Kurtuluş Savaşı kadroları için verilen idam kararında tasdiki var mı, var. Kuvayı İnzibatiye’yle iç savaş çıkarmaya çalıştığının belgesi var mı, var. Harrington’a, “Hayatım tehlikededir, beni İstanbul’dan çıkarın efendim” diye mektup yazıp, HMS Malaya’yla kaçırıldığının evrakı var mı, var. Siz müfredattan çıkardınız diye, biz bu tür kurgularla mevcut düzenden nemalanmaktan başka gayesi olmayan revizyonist propagandistlerinizi terbiye etmeye devam etmeyecek miyiz, edeceğiz. Eh, nafile çabalar.
Sabah başka akşam başka konuşup s.ktir olup gitti ruh hastası…
- F35’ler için karar vermedim dedi.
- Sabah insanlar ölmesin dedi, öğleden sonra İran’a füze yağdırdı.
- Her fırsatta Brunson olayını tekrar edip altını çizip duruyor. Bu bir tek benim mi ağrıma gidiyor?
İstanbul'a girişlerde Türk'e vize uygulanmasına dair bir belge!(süre, kefil ve borcu olmamak).
Amasya'da ikamet eden Sare Hanım'ın kızlarını görmek amacıyla 6 ay izin istemesi, geriye döneceğine dair kefil göstermesi ve ayrıca borcunun olmadığına dair mazbata! (16 Eylül 1850).
81 yaşındaki HKP Kurucu Genel Başkanı Nurullah Efe Ankut, hapis cezasının infazı için Maltepe Cezaevi'ne gönderildi.
Yaştan dolayı bir çok Pkk militanı ve hizbullah militanı serbest kalırken bu adam niye içerde?
Trump Erdoğan'ı küçük düşürmek için her şeyi yaptı.
Ne dediysem hepsini yaptı dedi.
Gazze konusunda İsrail'e en büyük desteği ben verdim sözlerini Türkiye'de söyleyerek yandaşların yüzüne tokat attı.
Daha fazla utanılacak ne söyleyebilirdi ki?
Gazze'yi ben bitirdim demediği kaldı.
Cibiliyetsizler gurur duydu.
Kurtuluş savaşından önce de böyle tipler vardı.
Ülkemiz işgal edilmişti ve umut yoktu.
Atatürkçüler memleketi kurtardı ve şimdi Atatürk karşıtları bir kez daha başımızı belaya sokuyor.
Tarih tekerrürden ibarettir ama ibret almayanlar için.
Canlı bombalarla, Kaleşlerle onbinleri katletmiş, molotoflarla canlı canlı insan yakmış bir terör örgütünün siyasi kanadından DEM'li Beritan Güneş, Mardin’deki elektrik kesintileri ile ilgili,
“DEDAŞ’ın Mardin halkına yönelik adeta bir cezalandırma yöntemine dönüştürdüğü kronik elektrik kesintileri, artık tahammül sınırlarını aşarak doğrudan bir YAŞAM HAKKI ihlaline dönüşmüştür.” diye boş boş konuşmuş.
Boş boş konuşacağınıza faturalarınızı ödeyin…
@RecepAyar1283 İki gün önce paylaşmıştım. Takip etttim hiçbir resmi açıklama olmadı.. Teğmenin iki eli bikekten kopmuş ... Rezalet :(
https://t.co/XrmDVroqh7
2 gün önce devre arkadaşım "VAN" da mayın patlaması sonucu şuan hastanede mücadele veriyor. Üsteğmen olmasına 1 ay kala Gazi oldu...
Ailesinin başta haberi olmadığı için haberi olana kadar bu bilgiyi paylaşmadım.
İnsanların ne kadar umrunda onu da bilmiyorum.
Ne bakanlığın resmi hesabı, ne de silahlı kuvvetlerin resmi hesabı bunu duyurma gereği bile duymadı...
Nedenini benden daha iyi biliyorsunuz zaten.
Anladığım kadarıyla artık ne sosyal medya ne de televizyon, yaralanan bir askerimize haberlerde, gündemde yer vermeyi birileri rahatsız olmasın, mevcut süreç "aman" etkilenmesin diye uygun bulmuyor.
Ama kardeşimin etkilenen uzuvları var sizin "aman"larınızdan.
Kim kimle kol kola girdi, kim mehtere ne tepki verdi, menüde neler vardı gündeminizden yer bulabilirseniz, bunu bari ben duyurayım dedim yoksa asla haberiniz olmayacak.
O mayını oraya yerleştirenlerle çözüm arayanlar, çözüm arayanların peşinden gidenler...
Ankarada mayın olmadığı için böyle dertleriniz yok tabi ama, oralarda birileri hala bu tehditle yaşıyor ve yüzleşiyor.
Evet, o çocuk sizleri korumak için oradaydı.
Dualarınızı kardeşimizden esirgemeyiniz, sizden dua istemek; en azından yapabildiğim bu.
7-8 yıl evvel NATO terör örgütü diye konuşanlar bugün NATO kılıcı sallıyor. Dün siyah dediklerine bugün beyaz diyorlar. Utanmıyorlarda…
Bunların hiçbir fikri yoktur. Dolma kalem kadar bir işlevleri vardır.
Yeni Şafak yazarı İbrahim Karagül NATO zirvesi için,
"Bu aslında bir NATO zirvesi değil. Bu, Türkiye’nin süper güç rolünün ilanı." demiş.
Keşke öyle olsaydı. Ancak emeklisine 20 bin, asgari ücretlisine 28 bin TL veren süper güç mü olur?
#NATO
Atatürk, Nutuk’ta 483 kez ‘Türk’, 1160 kez ‘Millet’ kelimelerini kullanırken; bugün onun kutsal mirası, “Türk Milleti” demekten kaçınan, kimliksiz ve korkakların işgali altındadır.
Bosna Hersek'e gelen Türk turistlere bir tavsiye....
11 Temmuz'da Srebrebitsa soykırımının yıl dönümü var.
Bosna Hersek'e çok sayıda Türk turist geliyor.
Fotoğrafta görmüş olduğunuz, Boşnakların "Cvijet Srebrenice" (Srebrenitsa çiçeği) dediği soykırımın sembolü.
Srebrenitsa'yı işgale gelen Ratko Mladic, "Bu bölgede Türklerden intikam almanın zamanı nihayet geldi." demişti.
Türk turistlere tavsiyem bu sembolden alıp, gezileri boyunca bunu kıyafetlerine takmaları...
"Nerede buluruz?" diyen olabilir, Başçarşı'da birçok hediyelik eşya satan yerlerde var. Ancak özellikle Ferhadiye ve Mareşal Tito Caddesi'nde yaşlı, engelli satıcılar onlardan almalarını öneririm.
Sembolün anlamı ise ilk fotoda gördüğünüz gibi, yeşil sanduka içinde bir şehit cenazesi ve onun etrafında beyaz başörtülü 11 anne...
Muhtarın NATO Zirvesi Bilançosu;
-ULU REİS bol bol pohpohlandı.
-Dana kaburgada dünya markası olduğumuzu öğrendik.
-Melania kedilerimize aşık olmuş.
-Kayınço miço’yu da mehterle karşıladık.
Kaybettiklerimiz:
-F-35 yok.
-KAAN’a motor yok.
-CAATSA kalkacak mı, o bile garanti değil.
-Rusya ve Çin’in hedef tahtasına oturduk.
-Filistin ve Lübnan için tek kelime yok.
-En önemlisi İran nezdinde de ağır utanç verici bir fatura bıraktık. Adamları Türkiye’nin ev sahibi olduğu NATO toplantısı sırasında bombaladılar. Bir Türk olarak diyorumki bu durum utanç verici rezillik abidesidir.
Yani anlayacağınız:
-Protokol tam puan.
-Masa süsü tam puan.
-Saray ihtişamı tam puan.
-Kaburga tam puan.
-Ama iş Türkiye’nin çıkarına gelince elde var sıfır.
VER MEHTERİ VER VER
Ulus devletin beşiği Fransa'da milyonlarca göçmen, onlarca farklı kökenden insan yaşıyor. Ama anayasalarının 2. maddesi net:
🇫🇷 "Cumhuriyetin dili Fransızcadır."
Adamlar tek dil ve ortak kimlikle ulus kalıyor. Fransa'da Baskı da var, Bretonu da, milyonlarca Cezayirlisi, Afrikalısı da... Ama devlet tek bir ana dilde ısrar eder! Çünkü bilirler ki dil birliği giderse ulus biter. Ulus devlet modelini gevşetip eyalet rüyası görenler ya dünyadan bihaber cahillerdir ya da bu topraklara açıkça ihanet içindedir. El alem ulus devlet olmak için yüzyıllardır paralanırken, bizim hazır kurulmuş Türk Ulus Devletini eyaletlere bölmeye çalışmak en kibar tabirle ahmaklıktır!
Fransa'da bölgesel dillerin kamusal alanda ya da eğitimde resmi dil olarak kabul edilmesi yönündeki tüm yerel girişimler, Fransa Anayasa Konseyi (Conseil Constitutionnel) tarafından bu 2. maddeye dayanılarak her zaman reddedilmiştir.
1789 Fransız İhtilali'nden beri Fransa, sınırları içindeki herkesi, kökeni ne olursa olsun, eşit vatandaş ve "Fransız" olarak kabul eder. Farklı etnik kimliklere hukuki statü, özerklik veya ayrı bir resmi dil verilmesini, devletin bölünmez bütünlüğüne en büyük tehdit olarak görür.
Yani federasyon güzellemeleri yapan "güzel kardeşlerim",
Ortada hiçbir zorunluluk yokken hazır kurulmuş ulus devleti yıkıp eyalet sistemine öykünmek, tek kelimeyle emperyalizme uşaklık etmektir. El alem ulusallaşamadığı için, "ulus devlet" olamadıkları ve parçalı oldukları için birleşme formülleri ararken mecburen federasyon kuruyor; bizdeki zekasızlar ise tek parça devleti bölüp federasyona geçmenin güzellemesini yapıyor.
Federasyon hayali bu devletin hayrına değildir; ancak içerideki kripto odakların ve dışarıdaki efendilerinin asırlık emellerine hizmet etmektir. Bu bir "yerelleşme" değil, Türk kimliğini tasfiye etme projesidir.
Türk milleti buna asla müsade etmez!
Bu ülkenin çimentosu Türkçe ve Türk ulusudur! Türkiye Cumhuriyeti, laik ve üniter bir ulus devlettir.
Ve ilelebet payidar kalacaktır! 🇹🇷🇹🇷🇹🇷
Yine "İngiliz'le savaşmadık" diyen dedesizler ortaya çıktı.
1919'da İngilizlerle savaştık.
İngilizler diş geçiremeyince
1920 Hythe Konferansı'nda
Yunan ordusunu savaşa dahil etti.
İngiliz basını savaşı manşetten verdi.
Hepsi kitaplarımda var, işte başlıklar👇
"Kurtuluş Savaşı mı, Milli Mücadele mi?" tartışması kadar saçma bir tartışma olamaz.
Bunu ortaya atan kişiyse Milli Eğitim Bakanı olamaz, olmamalı.
Her şeyden önce, Milli Mücadele başı ve sonu bakış açısına göre değişen bir süreç.
Kimi benim gibi Mondros Mütarekesi'nden başlatır, kimi İzmir'in işgalinden, kimi Atatürk'ün Samsun'a ayak basışından.
Kimi Mudanya Mütarekesi'yle bitirir, kimi Lozan'la. Bazılarıysa işgallere yol açan cehalet ve ihanet ortadan kalkmadıkça Milli Mücadele'nin bitmeyeceğini savunur ve der ki "devrimler de Milli Mücadele'ye dahildir".
Hangisinin doğru olduğu bakış açınızın ve dayanaklarınızın sağlamlığına göre de değişir.
İşin aslı, bu kerameti kendinden menkul zat ortaya çıkıp da bu akıllara zarar tartışmayı başlatana kadar, 104 senedir dileyen dilediğini kullandı. Kimse bu ifadelere siyasi bir anlam yüklemedi.
Kısacası, her şey niyetle başlar, niyetle biter.
Adına ne derseniz deyin, Türk o süreçte sadece Yunanla, Fransızla, İngilizle, Ermeniyle değil, İstanbul Hükümeti ve Vahdettin'le de savaştı.
Kuvayı Milliye'yi yok etmek için Mayıs 1920'de Türk'e silah doğrultan Kuvayı İnzibatiye Patagonya Ordusu muydu?
Köprülülü Hamdi Bey'i katleden, Türk'e kurşun sıkan Anzavur'u paşa yapan Kral George muydu?
Mustafa Kemal ve arkadaşlarının idam fermanını, katli vaciptir fetvasını Kraliçe Elizabeth mi verdi?
Geçin bu boş işleri. Dilediğinizi kullanın. İnadına kutsal bir isyan, ana sütü gibi temiz bir Türk devrimidir dedelerimizin yaptığı.
Burada elim ve umut kırıcı olan, Türk Milli eğitiminin cumhuriyet tarihinin en zayıf, en karanlık, en kifayetsizliğe yenik düşmüş dönemini yaşıyor olması.
Yahu oğlum sen nasıl bir iftiracı ve yalancısın.
Al sana Fevzi Paşa'nın günlüğünü bırakıyorum aşağıya.
Mustafa Kemal'in kaburga kemiğinin kırıldığını o aktarmış.
Vahdettin tam da Sakarya Savaşı'nın en şiddetli çarpışmalarının olduğu dönemde 1 Eylül 1921'de Yıldız Sarayında evlenmiştir. Yurtdışından atıp tutma, gel vatanına da yüz yüze tartışalım bunları Ali.
Hakikaten sen neden yurtdışındasın?