After a five year break, I just had the distinct honor and privilege of being sworn in as Treasury & Finance Minister. I am grateful to President @RTErdogan for entrusting me with the responsibility of serving our people in this capacity
Our guiding principles for creating a more prosperous and resilient Türkiye will be transparency, consistency, accountability and predictability. 1/2
Bu kendini anadolu insanından zeki zanneden iki ukalaya;
Atatürk'ün ilke inkılâplarını say desen sayamaz.
İslam'ın şartını sorsan bilemez.
Türkiye'de toplam kaç il olduğunu sorsan cevap veremez.
Dünyanın herhangi bir ülkesinin başkentini sorsan onda da konuşamaz.
Peki neden kendilerini zeki ve üstün görüyorlar?
Çünkü onlara alkol tüketmenin, götü başı açıp saçı renkli yapmanın bir modernlik emaresi, çağdaşlık alameti, üstünlük göstergesi olduğu öğretilmiş.
Tipik çürümüş CHP gençliği.
Masa yumruklamakla, hamasetle, dün söylediğini bugün inkâr etmekle milliyetçi olunmaz.
Milliyetçilik eserle olur, hizmetle olur, Türkiye’nin ve Türk milletinin hakkını cesaretle savunmakla olur.
Milliyetçilik ay yıldızlı al bayrağa uzanan kirli elleri kırmakla, Azerbaycan’la sırt sırta verip 30 yıl sonra Karabağ’ı özgürleştirmekle olur.
Milliyetçilik Türk Devletleri Teşkilatını kurup asırlık hayalleri gerçeğe dönüştürmekle olur.
Milliyetçilik kendi silahını yapmakla; kendi gemini, savaş uçağını, tankını, arabanı üretmekle; kendi kararlarını kendin almakla olur.
Milliyetçilik terör örgütlerinin başını yurt içinde ve dışında ezmekle olur.
Biz Cumhur İttifakı olarak işte bunu yaptık, omuz omuza bunu başardık.
Tarihi şanlı zaferlerle dolu necip milletimizi her yerde gururla temsil ettik.
Ne hak yedik ne de küresel güçlere hakkımızı yedirdik.
Şimdi bunu bir adım daha yukarı taşıyoruz, milletimizin huzuruna yeni bir teklifle çıkıyoruz.
Teklifimizin adı Türkiye Yüzyılı'dır.
Cumhuriyetimizin 100’üncü yılını Türkiye Yüzyılı’nın da başlangıç noktası haline getirmek istiyoruz.
21 yılda kurduğumuz sağlam temeller üzerine inşallah büyük ve güçlü Türkiye’yi inşa edeceğiz.
28 Mayıs seçimini hep birlikte bu yeni atılımın miladı haline dönüştüreceğiz.
Değerli dava ve yol arkadaşlarım!
14 Mayıs’ta olduğu gibi yarın da sabahın erken saatlerinde, en geç 06.30’da sandık başında bulunalım.
Ülkemizin geleceğine, aziz milletimizin iradesine, demokrasimizin namusu sandıklara hep birlikte sıkı sıkıya sahip çıkalım.
Emekleriniz ve fedakârlıklarınız için şimdiden teşekkür ediyorum. Allah yâr ve yardımcımız olsun.
Kitapları, makaleleri, piyesleri, şiirleri ve konferanslarıyla benim de içinde bulunduğum nice gencin, nice neslin hayatını değiştiren usta muharrir, mütefekkir, dava ve aksiyon adamı Üstat Necip Fazıl Kısakürek’i vefatının 40. yılında rahmetle, şükranla, hasretle yâd ediyorum.
Şimdiye kadar CHP Genel Başkanı’yla masaya oturup da istediğinden daha fazlasını almadan kalkan hiç kimse olmadı.
“Belki bize de bir şey düşer” diye gelen herkes cebinde mebzul miktarda milletvekilliğiyle, cumhurbaşkanı yardımcılığıyla, üçer beşer bakanlık sözüyle çıktı.
Elinde boş senetle CHP’nin kapısına dayanan herkes CHP Genel Başkanı’ndan imzayı kopardı, üzerine rakamı da bizzat kendisi yazdı.
CHP Genel Başkanı sırf koltuğunu korumak için son 4 ay içinde tarihte eşi benzeri görülmemiş tutarsızlıklara imza attı.
Kendi tutarsızlıklarını ve ilkesizliklerini örtmek için yalana sarılanların derdinin ne olduğunu biliyoruz.
Ne yaparsanız yapın; terör örgütleriyle iş birliğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; şahsi ikbaliniz için partinizin milletvekilliklerini pazara çıkardığınızı, önünüze gelene makam ve mevki sözü verdiğinizi unutturamayacaksınız.
Ne yaparsanız yapın; bu ülkenin çıkarlarını uluslararası arenada pazarlık meselesi haline getirdiğinizi unutturamayacaksınız.
Milletimiz, 28 Mayıs’ta bunların hesabını sizden sandıkta soracak.
Bir ışıkla milyonlar haykırır, Türkiye Yüzyılı başlar, dünyaya örnek olur.
Daha aydınlık, daha güvenli, daha verimli Türkiye için, barış içinde, refah içinde, mutluluk içinde bir dünya için hep birlikte sandığa.
27 Mayıs, demokrasimizin en sancılı yol ayrımlarından biridir. 29 Mayıs, İstanbul’un fethiyle tarihimizin en önemli zaferlerindendir.
Millet olarak bu iki günün tam ortasına denk gelen 28 Mayıs’ı acılarımızdan ders aldığımız, zaferlerimizle gurur duyduğumuz bir şölene çevirmek istiyoruz.
Bugüne kadar 85 milyon vatandaşımızın hayatına katkıda bulunan hizmetlerimizle, 81 vilayetimizin her karışına dokunan eserlerimizle sözümüzün eri olduğumuzu ispatladık.
28 Mayıs’ta hep birlikte Türkiye Yüzyılı’nın etrafında kenetleneceğimize, büyük ve güçlü Türkiye yolculuğuna devam edeceğimize inanıyoruz.
Buradan “önce ülkem ve milletim” diyen tüm vatandaşlarıma çağrıda bulunuyorum.
Gelin, Türkiye’nin önünde yeni bir dönemin kapılarını birlikte açalım.
Gelin, ülkemizin asırlık demokrasi ve kalkınma eksiklerini 21 yılda nasıl beraberce telafi etmişsek Türkiye Yüzyılı’nı da omuzlarımızda birlikte yükseltelim.
Gelin, birliğimize, beraberliğimize, ebedî ve ezelî kardeşliğimize 85 milyon olarak sahip çıkalım.
Kökenine, inancına, mezhebine, meşrebine, siyasi tercihine bakmaksızın her bir insanımızın bu kutlu yürüyüşte yerini almasını arzu ediyoruz.
28 Mayıs gecesini taze bir başlangıca dönüştürmek için bizimle olmanızı bekliyoruz.
Gönlümüz de kollarımız da milletimizin tüm fertlerine sonuna kadar açıktır…
İBB adaylığımızdan beri imtiyazlarını kaybetmek istemeyen çevrelerin kara propagandalarının hedefi olduk.
Göreve gelirsek kadınların haklarını kısıtlayacağımızı, kazanımlarını ellerinden alacağımızı, hayat tarzlarına müdahale edeceğimizi söylediler.
Peki, biz ne yaptık?
Bırakın geri plana itmeyi, kadınlara yönelik pek çok yenilikçi projeyi hayata geçirdik.
Kadınların özgürlük, çalışma, istihdam ve temsil alanlarını genişlettik, hiç kimsenin yaşam biçimiyle ilgilenmedik.
Kadınlar lehine pozitif ayrımcılık yapılmasını anayasa kuralı haline getirdik.
ŞÖNİM, kadın konukevi, KADES, elektronik kelepçe gibi uygulamalarla ihtiyaç duydukları her an kadınların yanında olduk.
İstihdamdaki kadın sayısını 6 milyondan 10,5 milyona yaklaştırdık.
Siyasette kadın temsil oranını her yıl sürekli artırdık.
28’inci dönemde 50 milletvekiliyle en fazla kadın milletvekili olan partiyiz.
Bize kadın hakları konusunda nutuk çekenler ise ikna odalarından iş hayatına kadar kadınlara her türlü zulmü, baskıyı yaptılar.
“Bir metrelik bez parçası” diyerek hakaret ettikleri başörtüsüne yönelik yasaklar sürsün diye mahkeme kapılarında nöbet tuttular.
Ne bölücü terör örgütünün dağa kaçırdığı kız çocuklarıyla ilgili ne de alçakça katlettiği kadınlarla ilgili tek kelime bile etmediler.
Aynı nobran tavırlarına bugün de devam ediyorlar ama yine başarılı olamayacaklar.
Bu korku ve baskı siyaseti, kadınların iradesine zincir vuramayacak...