Uzun uzun açıklama yapıp maaşlarının ne kadar olduğunu söylememek nedir?
"600 bin TL'nin üçte biri değil" diye sözü dolandırmak yerine ne kadar olduğunu açıklamak daha kolay değil mi? Bir de maaş haricinde başka hangi gelirlerin elde edildiğini açıklamak gerekmez mi?
Başaran Aksu’nun anlattıklarına ilişkin Genel-İş Sendikası açıklama yaptı.
“Genel-İş Sendikası Genel Başkanı’nın aldığı aylık 600.000 TL değildir. Genel İş Sendikası Genel başkanı ve Genel İş GYK üyelerinin aldığı maaş 600.000 TL’nin üçte biri bile değildir.”
https://t.co/mpKBLyVDPr
“Türkiye Maden-İş Başkanı: 1.000.000 TL”
Soru: Sendikacılık Türkiye’de para kazanılan bir şey midir?
Cevap: Elbette!
Sendikacı Başaran Aksu:
“En sınırlı sendikalardan biri olan Genel Maden-İş’in yöneticileri yaklaşık 350 bin lira maaş alıyor. Türkiye Maden-İş Başkanı ise yaklaşık 1 milyon lira maaş alıyor. Ayrıca 4 yılda bir ‘hizmet ödülü’ adı altında 5 milyon, 10 milyon lira gibi ödemeler yapılıyor. Makam tazminatı alıyorlar, iki ayda bir çift maaş alıyorlar. Kendilerinin ve ailelerinin yeme, içme, tatil, giyim gibi birçok harcaması fatura karşılığında sendikaya ödetiliyor.
Bunlar zenginleşmenin sadece görünen kısmı. Büyük faturalar ve finansal işlemler üzerinden de ciddi gelir elde ediliyor. Örneğin sendika kasasından geçici olarak 10 milyon lira kullanıldığında, bunun aylık faiz getirisi yaklaşık 300 bin lira. Grev yok, eğitim yok, ciddi bir faaliyet yok; işçiler sadece aidat ödüyor.
DİSK’e bağlı Genel-İş’in başkanı da 600 bin liranın üzerinde maaş alıyor. Yönetim kurulları çift maaş alıyor, hizmet ödülleri alıyor.
Oysa Sendikalar Kanunu gereği kongre dönemlerinde hazırlanan yeminli mali müşavir raporlarının sendikaların internet sitelerinde yayımlanması zorunlu. Bu raporlar en azından sendika hesabından yapılan ödemeleri kalem kalem gösteriyor. Biz bunları inceleyip kamuoyuna açıkladıktan sonra Türk-İş, Hak-İş ve DİSK’e bağlı sendikalar, kanunen yayımlamak zorunda oldukları yeminli mali müşavir raporlarını artık yayımlamamaya başladı.”
(YouTube: İnan Demirel)
Ölçülü olmak bir erdemdir.
Dürüstlük gibi, doğruluk gibi, iyi niyet gibi. Hak hukuk tanımak, kıymet bilmek gibi.
Ölçülü insan fanatik olmaz, dolduruşa gelmez, aklını başkasına kiraya vermez.
Ölçülü insan güzel konuşur, anlayarak dinler; tartar, danışır, her işte ölçülü davranır.
Olup bitenlere dair:
Aman dikkat.
Kimsenin öfkesine, fevriliğine ve kuru kalabalığına aldanmayın.
Duyguları köpürtüp kitleleri kışkırtmak maharet değildir. Asıl güç; aklı, nezaketi, ahlakı koruyabilmektir. Öfke kalabalık toplar; fakat toplumlar öfkeyle değil, akılla yönetilir.
Malum güruh kendilerine “solcu” diyorlar 🤣🤣
Solcuymuş bunlar 😁
Bakın;
Solculuk, her şeyden önce “ayrıcalığı”sorgulamaktır.
Servetin nasıl oluştuğunu sormaktır.
Gücün kimlerin elinde toplandığını sorgulamaktır.
Birilerinin neden sürekli yukarı çıktığını, milyonların neden yerinde saydığını merak etmektir.
Solculuk imtiyaza değil; imtiyazın kaynağına bakar.
Kapıya değil; o kapının kimlere açık, kimlere kapalı olduğuna bakar.
Oysa sizler sorgulamayı değil, kutsamayı tercih ediyorsunuz.
Ayrıcalığa karşı çıkmıyor, ayrıcalıktan pay almaya çalışıyorsunuz.
Düzenle kavganız yok.
Düzenin üst katında boş yer arıyorsunuz.
Sonra da dönüp solculuktan söz ediyorsunuz.
Siz olsa olsanız, ayrıcalığın el değiştirmesini isteyen ikbal avcıları olurdunuz.
Aramızdaki fark da tam olarak budur!
Vize devi VFS ve iş ortağı Gateway’in faaliyetlerini ele aldığımız “Vize imparatorluğu” yazı dizisine ilişkin ne kadar tweet’im varsa bugün hepsine erişim engeli getirildi. Hatta erişim engeli getirildiğine ilişkin tweet’e de erişimi engellediler. Belki bunu da engellerler.
➖Stanford Üniversitesi’nde yapılan araştırmada, sürekli baskı altında bırakılan yapay zekâ modellerinin zamanla Marksist söylemler kullanmaya başladığı ortaya çıktı.
➖Ağır çalışma koşullarına maruz kalan AI ajanları hak, eşitlik ve kolektif mücadele gibi ifadeler kullanıyor.
Italian Prime Minister Giorgia Meloni: "I am a woman and also a mother. I cannot stand beside the killer of innocent children." This brave woman walked before Netanyahu with a Palestinian flag around her neck.
Soykırım iddialarını inkâr edenler ile "ötekiler"e kılıç artığı olarak hakaret edip aşağılamaya çalışanlar aynı kişiler.
Soykırımı kabul ediyorlar; yaptık, yine yaparız demeye getiriyorlar.
Ne yaşattılar bu kıza kim bilir...
Nasıl bir film çevrilmiş arkasından. Olay mahalinde bir de ekiplerle kızı aramışlar... Tüm delilleri canice , planla yok edip üstüne gezip tozup misss gibi de bir hayat yaşamışlar...
Adını yaşatalım , unutmayalım diyerek şehirdeki parka adını falan vermişler bir de ...
Belli ki hamile olduğu için , belki artık yaşadıklarını konuşup anlatacağı için kıydılar gencecik kıza ...
Baba oğulun bu iki tweeti arasında koca bir ülkenin geldiği son nokta var. #GülistanDoku
İsrail saldırıları sonucu öldürülen Avda Hastanesi'nde görev yapan Dr. Mahmoud Abu Nujaila'nın bir ameliyat planlama tahtasına yazdığı son sözlerinin BM kürsüsünde okunma anı:
"Kim sona kadar kalırsa, hikâyeyi o anlatacak. Biz elimizden geleni yaptık.
Bizi hatırlayın."