25 Temmuz 2025 Cuma günü, İzmir Şehir Hastanesi Anestezi Yoğun Bakım Ünitesi’nde, hemşirelerin desklerde kullandığı sandalyeler, idarenin talimatıyla toplatıldı.
24 saat esasına göre hizmet verilen bu birimde, hemşirelerin ayakta çalışması bekleniyor. Şu anda meslektaşlarımız görevlerini ayakta sürdürmek zorunda kalıyor.
Akla ve mantığa sığmayan bu uygulama; toplumun sağlığını özveriyle koruyan, tedavi eden ve iyileştiren hemşirelik mesleğine yapılmış büyük bir saygısızlıktır.
Sandalyelerin toplatılma gerekçesi olarak, yangın merdiveninde sigara içilmesi gösterilmiş; ilgili kişilere idari para cezası uygulanmış, fakat bununla da yetinilmeyerek tüm birim cezalandırılmıştır.
Aile Hekimlerine ayrılan randevu kotası; Aile hekimlerinin tedavisinde aciliyet gördüğü hastalar içindir. Aile Hekimleri, uzman hekime gitmek isteyen kişiler için randevu alma memuru değildir. Randevu almak için @MHRS_182 yi arayınız @AHEF2008@hekim_birligi@saglikbakanligi
GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Mevzular Açık Mikrofon Özel! Beni takip etme teveccühü gösteren sizlerden kariyerim boyunca bunu ikinci kez isteyeceğim… Sözüm var. İzletmeliyim, seslerini duyurmalıyım. Lütfen paylaşın. Unutmayın! Siz nereye bakarsanız orası konuşulur. Çarşamba Akşamı BabalaTV’de yayındayız.
Nusinersen Tedavisinin SMA Tip 1, 2 ve 3 Hastaları Üzerindeki Etkinliği: Tek Merkezli Bir Çalışmadan Gerçek Dünya Verileri
Detaylar için 👇
https://t.co/DryuUAU4Rh
Bitmiyor!!!! Bitmiyor!!!
Bir günde 2 sağlıkta terör vakası yaşanıyor!!!!
Şişli'de Aile Sağlığı Merkezi'nde mahlukat tüm kontrolleri yapılmış, ambulans sağlanmış ve sevki gerçekleşmiş olan annesi ile yeteri kadar ilgilenilmedi safsatası ile aile hekimini yumrukluyor, darp ediyor, fiziksel ve psikolojik şiddet uyguluyor, hastanelik ediyor!!!!
Güngören'de Aile Sağlığı Merkezi'nde ehliyet raporu için başvuran mahlukat sadece "kan grubu bilgisi için kan vermeniz gerekli " denildiği için gencecik meslektaşımıza şiddet uyguluyor, aile sağlığı merkezinde terör estiriyor!!!
Bakanlık şiddetin önüne geçmeyi bıraktık yeni şiddet sebeplerine ön ayak oluyor!!! Bakın videoya iyi bakın! Aile hekimi yararına diye söylediğiniz her şey bizi vatandaş ile karşı karşıya bırakıyor.
Masa başında yaptığınız düzenlemeler hekimlere hayati tehdit olarak dönüyor!
Yönetmeliği çıkarıyorsunuz, memnuniyetti, arama idi, zorunlu ASM'ye çağırma idi çıkacak yine karşımıza şiddet!!!
Yarın randevumu sen alacaksın, sevk yapacaksın az para ödeyeceğim diye gelecek, ihtiyaç olmadığı için sevk olmayınca çıkacak karşımıza şiddet!!!
Raporlar paralı olacak diye haber yapıyorsunuz, yarın sevk edilmesi gereken hasta "parasını ödedim vereceksin!!!" diye şiddet olarak karşımıza çıkacak!!!
Siz ne istiyorsunuz ? Hepimiz şiddet görelim, mesleği bırakalım, ölelim mi ????
@saglikbakanligi@drmemisoglu@suayipbirinci
Ambulansta kalp krizi geçiren bir hastayı hastaneye yetiştirmeye çalışan paramedik arkadaşımız, eski milletvekili adayı S** Y** tarafından saldırıya uğramıştır. Tüm sağlık çalışanlarına yönelik şiddetin son bulması için adaletin yerini bulmasını bekliyoruz! @drmemisoglu
Halkbank Yönetim Kurulu üyesi de olan RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin’in, bacanağı Hasan Taşkın’ı RTÜK'te işe aldığı, kayınbiraderi Bülent Şenkardeşler'i bir ay önce RTÜK’e Bilgi Teknolojileri Daire Başkan Yardımcısı olarak atadığı, eşi Nalan Şahin’in de TRT’de işe gitmeden maaş aldığı anlaşılalı birkaç saat oldu
Bir etiket yapıştırıp öğrencinin adını yazamadınız mı!
Belki yok!
Belki aile ihmalkâr!
Hangi öğrencinizden aldığınızı bilemeyecek kadar öğrencilerinizden kopuk musunuz!
Bu bağırtıya, masalara vurmaya daha okula, öğretmene alışamamış birkaç günlük 6 yaşında çocuklar korku dışında ne geliştirir!
Bir de videoya çekip yayınlıyorsunuz!
Sayın bakanım @Yusuf__Tekin bu hanımefendi kaç öğrenci yetiştirdi, daha kaç öğrenci yetiştirecek, böyle mi yetiştirecek, bu çocuklar neden böyle korkutucu, kişiliğinde derin izler bırakacak öğretmenlerin elinde!
Öğretmenlik çok kutsal bir meslek, geleceğimizi resmen onlar belirliyor, takdire şayan, sevgi dolu, ahlaklı öğretmenler istiyoruz sınıflarda, bunu değil…
Bu tavrı özel okullarda yapamazlar değil mi!
Devlet çocuklarına sahip çıkmalı, onları eğitecek, öğretecek, vatana millete hayırlı birey olmasını sağlayacak öğretmenleri de iyi seçmeli, çocuk sevmeyen, sevgi dolu olmayan kimse öğretmen yapılmamalı…
Devlet çocuklarına sahip çıkmak zorunda…
@RTErdogan , @RTEdijital , @Yusuf__Tekin
Sayın bakanımız Murat Kurum ekibi ile Maraş bölgesini, fayları ve Londr’da incelenen örneklerden basedip yerleşime uygunluktan söz ediyor. Beni affedin sayın bakanım ama o zonda Hatay’dan Adıyaman’a kadar hiçbir yer yerleşime uygun değil. Sözkonusu zon bir levha sınırı. Levha sınırları deprem üretirler. yaklaşık 13,6 milyon senedir deprem üretiyor daha milyonlarca sene üretecek. Bu zon Ölüdeniz Fayı ila Doğuandolu Fayı tarafından temsil ediliyor. Bu faylar genellikle 6 Şubat depremlerinde kırıldı. Ama bu levha sınırının doğusunda, Arap Levhası üzerinde levha sınırı kenar fayları var. Bunlar kırılmadı. Bu dar zonda hangi fay kırılırsa hasar verir. En iyisi fay analizlerine devam edip bu sınırdaki evlere dikkat edelim. Buradaki yerleşim alanlarına özen gösterilmelidir. Burası özel bir yerdir. Özel planlama, özel mimari, özel inşaat teknolojisi, özel yapı malzemesi, deprem etkisini azaltacak özel teknoloji ister. Burada klasik bina yapamazsınız. İşini bilen özel insanlarla çalışmalısınız. Doğa koşullarını düzeltemiyeceğinize göre tek şansınız özgün inşaat, mimari ve malzeme teknolojileridir. Eğer böyle yapmazsak bugün çektiğimiz acıları gelecek nesillere ihraç etmiş oluruz. Sevgiyle
Mehmet Şimşek, "bildiğiniz gibi deprem nedeniyle, yine EYT nedeniyle geçen sene ve bu sene bütçe açığımız oldukça yüksek seyrediyor" diyeli bir gün; dünyanın en büyük 250 inşaat şirketi arasına giren ve 18.5 milyar dolar tutarında proje üstlenen 43 şirketten 20’sinin 2023'de, 15’inin 2022'de, 23’ünün de 2021'de hiç vergi ödemediği anlaşılalı birkaç saat oldu
Okullarda temizlik görevlisi yok. Veliler çocuklarının hijyeni için okullarda hademe gibi temizlik yapıyor.
Ancak MEB, 🇪🇺 AB ‘den fon alıyor.
🇹🇷2024/25 eğitim öğretim yılında Suriyeli,Iraklı,Afgan,Yemenli ve Somalili öğrencilerin bulunduğu okullara
29 ilde 3 binin üzerinde temizlik personeli alınıyor.
Üstelik haftada 5 gün her teneffüs temizlik şartı ile.
🎯İşte Yeni Türkiye Yüzyılı
Türk öğrenci okulunda Ortadoğu ve Afrika’dan öğrenci varsa temizlik hak ediyor.
Yerlikaya, "Ülkemizde düzenli göçmen sayısı bugün itibarıyla 4 milyon 437 bin. 3 milyon 103 bin geçici koruma altındaki Suriyeliler, 1 milyon 109 bin ikamet izni, 224 bin uluslararası koruma altındakiler." demiş. Ali Yerlikaya Toplam 4 milyon 437 bin yabancı var diyor özetle.
TBMM başkanı olan Numan Kurtuluş 22 Mayıs 2023’de Türkiye’deki Suriyeli sayısının 4 milyon 994 bün olduğunu açıklamıştı. Yerlikaya 1 sene içinde 1 milyon 800 bin Suriyelinin döndüğüne inanmamızı istiyor.
Ya da verdiği 3 değişik statüde Türkiye’de bulunan nüfusun, 4 milyon 437 binin hepsi Suriyeli ise 500 bin Suriyeli döndü diyor. Peki, Afganlar, Afrikalılar, Pakiler, Ruslar, Ukranlar, İranlılar, Iraklılar, Libyalılar, Mısırlılar ve diğerleri nerede? TUİK’in enflasyon rakamına inanırsanız Ali Yerlikaya’ya da inanın.
Sınırlarından her gün 1000-1250 kaçak girişin olduğu Resmi raporlarda olan bir ülkenin iç işleri bakanı ancak halkına yanlış bilgi vermemeli.
Gelelim gerçek rakamlara ülkemizde 5 milyon kayıtlı Suriyeli, 2 milyon kayıtsız Suriyeli var. 2 milyonu geçen Afgan var. 2 milyonu aşan Afrikalı yaşıyor. 2 milyondan fazla İran, Irak, Pakistan, Rusya, Ukrayna vs. değişik uluslardan insan ülkemizde Türk halkının omuzlarında yük oluyor. @zaferpartisi
HELAL OLSUN GENÇLERE
Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin mezuniyet töreninde Hipokrat Yemini’ndeki “hastanın cinsel yönelimi” kısmı sansürlendi. Öğrenciler ise sansürü tanımayarak ilgili bölümü de okudu. Hipokrat Yemini'ni okutan Dekan Yardımcısı Tuba Gül ise olayın ardından düzenlenecek kokteyli iptal ederek velileri okulun dışına çıkarttırdı.
“13 Mayıs SMA Farkındalık Günü” münasebetiyle, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve SMA Benimle Yürü Derneği’nin işbirliğiyle SMA hastaları ve aileleri soruyor, uzman hekimlerimiz cevaplıyor.
Tüm hastalarımız ve ailelerimiz davetlidir.
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Işıl Barlan Konferans Salonu (-2. Kat)
13 Mayıs 2024 Pazartesi
Saat: 12:00 - 14:00
WhatsApp: +90 535 252 02 04 (sadece yazılı şekilde)
Eposta: [email protected]
Konum: https://t.co/9Qg7HgmlSn
Not: Ulaşımla ilgili talepleri bulunan ailelerimizin derneğimize yazmaları rica olunur.
Not : Hekim kadrosu güncellemesi sebebiyle duyuru tekrarıdır.
“13 Mayıs SMA Farkındalık Günü” münasebetiyle, Marmara Üniversitesi Tıp Fakültesi ve SMA Benimle Yürü Derneği’nin işbirliğiyle SMA hastaları ve aileleri soruyor, uzman hekimlerimiz cevaplıyor.
Tüm hastalarımız ve ailelerimiz davetlidir.
Marmara Üniversitesi Pendik Eğitim ve Araştırma Hastanesi
Işıl Barlan Konferans Salonu (-2. Kat)
13 Mayıs 2024 Pazartesi
Saat: 12:00 - 14:00
Etkinliğe şahsen katılamayacak hastalarımız ve ailelerimiz sorularını aşağıdaki iletişim adreslerine, 4 Mayıs Cuma günü saat 17.00’ye kadar yazılı olarak iletebilirler. Sorular toplantı esnasında moderatörlerimiz tarafından hekimlerimize iletilecektir. Sorularınızı iletirken, hastanın ve velisinin ad-soyad, yaş, yaşadığı şehir ve ilacı almakta olduğu hastane bilgilerini de eklemenizi rica ediyoruz.
WhatsApp: +90 535 252 02 04 (sadece yazılı şekilde)
Eposta: [email protected]
Konum: https://t.co/9Qg7HgmlSn
Not: Ulaşımla ilgili talepleri bulunan ailelerimizin derneğimize yazmaları rica olunur.
Not : Hekim kadrosu güncellemesi sebebiyle duyuru tekrarıdır.
Istakoz paylaşımından daha can sıkıcı bu paylaşım.
Emekli, işçi, memur, esnaf, öğrenci, çiftçi vs. zordayken, geçinemiyorken nasıl yapılabiliyor bu?
Tarifeli uçağa binmek çok mu zor?
Nice devlet başkanları tarifeli uçak kullanıyor.
Şu uçağın Mardin’e uçuş maliyeti kaç bin dolardır acaba?
Bir de kamuda tasarruftan bahsediliyor.
Bu mudur?
Tasarrufu önce siz yapıp örnek olsanız hepimize…
Şu özel uçaklar… Masrafları… Kaç emeklinin, kaç maaşını öder kim bilir…
Kaç çiftçiye destek olur…
Üniversiteler misal, sadece rektörün makam aracı yokmuş.
Dekanından, sekretere, özel kaleme kimlerin tahsis edilmiş aracı var?
Hepsini bu gariban, enflasyon altında ezilen halk ödüyor.
Yazık değil mi, ayıp değil mi?
Kul hakkı değil mi?
Dün adaya indikten sonra 5 günlük uykusuzluk ve yorgunluktan dolayı bitkin düştük. Bu sebeple dün orada yaşadıklarımızı paylaşamadık.
İsias otel enkazının önünden her gün defalarca geçmek, çocuklarımızın katillerinin konuşmalarına katlanmak inanılmaz zordu.
Mahkeme süreci gerçekten bizi yordu. Enkazda birlikte çalışıp çocuklarımızı çıkardığımız, oradaki her şeyi beraber yaşadığımız arkadaşlarımızı ve rehber ailelerini mahkemede tekrar dinlemek inanılmaz zor geldi. Sanıkların kalantor avukatları bile gözyaşlarını tutamadı çoğu zaman aileleri dinlerken.
Sanıkları ve yalancı tanıklarını dinlemek daha da zor oldu. Bizi kışkırtmaya, sinirlerimizle oynamaya çalıştılar ama herkes kendine hakim olmayı becerdi.
Bütün çabalarını küçük oğlan Efe'yi dışarı çıkartmak üzerine kurmuşlar belli ki, sanırım hala işlerini ve parayı düşünüyorlar! Mahkemede 10 Bin TL maaşı olduğunu iddia edip, duyduğumuz kadarıyla sadece kendi için 3 Milyon TL'ye avukat tutmasına şaşırmadık tabi. Öyle laubali ve pişkin tavırlarla bir ilk ifade verdiler ki, inanın mahkemede olmadıklarına sonradan sevindim, kendimize hakim olamayabilirdik.
Yalancı tanıklar bambaşka bir boyuttaydı, otel çalışanlarının ilk ifadeleri ile mahkemede verdikleri ifadelerin hiçbiri birbirini tutmadı. Belli ki ezberlemişler her şeyi. Kendi avukatları nereye doğru yıkıldı otel deyince "Doğu" diyen ama bizim avukatımız fotoğraf üzerinde göster dediğinde öne doğru yıkıldığını gösterip sanık avukatlarının çıldırmasına sebep olan mı istersiniz, 20 metre genişliği olan otelin içinde 50 metre yürüyerek salına salına çıktığını iddia eden mi!
Bozkurt'ların üst perdeden konuşmaları, laubali ifadeleri, avukatlarımızı terslemeleri ve pişkin tavırları davanın gidişatını fark edince ağlama numarasına döndü son konuşmalarında. Yerseniz tabi!
Tüm ailelerimizin gösterdiği sabra, sinirlerine hakim olmasına, dimdik ayakta durmasına bir kez daha hayran oldum.
Rehber aileleri ile de yüz yüze görüşme tanışma fırsatımız oldu. Onlar için daha da zor olduğunu düşünüyorum bu sürecin, çünkü biz Kıbrıs'ta tüm aileler her gün beraberiz.
Oturup birlikte ağlamak, bağırmak veya konuşmak istersek onlarca kader arkadaşımızla aramızdaki mesafe sadece birkaç dakika. Yaşadıklarımızı defalarca aramızda konuşup, birbirini anlayabilen aileler olarak paylaştık.
Rehber aileleri ise Türkiye'nin farklı yerlerinden oldukları için pek bir araya gelip bunu yapma şansları yok. Ailenizle bile konuşamadığınız bir çok şeyi, kayıp aileleri birbiriyle paylaşabiliyor. Sağ olsun, her biri mahkemede çıkıp konuştuğunda Kıbrıs halkına teşekkür ve minnetlerini belirttiler çocukları bir mezara sahip olduğu için!
Adıyaman halkına bir parantez açmadan bitirmek de ayıp olur, kim olduğumuzu, neden Adıyaman'da olduğumuzu öğrenen herkes mahcup bir şekilde bizi ağırlamaya, elinden geleni yapmaya çalıştı.
Taksicisi ücretsiz götürmek istedi, restoran sahibi para almak istemedi, polise bir adres sorup nasıl gidebileceğimizi sorduğumuzda gideceğimiz yerin yakın olmadığını ve kendi arabasının anahtarını uzatıp onunla gitmemizi teklif etti.
Bu arada mahkemede defalarca "Adıyaman'da çok sevilen saygın bir iş adamı" olduğunu iddia eden Bozkurt'u sevene hiç rastlamadık ama sövene çok tanık olduk. Hala kendi acılarını sarmaya çalışan, gördüğümüz, tanıdığımız Adıyaman halkına sonsuz teşekkürler.
Özellikle Adıyaman'da yanımızda olan arkadaşlarımıza, davayı sürükleyen tüm avukatlarımıza, KKTC Başbakanı, Bakanları ve her partiden vekillerine, her anımızı haberleştirip ülkeye bilgi veren basın emekçilerine ve kalbi bizimle olan, sosyal medyadan, televizyonlardan davayı takip edip destekleyen herkese kucak dolusu sevgiler.
İsias ortak davamız, daha yeni başladık ve sonuna kadar buradayız!
#isiasortakdavamız