Küba’yı Yenemeyecekler
Küba’ya uygulanan ABD ablukası hiçbir zaman basit bir yaptırımlar dizisinden ibaret olmadı. Abluka, ABD’nin sosyalizmden vazgeçmeyen bir halkı hile ve zor yoluyla teslim almak için yürüttüğü kapsamlı bir saldırı planının adıydı. ABD, bağımsız ve egemen bir ülke olarak başka ülkelerle ticaret yapma hakkına sahip olan Küba ile ilişkileri yalnızca ABD menşeli şirketler için yasaklamakla kalmadı, tüm dünyayı muazzam yaptırımlarla tehdit ederek Küba ile ekonomik, finansal ve ticari ilişki kurulmasını neredeyse tamamen engelledi.
ABD Başkanı Trump’ın 30 Ocak’ta imzaladığı kararname ise, emperyalizmin bu alçakça stratejisini başka bir seviyeye taşıması anlamına geliyor. Kural tanımayan emperyalistlerin Küba’yı düşürmek için başvurdukları son haydutluktur bu!
Son günlerde tanık olduğumuz tablo en açık ifadesiyle iki sistemin mücadelesidir. Çökmüş ve kokuşmuş bir toplumsal sistem insanlığın tek gelecek umudu olan eşitlikçi bir toplumsal sisteme saldırıyor; yıllardır türlü yollar deneyerek ulaşamadıkları hedefleri için bu kez belki de geriye kalan en güçlü silahlarından birini kullanıyorlar.
Küba halkı ise başı dimdik direniyor ve bu saldırıyı da püskürtmek için elindeki bütün olanakları seferber ediyor.
Bu çalışkan ve cesur halkın inşa ettiği sosyalist Küba, yıllarca dünyanın her yerinde ve ülkemizde emekçi halka umut oldu, cesaret oldu, moral oldu. Tarihsel liderleriyle, devrimci figürleriyle mücadelemize ilham verdi. Şimdi o Küba’ya, soykırım niteliğindeki bir saldırıya göğüs geren Küba halkına yanında olduğumuzu ve olacağımızı gösterme zamanı.
Küba halkının sosyalizm inadıyla, yurt sevgisiyle, bağımsızlığına düşkünlüğüyle sürdürdüğü direnişi sonuçsuz kalmayacak. Bu mücadelede dostları her zaman yanı başında olacak.
Uyguladığı ablukayla Küba’yı kuşatan ABD ve bu kuşatmaya ortak olan müttefikleri, Küba halkına ve tüm insanlığa karşı işledikleri suçların hesabını verecek.
Emperyalizm mutlaka yenilecek. Küba halkı kazanacak .
Yaşasın Küba!
📌Boyun eğmeyen gazeteci Merdan Yanardağ için bir araya geliyoruz!
Basını susturmaya, emekçiden ve halktan yana haber yapmayı cezalandırmaya çalışan AKP, dostumuz Merdan Yanardağ’ı gözdağı vermek amacıyla tutuklu yargılıyor. Biz de bu hukuksuz tutukluluğa karşı dayanışmayı yükseltmek, Yanardağ’ın yalnız olmadığını göstermek için Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde buluşuyoruz.
Merdan Yanardağ’ın kitaplarının imzalanacağı bu günde tüm dostlarımızı, dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmeye davet ediyoruz.
Torbalı Pancar’da suyla dolan alt geçitte bir yurttaşımızın hayatını kaybettiğini öğrendik. Tam da 6 Şubat Depremi’nin yıldönümünde boğazımızın düğümlendiği bugün bir kent felaketi haberi, bir can kaybı haberi daha aldık.
Paranın ve rantın kentleri biz emekçilerin mezarı olmaya devam ediyor.
Bir yanda depremde enkaz altında kalan, yağmurda aracında boğulan, kafasına kar kütlesi düşerek yaşamını yitiren, fırtınada başına tabela düşen, yolda yürürken elektrik akımına kapılan biz emekçiler, diğer yanda bizden çaldıklarıyla saraylarda, yalılarda yaşayan asalaklar…
Ey kan emiciler, kaçsın uykularınız!
Başımıza yıktığınız evlerden, canımızı aldığınız sokaklardan, bizi boğduğunuz kentlerden çıkıp saltanat sürdüğünüz o kapılara dayanacağız!
"Dalgaları Karşılayan Gemiler Gibi: TKP Meydan Okuyor" başlığıyla bir araya geldiğimiz buluşmamızın tam kaydı bu akşam saat 21.30'da yayında olacak.
🚩İzlemek için TKP Youtube kanalına abone olabilirsiniz.
Bugün ülkemizin içine düştüğü ağır karanlığa, yoksulluğa isyan eden tüm dostlarımızla Ankara’da bir araya geldik.
Bu karanlığı hep birlikte sonlandırıp ülkemizi aydınlık günlere taşıyalım.
#TKPyeKatıl
https://t.co/R28q4gEpSz
Ülkemiz şimdi daha güvenli değil
ABD, İngiltere, İsrail, Türkiye başta olmak üzere, geniş bir koalisyonun katıldığı bir uluslararası operasyonla iç savaşa sürüklenen, ardından HTŞ denen çeteye teslim edilen Suriye’de etnik kimlik ve mezhep temelli kanlı hesaplaşmaların yeni bir evresi başlamıştır.
1.Suriye’nin birlik ve bütünlüğünü İngiliz ve ABD istihbaratı tarafından yetiştirilmiş birinin şefliğindeki cihatçı koalisyonun sağlaması imkansızdı. Bu artık açıkça kanıtlanmıştır.
2.İsrail, İngiltere ve ABD’nin Suriye’nin bütünlüğünden anladıkları, kendi çıkarlarına hizmet edecek bir iklimin yaratılmasıdır. Bu iklim çatışma ve ülkeyi dağıtma dinamiklerini her durumda barındırır. Emperyalizm budur.
3.Dünyanın dört bir yanından gelen cihatçıları bünyesinde toplayan, içinde birçok IŞİD kökenli unsurun da bulunduğu HTŞ iktidarını kayıtsız şartsız destekleyen AKP’nin Suriye’nin birliği ve istikrarı için değil, kendi Yeni-Osmanlı projesine dayanak aramak için hareket ettiği zaten ortadadır.
4. HTŞ’nin yönetimindeki Suriye’nin birliğini sağlamanın ancak Kürt, Alevi, Dürzi nüfusa dönük katliamlarla mümkün olacağını söylemiştik. Şimdi bu noktaya gelmiş durumdayız. HTŞ’nin arkasında duran emperyalist güçlerin istediği de buydu. Suriye İsrail için bir engel olmaktan çıkarılmış, ülkenin kaynaklarına çökülmüş ve bütün aktörlerle ilişkilenilerek düşmanlıklar pekiştirilmiştir.
5.Herkes birbirini Amerikancılık ve İsrailcilikle suçlamaktadır. Emperyalizmin büyük başarısı tam olarak budur. SDG’yi silahlandıran da, HTŞ’yi SDG’nin üzerine süren de, AKP’ye cesaret veren de aynı odaktır. Emperyalizm çözüm istemez, sorunları derinleştirir ve sadece kendisinin yön verebileceği noktada tutar. Emperyalist sistem içindeki derin krize rağmen en azından bizim coğrafyamızda ABD ve İngiltere’nin bu yeteneğinde bir azalma olmadığı da bir kez daha görülmüştür.
6.AKP iktidarı Suriye’de dün erken ilan ettiği “zafer” için Filistin ve Ukrayna başta olmak üzere, ABD’ye siyasi, askeri, ekonomik bir dizi yeni ödün vermiştir. Bu ödünlerin faturası çok ağır şekilde halkımıza ödetilmek istenecektir.
7.Önümüze konan başka faturalar da mevcuttur. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı Kürtlerin duygusal kopuşunda yeni bir sayfaya imza atılmıştır. Cihatçı toplulukların Suriye’deki ilerleyişinden derin haz duyan sözde “laik” kesimlerin de desteğini alan AKP ve hâlâ “umarız Türkiye’deki çözüm süreci zarar görmez” diyebilen DEM yöneticileri ne yaparlarsa yapsınlar “kardeşlik” büyük yara almıştır.
8.Ortada zarar görecek bir çözüm süreci yoktur çünkü önümüze konan süreç hiçbir zaman bir çözüm süreci olmamıştır. Bu süreç Suriye’de yaşanan iktidar değişikliğine paralel olarak başlatılmıştı. Suriye’de sorun üreten bir sürecin Türkiye’de çözüm üretmesi mümkün değildi. Bu süreç Cumhuriyete, laikliğe karşıt ve piyasacı bir zeminde oluşmuş; ABD ve İngiltere’nin yönlendirmesi ve İsrail’in tehditleriyle gelişmiştir. Bütün bunlar herhangi bir sorunu çözmeyeceği gibi yeni sorunlar yaratacaktır ve yaratmıştır.
9.Suriye’de giderek güçlenen cihatçı koalisyon halkımıza yönelen bir başka büyük tehdittir. Bu koalisyonun Türkiye’nin toplumsal, siyasal, ideolojik dengelerini etkilemesi kaçınılmazdır. Ne acıdır ki, Türkiye’de “laik”, Suriye’de “cihatçı” olanlar, Türkiye’de Şeyh Said ve Saidi Nursici olup Suriye’de laikliği savunanlar el birliği ile AKP iktidarına yardım etmektedir.
10.Unutmayalım, bütün bu belaların kaynağında Türkiye’yi, bölgeyi ve bütün dünyayı yaşanmaz hale getiren sömürü düzeni vardır. İnsanlar birbirini boğazlarken “Suriye’ye Amerikan petrol şirketleri yatırım yapacak” diye açıklama yapanlar ve bunu marifet gibi haberleştirenler emperyalist-kapitalist sistemin yol açtığı çürümeyi simgelemektedirler.
11.İki “çözüm” sürecinin ve Suriye’de iktidar değişikliğinin ardından Türkiye daha güvenli bir ülke haline gelmemiştir. Türkiye’nin güvenliği, halkımızın ve yurttaşlarımızın güvenliğidir. Türkiye paranın egemen olduğu bu düzenden derhal kurtulmalıdır. Emperyalizme ve sömürüye karşı eşitlikçi bir Cumhuriyet için, laiklik için hep birlikte ayağa kalkmaktan başka çıkış yolu yoktur. Irkçılara, NATO’culara, TÜSİAD’çılara karşı birleşelim. Bu aynı zamanda kardeşliğin, gerçek bir birliğin de yolunu açacaktır. TKP bunun için üzerine düşeni yapacaktır.
📢Temel Conta patronu Tamer Kip gücünü AKP’den alıyor.
400 günü aşkın bir süredir fabrika önünde direnen Temel Conta işçileri(@temelcontagrev), patronun fabrikadan makineleri kaçırma operasyonuyla karşı karşıya.
İşçilerin direnişini kırmak için bugüne kadar her türlü baskıyı yapan Temel Conta patronu, fabrika içindeki makinaları kaçırarak Temel Conta işçilerinin mücadelesini bitirmeye çalışıyor. Bu işçi düşmanı operasyona izin vermeyen işçiler ise polis saldırısına maruz kalıyor.
Gücünü dayanışmadan alan işçilerin karşısına, Temel Conta patronu ve AKP iktidarının kolluk güçleri birlikte dikiliyor. Bu alçak ve uğursuz birlikteliğin karşısında işçi sınıfının örgütlü gücünü yükselteceğiz.
Patronların ve AKP iktidarının elbirliğiyle yürüttüğü saldırı, açık bir grev kırma saldırısıdır.
Bir kez daha ilan ediyoruz, biber gazıyla, tehditle, saldırarak işçilerin direncini kıramayacaksınız.
Torbalı’da da peşini bırakmayacağız!
Yaptığımız paylaşımlar gerekçe gösterilerek Türkiye Komünist Gençliği X hesabımıza bugün erişim engeli getirildi.
Sizleri yeni X hesabımıza destek verip takip etmeye davet ediyoruz.
📌Grevlerinin 400. gününde, patronun fabrikadaki makineleri kaçırma girişimine karşı nöbette olan Temel Conta işçilerine(@temelcontagrev) dayanışma ziyaretinde bulunduk!
📢 İşçilerin ekmeğine ve geleceğine göz diken patrona sesleniyoruz!
Haklarımızı alana kadar buradayız!
Temel Conta işçileri yalnız değildir!
Emperyalizm, uluslararası tekeller, holdingler, tarikatlar, milliyetçilik, mezhepçilik, sömürü, yağma, savaş, göç, yoksulluk, çürüme…
Üzerimize dalga dalga gelen bu kötülükler, bu karanlık kaderimiz değil.
Sömürü ve eşitsizliğin son bulduğu, laik, bağımsız, çağdaş, özgürlükçü, devletçi, sanayileşmiş, bir Türkiye mümkün. TKP buna inanıyor, böyle bir Türkiye’nin mücadelesini veriyor.
“Dalgaları karşılayan gemiler gibi”; yaşadığımız bu karanlık karşısında yıkılmaz bir inanç ve irade ile yolumuza devam ediyoruz.
1 Şubat 2026 Pazar saat 15:00’te Ankara Congresium’da gerçekleştireceğimiz etkinliğimizde yaşadığımız bu karanlıktan nasıl kurtulabileceğimizi konuşacacağız.
TKP’nin dün de bugün de bu inanç ve iradeyi temsil etmek için neler yaptığını ve neler yapacağını sözümüzle, sanatımızla anlatacağız.
Aydınlık Türkiye’nin özlemini duyanları, bu memleketin çalışkan, dürüst, adil ve yurtsever insanlarını 1 Şubat’ta karanlığa meydan okumaya davet ediyoruz.
YARATTIĞINIZ FOTOĞRAFLA ÖVÜNÜN!
Suriye’de ABD başta olmak üzere İngiltere, İsrail ve Türkiye’nin müdahaleleriyle hayata geçirilen emperyalist program, ülkeyi yeni bir yıkım ve felaket sürecinin eşiğine getirmiştir.
HTŞ başta olmak üzere cihatçı güçlerin ilerleyişi, Halep'te Kürt mahalleleri ve sivil yerleşimleri hedef almış ve bu durum ülke genelinde yaşanmakta olan insani krizi daha da derinleştirmiştir.
Hiçbir meşruiyeti olmayan cihatçı HTŞ iktidarının ülke üzerinde fiilen egemenlik kurmasının mümkün olmadığını ve zaten istenenin de bu olduğunu defalarca söylemiştik. Karşı-devrim sonrasında emperyalist güçler tarafından koltuğa oturtulan Colani’nin, Suriye’de yaşayan herhangi bir topluluğun nasıl yaşayacağına karar verme, onlara müdahale etme ya da söz söyleme hakkı yoktur. Bu nedenle HTŞ’nin Halep’teki Kürt mahallelerine yönelik müdahalesi gayrimeşrudur ve kabul edilemez.
Buna rağmen Colani’nin kimliğini ve temsil ettiği cihatçı-işbirlikçi çizgiyi görmezden gelerek riyakarca savaş naraları atanlar, Türkiye’nin adım adım içine çekildiği emperyalist tuzağa da dolaylı biçimde destek vermektedir.
Bugün Suriye sahasındaki tüm aktörler, emperyalizmin dayattığı bölgesel planı fiilen kabul etmiş durumdadır. Ortaya çıkan çatışma başlıkları cephe cepheye bir mücadeleden ziyade, üzerinde uzlaşılan ana hattın farklı yönlere çekilmesine dayanan bir pazarlık sürecinin ürünüdür. HTŞ'sinden SDG'sine, Türkiye'den Körfez ülkelerine varıncaya kadar tüm aktörler ABD emperyalizminin onay ve desteğini her şeyin üzerinde görmektedir.
Ortaklaşa yürütülen bu dönüşümün sonucu açıktır: Suriye’nin fiilen yok edilmesi ve ülkede yaşayan tüm toplulukların savunmasız bırakılması. Sürece dahil olan her bölge aktörü şimdi bu yıkımın nihai biçiminin kendilerini de vuracak sonuçlarından kaçınmaya çalışmaktadır.
Öte yandan dahil olunan planda İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikası tartışmaya kapalıdır. İran’ın kuşatılması ve bölgenin bütünüyle bir ABD-İsrail harekât üssüne dönüştürülmesi temel hedeftir. Başta Suriye olmak üzere bölge, ucuz emek cennetine çevrilecek, serbest bölgelerle sermayenin sınırsız hareketinin önü açılacaktır. Amaç Suriye’yi parçalanmış, bağımlı ve yok hükmünde bir siyasal yapıya dönüştürmektir. Kazanan bellidir.
Tamamen dış müdahalelere açık, açlık, yoksulluk ve savaşlarla kalıcı biçimde istikrarsızlaştırılmış bir ülkede Türkiye sermayesi daha fazla yayılmaya çalıştıkça, Türkiye de daha kırılgan ve müdahaleye açık hale gelecektir. ABD ve İsrail’in planlarına adım adım hizmet eden, Suriye’nin yıkımını “başarı” olarak sunan AKP iktidarının cihatçı HTŞ’nin hamiliğine soyunması, Türkiye açısından ciddi bir tehlikedir.
Suriye’de el birliğiyle yarattıkları bu fotoğrafla övünenlere fotoğraftaki eksiği hatırlatalım:
Suriye’nin de Türkiye’nin de kurtuluşu, halkın ayağa kalkarak bu paylaşım savaşına itiraz etmesiyle mümkündür.
Hiçbir halkın kaderi, el birliğiyle yarattığınız yıkım fotoğrafına sığmaz, sığmayacaktır.
🇨🇺Dün akşam Konak Nâzım Hikmet Kültür Merkezi’nde, José Martí Küba Dostluk Derneği’nin ev sahipliğinde Küba Devrimi’nin 67. yılı için bir araya geldik. Venezuela’daki son gelişmelerin gölgesinde gerçekleşen buluşmamız, dayanışmanın ve ortak mücadelenin önemini bir kez daha hatırlattı.
Hakları için direnişlerini sürdüren ELSA Tekstil işçileri de bu anlamlı gecede aramızdaydı.✊
Küba Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Alejandro Diaz Palacios’un katılımıyla gerçekleşen etkinlikte, ELSA Tekstil işçileri, Venezuela Devlet Başkanı’na yönelik kaçırma girişimine dönük saldırıda yaşamını yitiren Kübalılar için Büyükelçi’ye başsağlığı dileklerini iletti.
🇨🇺 Küba Devrimi’nin 67. yıldönümü dolayısıyla İzmir’de düzenlediğimiz etkinliğimiz, “Devrimi Yapan Halk, Halkta Yaşayan Devrim” başlığını taşıyordu. Etkinliğimiz ABD’nin Venezuela saldırısında öldürülen 32 Kübalı enternasyonalist savaşçı için saygı duruşu ile başladı.
Küba tarihinde yurtseverlik ve enternasyonalizm ayrılmaz bir bütündür!
#Cuba 🇨🇺
#Revolución ✊
#67AñosEnRevolución
#100AñosConFidel
#Fidelle100Yıl
📢Bugün Tommy Hilfiger önünden bir kez daha haykırdık: İşçilerin birliği sermayeyi yenecek!
Bizler yıllardır Tommy Hilfiger için üretim yapan Yeşim Tekstil’in fasonu Elsa Tekstil’de çalışan işçileriz. Patronların Ensesindeyiz Tekstil İşçileri Dayanışma Ağı'nda yan yana geldik. Haklarımız için mücadele etmekten başka seçeneğimiz yok.
Mutlaka kazanacağız!
Her yanından çürüyen bu düzenin ayakta duramayacağı günler muhtemel ki çok yakın…
Yeni yıla girerken istiyoruz ki çökmekte olan binanın enkazı altında daha fazla emekçi ezilmesin. Türkiye işçi sınıfı adaletsizliğin, yoksulluğun, ahlaksızlık ve namussuzluğun pençesinde bir gün daha yaşamak zorunda kalmasın. Kapitalizmin bu topraklardaki ömrü artık ebediyen son bulsun…
Biliyoruz, toplumun derinliklerinde büyük bir öfke hiç durmadan birikiyor. Henüz bu öfkeyi sömürü düzeninin kalbine yöneltecek o büyük uyanış yaşanmadı. Ama kıvılcım orada, halkın vicdanında yanıyor.
Yeni yıla girerken acının üzerini örten sahte bir neşeye sığınmayacağız. Enseyi karartıp karanlığa teslim olmaksa bize hiç yakışmaz. Gücümüzü sevdiklerimizden, dostlarımızdan, yoldaşlarımızdan alıyoruz. Aynı sofrada ekmeği bölüşmenin, Edirne’den Diyarbakır’a aynı sözü örgütlemenin, aynı yola omuz omuza çıkmanın güveniyle hareket ediyoruz. Bu yüzden hayata gülümseyebiliyoruz.
Umutluyuz çünkü büyük bir çöküşün eşiğinde, yeni bir başlangıcı ellerimizle yaratacak iradeye, bilgiye ve cesarete sahibiz.
Halkımıza, örgütlü mücadeleye, Partimize inancımız tam.
Yeni yılı ülkemizin üzerine çöken karanlıktan kurtulduğu, halkın kaderini eline aldığı ve bu topraklarda yeniden aydınlık bir sabahı hep birlikte karşıladığımız yıl yapmak elimizde.
Bu umut ve kararlılıkla yeni yılımız kutlu olsun!