Şia imam namazda Hz Ömer'e Hz Ebubekir'e Hz Ayşe'ye sahabelere lanet okuyor. İran çok tehlikeli bir düşmandır.
Allah c.c. bunları bildiği gibi yapsın.
Paylaş iran'ı herkes tanısın.
Tamar Tanrıyar’dan ‘fon krizi’ iddiası:
“FETÖ içinden istihbarat aldım, Akın Gürlek oyunu bozdu”
- Tamar Tanrıyar, borsa ve fon krizinin “FETÖ planı” olduğunu ve kendisine FETÖ içerisinden aylar önce bilgi ve istihbarat ulaştırıldığını öne sürdü.
- Kendisine aktarılan bilgilere göre, Ekim ayında büyük bir finansal kriz çıkarılarak Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın devrilmesi hedeflendi.
- AK Parti içindeki bazı isimlerin de dahil olduğu bir finansal operasyon amaçlandığını, ancak Akın Gürlek’in müdahalesiyle planın bozulduğunu iddia etti.
Yavuz Sultan Selim Han da o kadar çok okurdu ki, gözleri kan çanağına dönerdi. Kur’an-ı kerim ve fıkıh ilmi başta olmak üzere günde 8 saatini kitaba veren sultan, Mısır seferine giderken üç katır yükü kitap götürmüştü.
Şafii âlimlerinden Nevevî hazretleri, günde bir defa, yatsıdan sonra yemek yerdi. Bunu, ibadete daha çok vakit ayırabilmek için ve daha çok eser verebilmek için yapardı. Hiç evlenmedi, Geceleri uyumaz, kitap okur ve yazardı.
Ebul-Vefa hazretleri, “Yemek saatini kısaltmak için çöreği ufalayıp tirit şeklinde yemeği, ekmeğe tercih ediyorum. Zira ikisi arasında çiğneme için kaybedilecek zaman farkı vardır. Böylece yazmaya daha çok zaman ayırabiliyorum” derdi.
İmam-ı Veki hazretleri yemek yer, ekmek yemezdi. Sebebi sorulunca; “Ekmeği çiğneme zamanlarında, günde 50 tane ayet veya hadis öğrenirim” der, hep okurdu.
İmam-ı Malik hazretleri, tuvalette geçen zamanına bile acıdığı için üç günde bir def-i hacet edecek şekilde yerdi. “Yeme, içme ve uyku ihtiyacı olmasaydı da bu zamanlarımızı ilimle ve ibadetle geçirseydik” derdi.
Fahreddîn-i Râzî hazretleri yemek yerken de bir şey okumak, öğrenmek ister, çare bulamaz, buna üzülürdü. Çok defa sofrada bile kitap okurdu. Evinden mescide giderken binek sırtında 300 talebesine ders verirdi. Sadece tefsire dair yazdığı eser (Tefsir-i Kebir) 20.000 sayfaydı. Beş dakika boş durmaz, her gün ortalama 15-20 sayfa eser yazardı.
İmam-ı Gazali hazretlerinin hayatı da kitap yazmakla geçti. Kaleme aldığı 1000 eserden 400 kadarı bugüne ulaştı. Günümüze kadar gelen kitaplarının sayfa sayısı ömrüne bölündüğünde bir güne 18 sayfa düşer.
Kezâ İbn-i Kemâl Paşa da 300 civarında eser yazdı. Sayfa sayısını bölünce o da günde 20 sayfadan ziyade kitap kaleme aldı.
Tabiinden Kahmes bin el-Minhal, bir ayda Kur’an-ı kerimi 90 defa hatmedip, anlamadığı ayetleri dönüp tekrar okurdu.
İsmail Hakkı Bursevi hazretleri zamanının çoğunu kütüphanelerde geçirirdi. Bazen kendisini kitapların cazibesine öyle kaptırırdı ki, yemeği içmeyi unuturdu.
Bir doktor, kadın doktorların hemşire sanılmasına isyan etti.
Doktorum Ben Doktor!
Bu Kadının Bilinç Altında Kesinlikle Eziklik Psikolojisi Var.
Doktor Olsan Ne Olur, Hemşire Olsan Ne Olur. Önce İnsan Olmaya Çalışmalısın.
Karşındaki İnsan Yaşlı Bir İnsan Olabilir, Kafa Olarak Dolu Olabilir, Ailevi Problemi Olabilir, Canı Yanıyor Olabilir....
Sana Hemşire Demişse Ne Olmuş?
Hemşirelik Mesleğini Aşağıladığını Farkına Varmayan Okumuş Bir Cahil.
Bence Erkek Olsun, Kadın Olsun Doktorlara İnsan İlişkileri ve Davranış Dersleri Verilmeli.
Bu Dersler Bu Toprağın Özüne Uygun Olmalı.
Davranış Bozukluğu Yaşayan Sağlık Çalışanları Görevde Kızağa Çekilmelidir
Karşılarındakinin İnsan Olduğunu Unutup Onları Robot Sanıp Öyle Davranıyorlar.
Bu Kadar Kibir, Üstenci Bir Meslek Daha Yoktur.
@drmemisoglu@saglikbakanligi
İsrail’le ilk sıcak temas…
Cihat çağrısı ile Topkapı Sarayı’ndaki Kutsal Emanetler Dairesi’nden Bedir Sancağı’nın çıkarılmasıyla yapılacak!
Tarih not etsin!
Ve acayip silahlar yapmışız!
Görmemiz için acayip savaş gerekiyor.
Kılıç kından çıktı! Ne zaman gireceği belli olmaz!
-Yeşilçam filmleri ile başladılar.
-Beyaz ile devam ettiler.
-Sonra Cem Yılmaz'ın stand up şovları izledi.
-Güldür Güldür Show ile devam ediyorlar.
-Birileri küçümsedi, güldü. Ama bu Milletin çocukları asla durmadı..
Azerbaycanlı hocayı tebrik ediyorum. Doğruyu söylüyor. Cumhurbaşkanımızın yanındaki başörtülü tercüman kızımız, zamanında Meclisimizden başörtüsü taktığı için çıkarılan Merve Hanım’ın kızıdır.
Hocanın söylemediği bir durumu da ben söyleyeyim: Merve Hanım, o dönem ilkokulda okuyan, Cumhurbaşkanımızın yanından ayırmadığı bu tercüman kızımızı ve kardeşini almaya gittiğinde, okuldaki görevliler tarafından arkadaşlarına yuhalatıldılar ve psikolojik eziyete maruz bırakıldılar.
İşte Cumhurbaşkanımızın yanındaki tercüman kızımızın başından böyle şeyler de geçti.
Tüm bunlardan sonra son dönemlerde yaşanan olaylara biraz da bu gözle bakmak lazım.
Bizim göremediğimizi dışarıdaki kardeşlerimiz bizden daha iyi görüyor ve özetliyor. Allah razı olsun.
Pakistanlıymış!
Çok acayip bir videoya denk geldim. İzleyin lütfen.
Şu videodaki kadını üretebilmek hiç kolay değil. İngilizler 200 yıldır okullarla , darbelerle , savaşlarla ilmek ilmek işlediler.
İnsanlığın en aşağı noktası, esfeli safilinin yaşayan örneği.
Devletin güçlü olması ASKERE,
Askerin güçlü olması EKONOMİYE,
Ekonominin güçlü olması HALKA,
Halkın güçlü olması ADALETE bağlıdır.
Yusuf Has Hâcib, tam 950 yıl önce yazdığı "Kutadgu Bilig"adlı eserinde devletin kurucu gücünü böyle özetlemiş. "Adalet Çemberi" zamansızdır.🇹🇷🫡
Madem bu konulara ilgilisin,sana cevap verelim.
M. Kemalin bilinen akrabaları olarak babası Ali Rıza Bey cumhuriyet kurulmadan önce 1886’da,annesi Zübeyde Hanım 1923’de vefat etmiştir. Kardeşi Makbule Atadan’ın zaten işe ihtiyacı yoktur. Başka da bilinen yakın akrabası yoktur.
Bunların dışında;
Uzak aile üyelerinin çoğu askerliğini Çankaya köşkünde yapmış maddi olarak destek almışlardır. Onların dışında manevi evlatları,Ülkü Adatepe,Afet İnan ve Sabiha Gökçende devlet tahsisatı ile yurtdışında eğitim almış sonra birçok devlet görevlerinde bulunmuşlardır.
Ayrıca;yakın arkadaşları eğitim durumlarına bakılmadan bakanlık,milletvekilliği,büyükelçilik,mahkeme üyelikleri gibi görevlerde bulunmuşlardır.
Ayrıca; M.Kemal için ilah/peygamber benzetmesi yapan Behçet Çağlar,Fazıl Hüsnü Dağlarca,Kemalettin Kamu,Celal Sahir Erozan gibi şairler yazdıkları şiirler sonrasında milletvekilliği ve yüksek devlet görevlerinde bulunmuşlardır.
Zaman zaman başbakanlar kura ile belirlenmiş. Özellikle iktisat ve maliye vekâletleri asker kökenli kişilerden oluştuğu için gerekli iktisadi inkişaf sağlanamamış,genç cumhuriyet çağın çok gerisinde kalmıştır.
Yine merakına mucip aşağıya resimlerini koyacağım iki ismi de araştırmanı tavsiye ederim. Onlardan biri Abdurrahim Tunçak ve Reşat Ersüdür. Onlarda memuriyet görevlerinde bulunmuş,sessizce yaşayıp ölmüşlerdir.
Bunları tekerlemeci tarihten öğrenemezsin,sevabına yardımcı oluyorum sana
Dünyada kendi yaptığı uçağı uçurduğu için ödül yerine hapis cezası alan bir pilot olduğunu söylesem inanır mısınız?
O pilot, Türk havacılığının öncülerinden Vecihi Hürkuş'tu!
Bu olaya İtalyanlar güldü popo ile
Bir ülke, kendi göklerinde uçmak isteyen evladına bunu nasıl yaptı?
MUHARREM İNCE:
"Faik Bey'e şunu söyleyeyim;
yıl 1923 milletvekili,
yıl 2021 milletvekili.
100 yıldır Cumhuriyetten hep alacaklısın.
100 yıldır... Faik Öztrak'ın dedesi de milletvekiliydi.
1938 Atatürk rahmetli olmuş, Kasım'da.
Aralıkta kurultay toplanıyor, kurultay delegesi
Faik Öztrak.
Dedesi rahmetli dedesi, sonra babası,
sonra kendisi... Birinci sıra hep tahsisli,
Tekirdağ... Hep alacaklı.
Ben köylü çocuğuyum, ben kamyon
şoförünün oğluyum.
Dedem koyun çobanı benim,
vuruşa vuruşa geldim.
Tekirdağ 1. sıra merkez yoklaması
Faik Öztrak oturacak listeye; 2, 3, 4, 5. sıra
ön seçim.
Bakın, Cumhuriyetten hep alacaklı diyorum.
Dolayısıyla ben saray ağzını bilmem,
ben halkın ağzını bilirim."
Tapu dairesine gidip sadece memurun uzattığı yere imza atanlar! O attığınız imza hayatınızı karartabilir.
Bilirkişi dosyalarının %40'ı tapuda yapılan 5 dakikalık dikkatsizlikler yüzünden açılıyor.
Emlakçıların atladığı o karanlık detaylar. 👇
1/6