Irmak Öğretmenimizin yaşadıkları, delilleriyle tanıklarıyla karşımızda. Bütün suçu okul müdüresine atıp da sadece onun ceza almasını sağlamak çözüm değildir!
Adalet değildir!
O ilçedeki şube Müdürü, başkalarının bulunduğu ortamda "o öğretmeni bitireceğim, geldiği yere geri göndereceğim" demiş midir?
İlçe milli eğitim Müdürü ilçe kaymakamının sorunu çözmesini söylemesine rağmen kaymakama “ boş yer yok” öğretmene ise "ücretli öğretmeni ekmeğinden mi edeceğim? Mecbur gideceksin. Rapor alayım deme işlem başlatırım" diyen kişidir.
Bu sorunun kaynağı İl MEM - ilçe MEM’dir.
Okul müdiresi suçludur ama tek suçlu değildir. Hepsi bu suça ortaktır.
Ağrı Valiliğinin yaptığı açıklamayı kabul etmiyoruz.
Orada asıl sorun yalnızca okul müdiresi değil, Oradaki sorun zorbalık yapan yetkili sendika ve onunla işbirliği yapan yöneticilerdir. Şube müdürleridir. ilçe MEM’dir.
Sorunun asıl kaynağı olan İl MEM Müdürünün gönderdiği müfettişleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Eğitim Gücü Sen olarak yarın Bakanlıktan Bakanlık Müfettişi talep edeceğiz.
Milli Eğitim Bakanı bu konuda inisiyatif almalıdır Türkiye'nin birçok yerinde Yetkili sendika ve yöneticiler işbirliğinde öğretmene benzer zorbalıklar yaşatılmaktadır.
@tcmeb@Yusuf__Tekin@tcagrivaliligi@hasan_kokrek@HamurMEM1@mehmetozmus_
MİLLİ YAS!
Çok acılıyız!
Çok üzüntülüyüz!
Çok öfkeliyiz!
İki günde dört can kaybımız otuzun üzerinde yaralımız var.
Başımız sağolsun. Yaralılarımıza şifalar niyaz ediyoruz.
Eğitim yuvası okullarımızda, körpecik yavrularımız felaketi yaşadılar.
Radikal ve yeterli tedbirlerin alınması için daha ne yaşamamız gerekiyor?
Sendika olarak İŞ BIRAKMA kararımızı hafta sonuna kadar uzatıyoruz.
SİLKİNİN ARTIK!
Kamu idaresi, medya yöneticileri, aileler.., tüm toplum; hepimiz sorumluyuz!
Bu büyük acı, aklımızı başımıza getirsin artık; MEB bu hafta ülke genelinde okullarımızı kapatarak YAS ilan etmelidir.
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
#EgitimdeŞiddeteHayır
#EgitimdeŞiddet
#kahramanmaraş
Yer: Ankara Pursaklar'daki Turgut Özal Ortaokulu.
Tarih: 31 Mart 2026. İki gün önce
MHP Aldındağ Belediye Meclis Üyesi Ayhan Yazıcı, velisi olduğu öğrencinin bir kavgaya karışması üzerine yanında iki kişiyle birlikte okulu basıyor.
Çocuğuyla kavga eden öğrencinin üzerine yürüyor.
Haliyle nöbetçi öğretmen Ömer Ocak, saldırgan Ayhan Yazıcı'yı durdurmaya çalışıyor. Bunun üzerine Yazıcı ve yanında gelen iki kişi öğretmen Ömer Ocak'a öldüresiye saldırıyor.
Öğrencilerinin gözü önünde dövülen öğretmen, olay sonrası hastaneye kaldırılıyor. Kulağından aldığı sert darbe nedeniyle işitme kaybı yaşayan öğretmenimizin tedavisi devam ediyor.
Olay sonrası Pursaklar Ülkü Ocakları Başkanı Fazlı Altınok ve beraberindeki bir grup okula tekrar geliyor. Öğretmenlere gözdağı veren MHP'li grup, tehditler yağdırıyor.
Okul basıp öğretmen dövenler, hâlâ ellerini kollarını sallayarak geziyor.
Sayın Devlet Bahçeli, partililerin okul basıp öğretmen dövüyorlar haberiniz var mı? Bunlara haddini bildirecek misiniz?
Ey Cumhuriyet Savcıları, okul basan şehir eşkıyaları için gerekli talimatları ne zaman vereceksiniz?
@tcmeb@TC_icisleri@MHP_Bilgi@dbdevletbahceli
Aralarında Azerbaycan ve Türkiye’nin de bulunduğu 12 İslam ülkesi Ramazan Bayramı arefesinde İran’ı kınamışlar. Allah’tan korkmuyorsanız bari İspanya’dan utanın!
Söylesem tesiri yok sussam gönül razı değil.
Bugün elinde kalem değil bıçak olan bir öğrenci bir meslektaşımızı aramızdan ayırdı! Bir sınıf ışıksız, onlarca öğrenci öğretmensiz, öğretmenler mesai arkadaşsız, bir çocuk annesiz, bir koca eşsiz, bir camia öksüz, bir meslek yalnız kaldı… Sadece bir öğretmen ölmedi; toplumun vicdanı, bir neslin geleceği yara aldı. Daha kaç can vereceğiz?
TÜVTÜRK istasyonunda dövülerek katledilen polis memuru Melih Okan Keskin’in 2 gün önce 44 yaşına girdiği ve iki çocuk babası olduğu ortaya çıktı.
Polis memurunun eşi Emel Keskin çarpıcı detayları anlattı:
“Aracın park lambasının yanmadığını söylüyorlar. Eşim tekrar dışarı çıkıp arabayı çalıştırdıktan sonra park lambasının yandığını görüyor ve tekrar içeri geliyor. 'Park lambam yanıyor' diyor. İçerideki görevli şahıslar ‘Artık geçti, burada kamera kaydı vardı; ama şu an yapacak bir şey yok. Dışarıdaki kamera bizi ilgilendirmez’ diyerek, eşimi gönderiyorlar. Ama alay eder bir şekilde ‘Geçmiş olsun, yarın tekrar gelirsiniz’ diyorlar.
Eşim de 'Yetkili kimse yok mu' diye sorduğunda, ‘Burada bir bayan mühendisi var, onunla görüşebilirsin’ diye yönlendiriyorlar. Eşim bayanın yanına gidiyor, orada onunla konuşurken bir ağız dalaşı meydana geliyor ve sonucunda 20-30 kişi toplanıp eşimi darbetmeye başlıyorlar. Eşim bu darp esnasında diğer vatandaşlar tarafından kurtarılmaya çalışırken daha fazla darbedildiğini söyledi.
Sonra eşim tekrar dışarı çıkıyor, darp raporu almak için eline telefonu alıyor, 112’yi arıyor. Bu esnada biri eşimin üstüne doğru arabayı sürüyor. Hatta kamera kayıtlarında eşimin ayağının ezildiği gözüküyor. Sonra eşim 'Ne yapıyorsun' falan diye el kol hareketi yapıyor. Sonra eşim telefon görüşmesi yaparken araçtan inen şahıs şiddetli bir şekilde eşime bir yumruk atıyor. Eşim bu yumruk darbesiyle sarsılıyor, düşmüyor, kendini toparlıyor. Tekrar eşimin üzerine yürüyorlar. Yani 3 ayrı olay var; ama 2’nci olayda yumruk darbesiyle eşim sarsılıyor. Ardından eşim tek başına arabasına atlayıp darp raporu almak için onkoloji hastanesine gidiyor.
Ben hastanedeyim bir olay oldu darp raporu alacağım. Sen çocukları al' diyor. Sonra tomografinin sonucunu söylemek için tekrar görüştüğümüzde 'Beynimde kanama varmış, beni ameliyat edecekler' dedi.
Eşime, 'Melih ne oldu' diyorum; ‘Kavga oldu, dayak yedim, 20-30 kişi üstüme saldırdı’ dedi. Sonra hastaneye gittim. Doktor bana eşimin beyninde 7 milimlik bir kayma olduğunu, kanamasının olduğunu, açık bir ameliyat olacağını, zor bir ameliyat olacağını, ameliyattan çıktığında felç kalabileceğini, her türlü ihtimali söyledi. Eşim ameliyata girerken benim elimden tutarak ‘Seni seviyorum, kedine iyi bak, çocuklarıma iyi bak’ dedi. Benim eşim elimi öpe öpe ameliyata girdi. Benim eşim bir yumrukla hayatını kaybedecek bir insan değildi. Hayatının baharında gitti. Ardında 2 çocuğunu bıraktı. Hayallerimiz yarım kaldı. 2 çocuğum babasız kaldı. Eşim olay yerinden ambulansla sevk edilmedi. Kimse tarafından ambulans çağırılmadı. Kendi şahsi aracımıza binip hastaneye darp raporu almaya gitti. Eşim bir tane bile yumruk sallamamış. Sadece kendini savunmaya almış. Canını kurtarmaya çalışmış. Her şeyimiz yarım kaldı. Çok gençti, 44 yaşındaydı. 2 gün önce doğum günü vardı. Sadece yumruk atandan şikayetçi değilim zaten. Herkesten şikayetçiyim.
Olayın daha çok araştırılmasını ve aydınlanmasını istiyorum. Firma 'Bizim personelimiz değil, eski personelimiz' diyor. Hayır kendi personelleri. Sonuna kadar bu olayın arkasında olacağım. Elimden geldiğince güçlü olmaya çalışacağım. Bu personelin sabıka kaydı varmış. Avukatımız dosyayı inceledi. Savcılık dosyasını inceledi. Olaya karışan, darbeden 25-30 kişiyi şirket avukatları temsil ediyor. Adamı darbettikleri yetmiyormuş gibi gelip utanmadan bir de hepsi şikayetçi oluyorlar. Melih vefat edene kadar ne bir açıklama ne bir özür ne bir telefon hiçbir şey yok. Öldüğünde de artık işin ucu kendilerine de dokunacağını anladıkları zaman açıklama yapma gereği duyuyorlar. 20 kişinin darbettiği bir insan orada tek başına bırakılıyor. Kocaman bir şirket olayı örtbas etmeye çalışıyor. Eşim sadece kendini koruma altına almaya çalışmış"
Bu sabah Yalova’da DEAŞ’lı teröristlerce düzenlenen hain saldırıda 3 kahraman polisimiz, İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit şehit oldu.
Kahraman şehitlerimize Allah’tan rahmet; acılı ailelerimize, Emniyet Teşkilatımıza ve Aziz Milletimize başsağlığı diliyorum.
Şehitlerimizin makamları âli olsun🇹🇷
#SelinİçinOnay – Hayat Beklemez
Selin…
37 yaşında, 3 çocuk annesi.
Hipoksik beyin hasarı sonrası hayata yeniden tutunmaya çalışıyor.
22 ayın sonunda artık konuşmaya, katı gıda yemeye, sevdiklerinin sesine gülümsemeye başladı…
Bugün Selin’in ihtiyacı olan bir tedavi var:
Exosome (Eksozom) Tedavisi
Beynin iyileşme kapasitesini artıran, hücre onarımını destekleyen bir seçenek…
📍Biz bu tedavi için 1 Aydır Sağlık Bakanlığı onayı bekliyoruz.
Zaman bizim için her şey…
📌 Her geçen gün beyin hücreleri için geri dönülmez kayıplar demek.
📌 Selin’in yürüyebilmesi, konuşabilmesi, çocuklarına “anne” diyebilmesi için bu tedaviye şimdi ihtiyacı var!
Bu süreç tek başımıza değil, bizim büyük ailemizle hızlanacak.
Sizlerin desteğine ihtiyacımız var.
👇 Tek yapmanız gereken:
Bu gönderiyi paylaşmak ve @saglikbakanligi hesabını etiketlemek.
“#SelinİçinOnay” diyerek sesimizi duyurmamıza yardımcı olun.
Çünkü Selin’in umudu yalnızca bizim değil…
Hepimizin umudu.
Hayat beklemez.
Selin’e nefes olun, ışık olun.
Bir çocuğun annesine kavuşmasına destek olun. 🌿✨
Bir polis memurunun Öcalan’la görüşülmesine ve yürütülen sürece dair sitemi vatandaşlar tarafından alkışlarla karşılandı:
📌 Öcalan'a sayın deme yarısına girenler mutlaka kaybederler.
📌Bu süreç başladığından beri uyku uyuyamıyorum.
📌Burada her zaman son sözü Türk milleti söyler.
Açığa alınan trafik polisi açıklama yaptı:
"Büyük Türk Milletine...
Hakkımda FETÖcü olduğu ortaya çıktı şeklinde yalan haber yapan kanallar, sayfalar görüyorum. 2013 senesinde polislik mülakatında FETÖ’cüler tarafından dişi seyrek bahanesiyle elenen ben ile FETÖ birbirine yer ile gök kadar uzaktır. Sağ yanına Apo’yu, sol yanına Papa’yı alan bu haber kanalları yakında bu parçada eksik kalan FETÖ’ye anıt mezar yaptırıp onun rezil hatırasıyla da barışabilecek olan ilk kişiler olacaktır.
Başım dik alnım ak. Hırsızlıktan, rüşvetten, vatana ihanetten görevden uzaklaştırılmadım. Şükürler olsun bir gün rüşvet yemedim. Devletimi hiçbir zaman hiçbir menfaate, paraya satmadım. Üniformamı onurla taşıdım. Eleştiriye açığım ama FETÖ ile beni yan yana getirirseniz sizi rezil rüsva ederim."
Akran zorbalığı büyüdü, sınırları aştı ve artık öğretmene yönelik taciz boyutuna ulaştı.
Ankara’da sınıfında ders anlatmaya çalışan bir öğretmenin, öğrenciler tarafından sözlü ya da davranışsal baskıya uğraması eğitim ortamının güvenliğini yok eden açık bir şiddet biçimidir.
Yaptırımı olmayan, denetlenmeyen eğitim sistemi olmaz, olamaz.
Öğretmene yönelik taciz;
öğretme ve kurallara uyan çocukların çocukların öğrenme hakkına ve toplumun geleceğine saldırıdır.
Bu sorun görmezden gelindikçe büyür.
Çözüm ise net:
•Okullarda güvenli eğitim ortamı sağlamak,
•Sınırları ve yaptırımları yeniden tanımlamak,
•Çocukları sorumluluk bilinciyle yetiştirmek,
•Öğretmeni ve eğitim sistemini koruyan bir yapı inşa etmek.
Söyleyelim ki duyulsun:
Öğretmeni korumak, kurallara uyan öğrencileri korumak geleceği korumaktır.
Sessizlik değil, çözüm istiyoruz.
@ucimorgtr@yucelceylancom
#EğitimSistemi
İzmir’de bulunan bir lisede görev yapan görme engelli bir öğretmen, Braille alfabesiyle ders kitaplarının olmaması nedeniyle 3 Aralık Engelliler Günü’nde tek kişilik bir eylem gerçekleştiriyor.
AFEDERSİNİZ SİZ BİZ GERÇEKTEN GERİZEKALI MIYIZ?
#Pitbull#köpek
Bir ülkede tehlikeli ırk bir köpekle aynı apartmanda yaşamak zorunda kalıyorsan, orada hukuk işlemiyor demektir.
Bak mesela Londra’da böyle bir şey mümkün değildir. Dangerous Dogs Act 1991 dedikleri kanun der ki:
Şehir içinde, apartmanda, sitede Pitbull olmaz.
İhbar gelir , Polis 24 saat içinde kapına gelir , Köpeğe el konur , sahibi hapis ve para cezasıyla yargılanır.
Bir daha da o kişi şehir içinde köpek besleyemez.
Çünkü mesele komşu tartışması değildir kamu güvenliği meselesidir.
Türkiye’de ise mevzuat var ama uygulama yok.
Belediye bakmaz, yönetim ses etmez, komşular olay çıkmasın der, Tarım İlçe dilekçe getirin der…
Der oğlu der!
Ve sonuçta Pitbull asansörle inip çıkarken herkes kaderine terk edilir.
Bu boşluğun bedelini ise en savunmasız olanlar öder!
Ortada iki çocuğu parçalanmış bir baba var.
Bu ülkede kimse tehlikeli bir hayvanla kapı komşusu olmak zorunda değildir
Gerçek mevzu şudur!
Londra’da bu iş 24 saatte çözülürken, Türkiye’de bu ihmal zincirinin hesabını kim verecek?
Ankara’da 1,5 yaşındaki bebeğin yüzünü parçalayan pitbull saldırısı…
Mevzuat çok açık:
❗️Pitbull gibi “tehlike arz eden ırklar”ın sahiplenilmesi, satılması, kamusal alana çıkarılması yasak.
❗️Önceden kayıtlı olanlar bile yalnızca tasma + ağızlıkla dolaştırılabilir; çocuk parkı ve ortak alanlara sokulamaz.
Ama yine aynı tablo:
Defalarca saldırdığı bilinen bir köpek apartmanda kontrolsüz dolaşıyor ve bir bebeğin yüzünü paramparça ediyor!
Bu artık ihmal değil, düpedüz suçtur.
Sahibi de, bu sorumsuzluğa göz yuman herkes de hesap vermek zorunda. 🚫