14.00
Güvenpark
Özgür Özel kahramanca yönetiyor bu çok zor süreci.
“Bize bina değil mücadele lazım” dedi ve yürüyor.
Yarın her ne olursa olsun, gerçek bir lideri oldu CHP’nin.
İnanılmaz bir dönemden geçiyoruz.
Bu günlerde şu yaşananlar utanç olarak geçecek tarihe.
Ama biz umudumuzu kaybetmeyelim. Umutlar yüreğimizdedir…
Bravo Özgür Özel
@halktvcomtr Chp Kılıçdaroğluna açıkça partililerin onu kesin istemediğini, kabulleri dışına çıktığını söylesin, bir de iktidarın sorumluluğunu üstlenmediği, kalkarsa tahtarevalli gibi ayaksız kalacak masadan kalksın oyunu en az 40-50 yapar hükümet de gider.
@yavuzyilmazd Bu tepelerden İzmir Adnan Menderes havaalanı etrafında da var acaba uçakları etkiliyor mu.. a
yrıca şahıs arazilerine de para ka
rşığı dolduruyorlar arsa iken tepe oluyor tam çevre katliamı, bunlara belediye ceza kesiyormuş.
@AhmetHakanakc1 Bundan 3-5 yıl önce devlete olan ssk borcum( 2000tl) civarı, bana sormadan İş Bankası ndaki dolar hesabımdan dolar olarak çekildi devlet bankalara her istediğini yaptırıyor. Aynı bankada tl hesabım da vardı. Vatandaş olarak bankadaki hesaplarımız devlet güvencesi altında bili
Batı ülkeleri fareler ve sıçanlar tarafından yayılan hantavirüs konusunda paniğe kapılırken, Türkiye'de her mahalleyi devriye gezen bir sokak kedisi ordusu var. Kedi sev, sağlığı sev. ❤️🐈
🔻Gülistan Doku’nun yıllar sonra beliren katili: Bir Vali'nin oğlu.
🔻Ege’de palalı bir zorba: Arkasında bir Savcı babanın gölgesi.
🔻Dün okula saldıran saldırgan: Arkasında bir Emniyet Müdürü zırhı.
🔻Bu failler, sanıldığı gibi toplumun dışına itilmiş marjinal profilleri değiller. Aksine, sistemin tam kalbinde beslenen, güç zehirlenmesinin yansıması olarak karşımızdalar.
🔻Adaleti sağlamakla görevli olanların, adaletten muaf tuttuğu bir "imtiyazlılar nesli" yetişti. Yasalar halk için birer prangaya dönüşürken; onlar için babadan miras, kurşun geçirmez birer zırh oldu.
🔻Bu, sadece bir asayiş sorunu değil; liyakatin yerini kan bağ��na, hukukun yerini ise "kimin oğlu" olduğuna bıraktığı bir sistemin iflası.
🔻 Tepedeki egemen gücün sarhoşluğu, bir alt basamakta halkın canına kasteden bu şımarık izdüşümleri yaratıyor.
Gelip de sahipsizin malına çöker gibi el koyduğunuz, İzmir halkına ait tarihi Un Fabrikasının 2007, 2008 yıllarına ait fotoğraflara bakın.
Nerdeydiniz o yıllarda? Belediye personeliyle parasıyla 10 yıl emek ve kaynak harcamış bu hale getirmek için. Vakıflar mı yaptı bu işi? Bu binada vakıflarınızın hiç bir hakkı yok sayın Vakıfların( İzmir’in değil) vekilleri. Sizin bu haksızlığınız hiç bir vicdanda kabul görmez. Hep ayıplanarak hatırlanacaksınız.
Murat Taylan: "2026 yılında kim Nazlı Ilıcak'a niye meydan açtı bilmiyorum ama ben en azından onu tanımayan, yeni tatlı bir teyze geldi diyecekler varsa söyleyeyim, Ergenekon davasının firari savcısı Zekeriya Öz'le attığı kar topunu Türkiye'ye gazetecilik diye göstermeye çalışan, her akşam Nagehan Alçı'yla beraber Fetullahçı yapının pis kumpaslarının en önemli baş propagandacılarından biriydi.
Bunlar güya, Türkiye'de özgürlük isteyen ve cemaatle ilişkisi olmayan, bir taraf olarak ortaya çıkıp bu milleti perişan eden tiplerdir. Bu rolü oynadıktan sonra topluma çıksınlar ama medyaya çıkartılmaması gereken -çıkartanlar için de söylüyorum- isimlerden biriyken... Bu videoyu izleyecek birileri de Nazlı da böyle biriymiş diye bilsin. Ayıptır ya."