"Biz, ilhamlarımızı gökten ve gâipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz. Bizim yolumuzu çizen; içinde yaşadığımız yurt, bağrından çıktığımız Türk milleti ve bir de milletler tarihinin bin bir fâcia ve ıstırap kaydeden yapraklarından çıkardığımız netîcelerdir."
Cette photo mérite absolument tous les prix. Elle a même sa place au Louvre.
Elle relate précisément l’inertie de l’individu face à l’effondrement.
Regardez la composition. Un chef-d’œuvre involontaire.
Au premier plan, le sable doré, les tongs abandonnées, la glacière. Le décor ordinaire du bonheur estival. Deux personnages assis, de dos, comme dans un tableau de Caspar David Friedrich. Sauf que Friedrich peignait des hommes contemplant le sublime. Ici, ils contemplent la catastrophe. Et ils ne bougent pas.
Au centre, le parasol. Publicitaire, criard, dérisoire. Un pastis face à l’apocalypse. C’est presque trop parfait : la France qui prend l’apéro pendant que le monde brûle. Aucun scénariste n’aurait osé.
Et puis le ciel. Les deux tiers de l’image. Cette muraille de fumée qui avale la lumière, ce dégradé d’ocre et de noir digne d’un Turner. La nature qui reprend la palette des maîtres pour peindre notre propre fin.
La femme photographie l’incendie avec son téléphone. Mise en abyme totale : nous documentons notre disparition au lieu de l’empêcher.
Cette image dit tout. Le déni, le confort, l’habitude. Nous sommes tous sur cette plage. Nous voyons tous le nuage. Et nous restons assis, parce que l’eau est bonne et qu’on a posé nos congés.
Les historiens de l’art parleront un jour de cette photo comme on parle du Radeau de la Méduse.
Sauf que cette fois, le naufrage, c’est nous qui le regardons depuis la plage.
💔🌍
Bad news. Yesterday, a golden Celtic torque was stolen from Musée du Pays Châtillonnais, France. I know this museum well: in 1973, thieves stole a Roman Bacchus statue there, which I managed to recover in 2022. Now it happened again. The hunt is on.
#artcrime
@aykiri Hepsi kumara gitmemiş.
Kaza ile engelli olan ergen bir çocuğa Ahbap Derneğinin, tedavi/bakım/eğitim desteği olarak 300.000₺ yardım ettiğini duymuştum; depremden bir kaç yıl önce.
Denizyıldızı hikayesi gibi; onun için büyük fark yaratmış…🤔
@ZamHaberAjans Bu kadar ufak bir çocuğun yatağını temiz tutmak için yerde uyuma davranışı kaygı bozukluğu; nesneleri kusursuz koruma isteği, hata yapmaktan duyduğu korku nedeniyle geliştirdiği uyum sorunu.
Profesyonel destek gerekir herhalde.🤔
@etkilihaberyeni “2026 LGS'de (Liselere Geçiş Sistemi) tüm soruları doğru yanıtlayıp 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan toplam 452 öğrenci (…)
📌Devlet Ortaokulları (%43)
📌Özel Ortaokullar / Kolejler (%39)
📌İmam Hatip Ortaokulları / Proje Okulları (%18)
…”
Kaynak = yz
Antes, jamás nos hubiéramos imaginado en El Salvador
Ver niños haciendo sus tareas con sus computadoras tranquilamente en una acera.
Con la tranquilidad de saber que no les pasará nada.
Así es El Salvador hoy. ❤️🇸🇻
@BirGun_Gazetesi Telafisi olmayan suçların cezasında; haksız tahrik, hiddet, şiddetli elem, sadakat, namus, örf-adet gerekçesi veya benzeri hafifletici ve meşru kılıcı mazeret olamamalı.
Failin kimliği, unvanı, görevi veya toplumsal konumu cezadan muafiyet veya indirim sebebi oluşturamamalı.
@Bulvarpress “… kapitalizm; üretim araçlarının özel bir azınlığın (burjuvazi) elinde olduğu, buna karşın halkın büyük çoğunluğunun (proletarya) hayatta kalabilmek için emeğini satmak zorunda kaldığı sömürü temelli bir ekonomik sistemdir.”
Zayıf Bağların Gücü
(Yankı Kümeleri Yaratıcılığı Zayıflatır)
Sosyolog Mark Granovetter, 1973 tarihli The Strength of Weak Ties makalesinde şaşırtıcı bir ağ ilkesini ortaya koyar: Hayatımıza yeni bilgi ve yeni imkânlar çoğu zaman en yakın dostlarımızdan değil, seyrek görüştüğümüz tanıdıklardan ulaşır. Güçlü bağlarımız genellikle aynı sosyal çevrenin içinde birbirine kenetlenmiştir; zayıf bağlar ise farklı kümeler arasında köprü kurarak, kendi çevremizde dolaşmayan düşünceleri ve fırsatları bize taşır.
Bağlantısallık Bilimi açısından bir ağın gelişme kapasitesi yalnız bağlantıların gücüne değil, hangi farklı dünyaları birbirine bağladıklarına bağlıdır. Sürekli aynı insanlarla, aynı düşüncelerle ve aynı kaynaklarla karşılaşan zihin giderek yoğunlaşabilir; fakat aynı zamanda kendi içinde kapanabilir. Yaratıcılık ise çoğu kez birbirinden uzak bilgi kümeleri arasında beklenmedik bir köprü kurulduğunda doğar. Bu nedenle zihni geliştirmek, yalnız mevcut bağları derinleştirmek değil; yabancı olana, başka bir disipline ve henüz tanımadığımız insana açılan ince bağlantıları da canlı tutmaktır.
Yaşamdaşlık Kültürü bakımından zayıf bağlar, gündelik hayatın önemsiz görünen karşılaşmalarının değerini hatırlatır. Her gün selam verdiğimiz komşu, kısa süre konuştuğumuz öğrenci, başka bir alanda çalışan meslektaş ya da vapurda karşılaştığımız yabancı, yaşam ağımızda henüz anlamını bilmediğimiz bir geçit olabilir.
#Penceremdenİstanbul
24 Temmuz…
Bugün Lozan’ın yıl dönümü.
Bu toprakların bağımsızlığını sadece cephede değil, diplomasi masasında da savunanları; başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve İsmet İnönü olmak üzere emeği geçen herkesi saygı, minnet ve rahmetle anıyorum.