@Abdullah17013@EbuHanife7 İsa'nın sözü ile insanların eylemleri tutmayabilir bu gayet doğal, bunu İslam aleminde de görüyoruz. Muhammed'in anlattıkları ile müslümanların davranışıda tutmuyor. Yani anlıycan hiçbir toplum kendi peygamberinin verdiği mesajı dinlememiş kendi kafalarına göre hareket etmişler.
Bunu tam olarak bilemeyiz çünkü İsa MS 33'de vefat ediyor. Matta İncili MS 90'lı yıllarda yazılıyor (tam tarih bilinmese de), Hıristiyan teologlar Dört büyük İncilin Q İncili denilen metinden yararlandığını söylüyorlar, Yuhanna incili hariç. Büyük ihtimal somut elimizde belge bulunmayan Q incilinden alınmış olabilir. Yani orjinal metinden, ama bir silsile söz konusu değil. Hz. Muhammedin ve Kuran ayetlerinde İsa'yı destekleyen sözler mevcut, akli bir yorumda ters düşmediğini görebiliriz.
Ama ben size diyorum ki, kötüye karşı direnmeyin. Sağ yanağınıza bir tokat atana öbür yanağınızı da çevirin. Size karşı davacı olup mintanınızı almak isteyene abanızı da verin. Sizi bin adım yol yürümeye zorlayanla iki bin adım yürüyün. Sizden bir şey dileyene verin, sizden ödünç isteyeni geri çevirmeyin.
Matta İncili 5:39-42
@Abdullah17013@EbuHanife7 "İyilikle kötülük bir olmaz. Sen kötülüğü en güzel bir şekilde sav. Bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse sanki candan bir dost oluvermiştir." (Fussilet, 34) İsa'nın mesajı ile birebir uyumlu ayet.
İncilleri İsa'nın havarileri yazmadı, hiçbirisinin ismini bilmiyoruz. İkincisi İsa ile İncil arasında baya bi uçurum var, İsa kimdi, öğretisi neydi bunu açıklamak zor. Çünkü İsa Eski Ahit'e bağlı bir yahudi, İnciller ise yazarlarını bilmediğimiz, İsa'nın havarilerin havarilerinden bile çok sonra yazılmış metinler, orjinal nüshaları yok, kopyaları üzerinden ulaşıyoruz...
Mesih'in dünyaya gelişiyle ilgili yüzyıllardır kabul edilen geleneksel Hıristiyan öğretiye göre İsa, Tanrı ile eşit fakat özdeş olmayan ezeli ilahi varlıktır. Tanrı'nın enkarnasyonu (ete kemiğe bürünüp insana dönüşmesi) olan Mesih, Bakire Meryem aracılığıyla insan olmuştur. Ancak bu doktrin Yeni Ahit'teki İncillerin herhangi birinde ortaya konmaz. İsa'nın doğumundan önce var olduğu ve insana dönüşen ilahi bir varlık olduğu sadece Yuhanna İncili'nde bulunur; onun bir bakireden doğduğu ise sadece Matta ve Luka'da yer alır. Ancak bu iki görüşün birleştirilmesiyle geleneksel öğreti haline gelen görüşe ulaşılabilir. İncil yazarlarının bakire doğum ve enkarnasyona dair fikirleri gerçekten de birbirinden çok farklıydı.
Bart Ehrman'ın İncillerde tespit ettiği bazı çelişkiler:
Örneğin Markos İncili, İsa'nın sarrafların tezgâhlarını devirip "Evime bütün ulusların dua evi denecek... Ama siz onu haydut inine çevirdiniz" (Markos, 11) diyerek "Mabet'i temizlemesi" hadisesinin yaşamının son haftasında gerçekleştiğini belirtir. Hâlbuki Yuhanna İncili'ne göre bu olay İsa'nın elçiliğinin son haftasında değil, ilk başlarında yaşanmıştır (Yuhanna, 2).
Ancak Yuhanna'da, öykünün hemen başında, Markos'taki anlatının aksine havarilerin İsa'ya "Fısıh'ı nerede hazırlayacaklarını" sormamaları oldukça çarpıcıdır. Dolayısıyla, Yuhanna'ya göre İsa Fısıh yemeğinin hazırlanması için havarilerine bir talimat vermez. Son akşam yemeğini ise hep birlikte yerler. Bu esnada Yuhanna'ya göre İsa, bedenini temsil eden ekmek ve kanını temsil eden şarap kâsesiyle ilgili havarilerine hiçbir şey söylemez. Buna karşın Yuhanna'da diğer İncillerin hiç birinde bulunmayan İsa'nın havarilerinin ayaklarını yıkaması olayına yer verilir (Yuhanna, 13:1-20).
Yemekten sonra dışarı çıkarlar. Bu esnada İsa, Yahuda tarafından ihanete uğrar, Yahudi otoritelerin önüne çıkarılır, geceyi hapiste geçirir ve sabahleyin kendisini suçlu bulan ve çarmıh cezasına çarptıran Pontius Pilatus'un huzurunda yargılanır. Pilatus'un hükmü açıkladığı an bize şu şekilde ifade edilir: "Fısıh Bayramı'na Hazırlık Günü idi ve saat on iki sularıydı" (Yuhanna, 19:14).
Saat on iki mi? Fısıh'a Hazırlık Gününde mi? Kuzuların kesildiği günde mi? Bu nasıl olabilir? Markos İncilinde İsa, Fısıh'a Hazırlık Günü'nü geçirdi ve havarilerine Fısıh yemeğini hazırlattı. Bu yemeği onlarla birlikte yedi, sonra tutuklandı, geceleyin zindana atıldı, ertesi sabah mahkemeye çıkarıldı ve Fısıh günü sabah saat dokuzda infaz edildi. Ancak Yuhanna'da olaylar böyle gelişmiyor. Yuhanna'da İsa, bir gün önce, Fısıh'a Hazırlık Günü'nde, öğleden sonra ölüyor.
Aynı problem İsa’nın dirilişine ilişkin anlatıda da ortaya çıkar. Ölümünden sonraki üçüncü günde kadınlar İsa’nın cesedini yağlayarak define hazır hale getirmek için çarmıh sonrası konduğu kaya mezara giderler. Orada kadınlar kimi görürler? Markos’da ifade edildiği gibi bir adamı mı yoksa Luka’da yer aldığı gibi iki adamı mı ya da Matta’da geçtiği gibi bir melek mi görürler?
İsa'nın havarileriyle yemek yediği esnada onlara son hitabı olan ve Yuhanna İncili'nin 13 ila 17'nci bölümlerini kapsayan İsa'nın 'Veda Söylemi'nde' favori çelişkilerimden biri yer alır. Bu çelişkinin ne kadar garip olduğunun farkına varmaksızın yıllarca Yuhanna İncili'ni okudum. Yuhanna 13:36'da Petrus, "İsa'ya, 'Ey Rab, nereye gidiyorsun?' der. Birkaç cümle sonra Tomas, 'Ya Rab, biz senin nereye gideceğini bilmiyoruz' (Yuhanna, 14:5) serzenişinde bulunur. Ve birkaç dakika sonra, aynı yemekte, İsa havarilerini şu ifadelerle azarlar: 'Şimdiyse beni gönderenin yanına gidiyorum. Ne var ki, içinizden hiçbiri bana, 'Nereye gidiyorsun?' diye sormuyor' (Yuhanna, 16:5). Ya İsa'nın dikkat süresi çok kısaydı, ya da bu bölümlerin kaynaklarında bir gariplik ve tuhaf bir kopukluk var.
Kitab-ı Mukaddes'in dikkatli bir şekilde okuması pek çok tutarsızlık ve zıtlıkların yanı sıra, başka sorunları da ortaya çıkarır. Metinde, Tanrı'ya veya onun halkına yakışmayan bir bakış açısını yansıtan kısımlar vardır. Tanrı'yı gerçekten de bir şehrin tamamının toptan katledilmesini emreden biri olarak mı düşüneceğiz? Yeşu 6'da, Tanrı, İsrail'in askerlerine Eriha şehrine saldırmalarını ve şehirde ne kadar erkek, kadın ve çocuk varsa hepsini öldürmelerini emreder. Tanrı'nın kendi halkını kötü etkilerden korumak istemesini anlamak makuldür, ancak bunun için şehirdeki tüm bebeklerin ve çocukların katletmesini emretmek gerekli midir? Onların yapılan kötülükle veya günahkârlıkla ne ilgisi vardır?
1:8’de Matta, Yehoram’ın Uzziya’nın babası olduğuna işaret eder. Ancak 1. Tarihler 3:10-12’den Yehoram’ın Uzziya’nın babası değil, onun büyük-büyük-büyükbabası olduğunu biliyoruz. Başka bir ifadeyle, Matta şecereden üç kuşağı çıkarmış. Peki niçin? Cevabı tahmin edebilirsiniz. Şayet her kuşağı şeceresine dâhil etmiş olsaydı, on dört kuşakta önemli bir olayın meydana geldiği iddiasında bulunamayacaktı.
Eğer İnciller İsa'nın doğumunun Hirodes'in döneminde olduğu konusunda doğruysa, o zaman Luka'nın İsa'nın Kirinius Suriye valisiyken doğduğunu söylemesi doğru olamaz. Romalı tarihçi Tacitus'tan, Yahudi tarihçi Josephus'tan ve birkaç antik kayıt dahil bir dizi tarihsel kaynaktan Kirinius'un MS 6 yılına, yani Hirodes'in ölümünden on yıl sonrasına kadar Suriye valisi olmadığını öğreniyoruz.
Anlatılar arasındaki farklılıklar oldukça çarpıcıdır. Matta'da söylenen hemen her şey Luka'da bulunmaz ve Luka'nın öykülerinin hiçbiri Matta'da yoktur. Matta, Yusuf'un gördüğü ve Luka'da bulunmayan rüyalardan bahseder; Luka da Matta'da geçmeyen Elizabet ve Meryem'in melekler tarafından ziyaretinden bahseder. Matta'da müneccimlerle ilgili hikâye, çocukların Hirodes tarafından öldürülmesi emri, İsa'nın ailesinin Mısır'a kaçışı, Kutsal Aile'nin Yahudiye bölgesini pas geçerek Nasıra'ya geri dönmesiyle ilgili anlatılara yer verilir ve bunların hiçbiri Luka'da yoktur. Luka'da Vaftizci Yahya'nın doğumu, Augustus tarafından yaptırılan nüfus sayımı, Beytüllahim’e yolculuk, İsa’nın hayvan yemliğinde dünyaya gelişi, çobanların ziyareti, İsa’nın sünnet edilmesi, Mabet’te hazır bulunuşu ve hemen ardından eve dönüşü gibi anlatılar vardır. Bunlar da Matta’da yoktur.
İzlanda başbakanı Kristrún Frostadóttir hakkında bir sürü boş muhabbet yapıldı ama gerçekte nasıl bir birikime sahip olduğu nedense hiç konuşulmadı? Güzelliği, kıyafeti, yok efendim Külliyeye hayran hayran bakışı falan konuşuldu , halbuki 38 yaşındaki bu genç hanımefendi ekonomi ve uluslararası ilişkiler alanlarında oldukça güçlü bir akademik kariyere sahip:
Lisans: İzlanda Üniversitesi'nde eğitimini tamamladı.
Yüksek Lisans (Uluslararası İlişkiler): Yale Üniversitesi'nin Jackson Küresel İlişkiler Okulu'ndan (Jackson School of Global Affairs) mezun oldu.
Yüksek Lisans (Ekonomi): Boston Üniversitesi'nde ekonomi alanında yüksek lisans derecesi aldı.
Yani lafta değil, gerçek bir ekonomist kendisi. Sarayda “danışman” diye veya mecliste “vekil” diye gezen çoğunu cebinden çıkartır. Ama bizim aklımız şeyimizde olduğu için ona sadece “güzel kadın” olarak baktık.
Kitab-ı Mukaddes pek çoğu birbiriyle uzlaştırılamaz nitelikte yığınla tutarsızlık ve çelişkiyle doludur. Pentakök'ü (Eski Ahit'in ilk beş kitabı) Musa yazmamıştır. Matta, Markos, Luka ve Yuhanna adlı yazarlar da kanonik İncilleri yazmamıştır. Kitab-ı Mukaddes külliyatına girme şansı bulamayan ancak vaktiyle kanonik olarak kabul edilmiş, İsa'nın takipçileri Petrus, Tomas ve Meryem tarafından yazıldığı iddia edilen başka kitaplar da vardır. İsrailoğullarının Mısır'dan çıkış olayı muhtemelen Çıkış (Exodus) kitabında tasvir edildiği gibi vuku bulmamıştır. Vadetilmiş Topraklar'ın (Arz-ı Mev'ûd) fethi büyük olasılıkla efsaneye dayanmaktadır. İnciller pek çok noktada birbiriyle uyuşmayan ve tarihsel olmayan bir yığın malzeme ihtiva etmektedir. Musa'nın yaşayıp yaşamadığını ve tarihsel İsa'nın tam olarak neyi öğrettiğini bilmek zordur. Eski Ahit'in tarihsel anlatıları efsanevi uydurmalarla doludur ve Yeni Ahit'teki Elçilerin İşleri kitabı Pavlus'un yaşamı ve öğretileri hakkında tarihsel olarak güvenilmez bilgiler içerir. Yeni Ahit'in kitaplarının çoğu sahte isimle yazılmıştır. Yani onlar havariler tarafından değil, havari olduklarını iddia eden daha sonraki yazarlar tarafından yazılmışlardır. Liste böyle devam eder gider.
S. 30.
"Hz. İsa kimdir? Koine Yunancası konuşan bir Yahudi.
Onun ve ilk Hristiyanların ayrı bir din kurma iddiaları yok.
Yeni Ahit'de (İncil) uzaktan yakından anlama gelecek bir ifade yok."
Halil Berktay
Israel carried the risk. The US wrote the narrative. Now Israel pays the bill. From 1967 to 2025, one thing hasn't changed: silence is never free. My piece in @TimesofIsrael :
https://t.co/70wOYskYcZ
#Israel#Iran#USIsraelAlliance#ForeignPolicy
Levililer 10:8-10: "RAB Harun’a şöyle dedi: Buluşma Çadırı'na gireceğiniz zaman, sen ve oğulların ölmemek için şarap ve içki içmeyin. Kuşaklar boyunca sürekli bir kural olsun bu. Kutsalla bayağı, kirliyle temiz olanı birbirinden ayırmalısınız."
Çölde Sayım 6:2-3: "Bir erkek ya da kadın RAB'be adanmak üzere özel bir adak adayarak Nezir olursa, şaraptan ve sarhoş edici içkiden uzak duracaktır... Nezirlik adandığı sürece, çekirdeğinden kabuğuna kadar asmadan üretilen hiçbir şey yemeyecektir."
Süleyman'ın Meselleri 31:4-5, kralların şarap içmesinin tehlikelerine dikkat çekerek, yöneticilerin sarhoş olup adaleti saptırmamaları gerektiğini vurgular.
Kesin yasak olmasa da sarhoş olmanın tehlikelerine karşı uyarı vardır.
Hz. Nuh gerçekte yaşamadı, aşure falan da hikaye hepsi. Tahtadan bir gemi yapıp dünyadaki bütün canlıları çifter olarak gemiye almak imkansız, ikincisi dünyayı kaplayan bir sel felaketi de imkansız, bilim bize sadece Karadeniz'in kuzey kısımlarının sular altında kaldığını söylüyor. Belli bir bölgede olmuş sel felaketini evrensel boyuta taşıyıp ismine de Nuh Tufanı dediler. Birçok medeniyette (Sümer, Akad, Babil vs.) bu anlatının olması da gayet doğal, çünkü kültürlerarası iletişim söz konusu...
YENİ!
Dinler tarihi alanının öncü akademisyenlerinden Huston Smith (ö. 2016), The World’s Religions adlı eseriyle tanınmaktadır. Frithjof Schuon ve Seyyid Hüseyin Nasr ile olan entelektüel bağları neticesinde "ezelî hikmet" düşüncesinin Amerika'daki önde gelen temsilcilerinden biri konumundadır. Smith'in din fenomenolojisi yaklaşımının temelini; dinin salt bir doğruluk iddiası veya inanç sistemi olmaktan ziyade, insanın varoluşsal anlam arayışı olduğu tezi oluşturur.
https://t.co/P9dcdIhVY1