29 Ekim, bir milletin kendi kaderine sahip çıkışının ve bağımsızlık iradesinin tarihidir.
Cumhuriyet; boyun eğmeyen bir milletin azmi, özgürlüğünden vazgeçmeyenlerin ortak eseridir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!
29 Ekim, bir milletin kendi kaderine sahip çıkışının ve bağımsızlık iradesinin tarihidir.
Cumhuriyet; boyun eğmeyen bir milletin azmi, özgürlüğünden vazgeçmeyenlerin ortak eseridir.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.
29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun!
“Ok yaydan çıktı ve hedefe varacaktır.”
Mehmet Uçum’un bu cümlesi, Terörsüz Türkiye sürecinin kararlılığını ve stratejik yönünü ortaya koyuyor.
Uçum’un değerlendirmesinde; sürecin hukuki zemininin güçlendirilmesi, 2026 yılı bitmeden MGK kararının alınarak kritik bir eşiğin aşılması ve Terörsüz Türkiye diyaloğunun yeni anayasa müzakerelerinden ayrı yürütülmesi öne çıkıyor.
Yazının en dikkat çekici yönü, sürecin artık yalnızca siyasi söylemlerle değil, sahadaki tespitler, hukuki mekanizmalar ve somut adımlarla ilerlemesi gerektiğinin vurgulanması.
Uçum’a göre Terörsüz Türkiye’ye geçişin tamamlanması, Türkiye’nin önünde yeni bir reform döneminin kapısını aralayacak. Hedef; terörün yerini huzurun, çatışmanın yerini barışın aldığı, toplumsal bütünleşmenin güçlendiği bir Türkiye.
TERÖRSÜZ TÜRKİYE’YE GEÇİŞ ARTIK ENGELLENEMEZ!
Daha önce ifade ettiğimiz gibi Terörsüz Türkiye hedefine yönelik sürecin adı çözüm süreci değil geçiş sürecidir. Geçiş sürecinde çok önemli bir mesafe alındı. Terörsüz Türkiye’ye geçişin tamamlanmasıyla Türkiye’nin yükselişi başlayacak ve büyük reformlar dönemine adım atılacaktır. O yüzden Terörsüz Türkiye’ye geçiş sürecine farklı manalar yüklemeye çalışanlar, bir an önce gerçekle yüzleşmelidir.
Konuya ilişkin öne çıkan bazı hususları AA Analiz’de değerlendirdik. @AAGorus
https://t.co/L91f8mvxGw
Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç:
"ABD, İngiltere ve AB'nin İsrail'i koşulsuz olarak desteklemesi, Batı'nın yüz karası olan bu hunhar soykırımı mümkün kıldı.
Avrupa'nın en ufak bir ahlaki inandırıcılığı kalmamıştır."
Ankara’nın 5 bin yıllık hafızasını Külhöyük’te yeni bir keşifle gün yüzüne çıkarıyoruz.
Hatti ve Hitit kenti Külhöyük’te yürüttüğümüz kazılarda, 4 bin yıllık bir Hitit kabının içinde bugün dünyada yalnızca Ankara Gölbaşı’nda yetişen endemik Sevgi Çiçeği’nin (Centaurea) bilinen en eski tohum kalıntıları tespit edildi.
Günümüzde koruma altında bulunan ve 2019 yılında coğrafi işaret alan Sevgi Çiçeği’nin binlerce yıl öncesine uzanan izleri, Anadolu’nun zengin flora tarihine de yeni bir pencere açıyor.
Cumhurbaşkanlığı Kararlı Kazı statüsünde, Bakanlığımız ve Ankara Üniversitesi adına Doç. Dr. Derya Yılmaz Tekin başkanlığında sürdürdüğümüz çalışmalarla Külhöyük’ün tarihini yeni bulgularla aydınlatmaya devam ediyoruz.
Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğümüze ve uzman ekiplerimize özverili çalışmaları için teşekkür ediyorum.
Sosyal medya, hukuk dışı ve denetimsiz bir alan değildir!
Vatandaşlarımızın huzurunu ve güven duygusunu zedeleyen, toplumda korku ve tedirginlik oluşturacak şekilde kurgulanan paylaşımlar ile suçtan elde edilen gelirleri meşru göstermek amacıyla hazırlanan mizansenlere karşı adli makamlarımız gereken hassasiyeti göstermektedir.
Son günlerde kamuoyuna yansıyan iki olay bunun açık göstergesidir. Sosyal medyada “Vanlı Kara Haydar” olarak bilinen M.F.T. hakkında Van Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında yürütülen mali incelemelerin ardından şüpheli, “suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama” suçundan tutuklanmıştır.
Benzer şekilde sosyal medyada yayımlanan görüntüleriyle gündeme gelen A.H.K. hakkında da İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış; şüpheli hakkında gözaltı, arama ve el koyma işlemleri uygulanmıştır.
Sosyal medya üzerinden lüks yaşam, gösterişli düğün veya benzeri mizansenlerle suç gelirlerinin kaynağını gizlemeye ya da bu gelirleri meşru göstermeye yönelik faaliyetler ile toplumda korku ve güvensizlik oluşturan suç teşkil eden içerikler adli makamlarımızca titizlikle incelenecektir.
Cumhuriyet Başsavcılıklarımız; emniyet, jandarma ve ilgili kurumlarımızla koordinasyon içerisinde bu paylaşımların arkasındaki kişi, para ve suç bağlantılarını mali ve teknik incelemelerle ortaya çıkaracak, suç şüphesi bulunan durumlarda gerekli adli işlemleri gecikmeksizin uygulayacaktır.
Tavrımız nettir: Sosyal medyada oluşturulan sanal şöhret, suçun ve suç gelirlerinin gizlenmesine perde olamayacaktır.
30 Ağustos; bir milletin esarete boyun eğmeyeceğini, vatanından ve bağımsızlığından asla vazgeçmeyeceğini tüm dünyaya ilan ettiği büyük zaferdir.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakları bizlere vatan kılan aziz şehitlerimizi ve kahraman gazilerimizi rahmet, minnet ve şükranla anıyorum.
30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun. 🇹🇷
30 Ağustos Zafer Bayramımız ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günümüz kutlu olsun. 🇹🇷
#BüyükTaarruz'un 104’üncü yılında Cumhuriyetimizin kurucusu Başkomutanımız Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Millî Mücadele kahramanlarımızı, şehitlerimizi ve gazilerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyoruz.🇹🇷
#BüyükTaarruz 🇹🇷
#30AğustosZaferBayramı 🇹🇷
#TürkSilahlıKuvvetleriGünü 🇹🇷
#MillîSavunmaBakanlığı
Türkiye Yahudi karşıtı değildir.
Türkiye’nin karşı olduğu; bir dine, bir millete veya bir inanca değil, işgali, zulmü, sivillerin katledilmesini ve Filistin topraklarındaki hukuksuzluğu savunan terör zihniyetine ve Siyonist politikalara karşıdır.
Bizim meselemiz Yahudiler değil; zulümdür, işgaldir, katliamdır.
Türkiye dün olduğu gibi bugün de mazlumun yanında, zalimin karşısındadır.
Kimse Türkiye’nin adalet çağrısını antisemitizm iftirasıyla susturamaz.
The antisemitic Erdoğan seeks, every few days, to reach new heights of wild incitement against the Jewish state in an attempt to divert attention from his actions against his own people and across the region.
Erdoğan has destroyed Turkish democracy, imprisoned his political opponents, hosted and supported the Hamas terrorist organization, and invaded neighboring countries.
Like the worst antisemites in history, Erdoğan seeks to deflect attention from his own disgraceful actions by spreading false blood libels.