➡️ 2022'de %5+%7 verildi enflasyon %64.27 oldu,
➡️ 2023'te %8+%6 verildi enflasyon %67.77 oldu,
➡️ 2024'te %15+%10 verildi enflasyon %44.38 oldu,
➡️ 2025'te %6+%5 verildi yıl sonu enflasyon beklentisi %30.89 oldu.
➡️ 2026'da %11+%7 verildi yıl sonu enflasyon beklentisi yaklaşık %30!
2027 yılı için verilecek %5+%4 artış da enflasyon altında kalacak!
Memur ve emeklilerinin alım gücü düştü, eridi, bitti...
Artık yeter!
#enflasyon #memur #emekli
Ücretli öğretmenlik isimli REZİLLİĞİ anlatan bu videoyu, her yerde ısrarla paylaşabilir misiniz? Videoyu indirin, kaydedin ve paylaşın.
Kim yapmış bilmiyorum ama ellerine sağlık.
#ÜcretliÖğretmenlik#YusufTekinİstifa#2024KPSS
GÖZALTINA ALINMASI GEREKENLER…
1- Malatya’dan havalanan ve kol uçuşu şeklinde helikoptere yaklaşan F-4 ve F-16 ların pilotları,
2- Bu pilotları görevlendiren FETÖ’cü askeri ve sivil kişiler…
3- Helikopter düştükten sonra, İsmail Güneşin 112’ yi aramasıyla helikopterde bulunanların ölmediğinin anlaşılması üzerine bölgeye gönderilen ve Allahın işi olarak kırıma uğrayan helikopterde bulunanlar ve o helikopteri sevkedenler…
4- Dönemin Kahramanmaraş istihbarat çalışanları… (bazıları her nasıl oluyorsa halen kritik görevlerde)
5- Arama kurtarma çalışmalarını helikopterin düştüğü yerin tam tersinde yaptıranlar…
#MuhsinYazıcıoğlu
MÜLAKATA SON, “ÜCRETLİ” VE “SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMEN” UCUBELİĞİNE SON!
AKP’nin yıllardır süren yanlış politikaları ile yıllardır zulüm yaşayan Milli Eğitim’in mülakat mağdurları ve “ücretli öğretmenleri”, 14 Haziran’dan beri açlık grevindeler.
Cumhuriyetin gelecek nesilleri emanet ettiği öğretmenlere AKP iktidarında yaşatılan mesleki zulüm yetmezmiş gibi, sorunlarını anlatmaya kalktıklarında da ters kelepçelerle gözaltına alındıklarına, kadın öğretmenlerin yerlerde sürüklendiğine tanık olduk.
“Derdim var.” diyen eğitim ve bilim insanına bu davranış, zulümden de beterdir.
Öncelikle şiddetle kınıyoruz.
Cumhuriyet öğretmeninin istekleri tamamen haklıdır.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi adına hem taleplerini hem tepkilerini destekliyoruz.
MÜLAKATA DERHAL SON VERİLMELİDİR
Öğretmenlik için devletin açtığı okullardan mezun olarak diploma alan, yetmezmiş gibi bir de seçme sınavlarına tabi tutulan öğretmen, bütün sınavlarda yüksek başarı göstermesine rağmen “mülakat” denilen partizan elemesine tabi tutulmaktadır.
Hakları yenildiği için intihar eden sayısız öğretmeni de görmeyen “mülakat” denilen bu ucube, devletin okullarındaki eğitimi de, alınan diplomayı da yok saymaktadır.
Bu partizan elemesi, KPSS denilen ikinci elemeyi de yok saymaktadır.
AKP iktidarı, mülakat ucubesini dayatmakla kendisinin yönettiği okulları da, kendisinin yaptığı sınavları da geçersiz saymaktadır.
Mülakat ucubesi, esasen devleti ve devletin Milli Eğitim sistemini yok saymaktadır.
Mülakatın kaldırılması için TBMM’ye sunulan yasa teklifi gündeme alınmalı ve oylanarak kabul edilmelidir.
Türk milletinin ve milletin öğretmenlerinin beklediği budur.
Partizanlığa, partizan elemelerine derhal son verilmeli; AKP öncesinde olduğu gibi, öğretmenlik için Milli Eğitim’in öğretmen okullarından mezun olmak yeterli olmalıdır.
ÜCRETLİ VE SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLİK SON BULMALIDIR
Milli Eğitim, sürekliliği olan bir kamu görevidir.
Cumhuriyetin “milli” sıfatını verdiği iki görevden biridir.
Atatürk’ün “Gelecek nesiller sizin eseriniz olacaktır.” dediği görevdir.
Böylesine kutsal ve stratejik bir kamu görevinde öğretmenliğin “ücretli”, “sözleşmeli” diye acınası tanımlara ve zulümlere ayrılması, sadece öğretmenlik mesleğini yapanlara zulüm değildir.
Mesleğin anlamına ve işlevine de zulümdür.
Milli Eğitim, devletin asli görevidir.
Nerede, hangi statüde görev yaparsa yapsın, eğitimci; eşit düzeyde haklara sahip, kadrolu, sendika ve sözleşme hakkı olan devlet görevlileri olmalıdır.
Cumhuriyet devletinin öğretmene ve eğitime yüklediği anlam yeniden kazandırılmalı, “sözleşmeli ve ücretli öğretmenlik” gibi tanımlar son bulmalıdır.
Bu hak, cumhuriyetin öğretmene verdiği en doğal haktır.
Öğretmenin ana sütü kadar hakkıdır.
Bu hak için verdiği her yasal mücadele haklıdır, meşrudur.
Sosyalist Cumhuriyet Partisi, öğretmenlerimizin haklı mücadelesini sonuna kadar destekliyor.
Halkımızı ve bütün demokratik örgütlerini, öğretmenlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.
@ogretmensendika
Asgari ücretin bile altında maaşa mahkum edilen öğretmenler.
Milli Eğitim Bakanı işini yapmayı beceremediği için mülakat adı altında hakkı yenen öğretmenler.
2 çok net talepleri var:
Özel okullarda devlet okullarına denk taban ücret.
MEB’in hakkını yediği 1611 öğretmenin haklarının verilmesi.
Bunun için TBMM Eğitim komisyonunu toplayın diyorlar.
Bunun için Çalışma Bakanının söz verip sonra özel okul patronlarından korkusuna caydığı toplantının artık yapılmasını istiyorlar.
Bu nedenle 7 gündür açlık grevindeler.
Bu nedenle günlerdir Ankara’da çoğu atanamayan öğretmen olan polisler tarafından darp ediliyorlar.
Siz patronlara hizmet etmekten başka tam olarak ne işe yarıyorsunuz?
@tcmeb@csgbakanligi
#EDESEN
Ücretli öğretmenler ve usta öğreticiler yıllarca @tcmeb devlet okullarında öğretmenlik yaptılar. Asgari ücretin altında ve yarım sigorta ile hiçbir Özlük haklari olmadan devletine hizmet ettiler @Yusuf__Tekin@Akparti
Aydın ilindeki fen liseleri
1. Aydın Fen Lisesi
2. Ortaklar Fen lisesi
3. Nazilli Fen Lisesi
Denizli ilindeki fen liseleri
1. Acıpayam Cumhuriyet Fen Lisesi
2. Babadağ Ahmet Nazif Zorlu Fen L.
3. Çivril Şevkiye Özel Fen Lisesi
4. Merkezefendi Aydem Fen Lisesi
5. Merkezefendi Erbakır Fen Lisesi
6. Pamukkale Yaşar Kımıl Fen Lisesi
7. Tavas Özay Gönlüm Fen Lisesi
Aydın vilayetinin nüfusu : 1. 172.107
Denizli Vilayetinin nüfusu: 1.060.975
Basit bir soru;
Denizli de tam yedi tane Fen Lisesi var iken Aydın da neden 3 tane fen lisesi var?
Üstelik Aydın’ın nüfusu Denizli’den daha fazla.
@Aydin_MEM@AydinValiligi@HurEgitimSen@leventkuruoglu
Kadrolu öğretmenlerle ücretli öğretmenler arasındaki muazzam maaş farkı bile; tek başına devletin maaş sistemindeki kabul edilemez çarpıklığı ortaya koymaya yetiyor.
Ücretli öğretmenlerin eline haftada ortalama 25-30 saat ders karşılığı 25-30 bin lira geçiyorsa; bu ancak kadrolu öğretmenlerin 4’de 1’i kadar maaş alabildiklerini gösteriyor.
Eğer bir öğretmen, haftada 30 saat ders verebiliyorsa; neden normal kadrodaki öğretmenlerin ders yükümlülükleri sadece 15-18 saatle sınırlı tutuluyor ve öğretmen yetersizliği nedeniyle ücretli öğretmen tutulmak zorunda kalınıyor?
Kadrolu öğretmenlerin ders yükümlülüğü 15-18 saatle sınırlı iken; biraz daha fazla para kazanabilmek için 30 saate kadar ders vermek zorunda kalan ücretli öğretmenlere, kadrolu öğretmenlerin aldığı maaşın 4’de 1’i kadar ücret vermek, açık bir adaletsizliktir ve kabul edilemez.
Murat Emir:
"Asgari ücretle çalışan öğretmenlerimiz haklarını arıyorlar. Güvenpark'a geliyorlar ve başkanlarına ters kelepçe yapılıyor, gözaltına alınıyorlar."
"Öğretmenin sesine kulak vermesi gerekenler eğitimi de piyasalaştırdıkları için tarikatların, cemaatların sesine kulak veriyorlar ve öğretmeni Ankara'nın orta yerinde darbedecek kadar da gözleri dönmüş durumda."
Mülakat mağduru öğretmenlerimizin ve özel sektör öğretmenlerimizin iki gündür sürdürdüğü eylem, yalnızca kendi hak arayışları değil, aynı zamanda eğitim sistemimizin vicdanına seslenen bir çığlıktır. Bu öğretmenler, yıllardır fedakârca görev yapan, çocuklarımızın geleceğini inşa eden emekçilerimizdir. Onların talepleri, yalnızca kişisel beklentiler değil, milli eğitimimizin adalet ve liyakat temelinde yeniden şekillenmesi için zorunlu bir çağrıdır.
Vatan ve Hürriyet Partisi olarak, öğretmenlerimizin yanında olduğumuzu açıkça ilan ediyoruz. Bu eylem, haklı bir direniştir. Öğretmenlerimizin sesine kulak verilmesi, onların mağduriyetlerinin derhal giderilmesi gerekmektedir.
Sayın Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’e sesleniyoruz: Bu mağduriyet artık son bulmalıdır. Eğitimde adalet ve liyakat sağlanmadan, ne öğretmenlerimizin huzuru ne de öğrencilerimizin geleceği güvence altına alınabilir. Bakanlık, öğretmenlerimizin taleplerini karşılamakla yükümlüdür. Bu yükümlülük ertelenemez, görmezden gelinemez.
Biz, Vatan ve Hürriyet Partisi olarak, öğretmenlerimizin yanında durmaya devam edeceğiz.
📢Ankara'da öğretmenlerin eylemi sürüyor
🟥Mülakat Mağduru Öğretmenler Platformu ve Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası çatısı altında toplanan öğretmenler, Ankara’da yaptıkları eylemin 3’üncü, açlık grevinin ise ikinci gününde sendika genel merkezinin önünde toplandı.
🟥Sendika üyelerinden, atanamayan öğretmenlerden ve öğretmen annelerinden oluşan bir heyet de Meclis’te siyasi partilerle görüşme gerçekleştiriyor.
🟥Görüşmelerin sonucunda, saat 19.00’da basın açıklaması yapılacak.
Ankara'da öğretmenlerin açlık grevinde 2. gün!
Öğretmenlerin temel talepleri:
🔹 Kamudaki meslektaşlarıyla eşit "Taban Maaş"
🔹 Yaz aylarında işsiz kalmamak için "İş Güvencesi",
🔹 Mülakat mağduriyetlerinin giderilmesi ve Milli Eğitim Komisyonu'nun acilen toplanması...
Yasadışı bahis oynayanların sayısı 14 milyona ulaşmış.
Ciddi bir sorun.
Her operasyon şu soruyu da gündeme getiriyor:
Bahis sorunsa yasadışı veya yasal diye ayırmak ne kadar doğru?
Yasal bahis; devlet kontrolünde, kuralları belli, ödeme sorunu yok ve vergiye tabi.
Yasadışı bahis; suç kapsamında, hukuki güvencesi yok, ödeme riski mevcut, vergisiz, kara para aklama aracı.
İşin özü; devlet birinden kazanıyor, diğerinden kaybediyor.
Oysa bahis mevzu, devletin ‘alacak’ sorunundan çok daha derinlikli toplumsal etkiler üretiyor.
Misal, son dönem artan intihar vakalarının bir önemli sebebi de bahis oyunlarıdır.
O sebeple.
Bahise ‘vergi’ penceresinden bakarak yasal veya yasadışı diye tasnif etmek yerine, toplumsal etkilerini dikkate alarak tümden yasaklamak nasıl olur acaba?
Bu hafta yaklaşık 100 öğretmenimle iletişime geçtim ve şu sonuçlara vardım:
Milli Eğitim Akademisi adı altında öğretmenlere yaşatılan süreç bir mesleki eğitim değil, açıkça sistematik bir mobbing ve angarya silsilesidir!
AGS’de derece yapıp hakkıyla atanmış, yıllarca sahada dirsek çürütmüş donanımlı öğretmenlere "lise öğrencisi" muamelesi yapıp ego tatmin edemezsiniz. Üniversitede çoktan başarıyla verdiğimiz dersleri slayttan okutarak, haftalık anlamsız raporlarla evrak ameleliği yaptırarak eğitime vizyon katmıyor; sadece öğretmenlerin meslek aşkını, sağlığını ve psikolojisini bitiriyorsunuz.
Verilen komik maaşla fahiş kiralar ve ulaşım krizine terk edilen, çocuklarından ve eşlerinden koparılıp aileleri parçalanan, hijyenden yoksun binalarda saatlerce hapsedilen öğretmenlerin sabrı taştı!
Liyakati ve alın terini çöpe atan, atamayı hocaların iki dudağı arasına ve ezberci klasik sınavlara mahkûm eden, standardı olmayan bu ucube sistem acilen gözden geçirilmelidir.
Öğretmenine saygısı olmayan, onu değersizleştiren bir sistemin bu ülkenin eğitimine katacağı hiçbir şey yoktur! Yeter artık, öğretmeni rahat bırakın!
Bana mesajlarla anlatılanlar “öğretmen yetiştirme” değil, açıkça yıpratma düzenidir.
Sınav kazanmış, derece yapmış, yıllarını bu mesleğe vermiş öğretmenlere hâlâ “çocuk”, “öğrenci”, “aday” muamelesi yapılıyor. 3 güne 9 sınav sıkıştırılıyor; 50 dakikada sayfalarca açık uçlu cevap isteniyor. Aynı akademide, hatta yan sınıfta bile farklı hoca, farklı soru, farklı zorluk, farklı puanlama var. Buna adalet denmez.
Derslerin çoğu üniversitede alınan, AGS/KPSS’de zaten çalışılan konuların tekrarından ibaret. Üstüne her hafta sayfalarca gözlem formu, kültür-sanat formu, günlük rapor, sunum, ödev… Öğretmenler eğitim almıyor; evrak, ezber ve baskı altında tüketiliyor.
Ulaşım ayrı çile, maaş ayrı yetersiz, yurt-kira-yemek masrafı ayrı yük. Akademilerde hijyen, su, elektrik, kantin, yemekhane, sınıf koşulları bile sorun. Evli, çocuklu, emziren öğretmenler ailelerinden koparılıyor; insanlar psikolojik olarak çöküyor, ağlıyor, uykusuz kalıyor, geçinemiyor.
Bu sistem öğretmen yetiştirmiyor; öğretmenin mesleğe olan hevesini daha göreve başlamadan öldürüyor.
AGS puanı yok sayılarak, hocanın inisiyatifine ve keyfî klasik sınavlara bırakılan bir atama puanı kabul edilemez. Akademi süreci kısaltılmalı, ortak ve adil ölçme yapılmalı, insani şartlar sağlanmalı ve öğretmenlere artık öğretmen gibi davranılmalıdır.
Bu kadar insan aynı şeyi söylüyorsa sorun bireylerde değil, sistemdedir.
#ÖğretmenlerTükendi