@yavuzagiraliog Yine konuşuyorsun bir eleştiri yapıldığında o eleştirilere karşı bir çözüm ortaya koyman lazım bu söylediklerini halk görüyor biliyor çözümün ne onu anlat yok anlatamazsın çünkü sen gelsen farklı bir şey yapmayacaksın söyleyeceğin şey şu biz enkaz devraldık hikayeyi bırakın
Darende’de kadim bir geleneğin parçası olmak…
Darende’nin köklü kültür mirasının önemli bir parçası olan Zengibar Karakucak Güreşleri ve Kültür Festivali’nin 73.’sünde hemşehrilerimizle ve dostlarımızla bir araya gelmenin mutluluğunu yaşadım.
Bu güzel buluşmanın benim için ayrı ve özel bir anlamı var. Güreş Ağası olan kıymetli babam Hacı Ali Hıradağı’nın vekâletini üstlenerek, onun adına Güreş Ağalığı görevini yerine getirmekten büyük bir onur duyuyorum.
Darende’de geçmişten bugüne yaşatılan bu güzel geleneğin; birlik, beraberlik ve kardeşlik duygularımızı daha da güçlendirmesini diliyorum.
Festival kapsamında bizlerle bir araya gelen Malatya Valimiz Sayın Seddar Yavuz, Darende Belediye Başkanımız Sayın Alican Bozkurt, Darende Kaymakamımız Sayın Ömer Sirkeci, 26. ve 27. Dönem Adana Milletvekilimiz Sayın Tamer Dağlı, 27. Dönem Osmaniye Milletvekilimiz Sayın İsmail Kaya, Malatya Milletvekilimiz Sayın Bülent Tüfenkci, İstanbul Milletvekilimiz Sayın Halis Dalkılıç ve Hatay Milletvekilimiz Sayın Necmettin Çalışkan, Adana Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanımız Sayın Zeki Kıvanç, DASEV Başkanımız Sayın Hamit Kubat başta olmak üzere, bu güzel organizasyona katkı sunan, emeği geçen ve bizlerle birlikte olan tüm dostlarımıza, kıymetli protokolümüze ve katılımcılara teşekkür ediyorum.
73. Zengibar Karakucak Güreşleri ve Kültür Festivali hayırlı olsun.
Nice güzel festivallerde, nice güzel buluşmalarda bir arada olmak dileğiyle.
📍 Ankara
Cumhurbaşkanı Erdoğan:
"Tayyip Erdoğan olarak, siyasette 50 yılı geride bıraktım. Allah ömür ve sağlık verirse, daha nice yıllar Türkiye'ye hizmet mücadelesi içinde olacağım"
#AKPARTİ25YAŞINDA
İZMİT BELEDİYE BAŞKANININ EKRANDA KİLOLU GÖRÜNMESİ, İZMİT HALKINA 800 BİN TL'YE MAL OLDU.
İzmit Belediyesi tarafından büyük bir kültür projesi olarak kamuoyuna duyurulan "Leyla Hanım" belgeseli, dönemin tanıtımlarında Cumhuriyet tarihinin sembol isimlerinden, Türkiye'de tek dereceli seçim sistemiyle doğrudan seçilen ilk kadın belediye başkanı Leyla Atakan'ın hayatını anlatan prestij yapımı olarak lanse edildi.
Senaristliğini ve yönetmenliğini İlke İşisağ'ın üstlendiği, senaryo danışmanlığını Gani Müjde'nin yaptığı, idari yapımcılığını Koral Altın'ın yürüttüğü ve yapımcılığını İzmit Belediyesi'nin üstlendiği proje için dönemin açıklamalarında kostüm provalarının tamamlandığı, Özge Borak başta olmak üzere birçok tanınmış oyuncunun kadroya dahil olduğu duyuruldu. Filmin, Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in öncülüğünde gerçekleştirilecek özel gösterimle izleyiciyle buluşacağı ifade edildi.
Ancak İzmit Belediyesine yönelik yürütülen soruşturma kapsamında alınan ifadeler, kamuoyuna anlatılan bu kültür projesinin perde arkasına ilişkin dikkat çekici iddiaları da gündeme taşıdı.
İdari yapımcı olduğunu belirten Koral Altın, ifadesinde projeye 2022 yılında dahil olduğunu, kendisine daha önce çekilemeyen belgeselin yeniden hazırlanmasının teklif edildiğini söyledi. Altın'ın anlatımına göre proje için yaklaşık 3 MİLYON 230 BİN TL bedelle anlaşma yapıldı. Ancak bu ödemenin tamamlanmasının bir yıldan fazla sürdüğünü ileri sürdü.
Altın'ın ifadesindeki en dikkat çekici bölüm ise çekimler tamamlandıktan sonra yaşandığını iddia ettiği süreç oldu.
Altın, Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet'in belgeselde yer alan röportaj görüntülerinde kendisini "kilolu göründüğü" gerekçesiyle aynı bölümün yeniden çekilmesini istediğini öne sürdü. Bunun üzerine röportajın tekrar gerçekleştirildiğini, sanatçıların yeniden bir günlüğüne organize edildiğini ve bu revizyon karşılığında 800 BİN TL daha ödeme aldığını iddia etti.
Altın'ın ifadesine göre bu ödemenin 500 BİN TL'si Burak Güreşen tarafından elden kendisine teslim edildi. Geriye kalan 300 BİN TL'nin ise Fatma Kaplan Hürriyet'in şahsi banka hesabından gönderildiğini belirtti.
Altın, belediye işiyle ilgili böyle bir ödemenin belediye yerine şahsi hesaptan yapılmasına şaşırdığını ifade ederek bu ödeme karşılığında herhangi bir belge veya teslim tutanağı imzalamadığını ileri sürdü.
İfadede yalnızca ödeme yöntemi değil, belediye dışındaki şirketler üzerinden yürütüldüğü iddia edilen para trafiği de yer aldı.
Milli Eğitim Bakanımız @Yusuf__Tekin doğru yolda ilerliyor. Allah yar ve yardımcısı olsun:
"Ben Haçlı Seferleri kavramını tarih müfredatından çıkardım. Sefer değil o, Haçlılar bize saldırmışlar. Bunu çıkardık müfredattan niye itiraz ediyorsunuz?
Osmanlıyla Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım. Eski Türk devletleriyle Cumhuriyet'i barıştırmamız lazım.
Çocuklarımız Osmanlı'yı da ataları olarak bilmesi lazım. Osmanlı'ya da sahip çıkması lazım. Bunun için tarih müfredatında değişiklikler yapmamız lazım diyorum ben ve bunu yapıyorum.
‘Yok onlar kötü biz onu almıyoruz’ dersek eğer atalarımıza saygısızlık yapmış oluruz."
⚠️ ORANTISIZ MANTIK !
Mahkemeler bunların lehine karar verince avukatları davayı kazanmış oluyor, mahkemeler bunların aleyhine karar verince;
↘️Yargı, Erdoğan’ın yargısı ‘’ iftirası..!
HALUK LEVENT'İN İFADESİNDEKİ "SUSMA HAKKI"YLA KURULAN ALGI.
Haluk Levent'in ifadesi dikkatle okunduğunda ilk göze çarpan şey, soruşturmaya konu edilen iddiaları üç ayrı başlık altında birbirinden kesin çizgilerle ayırmaya çalışmasıdır.
Önce, "Ahbap'a deprem döneminde yaklaşık 4.3 milyar lira bağış geldi, bunun yaklaşık 4 milyar lirası aynı yıl harcandı ve bütün faturalar İçişleri Bakanlığı ile ilgili valiliklerin kayıtlarında mevcuttur" diyerek deprem bağışları konusunda hiçbir usulsüzlük bulunmadığını savunuyor.
Hemen ardından, "Ben Ahbap Derneğinden hiçbir zaman para alıp borsada oynamadım. Benim sorunum 2026 yılı içindir. Borsa işlem yapmak gibi pis bir zaafım var. Yüksek miktarda borçlandım. Bunun adına usulsüzlük diyebilirsiniz ama yolsuzluk diyemezsiniz" ifadeleriyle soruşturmaya konu edilen olayların Ahbap'ın bağışlarından değil, tamamen kendi ticari hayatındaki hatalardan kaynaklandığını ileri sürüyor. Böylece kamuoyuna, "Deprem bağışları tertemizdir, soruşturmanın konusu ise benim şahsi ticari hayatımdır" mesajı vermeye çalışıyor.
Ancak ifade bununla da yetinmiyor. Haluk Levent, "2023, 2024 ve 2025 yıllarında İçişleri Bakanlığı tarafından denetlendik, herhangi bir olumsuzluğa rastlanmadı" diyerek denetim raporlarını da savunmasının temel dayanaklarından biri olarak gösteriyor. Tam bu noktadan sonra ise dikkat çekici bir kırılma yaşanıyor. Çünkü ifade, hukuki açıklama yapmayı bırakıp kamuoyunda yeni bir tartışma başlatabilecek, "Politikacılar ve devlet kurumları ile ilgili cevap vermek istediğim konuların soruyla alakalı olmadığı söylendiğinden ifademi veremiyorum. Bundan sonraki sorulara susma hakkımı kullanıyorum" cümlesiyle tamamlanıyor.
İşte tam da burada, "Madem soruşturmanın Ahbap'ın bağışlarıyla ilgisi olmadığını, meselenin tamamen kendi ticari hayatındaki başarısızlıklar ve borsa işlemleri olduğunu bizzat kendisi söylüyor; o halde ifadenin sonuna neden politikacılar ve devlet kurumları üzerinden kamuoyunda farklı anlamlar üretmeye müsait böyle bir cümle ekleme ihtiyacı duyuyor?" sorusunu sormak gerekiyor.
Eğer savunmanın temel tezi gerçekten "Ahbap'ın parası kullanılmadı, sorun benim ticari hayatımdı" ise, siyaseti ve devlet kurumlarını işaret eden bu son bölüm hukuki savunmadan çok kamuoyunun algısını yönlendirmeye yönelik bir iletişim stratejisi olarak değerlendirilmeye açıktır.
Çünkü aynı ifade içinde bir yandan "Ben Ahbap'ın parasını kullanmadım" denilirken diğer yandan "Çekleri teminat yaptım, yüksek miktarda borçlandım, usulsüzlük diyebilirsiniz" kabulü yapılmaktadır. İşte soruşturmanın cevabını aradığı nokta da tam olarak burasıdır.
Dolayısıyla ifadenin sonunda kullanılan "Politikacılar ve devlet kurumlarıyla ilgili anlatacaklar��m vardı ama susturuldum" söylemi, Levent hakkındaki suçlamalara yönelik hukuki savunmayı güçlendiren bir açıklamadan çok, tartışmayı dosyanın içeriğinden çıkarıp kamuoyu algısına taşıyan bir iletişim hamlesi görünümündedir.
Çünkü ispatlanmamış büyük imalar, çoğu zaman cevaplanmış küçük sorulardan daha fazla etki oluşturur.
Bu nedenle, kamuoyunun dikkatini delillerden çok anlatılmayan hikayelere yönlendiren bu tür söylemler hukuk açısından değil, algı yönetimi açısından değerlendirilir. Nihai hükmü verecek olan ise sosyal medyada oluşturulan kanaatler değil, ortaya konulacak somut deliller ve bağımsız yargının vereceği karardır.
⚫️BÜTÜN YOLLAR İMAMOĞLU'(na) İNŞAAT'a ÇIKIYOR!
VARAN 1⃣ ) İmamoğlu İnşaat Genel Müdürü Tuncay Yılmaz'ın kayınçosu İBB iştirakından ihale aldı, paranın önemli bir kısmını eniştesine verdi, o da İmamoğlu ��nşaat'tan villa aldı.
VARAN 2⃣ ) İmamoğlu'nun seçim işlerinde kameramanlığını yapan Serdar Taşkın, İmamoğlu başkanlığındaki Beylikdüzü Belediyesi'nden 50 Milyon TL'lik ihale aldı, o paranın önemli bir bölümüyle İmamoğlu İnşaat'tan 2 iş yeri 1 konut aldı.
VARAN 3⃣ ) Ali Nuhoğlu, İBB'den ihaleler aldı, İmamoğlu İnşaat'a içinde 2 villanın da olduğu bir şirketi devretti.
VARAN 4⃣ ) Hüseyin Köksal, İBB'den inanılmaz meblağlarda reklam işleri aldı, paranın bir kısmı inşaat işleri kılıfında İmamoğlu İnşaat'a gitti..
Hasan İmamoğlu, "1 Milyon EURO'yu Hasan İmamoğlu bana elden verdi. Şirketlerden veya gayri menkul satışından elde edilen bir gelir yok. Nereden buldu bilmiyorum" diyen Tuncay Yılmaz için "Başımı yaktı, bu paranın kaynağını neresi göstereceğiz" telaşıyla avukatlara fazla mesai yaptırmaya başlamış. Oysa beddua ederken kameralar karşısında ne kadar güzel oynamıştı.
İMAMOĞLU, SAVUNMA HAKKINI KENDİ KENDİNE ELİNDEN ALAN SANIK OLARAK TARİHE GEÇTİ...
Dünden bu yana muhalif medya organları ve bazı siyasetçiler tek bir cümleyi dolaşıma soktu.
"Ekrem İmamoğlu'nun savunma hakkı elinden alındı, savunma yapmasına izin verilmedi"
Oysa mahkeme salonunda yaşanan diyalogları metin halinde paylaşan ( https://t.co/PL44fiaSHS ) bu link baştan sona okunduğunda ortaya çıkan tablo bunun tam tersidir.
Mahkeme Başkanı, Ekrem İmamoğlu'nu defalarca savunmasına başlamaya davet etti. "Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım, kimlik tespitine geçelim, savunmanızı alalım, ya savunmanızı alacağız ya da susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçireceğiz, savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz, kimseye zorla savunma yaptırmam" ifadeleri, duruşma boyunca tekrar tekrar mahkeme başkanı tarafından dile getirildi.
Buna karşılık Ekrem İmamoğlu, hakkındaki suçlamalara geçmek yerine duruşma takvimi, 9 Temmuz tarihi, savunma süresinin ne kadar olacağı, avukatların konuşma süreleri ve mahkemenin çalışma planı üzerinden uzun bir tartışma yürüttü. Mahkeme başkanı her defasında konuyu aynı noktaya çekti, "Savunmanızı yapın"
Asıl tartışma da burada düğümleniyor.
Bir sanığın mahkemenin takvimine, ara kararlarına veya usul işlemlerine itiraz etmesi elbette mümkündür. Ancak bu itirazların varlığı, mahkemenin savunma yapmasına izin vermediği anlamına gelmez. Nitekim mahkeme başkanının temel yaklaşımı, "Usule ilişkin itirazlar kayda geçirilecek, ardından savunmaya geçilecektir" şeklinde oldu.
İmamoğlu ise savunmasına başlamadan önce mahkemenin belirlediği takvimin değiştirilmesini istedi. 9 Temmuz'da ilk celsenin tamamlanmayacağı yönünde güvence talep etti. Savunmasının ne kadar süreceğine ilişkin fiili bir garanti istedi. Avukatlarının hangi sırayla ve ne kadar konuşacağına ilişkin yeni bir planlama yapılmasını talep etti. Mahkeme ise mevcut takvimin değiştirilmeyeceğini söyledi.
İşte tam bu noktadan sonra yaşananlar, bugün kamuoyuna aktarıldığı gibi "savunma yaptırılmadı" değil, "savunmaya başlanmadı" gerçeğini ortaya koyuyor.
Mahkeme Başkanı onlarca kez aynı çağrıyı yaptı:
"Savunma yapacaksanız savunmanızı alalım"
"Kimlik tespitine geçelim"
"Ya savunmanızı yaparsınız ya da susma hakkınızı kullandığınızı zapta geçiririz"
"Ben kimseye zorla savunma yaptırmam"
Bu ifadelerin ardından İmamoğlu'nun savunmaya başlaması beklenirken, tartışma yeniden mahkemenin takvimi ve usul kararları üzerinden devam etti. Başkan ise bunun üzerine "Savunma yapmaktan kaçmaya çalışıyorsunuz" değerlendirmesinde bulundu.
Muhalif çevreler, yalnızca duruşmanın sonunda verilen disiplin kararını öne çıkarırken, öncesinde Mahkeme Başkanı'nın defalarca yaptığı "Savunmanızı yapın" çağrılarını görmezden geliyor.
Oysa İmamoğlu adına mahkeme sürecini manipüle etmek için açılan ( https://t.co/b4X2U2fcbp ) web sayfasında paylaş��lan metin okunduğunda bile mahkeme başkanının sürekli savunmaya geçilmesini istediği; İmamoğlu'nun ise savunmasına başlamadan önce duruşma takvimi ve usulü tartışmayı tercih ettiği anlaşılacaktır.
Nitekim İmamoğlu'nun "Ben savunma yapmam. Ben yargılayacağım" sözlerinin ardından disiplin tedbiri uygulanıyor. Bu nedenle "Savunma yapmasına izin verilmedi" iddiası, mahkeme başkanı ve İmamoğlu arasında yaşanan konuşmaların bütünüyle örtüşmeyen bir manipülasyondur.
Sonuç olarak ortada tek bir gerçek var o da, "İmamoğlu'na savunma hakkı tanınmadı değil İmamoğlu savunma hakkını kendi kendine tanımadı" gerçeğidir.
Dostlar bu yazımı çaktırmadan, alıştıra alıştıra yavaş yavaş RT’leyin, paylaşın lütfen.
Aniden olunca X, algoritma falan neyin yazıyı geriye atıyo, bi’şeyler yapıyor!…😁
👇
…
Başkan Erdoğan ülke liderlerini Külliye'de Mehter Marşı eşliğinde karşıladı.
Böylece Başkan Erdoğan Batı'nın hafızasını çalıştırdı.
Oraya gelen liderlerin büyük büyük dedeleri o sesleri çok işitmişti netekim!..
Hasılıkelam bu zirveyle Türkiye, savunma sanayiinde dünyanın parlayan yıldızı olduğunu bir daha gözler önüne serdi.
Rahatsız olanlar da vardı elbette.
Soykırımcı Netanyahu, Türkiye'ye F-35 savaş uçaklarının verilmesinin Orta Doğu'daki dengeleri değiştireceğini, Türkiye'nin Osmanlı İmparatorluğu'nu yeniden canlandırmak istediğini söyledi. (3,5 sesleri Ankara'dan duyuldu!)
Yunan'ın köklü gazetelerinden Estia; Erdoğan-Trump görüşmesine atfen; "'Sultan'a boyun eğdi ve F-35'lerin kapısını açtı" manşetini attı.
Bölgesel bir güç, küresel bir aktör olmak böyle bi'şey işte...
İçerisi malum. Silkinme-silkme kavgası devam ediyor.
"Himmet abey, Saffet abey, Hayret abey.., CHP kaça bölünecek?!.." tartışmaları yaşanıyor!
Özgür Özel'e göre iktidara geliyorlar çok yakında,
Hatta ne diyordu?
"CHP fikren ve zikren zaten iktidarda!.."
He canım he.., Bunu böylece her gün söyleyin, tekrar edin.
"Zikren" kesin iktidara gelirsiniz...!
Olmadı pavyonla idare edersiniz!..
…
https://t.co/KjiAXrdPo1
.
Allah uzun ömürler versin
O bir daha gelmez!
Yaşarken,devletin yükünü sırtlayıp Türkiyeyi dünyada sözü dinlenen bir ülke yapmışken,hayal denilenleri gerçeğe dönüştürmüşken değerini bilelim, yüküne omuz atalım…
Başka @RTErdogan yok!
Varsa söyleyin!
Yok!..
⚫️İşte ERDOĞAN'ın Türkiye'yi sarsan YÜZÜK videosu!
* Benim tek servetim bu yüzük.
* Bu yüzükten başka hiçbir servetim yok.
* Eğer ileride bu yüzükten başka servetim olursa bilin ki hırsızlık yapmışımdır'' sözlerini duymak isteyen muhalif Erdoğan düşmanları, bahsettikleri sözlerle ilgili tek bir haber, beyan, görüntü ortaya koyamadıkları için meselenin gerçek yüzünü anlatan bu videoyu da görmezlikten gelip inkar yoluna gidiyor.
ÇÜNKÜ bunları yapan bu utanmaz tayfa;
➡️Kirli siyasetten
➡️Çamur atmaktan
➡️Yalan söylemekten
➡️İftira atmaktan, organize kötülükten besleniyor..!
🗣️ İtirafçılar içinde neden kadın CHP’liler yok’’ diye soruyorlar, CEVAPLAYAYIM;
Rüşvet alırken, parayı saydırırken, para kuleleri yaparken, saltanat sürerken kadınları dahil etmediler de ondan..
⚠️ Yani;
Kadınları devre dışı bırakıp paraları ERKEK-ERKEĞE kırıştılar..!