Okullar 7 Eylül'de uyum haftasıyla başlıyor, 14 Eylül'de anasınıfından liseye zil çalıyor. Bu hafta karar vericilerin değil ebeveynlerin haftası. Evde üç ayar yeterli.
1) UYKU
Amerikan Pediatri Akademisi 6-12 yaş için 9-12, 13-18 yaş için 8-10 saat öneriyor. Yazın dağılan düzeni bu hafta her gün yatma saatini 15 dakika öne çekerek toparlayın. Uykusu bozuk çocuk ilk derslerde odaklanamıyor, duygusunu yönetemediği için akranlarıyla sürtüşüyor. Depresyonun ilk belirtilerinden birinin uyku düzeninin bozulması olması tesadüf değil.
2) EKRAN
TÜİK: cep telefonu sahipliği 6-10 yaşta yüzde 66, 11-15 yaşta yüzde 86. Çocukların üçte ikisi sosyal medyada. Yasak tek başına çare değil, çünkü ekran artık çocukların akranlarıyla ortak tecrübe biriktirdiği yer. Yapılacak iş ekranın zamanını ve mekânını okul dönemine göre yeniden planlamak: günde en az 1 saat fiziksel aktivite, yatak odasında televizyon ve tablet yok, uykudan bir saat önce tüm ekranlar kapalı, akşam yemeği ekransız. Bağımlılık bir ortam meselesidir; koşulları değiştirmeden çözülmez.
3) AKŞAM YEMEĞİ
PISA'da beni de şaşırtan bulgu: aile sofrasına oturan gençler hayattan belirgin biçimde daha memnun. Ne yediğinizin önemi yok, başka uyarıcı olmadan aynı masada olmak önemli. "Bugün ne yaptın?" diye sormayın. "Bugün en çok neye güldünüz?", "Kime yardım ettin?", "Teneffüste kiminle takıldın?" deyin. Türkiye'de çocukların yüzde 38'i akran zorbalığı yaşadığını, yüzde 22'si okulda kendini güvende hissetmediğini söylüyor. Zorbalığı çocuklar nadiren kendiliğinden anlatır; anlatması için önce masada bir yer açmak gerekir.
İki not:
Bu yıl uyum haftasına 5. sınıflar da dahil edildi. Doğru karar. Çünkü asıl kırılma çoğu zaman okulun ilk gününde değil, ortaokulun ilk yılında yaşanıyor.
Bir sabah geç kalırsınız, bir gün beslenme çantası unutulur. Bunlar çocuğunuzun geleceğini belirlemiyor. Rahat olun, ertesi gün halledersiniz.
Yazının tamamı @GazeteOksijen ‘de!
Mezun öğretmenlerin kendi dallarında sorulmuş sorulara verdikleri cevap başarı oranlarını gördünüz mü?
-Türkçe öğretmenlik mezunları 50 soruda net 25.5 doğru
- İlköğretim matematik öğretmenliği mezunları 50 soruda net 19.2 doğru
-Fen bilimleri öğretmenlik mezunları 50 soruda net 16.5 doğru
-Türk dili ve edebiyatı öğretmenlik mezunları 50 soruda net 16.6 doğru
-Tarih öğretmenlik mezunları elli soruda net 20.8 doğru
-Matematik öğretmenlik mezunları elli soruda net 13.6 doğru yapmışlar.
-Fizik öğretmenlik mezunları 50 soruda net 19.5 doğru.
-Kimya öğretmenlik mezunları 50 soruda net 17.6 doğru.
-Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlik mezunları 50 soruda net 22.1 doğru yapmışlar...
Yanlışları siz bulun...
Geçmiş olsun Türkiye...
ANLAYIŞ FARKI:
İngiltere’de Eğitim Bakanına gazeteciler soruyor:
Sayın bakan, öğretmenler haftada 15 saat çalışıyor fakat doktorlarla aynı maaşı alıyor burada bir adaletsizlik yok mu? Diye ve
İngiltere Eğitim Bakanı cevaplıyor:
Bilimsel çalışmalar göstermiştir ki öğretmenin sınıfta işlediği bir saatlik ders diğer çalışanların 3 saatlik çalışmasına bedel.
Ayrıca öğretmenlerimiz 7 gün 24 saat mesai yapması gereken insanlardır çünkü entelektüel olmak ve çocuklarımıza eğitim vermek için sürekli olarak okumalı, araştırmalı, gezmeli, incelemeli ve düşünmelidir.
İngiltere Eğitim Bakanlığı olarak her bir öğretmenimizden bir düşünür olmalarını ve çocuklarımızı bu şekilde yetiştirmelerini bekliyoruz.
İngilterenin sömürgesi altındayken Britanyalı yetkilileri ve ailelerini serinletmek için Pankha denilen dev kumaş yelpazeleri gece gündüz çalıştırmakla görevli Hintli hizmetkârlar
‘Pankawallahlar’ 👇
OlmakLar8: Psikiyatrist Olmak
Prof. Dr. Hakan Türkçapar:
-İnsanın normal hali sıkıntılı olmaktır, mutsuzluktur.
- Hayatın sorunsuz olması anormaldir.
- Sorunumuz iyi-kötü çözülebilecek bir sorunsa kendimizi şanslı addetmeliyiz.
- Aslında herkes diğerinin iç dünyasını görebilse inanın dünya daha rahat olurdu.
#olmaklar #psikiyatristolmak
@HTurkcapar
https://t.co/dfPcUeCeMW
Haberi okumuşsunuzdur: Japonya'nın en ünlü 100 dağından biri olan 'Akagi Dağı’na' yaklaşık 3 ton ağırlığında beton ve benzeri atık yasa dışı olarak dökülmüş. Failler Türk. Bu kültür neden böyle?
Tutuklananlar, Saitama şehrinde şirket sahibi olan birinin de aralarında bulunduğu Türk vatandaşı 5 kişi. Ama bu sadece buzdağının görünen kısmı olabilir.
Haberi sosyal medyada gündeme getiren @hide_Q_ diyor ki: "Güzel topraklarımızın bu şekilde kirletilmesi gerçekten kabul edilemez."
Türkiye'yi mahvettiği yetmiyormuş gibi başkalarının ülkelerini de mahveden bir kültürün çocukları. Zarardan başka bir anlamı taşımıyorlar şu kürede.
Japon medyasında isyan var:
Suçlular kaçarsa ya da şirketleri iflas ederse, o devasa temizlik maliyetleri için bizim alın teri vergilerimiz kullanılacak. Bu çok üzücü değil mi? Japonya, harika bir teknolojiye ve büyüleyici bir doğaya sahip olmasına rağmen, bu tür yasal düzenlemelerin gevşekliğinin ve açıklarının öylece bırakılması gerçekten çok tuhaf!
Cezaların şimdikinin 100 katı kadar ağırlaştırılması ve arazinin eski haline getirilmesinin zorunlu kılınması gerektiğini düşünmüyor musunuz?
“Tecellî olan bir âlemde günah ve sorumluluk nasıl mümkün olur?”
Bu mesele hem tasavvuf metafiziğinin, hem de ahlâkın merkezidir.
~Problem: Eğer gerçek fail Allah ise,
Kur’an’da şu ifade vardır:
“Sizi de yaptıklarınızı da Allah yaratmıştır.” (Saffat 37:96)
Bu ayet şu soruyu doğurur:
-Eğer fiili yaratan Allah ise
-kul nasıl sorumlu olur?
Bu soru aslında kelâm tarihinde de tartışılmıştır:
-Cebriyye: insanın iradesi yoktur
-Mutezile: insan fiilinin yaratıcısıdır.
Ama Ibn Arabi bu iki yaklaşımı da yeterli görmez.
~İbn Arabî’nin çözümü: iki farklı nispet
Fiilin iki yönü vardır:
•yön: kime ait
•yaratma: Allah
•kazanma (kesb):kul
Yani:
-fiili var eden Allah’tır
-fiile yönelen kuldur.
Bu çok ince bir ayrımdır.
~İstidat teorisi:
İbn Arabî’nin en önemli kavramlarından biri:
istidat (kabiliyet)
Her varlık:
-belirli bir ilahi ismin kabiliyetiyle yaratılır.
Örneğin:
isim: tecelli
•Rahman: merhamet
•Adl: adalet
•Kahhar: güç
•Cemil: güzellik
İnsan bu isimlerin bir bileşimidir.
Ama herkesin aynı yoğunlukta değildir.
~Günah nasıl ortaya çıkar?
İbn Arabî’ye göre:
günah ontolojik bir varlık değildir
Günah: uyumsuz tecellîdir
Yani bir ismin
-yanlış yerde
-yanlış ölçüde görünmesidir.
Örnek:
ilahi isim: doğru tecelli-bozulmuş tecelli
•Kahhar: zulmü durdurmak-zorbalık
•Cemal: güzellik-kibir
•kuvvet: cesaret-saldırganlık
Yani kökte:
ilahi isim vardır.
Ama dengenin bozulması günahı oluşturur.
~Kur’an’daki işaret:
“Allah size zulmetmez; siz kendinize zulmedersiniz.”(Yunus 10:44)
Tasavvuf bunu şöyle yorumlar:
Allah varlığı verir ama insan yönü belirler.
~Bu yüzden tövbe çok önemlidir:
Tasavvufa göre:
tövbe = varlığın yeniden hizalanmasıdır
Yani:
-ilahi isimler tekrar dengelenir.
~İbn Arabî’nin çok çarpıcı sözü:
“Günah Allah’ın kudretinin bir tecellisidir, tövbe ise rahmetinin.”
Bu cümle yanlış anlaşılabilir.
Şunu demek istemez:
-günah iyidir.
Şunu demek ister: varlık alanı Allah’tan bağımsız değildir.
~İnsan neden sorumludur?
Çünkü insanın bir özelliği vardır:
şuur
İnsan:
-ilahi isimleri bilerek yaşayabilir.
Kur’an bu yüzden şöyle der:
“Biz emaneti göklere ve yere sunduk; onlar yüklenmekten çekindi. Onu insan yüklendi.” (Ahzab 33:72)
Bu emanet:
-bilinç
-sorumluluk
-özgür yönelimdir.
~İnsan neden merkezdir?
İbn Arabî’ye göre:
insan = bütün ilahi isimlerin aynasıdır
Bu yüzden insan:
-en yüksek varlık
-ama aynı zamanda en riskli varlıktır.
~Tasavvuf şöyle der:
Allah varlığı verir ama insan varlığın yönünü belirler.
Yani:
alan: fail
•ontoloji: Allah
•etik: insan
~Bu noktada İbn Arabî şöyle der:
“Kul, Rabbinin aynasıdır.”
Ama aynı zamanda:
“Rab de kulun aynasıdır.”
Bu ifade çok ileri bir metafizik seviyedir.
Kadınlar erkeklere fiziksel şiddet uygulayamadıkları için, kinlerini psikolojik şiddet ile dışarı atarlar. Ve toplum bu şiddete şiddet demez. Naz, trip, kadın işte der geçer.
Naz ve trip, psikolojik şiddetin en masum halidir. Bu davranışların kökeninde aşağılık kompleksi yatar. Kendini erkeğe karşı daha güçsüz gören kadın, isteklerini net biçimde ifade edemez, çünkü net ifade reddedilmeyi mümkün kılar, ret ise zaten kırılgan olan benlik saygısını daha da zedeler. Dolaylı baskı bu boşluğu doldurur, küsme, soğukluk, duygusal geri çekilme. İstediğini ret riski olmadan elde etmenin yolu.
Bu olgunlaşmamışlığın göstergesidir.
Asıl psikolojik şiddet ise naz ve trip yetersiz kaldığında devreye girer. Erkeğin "hayır, bunu yapma" dediği bir davranışı, sırf o erkek üzülsün diye kendine zarar vereceğini bile bile yapmak. "Açık giyinme" dediğinde daha açık giyinmek. "Onu yapma" dediğinde tam da onu yapmak.
Bu anlık bir tepki değil. Hesaplı bir mesaj "Senin dediğini yapmıyorum. Sen benden üstün değilsin."
Kadına güçlü bir erkeğin dediğinin tersini yapabildiğini kanıtlamak, aşağılık hissini geçici olarak bastırır. Ama bu rahatlama, erkeğin acısı üzerine kurulur.
Neden kadınlarda bu örüntü daha yaygın?
Çünkü tarih boyunca erkek güçlü, kadın duygusal ve güçsüz olarak konumlandırıldı. Bu algı, kadında kronik bir aşağılık duygusunu içselleştirdi. Fiziksel güce erişimi olmayan biri kontrolü başka yollarla kurar ve psikolojik baskı, bu yolların en erişilebilir olanı.
Fiziksel güç eşitlendiğinde tablo değişir. Ev içi şiddete ilişkin bazı veriler, çocukların maruz kaldığı aile içi fiziksel şiddette annenin en önemli fail olarak yer aldığını gösteriyor. Yani mesele "kadınlar şiddete meyilli değil" değil, mesele hangi şiddet biçimine erişimleri olduğu.
Zorbalığın maalesef zirve yaptığı bir dönem yaşıyoruz!
Öğretmen öldüren öğrenciler,
Doktor döven hastalar,
Hakim vuran savcılar,
.
.
.
Fatma Nur Çelik hocama Allah'tan rahmet; yakınlarına sabır diliyorum.
🔴Okulda Şiddete Artık Yeter!
Bugün İstanbul Çekmeköy Taşdelen Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde hepimizi derinden sarsan ağır bir şiddet olayı yaşanmıştır. Bir öğrenci tarafından gerçekleştirilen bıçaklı saldırıda iki meslektaşımız ile bir öğrenci yaralanmış; yaralanan eğitim emekçilerinden biri ağır şekilde olmak üzere tüm yaralılar hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınmıştır.
Eğitim emekçileri olarak can güvenliğimizin sağlanmadığı bir ortamda huzur içinde eğitim-öğretim faaliyetini sürdürmemiz mümkün değildir. Millî Eğitim Bakanlığı başta olmak üzere tüm yetkilileri, bu ağır saldırıyı yalnızca açıklamalarla geçiştirmemeye; okullarda şiddeti önleyecek somut, kalıcı ve etkili adımları ivedilikle atmaya çağırıyoruz.
Yaşanan olayın tüm yönleriyle aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağız. Ağır yaralı meslektaşımıza, yaralanan öğretmenimize ve öğrencimize acil şifalar diliyoruz.
Okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir eğitim ortamında bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz.
https://t.co/gYnrlb4fr3