Sandıkta yenemedikleri Ekrem İmamoğlu’nun diplomasını gasp eden akıl, bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde öğrencinin hak ettiği diplomaya el uzatıyor.
Bir öğrenci, paraşütle gelmiş, atanmış bir öğretim üyesiyle fotoğraf çektirmek istemediğini söylüyor.
❓Cevap ne oluyor? “Benimle fotoğraf çektirmiyorsan diplomanı iki hafta sonra alırsın.”
❗Yetmiyor, ertesi gün öğrenciye 5 yıl üniversiteye giriş yasağı veriliyor!
Şırnak Üniversitesi Rektörü “Ben yüce irademle böyle takdir ettim.” “Sadakati olanları işe alacağım tabii ki.” diyebiliyor.
❗Ülkenin her kurumunda kendine küçük iktidar alanları kuranlar; üniversiteleri kendi mülkü, öğrencileri kendi tebaası sanıyor.
Seçilmiş Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel:
“İlk gecesini cezaevinde geçirecek kardeşim Deniz Göktaş’a sesleniyorum. Türkiye’deki bütün gençlere, susturulmaya çalışan herkese sesleniyorum. Korkma. Korkma. Korkma.
Bu millet teslim olmayacak. Bu millet sizi teslim etmeyecek.”
Bir stand-up gösterisinden tutukluluk çıkardılar!
Komedyen Deniz Göktaş, “Ölü Deniz” gösterisi bahane edilerek ters kelepçeyle gözaltına alındı; yetmedi, kendi ayaklarıyla ülkesine dönen bir sanatçı “yakaladık” diye servis edildi, ardından tutuklandı.
Gülmekten, güldürenlerden ve düşünenlerden korkuyorlar.
Ama sana sözümüz olsun Deniz; sahnede de söylediğin gibi, Tayyip Erdoğan’la olan 30 yıllık yolculuğunu hep birlikte sonlandıracağız!
#DenizGöktaşYalnızDeğildir
@idgoktas
153 bin 915 üyesiyle Eğitim-İş, cumhuriyetten, laik, kamusal ve parasız eğitimden, emekten ve halktan yana mücadelenin en güçlü örgütlerinden biridir. Gücünü siyasi iktidarlardan ya da ayrıcalıklardan değil; eğitim ve bilim emekçilerinin örgütlü iradesinden almaktadır.
Bugün açıklanan 2026 Temmuz ayı gelir artışının %13,52’de kalmasının sorumluluğu, toplu sözleşme masasında kamu emekçilerinin hakkını savunmak yerine siyasi iktidarın dayattığı oranlara onay veren yetkili konfederasyona aittir. Siyasi iktidarın emekçileri yoksullaştırma hedefine ortak olan, emeğin değerini savunmayan sarı sendikalara karşı mücadelemiz de tarafımız da nettir.
Eğitim-İş, laik, kamusal, parasız, bilimsel eğitime savaş açanların, hak kayıplarını meşrulaştıranların, emekçiyi yoksullaştıran politikalara sessiz kalanların ve ortaklık edenlerin değil; emeğin, her bir yurttaşın eğitim hakkını savunmak için mücadele edenlerin sendikasıdır. Çünkü sendikacılık saf tutmak için değil, emekçinin hakkını sonuna kadar savunmak için vardır.
Bugün 153 bin 915 üyemizin kararlı iradesiyle Eğitim-İş; cumhuriyeti, kamusal eğitimi ve emek mücadelesini büyütmeye, baskıya boyun eğmeden, mücadeleden vazgeçmeden yoluna devam etmektedir.
Dün gece TBMM’de mülkiyet hakkını ihlal ederek milletin malına çöken, idari yargıda bazı suç ve şüpheli tipolojilerinde sadece yürütmenin durdurulmasını değil ilk derece ve istinaf kararlarını uygulanamaz kılan düzenlemelere el kaldırdılar.
Hakkın hukukun yanında olduk, olacağız!
Daha evvelki görevden almaların yanında, Cumhuriyet Halk Partisi’nin il kongrelerinde seçilmiş 26 il başkanının bir kararla görevden alınması, demokratik ilke ve geleneklere taban tabana zıt ve kabul edilemez bir uygulamadır.
CHP Genel Merkezi’nde başlatılan tartışmanın il ve ilçelere yayılması, Türkiye’nin seçimli demokrasiden uzaklaşılarak otoriter bir rejime tümüyle dönüşmesinden başka bir amaca hizmet etmez.
Bu bir parti içi tartışma değildir, etkileri itibariyle de Türkiye’nin geleceğini etkileyecek / belirleyecek sonuçlar doğuracağından kuşku yoktur.
Parti’nin bu tartışmalardan bir an evvel çıkarılması gerekmektedir.
Bunun yegane yolu ise, tüm temyiz taleplerinin geri çekilmesi ve hızlı bir kurultay sürecinin planlanmasıdır.
Bunun yapılmaması, sürekli tartışmaların içinde kalan bir parti görünümüyle geleceğimizin kaybedilmesi anlamını taşıyacaktır.
Sorumluluğun yalnızca partiye değil, ülkeye yönelik bir sorumluluk olduğu unutulmamalıdır.
Mesele memleketse, gerisi teferruattır.
Ya bir yol bulacağız, ya bir yol yapacağız.
Bir şeyler oluyor… Görüyor musunuz?
Bir şeyler oluyor…
Şehirler, meydanlar, sokaklar…
Toprak gibi uyanıyor, nehir gibi yatağına sığmıyor.
Güzel şeyler oluyor…
Bize bir millet, bir de ayağımızın altındaki bu bank yeter!
Bir şeyler oluyor güzel memleketimde…
Bir şehri gezer geçersiniz. Bir de bir şehir sizi yüreğine buyur eder.
Gaziantep bugün bizi yüreğine buyur etti.
Böyle karşılananlar yorulmaz; böyle yürüyenler durmaz.
Durmayacağız, yorulmayacağız.
Şişli Belediye Başkanımız Resul Emrah Şahan, göreve gelir gelmez Okul Temizlik Şefliğini kurmuştu. Çocuklarımız daha sağlıklı koşullarda eğitim görsün diye okullara temizlik desteği vermek istedi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü buna izin vermedi.
Ama belli ki iş iktidar partisinin siyasi propagandasına gelince aynı hassasiyet ortadan kalkmış.
İlçemizde Halide Edip Adıvar İlkokulu ve Kuvayı Milliye İlkokulu’nda siyasi parti toplantıları düzenlenmiş.
Bu kabul edilemez.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın kendi mevzuatı açıktır. Okullar; eğitim, öğretim, kültür ve spor faaliyetleri içindir. Siyasi partilerin toplantı, tanıtım ve propaganda faaliyetlerine tahsis edilemez.
Tek istisna, seçim dönemlerinde YSK kararıyla okulların sandık alanı olarak kullanılmasıdır. Bu da bir parti faaliyeti değil, devletin yürüttüğü resmi seçim sürecidir.
Başkanımız Resul Emrah Şahan’ın çocuklara yönelik hizmetini engelleyen anlayışın, siyasi propaganda karşısında hukuku askıya alması çifte standarttır.
Kurallar herkese eşit uygulanmalıdır.
Okullar çocuklarındır. Devlet kurumları da hiçbir siyasi parti için değil, millet adına ve hukuk içinde hareket etmek zorundadır.
Türk sinemasının dev çınarı, dik duruşun, mertliğin ve adaletin simgesi Kadir İnanır’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz.
'Tatar Ramazan' gibi hafızalara kazınan rolleriyle her zaman halkın, emeğin ve haklının sesi oldu.
Beyaz perdede bıraktığı o asil ve bükülmez duruş, bizlere daima rehber kalacak.
Türk sinemasının usta ismi Kadir İnanır’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrenmiş bulunuyoruz.
Sanatıyla, duruşuyla ve halkın gönlünde edindiği özel yeriyle daima hatırlanacak olan Kadir İnanır’a Allah’tan rahmet; ailesine, yakınlarına ve sevenlerine başsağlığı diliyoruz.
Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
#kadirinanır
Genel Örgütlenme Sekreterimiz Sadık Doğrul, Bağlı Sendikalarımızın Genel Başkan ve MYK üyeleri, Eğitim-İş Sendikamız tarafından Milli Eğitim Bakanlığı önünde düzenlenen "Eğitimi Kuşatan Şiddete Karşı Alanlardayız" basın açıklamasına katıldı.
Yazıklar olsun…
Düzeniniz batsın!
Özel sektör öğretmenleri taban maaş hakkı için, mülakat mağduru öğretmenler gasp edilen hakları için günlerdir mücadele ediyor.
Görüşebildikleri her siyasetçi haklı olduklarını söylüyor. İktidarın bazı temsilcileri sözler veriyor. Ama sarayın gölgesinde siyaset yapanların ne iradesi oluyor ne de cesareti.
Öğretmenler yaşarken yoksulluğa, güvencesizliğe ve itibarsızlaştırmaya mahkûm edildi. Şimdi de açlık grevine, açlık grevinde bile şiddete maruz bırakılıyor.
İktidar çözüm üretmek yerine yine görmezden geliyor ve hak arayan öğretmenlerin karşısına polisi, gözaltıyı ve şiddeti çıkarıyor.
Öğretmeni itibarsızlaştıranlar, hedef haline getirenler ve can güvenliğini sağlayamayanlar; bugün açlık grevindeki öğretmenlere yönelik baskının ve şiddetin de sorumlusudur.
Bugün makamlarınızın, yetkilerinizin ve iktidarınızın arkasına saklanabilirsiniz.
Ama ne halkın vicdanı sizi affedecek ne de tarih bu karanlığı unutturacak.
Ve bir gün, mutlaka, bu ülkeye gerçekten hukuk geldiğinde; öğretmenlere, emekçilere yaşattığınız yoksulluğun, güvencesizliğin, baskının, şiddetin ve adaletsizliğin hesabını vereceksiniz.
Zulmünüz arttıkça öfkemiz, baskınız arttıkça mücadelemiz büyüyor. Bu açık cezaevi düzenine de, bu saltanat rejimine de boyun eğmeyeceğiz.
Bu yaşananları izleyen, boş bakan, öğretmenlerin haklı taleplerini yok sayan Milli Eğitim Bakanı’na;
Şiddetin ve baskının talimatını verenlere;
Öğretmenleri yoksulluğa, güvencesizliğe ve bugün açlık grevine mahkûm eden tek adam düzenine;
Yazıklar olsun!
Özel sektör öğretmenleri de, mülakat mağduru öğretmenler de haklı mücadelelerinde yalnız değildir. Dayanışmayı büyütmeye, haklı taleplerin sesi olmaya ve bu mücadeleyi omuz omuza sürdürmeye devam edeceğiz. @ogretmensendika@eren_edebali
📍 Şişli Fuat Soylu İlkokulu - Ortaokulu
Eğitim-İş İstanbul 4 No’lu Şube ve Eğitim Sen İstanbul 3 No’lu Şube olarak, demokratik kitle örgütlerinin, siyasi partilerin, eğitim emekçilerinin ve yurttaşlarımızın katılımıyla “Bu İş Yerinde Mobbing Var” temalı basın açıklamamızı gerçekleştirdik.
Basın açıklamamızda; eğitim emekçilerinin çalışma huzurunu bozan, kurum barışını ortadan kaldıran, öğretmenleri yalnızlaştıran ve yıldıran uygulamalara karşı sessiz kalmayacağımızı bir kez daha vurguladık.
Eğitim kurumları; baskının değil özgürlüğün, korkunun değil güvenin, ayrıştırmanın değil dayanışmanın mekânlarıdır.
Bir okulda öğretmenler görev yapmak istemiyorsa, sürekli tayin talebinde bulunuyorsa, kurum barışı bozulmuşsa; sorgulanması gereken öğretmenler değil, o tabloyu yaratan anlayıştır.
Bugün Şişli’den yükselen ses yalnızca bir okulun sesi değildir.
Bu ses; mobbinge uğrayan öğretmenlerin, emeği değersizleştirilen kamu çalışanlarının, adalet arayanların ve onurlu bir çalışma yaşamı isteyen herkesin sesidir.
Aynı zamanda Ağrı’da yaşamını yitiren genç meslektaşımız Irmak Koparan’ın anısına sahip çıkmanın, Ankara’da hak mücadelesini sürdüren özel sektör öğretmenleri ve mülakat mağduru öğretmenlerle dayanışmanın da sesidir.
Öğretmen yalnız değildir!
Mobbing suçtur!
Susmayacağız!
Geri çekilmeyeceğiz!
Baskıya, yıldırmaya ve hukuksuzluğa boyun eğmeyeceğiz!
Basın açıklamamıza katılarak dayanışma gösteren siyasi partilere, demokratik kitle örgütlerine, meslek örgütlerine, eğitim emekçilerine ve basın emekçilerine teşekkür ediyoruz.
Yaşasın örgütlü mücadelemiz!
Yaşasın dayanışma!
Yaşasın emek, demokrasi ve Cumhuriyet!
#ÖğretmenYalnızDeğildir
#MobbingSuçtur
#Eğitimİş
#Şişli
#MahkemeKadıyaMülkDeğildir
AÇLIK GREVİNDEKİ ÖĞRETMENLERİMİZİN YANINDAYIZ
Genel Başkanımız Orhan Yıldırım, Genel Sekreterimiz Şükrü Balun, Genel Mali Sekreterimiz Hakan Boyar, Genel Örgütlenme Sekreterimiz Sadık Doğrul ve Genel Özlük-Hukuk ve TİS Sekreterimiz Şenol Eyüboğlu, açlık grevinde olan Mülakat Mağduru ve Özel Sektör çalışanı öğretmenleri ziyaret etti.
Mülakat Mağdurun ve Özel Sektör Çalışanı öğretmenlerimizin insanca yaşam ve insanca çalışma koşulları taleplerine sahip çıkıyor; sürecin takipçisi olduğumuzu ve mücadelelerinin yanında yer aldığımızı ifade ediyoruz.