10 yıldan fazladır cezaevinde kalan Askeri Öğrenciler için ADALET çağrımız devam ediyor.
Askeri Öğrenciler için HUKUK ve Adil Yargılama istiyoruz.
AskeriÖğrenciye Adalet
Yurdumuzda herkes, kişi ve kurum ayrımı gözetilmeksizin Anayasa’ya uymakla yükümlüdür. Anayasa’nın bağlayıcılığı bir tercih değil, hukuk devletinin temel şartıdır. KHK’larla ihraç edilen insanların yıllardır süren hak kayıpları ve adalet arayışları da bu ilkenin sınandığı en önemli alanlardan biridir.
Adalet, ancak hukuk kurallarının herkes için eşit ve öngörülebilir biçimde uygulanmasıyla mümkündür. Devletin gücü, hukuku aşmasında değil, hukuka bağlılığında ortaya çıkar. Çünkü adaletsizlik ve hukuksuzluk, yalnızca bireylerin değil, toplumun ve devlet düzeninin karşı karşıya olduğu en büyük beka sorunudur.
#AdaletHerkesİçin
Bakın, aşağıdaki linkte bir doktor var; KHK’lı. Gurbette doktor oşarak başarılı olmuş tıpkı Sn @ComezTurhan gibi. Farkı ise kimseye düşman değil. Kalbi şefkat dolu. Her şeye rağmen tatlı dilli. Lütfen 4-5 dakikanızı ayırın. Çok şükredeceksiniz👇
https://t.co/aDLNxrSOjv
GaspEdilenHayatlar
Adalet; demir parmaklıklar arasında unutulan bir çığlık, Meriç’in soğuk sularında yiten bir umut değildir. Yaşlı, hasta, bebek ya da genç... Gasp edilen her ömür, vicdanlarda kapanmaz bir yaradır. Bir canın sesi olmak, insanlığın borcudur.
Bir haksızlığın üzerinden yıllar geçmesi, onu haklı hâle getirmez.
KHK’larla hayatı altüst olan insanların meselesi yalnızca geçmişin değil, bugünün de meselesidir.
Hukuk devleti, yanlışları unutmakla değil; onları görüp telafi edebilmekle güçlenir.
#KHKSorunu
✋Bir ülkenin Meclisi, yalnızca kanun yapan değil; toplumun yaralarını gören ve gerektiğinde onları tedavi eden yerdir.
#KHK’larla başlayan ve yıllardır yüz binlerce insanın hayatında derin izler bırakan adaletsizlik artık ertelenebilecek bir mesele değildir.
Aradan geçen yıllar, bu sorunu küçültmedi; aksine toplumsal hafızada daha derin bir yaraya dönüştürdü.
Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin önünde tarihi bir sorumluluk duruyor:
KHK sorununu görmezden gelmek mi, yoksa hukuk ve adalet temelinde çözmek mi?
Çünkü bazı sorunlar zamana bırakılmaz.
Bazı yaralar kendi kendine kapanmaz.
#KHKSorunu artık Meclis’in çözmesi gereken en acil toplumsal meselelerden biridir.
@TBMMGenelKurulu
Bunların hepsi sadece son 24 saatte karşıma çıkan paylaşımlar.
Normalde tek tek görünce geçiyoruz.
Biri “Müslümanlar İngiltere’yi ele geçiriyor” diyor.
Biri Amerika'daki Müslüman kamu görevlilerini “Truva atı” ilan ediyor.
Biri İzlanda'ya giden bir Müslüman âlimi “ülkeyi İslamlaştırmaya geldiler” diye servis ediyor.
Diğeri bir camide çekilmiş görüntüyü alıp bütün Müslümanlara mal ediyor.
Sonra başka bir video geliyor.
Sonra bir başkası…
Tek tek bakınca birkaç aşırı sağcı hesabın saçmalığı gibi görünüyor.
Ama hepsini uzun süre takip ettiğinizde başka bir tablo ortaya çıkıyor.
Ben birkaç yıldır hususi olarak bu hesapları ve ürettikleri dili takip etmeye çalışıyorum.
Ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Bu iş artık rastgele birkaç paylaşım seviyesini çoktan geçmiş durumda.
Aynı hesapların neredeyse her gün, bazen günde birkaç defa İslam, Müslümanlar ve göçmenler üzerinden aynı korkuyu ürettiklerini görüyorsunuz.
Kullanılan kalıplar da hep aynı:
Müslüman çoğalıyorsa: işgal.
Müslüman siyaset yapıyorsa: gizli ajanda.
Müslüman Kur'an okuyorsa: radikal.
Müslüman kamusal alanda görünüyorsa: İslamlaşma.
Bir Müslüman suç işlerse: İslam suçlu.
Burada dikkat edilmesi gereken şey tek tek yalanlardan çok, insan zihninde oluşturulmak istenen çağrışım.
Müslüman = tehdit.
Bunu bir kere söylemeniz gerekmiyor.
Bin farklı videoyla, bin farklı olay üzerinden aynı duyguyu tekrar tekrar verirseniz bir süre sonra sıradan insanın zihninde şu cümle oluşuyor:
“Bunlardan bir şey çıkacak.”
Asıl mesele burada başlıyor.
Çünkü bu hesapların altındaki yorumlara baktığınızda yalnızca ideolojik fanatikleri görmüyorsunuz. Daha önce İslam'la hiçbir meselesi olmayan sıradan insanların da yavaş yavaş bu dile yaklaştığını fark ediyorsunuz.
Propagandanın başarısı da zaten budur.
İnsana “Müslümanlardan nefret et” demez.
Önce ona sürekli aynı görüntüyü gösterir.
Sonra:
“Dikkatli ol.”
Sonra:
“Bunlar çoğalıyor.”
Sonra:
“Ülkeni ele geçiriyorlar.”
Bir noktadan sonra nefret emredilmeye ihtiyaç duymaz.
İnsan kendi kendine üretmeye başlar.
Bence Müslümanların üzerinde ciddi ciddi düşünmesi gereken meselelerden biri artık budur.
Ortada sadece İslam hakkında yanlış bilgi yok.
Bir algı inşası var.
Ve bunun en tehlikeli tarafı şu:
Planın gizli olması gerekmiyor.
Gözünüzün önünde yüzlerce farklı hesap aynı hikâyeyi anlatabilir; siz bunları birbirinden bağımsız paylaşımlar zannedebilirsiniz.
Oysa medya ve propaganda zaten çoğu zaman böyle çalışır.
Tek bir merkezden “şunu yazın” emri verilmesi de gerekmez.
Aynı ideolojik çevreler birbirlerini besler, aynı videoları dolaşıma sokar, aynı isimleri büyütür, aynı korkuları tekrarlar.
Bazı büyük hesaplar, yazarlar ve kanaat önderleri bir görüntüyü paylaşıyor; birkaç saat içerisinde onlarca hesap aynı görüntüyü farklı başlıklarla yeniden dolaşıma sokuyor.
Sonra yüzlerce küçük hesap devreye giriyor.
Ve artık karşınızda bir tweet değil, bir ekosistem oluşuyor.
Bu sebeple meseleyi “birileri yine İslam'a küfretmiş” seviyesinde okumamak gerekiyor.
Bu mecrada Müslüman nasıl kendi inandığı hakikati anlatmaya çalışıyorsa, karşı tarafta da İslam'ı bir tehdit olarak anlatmayı kendisine vazife edinmiş insanlar var.
Ve bunu oldukça profesyonel yapıyorlar.
Her gün.
Israrla.
Aynı kavramlarla.
Aynı korkular üzerinden.
Bunu romantizm olsun diye söylemiyorum.
Şovenizm hiç değil.
Bilakis Müslümanların öfkeden önce meseleyi anlaması gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü bugün insanlara sadece İslam hakkında yanlış şeyler anlatılmıyor.
İnsanlara yavaş yavaş Müslümandan korkmaları öğretiliyor.
Bu fotoğrafları biraz da bunun için yan yana koydum.
Tek tek bakınca sıradanlaşıyor.
Yan yana koyunca sistem görünmeye başlıyor.
Ve bunlar yalnızca benim son 24 saatte denk geldiklerim.
Büyük hesaplarda bunun gibi onlarca paylaşımın her gün dolaşıma sokulduğunu görüyorum.
Alt taraftaki binlerce küçük hesaba ise hiç girmiyorum.
Belki artık bizim de sadece izlemek yerine, bu mekanizmayı anlamaya ve anlatmaya biraz daha fazla vakit ayırmamız gerekiyor.
Umarım kendisini Müslümanların derdiyle dertli sayan güç sahipleri de, bizler de bunu iş işten geçmeden idrak ederiz.
Çünkü çoğu insan için:
Ev, araba, yatırım, tati, biraz daha kazanmak, biraz daha rahat yaşamak daha öncelikli olabiliyor.
Tabiki, bunların hepsi hayatın içinde var. Ama bazı şeyler zaruret mi?
İnsan, kendi küçük dünyası henüz bozulmadığı müddetçe, büyük tehlikeleri uzaktan seyretmeyi sever.
Evimizin değeri düşmediği, işimiz bozulmadığı, çocuğumuz korkuyla eve gelmediği, ismimizden ve inancımızdan dolayı kendimizi tehdit altında hissetmediğimiz sürece bazı meseleler bize hep “sosyal medyada olan şeyler” gibi gelir.
Sonra bir gün mesele ekrandan çıkıp kapımıza gelir.
Ve insan ancak o zaman:
“Demek mesele gerçekten bu kadar ciddiymiş” der.
Fakat can korkusu başladıktan sonra meydana gelen idrak, bazen idrak değil; gecikmiş bir reflekstir.
Onun için ben bunları paylaşmayı bir sosyal medya tartışması olarak görmüyorum.
Yarın ne olacağını Allah bilir.
Ama hiç değilse bir gün çocuklarımız bize,
“Bunlar olurken siz ne yapıyordunuz?”
diye sorduğunda,
“Hiç fark etmemiştik.” demeyelim.
Daha kötüsü:
“Farkındaydık ama hayatımızla meşguldük.”
demek zorunda kalmayalım.
Allah bizi, tehlikeyi ancak kapımıza dayandığında fark edenlerden değil; basiretle önceden gören, adaletle karşı duran ve üzerine düşeni yapanlardan eylesin.
Allah bizi gaflet uykusundan uyandırsın.
Kamuoyunda "Yusuf Kerim Yasası" olarak bilinen düzenlemeye göre, hasta çocuğu olan annelerin cezasının infazı 1 yıla kadar ertelenebiliyor. Yasanın gereği yerine getirilmeli, hasta çocuklar annelerine kavuşturulmalı. @ErtugrulGunay
İhsanVeSelmanın SesiOl
We unequivocally condemn the terrorists who massacred women and children in Nigeria. But these criminals have nothing to do with Islam. Islam explicitly forbids the killing of women, children, religious figures and innocent civilians, even during war. Blaming two billion Muslims for the crimes of a handful of terrorists is not justice; it is the manufacture of anti-Muslim hatred.
Under that same logic, far harsher language would have to be used for the Zionist assault on Gaza, where the recorded death toll has exceeded 73,000 Palestinians, including more than 20,000 children. In February 2026, a strike attributed to the U.S. military hit a primary school in Minab, Iran, killing at least 123 children and at least 157 people in total.
One major survey estimated that approximately one million Iraqis died as a result of the conflict following the invasion of Iraq. It would be wrong to place these crimes upon every American or Christian; it is equally wrong to place terrorism in Nigeria upon Islam and two billion Muslims.
Our task is not to turn suffering into a competition. Asking whether Christians or Muslims have suffered more leads only to an immoral dead end that benefits the killers. The real question is how to free the world from terrorists, Zionist policies of mass killing and war machines that use state power to bomb children, regardless of the identity of their victims.
We must stand up when a Christian child is killed, and we must stand up when a Muslim child is killed. But no propaganda campaign will make us blame two billion people for the acts of terrorists. A murderer has no religion; a murderer is a murderer. A victim needs no label; a victim is a victim.
Editing the words of a few individuals and presenting them as the collective plan of two billion Muslims is not evidence. It is propaganda.
The overwhelming majority of Muslims who move to the West want to work, study, raise their families safely, and build ordinary lives. Describing their presence as “infiltration,” their children as “conquest,” and their participation in public life as a plan to destroy civilization does not explain reality. It manufactures fear.
If “Western civilization” is truly based on law, freedom of conscience, and individual responsibility, then collectively accusing people because of their religion does not defend that civilization. It betrays it.
If a Muslim genuinely advocates violence or forced domination, criticize him openly; we will too. But using a few fringe statements to condemn all Muslims is not honesty. It is organized hatred.
Akciğerlerindeki kist sebebiyle takip altındaki Emin bebeğin annesi Rümeysa Şanal, 12 Haziran'dan beri İzmir Şakran Cezaevi'nde.
10 aylık Emin bebeğin annesinin tutuklanması, çocuğun üstün yararı ilkesini ağır biçimde zedelemektedir.
@cemre_birand2
EminHasta AnnesiHapiste