Hamnet’i izlerken beni en çok etkileyen sahne, küçük Hamnet’in hasta kardeşine “Yanındayım Judith, buradayım, cesur olacağım. Sana hayatımı vereceğim.” dediği andı.
“Olmak ya da olmamak, işte bütün mesele bu. Zalim talihin oklarına, taşlarına katlanmak mı daha soyludur,
yoksa dertler denizine karşı silahlanıp
onlara son vermek mi?
Ölmek… uyumak… hepsi bu.”
sanat tarihi ile ilgileniyorum, ne izleyebilirim:
• rembrandt, the master of light and shadow
• michelangelo, a revolation in art
• how renaissance artist were trained
• the secrets of botticelli’s drawings
• treasures of the louvre
• the school of athens by raphael
bir salyangozun anıları filmini çok seviyorum. siz kötü bir haldeyken sizin bu halinizden memnuniyet duyan ve bununla beslenen insanların korkunçluğunu öyle güzel yüzünüze vuruyor ki. sonra yanımdaki insanlara bakıyorum benim iyiliğim için çabalıyorlar şükürler olsun diyorum.
Sex and The City’de şöyle bir soru geçiyor: “Neden sahip olmadığım tek bir şeyin, sahip olduğum diğer her şeyle ilgili nasıl hissettiğimi etkilemesine izin veriyorum?”