Öcalan posteri açıp "biji serok apo" sloganı atarak onbinlerce insanın katili için özgürlük istemek serbest, Türk bayrağı açıp hükümeti istifaya davet etmek yasak. İşte Ak Parti Türkiyesi.
Beşiktaş;
- 1 gol iptal edildi (Alanyaspor)
- 2 penaltı verilmedi (Alanyaspor, Çorum FK)
- Lehine 1 kırmızı kart verilmedi
- Verilmeyen penaltı dönüşü gol yedi
- Alanya maçında iptal edilen temiz gol ve verilmeyen penaltı yüzünden 3 puan kaybetti
3 haftada bir takımın aleyhine bundan fazla ne yapılabilir?
sene 2008, kış, herhangi bir pazar... akşam tuttuğun takımın derbi maçı var, evde lig tv yok. ertesi gün okul var diye banyo yapıyorsun, evde soba yanıyor, hamam gibi. akşam oluyor annen atv'de sıkıcı türk dizilerinden birini izliyor, sağ üstte derbi skoru var, takımın 1-0 geride... hayatında bir kere şunu yaşamayan boğucu bir gün geçirdim demesin.
Nazar falan değil, dümdüz cahillik.
Yakın zamanda 5 erkek tatile gittik, biz de araba kiraladık ve 5 erkek rahat sığalım diye büyük araba olarak Outlander kiraladık. Gitmiş küçücük araba kiralamışsınız.
Arabayı bir kere sürttün, okey olabilir, insanlık hali ama devamında hala sürtmek beceriksizlik.
Benzin bitmiş, fark etmemişsin, buna da “nazar” diyorsun.
Arabayı soktuğunuz yere bak. Orada da dan dun sürdüğünüze eminim.
İşin özü, nazar değil cehalet.
Şu olay Trabzon’da olsaydı siyasetçisinden, sözde yazarlara, dizi oyuncularından türkücülere, haber spikerlerinden gazete manşetlerine, sosyal medyaya kadar uzanan bir seferberlik başlatmış, Türk milletini ırkçı, faşist ilan etmişlerdi.
İletişim ve Birikim çevresi konuyu Türkiye cumhuriyetinin kuruluşuna ve Mustafa Kemal Atatürk’e bağlar, yeni Taraf olan Serbestiyet ve türevleri salyalarını akıtarak Türklük alerjilerini kusarlardı.
Darp edilen Trabzonlu Türk olunca kınamaya bile gerek görülmemiş…
Bir başörtüsü mağduriyeti yaratıp Türkiye'ye kabus gibi çöktüler
Sözde ileri demokrasi getireceklerdi,
kimsenin yaşam tarzına karışmayacaklardı
AKP VE SİYASAL İSLAM YALAN VE TAKİYE DEMEKTİR
SON DAKİKA | İstanbul’da Zabıta Teşkilatı’nın 200. kuruluş yıldönümü nedeniyle İBB zabıta yöneticilerinin İstiklal Caddesi’nde vatandaşlara karanfil dağıtmasına ve yürümesine polis tarafından izin verilmedi.
İBB Zabıta Daire Başkanı Metin Alper, müdahaleye tepki göstererek “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak İstiklal Caddesi’nde yürüyemeyecek miyim?” diye sordu.
İşte o anlar:
75'inci Pazar
Adım adım 1,5 yıla giderken 75'inci pazara uyandım. Bir kaç gündür yine bunaltıcı bir sıcaklık ve yüksek nem var, o yüzden gece uyumak zor oluyor. Sabah miskinlik yapasım geldi, kendimi evde yatağımda miskince uyukladığım sabahlarda hayal ettim. 9.40 gibi tekrar uyandım. Elbette sabah sayım saatiydi, aklımda da gece gördüğüm rüya vardı. Rüyamda bazlama tost yiyordum. Burada insanın rüyaları bile yoksun kalabiliyor.
Son dönemde geceleri konusu yemek olan rüyalara uyanıyorum. Geçenlerde zeytinyağlı taze fasulye görmüştüm. Bir akşam sofrasında dostlarla sohbet ederken uzun uzun iştahla onu yiyordum. Bir süre önce de garip biçimde karnıyarık yediğim bir rüyayla uyanmıştım. Düşünün o kadar hasret kalmışım ki ev yemeklerine, dost sofralarına, pazar sabahlarına..
Spora çıkmadan çayımı ve 10 gündür dolabımda muhafaza ettiğim haşlanmış yumurtamı rendeleyip peynir ekleyerek yapmaya çalıştığım omletimi hazırlayıp buhara pişmeye koydum. Yeşilliklerimi de, zeytin, peynir, domates, salatalık, biber hazırladım. Spor sonrası avlumu yıkarken korkan şapşike bu temizliği onun için yaptığımı anlatarak iyice terlemiş halde duşa girdim. Sonra çıktım kahvaltımı ettim.
Kendimi yalnız kahvaltı yediğim bu pazarlarda avutmak daha zor oluyor. Allah'tan çok fazla yalnızlık yoğunlaşamadan avlu açıldı. "Hem avukat hem vekil var" diye hazırlanıp çıktım. Önce avukatım ile kısa ve verimli bir görüşme yapıp mektupları yanıtladım, sonra değerli Murat Emir gelmiş onunla epeyce uzun ve keyifli bir görüşme yaparak, gelecek için umut yüklenerek hücreme döndüm.
75'inci pazarımı yazıvereyim diye masama oturup televizyonu açıp, bir yandan yazmaya bir yandan dostum Kürşad Oğuz'un antropolog sosyolog David Le Breton ile yaptığı güzel mülakatı izliemeye başladım.
Le Breton'dan doğrusu epey istifade ettim. "Sinistroz" dedikleri çağımızın kötümserlik ve narsistlikle yüklü ruh halini dinledim mesela. "Sistematik kötümserlik" en çok bizim içinden çıkmamız gereken ruh hali. İyimser olacağız. Hayatı hakkıyla yaşayacağız inşallah. 2023'te İzmir'de aday adayı olduğum zaman yola "Yürüyelim arkadaşlar" diye başlamıştım. Şu geçen zamandan sonra Yeni Parti'nin sloganı oldu. Evet, yürüyeceğiz, yürürken tüm zorluklara rağmen ilerleyerek, sevgiyle, aşkla değiştireceğiz.
Bugün alkol yasak diyen drone
Yarın el ele tutuşmak yasak der
Kızlı erkekli takılmak yasak aranıza mesafe koyun der
Acik giyinenlere mustehcen giyinmek yasak der
Bunun sınırı olmaz
Bugün ben alkol içmiyorum diye buna göz yumanlar yarın çok pişman olur demedi demeyin
Orkun itiraz ederken kendine dikkat etmeli diyen medyamız aynı şeyi sağa sola saldıran osimhen için söyleyemiyor.
Beşiktaş taraftarı 2 şeyi anlamalı.
Hakemler sahada operasyonu yapar,medya ise sahada yapılan operasyonları aklar.
Beşiktaş'ın tek şansı bunlara karşı tepki vermek.
Ishola Jr. Olaitan övme tweetidir.
Fransa’dan, Almanya’dan geliyor olsa “15-20 neyse ver, al gel” denilecek bir cevheri burada keşfetti Beşiktaş, bugün de işlemeye, parlatmaya devam ediyor.
Bu takım şampiyon olduğunda Orkun’un liderliği, Vlahovic’in golcülüğü, Trossard’ın klası, Nübel’in geçilmezliği elbette tarihe geçecek.
Ancak bununla beraber bizi o şampiyonluğa havaalanında bagajını almış sağa sola bakınan bir çocuğun çalışkanlığı, azmi, ciğeri, emeği götürecek.
Yarın bu seviyede oynayamadığı maçlar da olacak ama her zaman formanın hakkını verecek, başka bir gün yine iyi olacak, bu formanın kıymetini hep bilecek.
Bugün Beşiktaş’ın rakiplerde yıldız denilen herkesin karşısına koyacak oyuncusu var. Feriştahıyla çarpışırız.
Ama bizden başka kimsenin Olaitan’ı, Oh’u, Salih’i yok. Bizden başka hiçbirinin çim yiyen, 5-1 öndeyken top taca çıkmasın diye depar atacak oyuncusu yok.
Yeneriz yeniliriz ayrı mesele,
Yıllar sonra bir takım kuruldu ve bizim dilimizde yine o cümle:
Burası Beşiktaş, alayına gider!