🗣️ Serdar Tuncer:
“Belediye otobüslerinde, ellerindeki poşetlere gizlenmiş parti bayraklarını asmaya giden mahzun ama onurlu insanlar ciplere binmeye başlayınca bir şeyler yitip gitti avcumuzdan.
O babaların çocukları bir başkasının hakkı hukuku demeden ihale kovalamaya başlayınca ahlakımız yitip gitti.
28 şubatlarda tesettürü için sokaklarda joplanan annelerin evlatları artık modern tesettüre bürünmüş annelerinin yanında taytla arz-ı endam etmeye başlayınca onurumuz yitti.
Bir de baktık ki ortada bizden eser yok, biz yittik! Dün yok muamelesi görüyorduk yokluk içindeydik ama bütün heybetimiz ve vakarımızla biz vardık.
Bugün her yerde biz varız güya ama ortalıkta bizden eser yok!"
Her şeyin var. Gücün var, paran var, nüfuzun var, şöhretin var. Yedi ceddine yetecek kadar var da var. Ona rağmen doymuyorsun. Öyle hayvanî bir doyumsuzluk şehveti içindesin ki onca fukara, aç, zayıf, ezilmiş, garip guraba insanın önündeki bir lokmayı da alıyorsun. Ufacık rızkına da göz dikiyorsun, ölüm kalım, zor günler için kenara koyduğu üç kuruşluk yatırımına da çöküyorsun, binbir emekle, çileyle gireceği işine, pozisyona kendi uzantılarınla dolduruyorsun.
Yalnız lokmasını değil rızkını, hakkını, geleceğini, başarısını, ümidini her şeyini çalışıyorsun insanların.
Açgözlülük; öyle bir bir pislik ve veba ki yalnız bireyi değil toplumsal huzuru, adalet sistemini, kardeşlik ve barış ortamını kolektif bağı ve gelecek ümidini alaşağı ediyor.
Bir kişi değil, binlercesi. Fikri yok, ideolojisi yok, dini yok, şekli şemali yok, her kılığa girecek bir mizaç bu. Bu marazlı mizaçların soyu kurutuluna dek, kursaklarından garibanın hakkı olan her kuruş tahsil edilene dek ıslah edilmesi gerekiyor. Başka yolu yok.
Öldükten yaklaşık 30 dakika içerisinde vücutta refleks diye bir şey kalmaz. Gevşeyen kaslar dolayısıyla ağız ve göz kapakları açık kalır. Boşaltım sistemi tamamen gevşer, idrar akıntısı başlar.
Ölümün gerçekleşmesinden 24 saat sonra vücut çürümeye başlar. Solunumun durması bakteriler için bir işarettir ve çalışmaya başlarlar. İlk çürüyen organlar ise göz, beyin, mide ve bağırsaklardır.
Ceset şişman ise daha çabuk çürürken, tuzlu suda boğulanlar daha geç çürür. En geç çürüyen kısımlar ise kalp, mesane ve böbrektir.
İlk çürüyen yer olan mide ve bağırsaklarda bakteriler yoğun şekilde çalıştığı için hızla gaz ortaya çıkar. Bu gaz, karın bölgesinin şişmesine sebep olur. Derinin üstü yanık gibi su toplarken, vücutta biriken sülfür nedeniyle renk siyaha dönmeye başlar.
Günden güne şişen karın patlar ve göğüs çöker. Bu olay, mezar üstünden duyulabilecek kadar sesli olabilir.
Ortalama dört yıl sonra insan tamamen kemik hâline dönüşür.
Güzelliğin, yakışıklılığın, zenginliğin, kibrin, malın mülkün, makamın mevkînin nerede? Yeryüzünde kasıntı bir şekilde gezen, “küçük dağları ben yarattım” egosuna sahip olan, insanları küçücük beyniyle aşağılamaya çalışan, hayatı statüye ve dünyada kazanacağı geçici başarılara odaklayan her kibirlinin sonu budur.
Paranın satın aldığı insanların sonu budur. Mevkiye gelmek için karakterini satan, çevresini ezen, zulme uğrayan insanların üzerine basarak bir şeyler elde etmeye çalışanların sonu budur.
Güzelliğiyle hayatı boyunca makyaj ve süse adanan, cildi kurumasın diye her gün özenle kremlenip yumuşatılan bedenin sonu budur.
Hayatını fitness salonlarında, ayna karşısında kaslarına bakarak geçiren; tek hedefi vücut büyütüp bununla Instagram’a fotoğraf atmak olan kişilerin de sonu budur.
Çalışın, başarılı olun, insanlığa fayda verin ama hayatı büyütmeyin. Kendinizi büyütmeyin. Zira elimizde, yaptığımız erdemlerden ve amellerden başka bir şey kalmayacaktır.
Hedef, O’nun rızasını kazanmak olmalıdır
Allâh hepimize hayırlı ömürler verip ölümümüzü de hayırlı eylesin.
Yıllardır
İslam'ı anlatan sohbetlere katıldım
Kitaplar karıştırırdım
Videolar izlerim
Lakin
Şu bayanın anlattığı gibi..
Namazı niçin kılmamız gerektiğini
dinleyemedim
Haa görüntü mü..?
Sen yeter ki mevzuyu
Oraya kadar getir..
Secde ettiğin Allah
Sana
Onu da nasip edecektir
Dünyanın en kurak ülkelerinden biri olan Sudan'da köylüler, kendi imkânlarıyla kazdıkları su kuyusunda vurdukları kazmayla su damarına ulaşınca büyük sevinç yaşadı.