Muğla genelinde araçlarından sigara izmariti ve çöp atan herkese aralıksız ceza yazılıyor. Araç kayıt kamerası olanlar ve telefonları ile kayıt edenler ihbar olarak bildirsin. Pis bedenlerinin ürettiği o pis artıklarını o pis arabalarından doğaya atmayacaklar!
@MetinOzdamarlar hocamız ile bir söyleşide tanışma fırsatımız olmuştu,orada bulunan bütün öğretmenlere yeni çıkacak kitabından yollayacağını söylemişti.Bunca yoğunluğunun arasında unutmamış bizi, hem de imzalı yollamış🙏🏻İyi ki varsınız,kaleminiz hiç susmasın hocam🌸
Türkiye’de çocuklar okula, yetişkinler ise işlerine 10 yıldır 'Kalıcı İleri Saat Uygulaması' nedeniyle karanlıkta gidiyor.
Bunun asıl sebebi kalıcı saate geçmek değil.
• Asıl sebebi: Türkiye'nin kalıcı saate geçerken saati en doğunun da doğusunda kalan 45. doğu meridyenine sabitlemesi.
• Türkiye kalıcı saati 30. doğu meridyenine sabitlenseydi, hem doğudaki hem batıdaki çocuklar kış aylarında okula gün aydınken gidebilecekti.
• İngiltere benzer bir uygulamayı denedi ancak özellikle çocukların gün aymadan okula gitmesinden doğabilecek sorunlar nedeniyle vazgeçti.
Türkiye ise 10 yıldır bu uygulamaya devam ediyor.
Gerekçe olarak da 10 yılda toplamda: 400 milyon TL tasarruf edildiği iddia ediliyor. Bu tasarrufu neredeyse hiçbir bağımsız kuruluş doğrulamazken,
Aynı zamanda Türkiye:
• Sayısız vakfa 100 milyonlarca TL aktarıyor.
• TL’nin değer kaybını önlemek için çıkardığı KKM sistemi nedeniyle 60 milyar dolar zarar ettiği belirtiliyor.
• Bu, kalıcı ileri saat uygulamasından iddia edilen tasarrufun yaklaşık 150 katı zarar anlamına geliyor.
• Ancak yetkililer tasarrufa, vakıflar ve yanlış politikalardaki zararları azaltmak yerine Türkiye’nin geleceği olan çocukların üzerinde olumsuz etki yaratabilecek bu uygulamadan başlıyor.
NOT: Türkiye kalıcı saate geçmedi, kalıcı ileri saate geçti.
• Sorun kalıcı saate geçmek değil. Kalıcı saate geçmenin olumlu yönleri var ancak kalıcı ileri saat Türkiye gibi doğusu ile batısı arasında saat farkı olan ülkeler için olumsuz etkilere sahip.
• “Diğer ülkeler de artık bunu istiyor” gibi söylemler olursa, umarım aradaki farkı anlatabilmiş olurum. O nedenle bu videoyu; paylaşıp, beğenmeniz çok değerli olur.
@VedatF3535 İçimi daha yumuşak istiyorsanız Nuri Toplar önerenlere bir ekleme daha olsun.Bir de Erdoğan Kıvrak Fethiye’nin yerel bir kahvecisi,artık internetten de sipariş mümkün,denemenizi öneririm👍🏻
90 küsur sene önce, tenis maçı izlerken fotoğrafı var. Yüzerken fotoğrafı var, sahilde kumda otururken, kürek çekerken, at binerken, konser izlerken, zeybek oynarken, dans ederken, heykel incelerken fotoğrafı var.
Salıncakta çocuk gibi gülerek sallanırken bile fotoğrafı var. ++
Maalesef bizim okulda da benzer görüntüler yaşandı.Yaklaşık dört buçuk saat okulda geçiyor ve gelişim çağındaki çocuklar acıkıyor.Yerli üreticinin de kazanmasının sağlandığı bi sistem kurulsa ve çocuklarımıza zihin açıcı kuruyemiş,taze meyve,süt gibi alternatifler sunsak keşke.
Bir insan düşünün… Kalabalık bir şehirde yaşıyor. Sokakta gezerken yere çöp atmıyor, yüksek sesle konuşarak kimseyi rahatsız etmiyor. İnsanlarla iletişim kurarken “Afedersinizler, kusura bakmayınlar” havada uçuşuyor.
Böyle bu kişinin ahlaklı bir insan olduğunu söyleyebilir miyiz? Yani etik kurallara uymak, insanı ahlaklı yapar mı?
Şöyle söyleyebiliriz: Etik, ıssız bir adaya düşene kadardır. İnsan, kimsenin olmadığı bir yerde kendisiyle baş başa kaldığında etik kurallar hükmünü yitirir, ahlak devreye girer. Yani insan kendisinden başka birisinin yaşamadığı bir adada kendisine barınak yapmak için kurumuş bir ağaç arıyorsa, ahlaklı olduğuna hükmedebiliriz...
Şimdi gelelim konumuza. Ben zaman zaman çeşitli seminerlere katılıyorum ve fikirlerimi insanlarla paylaşıyorum. Şimdiye kadar konuşurken, “Ne saçmalıyorsun sen ya! Ben sana katılmıyorum!” diye bağıran bir kişiyle karşılaşmadım. Farklı görüşlere sahip olduğumuz insanlarla konuşurken de hiç hakarete uğramıyorum.
Ama sosyal medyaya gelince iş değişiyor. Yüz yüze iletişimde gayet temkinli olan insanlar, araya ekran girince zıvanadan çıkıyor.
Yani insanlar arasındaki iletişim mesafesi arttıkça, ahlaki kaygılar azalıyor. Bunu trafikte de görebilirsiniz. Bir plazanın asansöründe nezaketten kırılan insanlar, direksiyon başına geçince birden canavar kesiliyorlar.
O zaman şu sonuca geliyoruz. İnsanın oturmuş bir karakteri varsa, insanlarla iletişiminin seviyesini ayarlarken mesafe gözetmiyor. Klavye başında, direksiyon başında, kalabalıkta veya tek başınayken… Tavır hep aynı oluyor. Ama karakter zaafı varsa, araya ekran, unvan veya arabanın ön camı girdiğinde işler değişiyor.
Lütfen sosyal medyada birilerine yorum yazarken bu aklınıza gelsin. “Ben bu kişiyle karşılıklı konuşuyor olsam ne söylerdim?” diye düşünüp öyle yazmak lazım. Aksi hâlde insan farkında olmadan çok fena çirkinleşiyor.
Farklı durumlara adapte olabilmek iyi bir özellik elbette. Ama omurgamız yapısı gereği aşırı esnekliği kaldırmıyor işte.
Irak asıllı bir öğrenci tarafından kafasına silah sıkılarak vurulan okul müdürü İbrahim Oktugan hayatını kaybetti.
Haberi yakınlarından aldım.
Konuştuğum öğretmenler, okulun çevresindeki esnaf dahil herkes İbrahim Oktugan'ın öğrencilere karşı çok titiz olduğunu söylediler.
Oktugan'ın katili, diğer öğrencilerin öğrenimine engel olduğu için okuldan uzaklaştırılmış. Ne söylesek az.
📌 Finlandiya'ya giden bir Türk vatandaşının ülkedeki eğitim sistemini anlattığı bu video hem büyük beğendi topladı hem de düşündürdü. https://t.co/Hnzruv7z3x