Schrödinger’in kedisini herkes bilir ama kimse şunu sormaz: Kutu açılmadan kedinin ne olduğu sadece bilinmez değil, kedinin kendisi de yoktur. Gözlemci olmadan gerçeklik bir olasılık bulutu olarak askıda kalır. Şimdi bunu insan psikolojisine taşıyalım. Bir anıyı hatırladığını sanıyorsun ama nörobilim diyor ki her hatırlama anında beyin o anıyı yeniden inşa ediyor. Yani geçmiş, şu anda olan bir şey; her hatırladığında onu biraz değiştiriyorsun. Dün yaşadığın şey bugün artık aynı şey değil.
Uzay tarafı daha da rahatsız edici. Çünkü kuantum dolanıklık diyor ki iki parçacık birbirine bağlandığında aralarındaki mesafe hiç önemli değil. Birini ölçtüğün an diğeri anında tepki veriyor. Bu, ışıktan hızlı bir iletişim değil; çünkü parçacıklar bilgi göndermiyor, aynı bütünün iki yüzü gibi davranıyorlar. Şimdi paradoksu görüyor musun? Beyin hatıraları yeniden yazıyor, kuantum gerçekliği gözlemci olmadan sabitlenmiyor, atom altı parçacıklar aynı anda iki yerde olabiliyor. Sen de aynı anda hem bugünkü sen, hem dünkü sen, hem de yarınki sensin; çünkü zaman dediğin şey atom altında aynı şekilde işlemiyor.
Eğer gözlemci gerçekliği yaratıyorsa ve hatıralar her hatırlandığında yeniden inşa ediliyorsa, o zaman sen bir bütün olarak hiç var olmadın; sadece şu anki gözlem anında var oluyorsun ve iki saniye sonra başka birine dönüşüyorsun. Ama o geçişin farkına varamıyorsun, çünkü beyin sana süreklilik yanılsaması satıyor. Evren sana bir hikâye anlatıyor ve sen o hikâyenin karakteri olduğunu zannediyorsun. Oysa hikâye sensiz de devam edebilir; sadece okuyacak biri olmadığında kimse bilemez. Kısacası simülasyonda bir bug buldum galiba: Türler arası empati render edilmemeliydi.
#ColumnaOP 📝@santosaldo, especialista en temas mineros, explica algunos motivos del incremento de la minería informal e ilegal: "Se ha convertido en una de las pocas opciones viables de subsistencia para miles de personas", dice
👉https://t.co/u2dG49wvuf👈