Tuncay Turşucu: İkinci bir ev alanlar var. Yani ikinci bir evi yatırım için alıyorlar. Ne yapacaksın? İşte "Kiraya da vereceğim." diyor. Yani bir ev alıp kiraya verip oradan getiri elde etmek bence çok fazla verimli bir düşünce değil. Aksine o parayla büyük bir firmaya ve temettü ödeyen bir firmaya ortak olsanız, son 10 yılda yani bir Tüpraş'a, bir Ereğli'ye, bir Koç Holding'e, bir Tofaş'a yatırım yapanlar hani 10 senede böyle çok enteresan rakamlar var yani. 60 katlardan, 50 katlardan falan söz ediyoruz. Yani ev fiyatları, döviz fiyatları, altın falan yani hiçbir şekilde bunu size getirmedi. Ben her zaman, başınızı sokacak bir eviniz olsun ama ikinci bir ev yerine bence uzun vadeli, güzel, hikayesi olan bir şirkete yatırım yapmak her zaman çok daha iyidir.
#SMART TAVANNNN 🔥🔥🔥
Bu kardeşiniz sabahın köründe DM ile herkese iletmek istedi bu hisseyi fakat DM engeli yedim, açıktan gruba yazdım…
HERŞEY AŞAĞIDAKİ FOTOĞRAFLARDA VE VİDEODA MEVCUTTUR!!!
BU PİYASADA KÜÇÜK YATIRIMCIDA EKMEK YİYECEK ULAN!
#bist100#bist
Arkadaşlar, her Müslümanda olduğu gibi faiz hassasiyetim var. Hayatımın hiçbir bölümünde paramı faize koymadım. Çünkü 2001 yılından bugüne yatırımlarımı sadece borsada değerlendiriyorum. Uzun bir süredir, belki 10 yıldan fazladır kredi kartı kullanmıyorum. 2011 yılında bir defa iş için kredi çekmişliğim ve faiz ödemişliğim oldu. 2020 yılında ise kredi çekip borsada değerlendirdiğimde bunu şöyle ele almıştım: “Faiz ödedim ama faizden fazla kazanmıştım.”
Şimdi sorarsanız tekrar kredi çekip borsaya yatırmam, çünkü bugünkü düşüncem bunu reddediyor. En az 20 yıldır taksitle hiçbir şey satın almadım, hep nakit aldım ve hâlâ nakit mal alıyorum.
Şirketlerin katılımda olup olmadıkları kriteri ise şu an dikkat ettiğim bir konu değil. Bunun araştırılması çok zor ve bu şirketlere faiz ucundan kıyısından illaki bulaşıyordur. Şirketin karşısında “katılım” yazması beni pek tatmin etmiyor.
Şirketleri seçmemdeki kriterlerim ise şunlar: Çok borçlu şirketlere yatırım yapmıyorum. Genelde nakit taşıyan şirketler benim için ön planda. Üretim ve imalat yapan şirketleri tercih etmeye çalışıyorum. Mesela ASTOR şirketini ele alırsak, devasa trafolar yapıyorlar ve gelirlerini bu şekilde elde ediyorlar.
Uzun süredir bankalara ve tatil merkezlerine yatırım yapmadım. Çünkü bankalar parasını faiz politikasıyla kazanıyor, tatil merkezlerinde de içki satışı ve evli olmayan insanlara oda kiralamaları söz konusu. 26 yıl asansör sektöründe iş yaptığım için içine girip çıkmadığımız sektör kalmadı. Genel tercihim imalat ve üretimdir. Sonuçta bu şirketlerde birçoğunuz çalışıp aldığınız maaşı ailenizle paylaşıyorsunuz. Ben de bu şirketlere hisse ortaklığı yapıyorum.
Şöyle de düşünebilirsiniz: TAT fabrikası katılımda değil ama çalışan ve maaş alan işçileri var. Bunlar emekleriyle çalışıp kazandıklarını eve götürüyorlar. Fabrikaya baktığınızda gıda sektöründe konserve üretiyor. Şimdi kaç kişi der ki “Bu şirket katılımda değil, ben helal kazanmıyorum” diye? Sonuçta yaptığı iş ortada.
Aynı şekilde ASTOR şirketindeki maaşlı çalışanlara bugün deseniz ki “Bakın bu şirket katılımda değil, helal kazanmıyorsunuz” desiniz, oradaki çalışan bunu nasıl algılamalı? Siz şirketlerin ne iş yaptığına bakın, o yeterli olur.
2026 FIFA Dünya Kupası’nda şampiyonluğa ulaşan İspanya millî takımını yürekten tebrik ediyor; dost İspanya halkına ülkem ve milletim adına selamlarımı, muhabbetlerimi iletiyorum. 🇹🇷🇪🇸
Yazabileceklerimin de bir sınırı var. Gerisini çoğu zaman ima etmek zorunda kalıyorum.
Borsanın gerçeklerini yazmak kolay değil. Hele ki doğruları yazdığınızda...
Son 10 günde sadece görüşlerimi ve teknik analizlerimi paylaştığım için yaklaşık 1.500 kişi takipten çıkmış.
İnanın, hiç umurumda değil.
Bu yaştan sonra ne ünlü olma peşindeyim ne de başkalarının sırtından prim yapma derdindeyim.
Gidenin yolu açık olsun, gelene de hoş geldiniz.
Ben kimsenin bilgisini alıp kendi fikrim gibi paylaşanlardan olmadım. Bu mesleği Instagram'dan, YouTube'dan, X'ten veya sosyal medyadan öğrenmedim. Yıllarımı piyasalara verdim. Öğrenen değil, öğreten tarafta oldum.
Bugüne kadar hoşunuza gidenleri değil, inandığım doğruları yazdım. Bundan sonra da değişen hiçbir şey olmayacak.
Yazdıklarımın büyük bölümü zaman içinde tabelada karşılığını buldu. Çünkü ben kimseye çanak tutmuyorum, kimsenin değirmenine su taşımıyorum. Hoşa gideni değil, doğru olduğuna inandığım teknik görüşü yazıyorum. Bu yüzden eleştirilen de ben oluyorum, haklı çıktığımda sessiz kalan da aynı kişiler oluyor.
Beni takip edenler, alkış bekleyen birini değil; doğru bildiğini söylemekten çekinmeyen birini takip ettiklerini bilsinler.
Takipçi sayısı değil, güven önemlidir. Güven varsa yolumuza birlikte devam ederiz, yoksa kimseyi burada tutmaya çalışmam.
Sedat Demircan
Borsa, Teknik Analiz ve Finansal Piyasalar Uzmanı
⚠️ Burada yer alan değerlendirmeler kişisel görüşlerim olup yatırım tavsiyesi değildir.
#BIST100 #BIST30 #XU100 #VİOP30 #Borsa #TeknikAnaliz #Finans #Yatırım #Hisseler #HalkaArz #ASELS #THYAO #KCHOL #EREGL #TUPRS #BIMAS #AKBNK #YKBNK #GARAN #ISCTR #SAHOL #KOZAL #PETKM #SASA #HEKTS #EKGYO #ALARK #TCELL #SedatDemircan
Erdoğan başa geldiğinde güçsüzdü.
Ülkenin içinde 2 büyük güç vardı. Biri Darbeci Kemalist vesayet. Diğeri Fetö
Erdoğan önce Fetoyu kullandı Kemalist vesayeti bitirdi. Sonra da fetoyu silkip attı
Geriye ne Kemalist vesayet kaldı ne Fetö. Geriye kalan bağımsız güçlü bir Türkiye. Teşekkürler Erdoğan 🇹🇷
Bugünün Öğüdü: Evlilik Sadece İki Kişinin Değil, İki Ailenin de Birliğidir
Bugün gençlerimize küçük bir hayat dersi vermek istiyorum.
Günümüzde lise ve üniversite yıllarında başlayan arkadaşlıkların önemli bir kısmı evlilikle sonuçlansa da, ne yazık ki bu evliliklerin büyük bölümü zaman içinde boşanmayla sona erebiliyor.
Peki, eski evlilikler neden daha uzun ömürlüydü?
Eskiden insanlar çoğunlukla kendi mahallesinden, köyünden, ilçesinden veya tanıdık çevrelerden biriyle evlenirdi. Damat adayının da, gelin adayının da ailesi araştırılır, karakteri, yetiştiği ortam ve aile yapısı bilinirdi. Evlilik sadece iki kişinin değil, iki ailenin de uyum sağlayabileceği bir birliktelik olarak görülürdü.
Elbette geçmişte de aşk evlilikleri ve aile onayı olmadan yapılan evlilikler vardı. Ancak büyükler, yılların verdiği tecrübeyle gençlerin göremediği ayrıntıları görebiliyor, bu nedenle onların fikirleri önemseniyordu.
Bugün ise birçok evlilik okul veya iş arkadaşlığıyla başlıyor. Fakat aile yapıları, değerler ve yaşam anlayışları yeterince değerlendirilmediğinde zamanla anlaşmazlıklar ortaya çıkabiliyor. Bunun bedelini ise çoğu zaman eşler, çocuklar ve aileler birlikte ödüyor.
Ne yazık ki günümüzde bazı gençler anne ve babalarını, hatta dede ve ninelerini "eski kafalı" veya "çağın gerisinde" görebiliyor. Oysa onlar cahil değil; hayatın içinden geçmiş, nice zorluklar yaşamış tecrübeli çınarlardır. Hayatın öğrettiğini hiçbir okul tek başına öğretemez.
Tecrübe, yaşanmadan kazanılmaz. Gençlik elbette cesaret ve enerji demektir; ancak bu enerjiyi büyüklerin birikimiyle birleştirmek, hayatın en doğru kararlarını vermeye yardımcı olur.
Unutmayın; evlilik sadece birbirini sevmek değil, aynı zamanda birbirinin hayatını, ailesini ve değerlerini de kabul edebilmektir.
Son olarak da şu sözü düşünmenizi isterim:
"Kimin eli kimin cebinde belli olmayan ilişkilerin çoğaldığı bir dönemde, güven, saygı ve aile bağlarının kıymetini daha iyi anlamalıyız. Siz ne demek istediğimi anladınız..."
Yeditepe Üniversitesi @YeditepeUni , orada bu pisliği örgütlediği söylenen dekan Yener Ünver, bu çirkinlikten zevk alıp coşkuyla “işte yeditepe ruhu” diye çığlık atan rektör yardımcısı Sedefhan Oğuz, müdehale etmek bir yana alkışlarıyla destekleyen, ardından da bu hadsizleri tebrik eden Mesut Hakkı Caşin @MesutCasin , bu rezaleti destekleyenlerin hepsi tabiri caizse üç maymunu oynuyor. Unutulur sanıyorlar, unutulmayacak.