🛑🛑🛑 Arakçi:
Ben Amerikalılara söyledim.
Gazeteci: Witkoff'a mı?
Arakçi:
Evet, Witkoff'a. Söyledim ki, şimdiye kadar her an bütün toplantının bombalanabileceğini düşündüğün bir toplantıda yer aldın mı? Öylece bön bön yüzüme baktılar. Söyledim ki, hiç telefonla konuşurken, konuştuğun o anda, tabiri caizse infilak edebileceğini, yok olabileceğini düşündün mü?
Hiç, örneğin, ne bileyim, telefonla ailenin halini hatrını sorarken kendi kendine bunun son kez olabileceğini düşündün mü?
Dedim ki, biz bunları tecrübe ettik ve dik durduk. Bizimle başka türlü konuşmanız gerekir. Bizi ne tehdit edebilirsiniz, ne de bize rüşvet verebilirsiniz (bizi satın alabilirsiniz).
12 günlük savaştan önceki müzakerelerde, rüşvet vermek için gelmişlerdi — bana değil, İslam Cumhuriyeti'ne. "Şunu yaparız, bunu yaparız, şunu inşa ederiz, bunu inşa ederiz" dediler.
Ben de orada onlara dedim ki, bizim zenginleştirmemiz satılık değildir. Bu, İran halkının uğruna 20 yıl ambargolara katlandığı, bilim insanlarının uğruna kanının döküldüğü bir şeydir. Bunu nasıl satabiliriz? Sen bana "Şu santrali kurarım, bunu kurarım" diyorsun.
Burada dedim ki; ne rüşvet, ne tehdit. Sadece korkan birini tehdit edebilirsin. Biz her an başımıza her şeyin gelebileceğini bilerek (bekleyerek) oraya gittiğimizde, beni "Gelir vururum, şunu yaparım, savaş başlatırım" diyerek korkutamazsın.
Gazeteci: Burası Venezuela değil.
Arakçi: Evet, burası bir kişiyi aldığında diğerlerinin korkup geri adım atacağı Venezuela değil.
BÜYÜK OPERASYON!
Olan biteni, tüm bu operasyonları size özetleyeyim...
Yeni bir kurucu liderlik geliyor. Yeni bir Türkiye...
Bunun için;
Öcalan'ın da ABD'nin de istediği gibi
"Milletin adı Türkiye" olmalı.
Ama eğitim müfredatında Orta Asya'nın da "Türkistan" olarak tanıtılması gerek.
"Ne güzel. Ne var bunda?" diyebilirsiniz. Turancılar çok sevinebilir. Ben de bu bölgeyi sürekli Türkistan olarak tanımlıyorum. Doğru.
Fakat neden şimdi?
Neden Milli Eğitim müfredatı Türklere uzak diyarda bir Türkistan verdi, Orta Asya demekten vaz geçti?
Çünkü kanaatim o ki Kürtlere de bir Kürdistan verecek.
Bunu önce eğitim müfredatında Türklere bir Türkistan yurdu biçerek, ama Anadolu'dan uzak bir ata yurdu göstererek yapıyor.
Eşitlik olacak.
Türklerin bir Türkistan'ı olacaksa,
Kürtlerin de bir Kürdistan'ı olacak.
"Madem müfredatta Türkistan var, yarın eşitlik gereği Kürdistan da olmalı..." denildiğini şimdiden duyar gibiyim.
Türkiyeli olunacaksa, birilerine"Yallah Türkistan'a" denilebilmeli ama "Yallah Kürdistan'a" da denilebilecek.
Türkiye Türk yurdu olmayacak, Türkiyeli yurdu olacak. Zira Türk yurdu uzaktaki Türkistan!
Ama Kürt yurdu da olmayacak...
Lakin yakında bir Kürdistan da var edilecek.
"Yallah Kürdistana!" diyenleri de duyar gibiyim.
O halde tüm operasyonların bununla ilgisi ne?
İşte yeni devlet kurulurken, bu yeni devletin önünde muhalefet olabilecek, tüm etkili isimler gözünüzde güven kaybetmeli.
Bu isimlerin yolsuzluk yapıp yapmadığı ayrı bir tartışma konusu.
Bu isimler her şeyden önce bulundukları konum ve sahip oldukları
Sosyal medya gücüyle siyasete etki etme gücüne sahipler.
Uzun zamandır genç muhalif seçmen üzarinde etkisi muazzam olan sanatçılara, fenomenlere yapılan uyuşturucu operasyonlarıyla birlikte düşündüğümüzde farklı bir tablo ortaya çıkıyor.
Özellikle toplumun büyük bir kesiminde büyük bir güvene sahip olan bu isimler üzerinden güven erozyonu oluşturmak," kimseye inanmama" psikolojisini tetiklemek, keskinleşen Atatürkçülüğü törpülemek yeni anayasa yolunda önemli bir adım olur.
Oğuzhan Uğur'un "devletin resmi kurumları dışında hareket etmemenin önemini gördük" açıklaması tam da bu psikolojik zemini gösteriyor.
Ancak bu açıklama, devletin resmi kurumları içerisine çöreklenebilecek rüşvet, yolsuzluk ve liyakatsızlığın normalleşmesi ve devletin sorgulanamamasını da beraberinde getiriyor.
Çin tipi bir sitem!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun danışmanlığını da yapmış olan Bülent Kuşoğlu'nun " "Devlet aklı devrede" açıklaması da bu minvalde hayli manidar.
Nedir bu devlet aklı?
AKP bu aklın neresi?
NATO bundan bağımsız mı?
Öcalan açılımı hangi akıl?
Sorgulamayacağız.
Ve daha da kötüsü devlet ile AKP arasındaki bağ yok sayılıyor.
Aynı devlet aklı AKP ile ilgili suskun. Yolsuzluk AKP'ye 23 yıl boyunca hiç uğramamış gibi yapan bir devlet aklı mı bu?
Siz parsel parsel verin cevabını.
Bundan sonra Oğuzhan Uğur'un Babala'ya çıkardıklarına da dikkat etmek gerekecek.
Çünkü amaç muhalif seçmeni
sandığa gitmeden psikolojik olarak yenmek.
Dikkatinizi çekmek istediğim bir husus da şu: Tüm bu para hareketleri neden şimdi sorun oldu? Neden beklendi?
Yeni anayasa sürecinde, her kesimden ama daha çok açılıma destek olan cenahtan farklı simaları programlarında görebiliriz.
Lakin Küresel projeleri deşifre eden bizlere bir fırsat verilecek mi?
Neyse,
Kendi ülkemizde "Türk" kelimesini anayasal tartışmaya açarken, haritada binlerce kilometre ötede "Türkistan" kuruyoruz.
İçeride kimlik tartışması, dışarıda Turan reklamı.
Vatandaşa destan, masada başka plân.
Güney Koreliler bile geldi; Er Gazilerin Güvenpark'ta yaptığı hak arama mücadelesine desteğe.
Gelmeyen Siyasiler?
Milletvekilleri?
Ak Parti vekilleri?
MHP Vekilleri?
Sizler gelmeyi düşünüyor musunuz?
Bu çocukları görmezden mi geleceksiniz?
Yapay zekanın babası Geoffrey Hinton:
“Eğer bu dersi gerçekten anladıysanız, bu gece rahat uyuyamayabilirsiniz.”
47 dakika. İzlediğim en iyi içerik.
Türkçe altyazılı.
Sevgili Mauro,
Bugün ayrılıktan değil, mirastan söz ediyoruz.
Artık Galatasaray formasını giymiyor olman, kalbimizdeki yerini değiştirmeyecek. Çünkü sen, 7’den 70’e her Galatasaraylının gönlünde taht kurdun.
Attığın goller, yaşadığın gol krallıkları, kırdığın rekorlar ve kaldırdığın kupalar bir yana; Galatasaray tutkusunu yaşadın ve milyonlara yaşattın.
Sen artık yalnızca kulüp tarihine adını altın harflerle yazdıran değil, Galatasaray’ın unutulmaz efsaneleri arasında sonsuza dek yaşayacak bir değersin.
Bir nesli Galatasaraylı yapan sevgili kaptan, bugün çocuklar “Galatasaraylıyım.” demekten gurur duyuyorsa bunda senin de büyük payın var.
Tüm Galatasaraylılar biliyor…
Böyle bir aşk unutulmaz.
Ümit bey, yıllardır sağlıklı tarım mücadelesi veriyorum, bahsettiğiniz şahıslar gibi hakkımda kendi ürünü diye fahiş fiyatlarla sattığı ürünü aslında domuz eti tahşişi ile tarım bakanlığı listesinde yayımlanan bir firmada ürettirdiği bilgileri paylaşılmadı, Ata tohumlarına verimsiz diyerek sonradan dünyanın en büyük kısırı tohumu Üretici şirketlerinin çözüm ortağı olduğu bilgileri de çıkmadı, önce hükumete yaranmak için muhalif seçmene ağza alınmayacak hakaretler ederek sonra hükumetten yalakalığımın karşılığını alamayınca muhalefet Partisi’ne de sığmadım, yine küresel Ferrero Şirketi için dünyanın güzide firmalarındandır rekabet etmeye hiç gerek yok, fındık piyasasını onlara bırakalım da demedim. Sadece vatanım dedim bu ülkede yaşayan herkes dedim bu tabiatı emperyalist şirketler daha fazla kazansın diye zehir etmeyelim içme sularıımızı zehirletmeyelim dedim. Beni de paylassanıza lütfen, ama paylaşım için falan bir ücret durumu varsa bunu ödeyecek gücüm yok, rahmetli babam Şok marketlerin falan CEO’su da değildi böyle parayı basıp bana çiftlikler falan kuramadı, bahsedilen kişinin çok hırsları olduğu bu sebeple sosyal medya’daki yüksek takipçili hesaplara inanılmaz paralar ödeyerek sürekli kendini kahraman gibi tanıttırdığını da okumuştuk ondan söyledim. Dediğim gibi benim elimde vatan sevda toprak insan ve tüm canların sevgisinden başka hiçbir şeyi yok, bunlar sizin için yeterliyse beni de paylaşır mısınız? Hem de bakın tertemizim hakkımda hiçbir iddia yok olamaz da taahhüt edebilirim
Biz bir savaş mı kaybettik? İşgal mi edildik? Parçalandık mı? Federasyon mu olduk? “Resmi dilimiz Türkçedir’ cümlesi Anayasamızdan çıkarıldı mı??? Sormanız gereken soru: kimin parmakları bu kuklaları oynatıyor??
Yok esnaflar şöyle yok esnaflar böyle. Kardeşim ortada yanlış yönetilen bir ekonomi var. 8 senedir (papaz+pandemi+deprem+enflasyon vb) iflahımız kesildi. Düzeltmeye çalışan şahısta baktı yukarıdakilerin çarklarına çomak sokamıyor geldi millete yüklendi. Abuk subuk vergiler, 1 gün geciktirsen geçtim hesabı kredi kartına bile bloke koymalar, esnafın dükkanına memuru oturtup akşama kadar gireni çıkanı saydırmalar..
Enflasyon öyle bi seviyeye geldi ki anlamanız için şöyle bir örnek vereyim. Açıklanan aylık enf %3 e-ticaret yapanlar 40-45 günde paralarını alıyor. 1 milyon ciro yaptığını varsay. O para gelene kadar 45 bin TL değer kaybediyor. Yani ERİYORUZ.
Bu farkı fiyata koyunca hem enflasyonu bizde artmış oluyoruz hemde satışlar düşüyor. Kısır döngü.
Sizin şikayet ettiğiniz sözümona esnaf kılıklılardan bizde şikayetçiyiz. 1 saatlik işe 10 bin isteyen tesisatçıdan, yevmiyem 10 bin deyip 90 model arabayla gelen demirciden, 100 liralık - ki o bile meçhul- malzeme kullanıp yarım saate 2 bin TL işçilik isteyen oto tamirciden bizde şikayetçiyiz.
Bu tür ahlaksız varlıkları esnaf olarak saymak bize hakarettir.
Kazancımızın yarısı vergiye yarısı faize gidiyor. Getirsinler adam akıllı adil bir vergi düzeni ödemeyeni boğaz köprüsünden sallandırsınlar. Vergi almaya gelince AB yi geçtik ama kazanca gelince Afrika standartları.
Öyle bir ekonomi inşa edildi ki altı boş (hukuk sorunları başlıca sorunlardan) böyle olunca afrikada kabile savaşsa mızrak bize dokunuyor.
Vergi ve SGK borçlarının yapılandırılmasını istiyoruz. Bakın AF değil, yapılandırma. Neden? Çünkü bu zamana kadar zaten ödedik çatır çatır. Şimdi piyasada zaten iş yok, enflasyon tavan, yurdumun hızlı zengin olmak isteyen insanlarıda 8000 den altın alınca çakıldı piyasa.
Ey laga luga yapan memurlar boş yapmayın maaşınız beğenmediğiniz esnafın vergisiyle ödeniyor.
Ey kurumsal şirketlerde 3-5 kuruş maaşa çalışıp eline karton kahve bardağı alınca kendini 'elit', "Turgay beey meeting set edelim sonra check ederiz" diye abuk subuk konuşunca entelektüel zanneden arkadaşlar! Bu çarklar dönmezse en çok siz etkileneceksiniz farkında değilsiniz. İşler durmaya başlayınca her gün mail atıp arar bi toplantı için yalvarmaya başlarsınız ki çoğunuz başladı bile.
Esnaf ekonominin omurgasıdır. Halktan kopan iktidar hepimizin felaketi olacaktır. Verginin vergisi, faizin faizini ödemekten nefessiz kalıyoruz.
Hadi canım hadi, ağzı olan konuşmasın. Her konuda fikir beyan etmek zorunda hissediyorsanız gidin kardeşim nükleer parçacık füzyonu hakkında da fikir beyan edin.
#VergiSGKYapılandırma
BM koordinesinde akıllara zarar bir plan hazırlanıyormuş: Plan yakında taraflara teklif edilecek ve pazarlıklar başlayacakmış: Türk tarafının NATO garantörlüğünde tanınması karşılığında Maraş, Güzelyurt ve Meserya'nın bazı bölümlerinin Rumlara bırakılması planlanıyormuş. :)
Bu teklif İstanbul'u, İzmir'i bize verin sizi Avrupa Birliği'ne alalım gibi bir arsızlığa benziyor. Emperyalist aklınızı sevsinler sizin. Akdeniz'de çıkarılacak hidrokarbon yataklarına çökebilmek için saçma sapan teklifler hazırlanıyor. Bu teklifin konuşulması bile saçmalık.
https://t.co/sfs7UhW5wM
I. Güvenlik
39. Geçiş sürecinde Türk askerinin belirli bir bölümünün çekilmesi başlayacak
40. Garanti Antlaşması İPTAL OLACAK. Yerini NATO GARANTİSİ ALACAK. ABD, FRANSA, YUNANİSTAN, İNGİLİZ VE AZ SAYIDA TÜRK ASKERİ NATO KOMUTASI ALTINDA ADADA KALACAK
41. Belli bir sayı üzerindeki TC vatandaşları adadan ayrılacak
***
J. Türkiye–AB Paketi
42. Kıbrıs çözüm süreci Türkiye–AB ilişkileriyle eş zamanlı yürütülecek
43. Türkiye için vize serbestisi müzakeresi başlayacak
44. Gümrük Birliği’nin modernizasyonu için görüşmeler başlayacak
45. Türkiye’nin Avrupa güvenlik mimarisine katılımı sağlanacak
46. KKTC’nin AB uyum çalışmaları başlayacak.AB İLKELERİ ( 4 ÖZGÜRLÜK) tüm adada uygulanacak
47. Doğu Akdeniz Enerji kaynaklarının çıkarılmasında ve Türkiye üzerinden Avrupa'ya ulaştırılmasında Türkiye ile işbirliği yapılacak
***
K. 5+1 Konferansında BM'nin Planı sunması
47. Temmuz sonu veya Ağustos başı 5+1 toplantısı Cenevre veya Newyork'ta yapılacak. Genel sekreter her hal ve karda konferans daveti yapacak. Katılıp katılmamak taraflara kalacak.
48. BM bu konferansta bağlayıcı olmayan “stratejik çerçeve belgesini” sunacak
49. Taraflar bu belge üzerinde müzakereye başlayacak
50. 2 yıllık geçiş süreci ardından yapılacak Referandumlar sonrasında BM Barış Gücü (BMBG/UNFICYP) adadan ayrılacak
***
BENİM DEĞERLENDİRMEM
Holguin'in planını bir bütün olarak incelendiğimde hedeflediği modelin şu ilkelere dayandığı görülüyor
* Aşamalı çözüm: Önce ekonomik ve siyasi iş birliği ile güvenlik yaratılması, iki tarafa elde edecekleri ekonomik ve siyasi kazanımların gösterilmesi.
* Çok gevşek federasyon yapısıyla kurucu devletlerin iç egemenlikleri olacağının gösterilmesi. Bu çerçevede
* İki mevcut yapının korunması,iç güvenlik ve kamu yönetiminin iki tarafta kalması.
* Türk tarafına ekonomik ve uluslararası açılımlar, AB vatandaşlığı imkanları sağlanırken, Rum tarafına da tek uluslararası kişilik, tek dış egemenlik, tek vatandaşlık, Türk askerinin/vatandaşlarının çıkması, NATO GARANTİSİ, toprak- mülkiyet kazanımı ve federasyon perspektifi sunuluyor....Ardından iki tarafta yapılacak referandumlarda EVET çıkarılması planlanıyor.
Bunlar, büyük orada Annan Planında olan hususlar.
Ancak garantörlük konusunda ondan daha da geri.
Bu plan kabul edilirse, maksimum 5-10 yıl içinde KKTC, Türkiyesiz, 250 milyonluk AB içinde erir ve tüm adada hakimiyet Rum-Yunan-AB'a geçer. Türkiye'nin Kıbrıs ile bağları kopar. Türkiye Doğu Akdeniz'den çekilir, Anadolu'ya hapsolur ve tek açık yönü olan güneyinden de kuşatılır.
Bizim böyle bir çözüme ihtiyacımız yoktur.
KKTC, Türkiye'nin garantörlüğü altında bağımsız ve egemen bir devlet olarak vardır. Türk askeri adadadır. 1974'de sorun çözülmüştür. AB'nin vereceği göstermelik bazı hususlar karşılığında bu planın sunulmasını, görüşülmesini kabul etmek ve Annan Planı referandumunda olduğu gibi Kıbrıs Türklerine kabul ettirmek İHANET olur.
Bagajın alası; Bodrum’da yapacağı villalara imar izni alabilmek için hükümetin her türlü propagandasına TFF’yi ve Milli Takım’ı alet etmektir.
Bagajın dik alası; her başarısızlıkta Cumhurbaşkanı ve bakanlara seslenmektir.
Var mı daha ötesi ? Yeter artık, istifa et !!!