Antarktika’da Blood Falls (Kanlı Şelale) diye inanılmaz bir yer var. Taylor Buzulu’nun dilinden parlak kırmızı, kan gibi bir su akıyor. İlk bakışta gerçekten kan sanıyorsun. Ama kan değil! Yaklaşık 2 milyon yıl önce buzulun altında hapsolmuş, aşırı tuzlu ve demir açısından zengin bir göl var. Bu su, buzulun baskısıyla çatlaklardan dışarı fışkırıyor. Hava ile temas edince demir oksitleniyor ve su kan kırmızısına dönüyor. İçinde güneş görmeden, oksijensiz ortamda milyonlarca yıldır yaşayan özel bakteriler bile var. Bilim insanları hâlâ bu “gizli gölü” ve oradaki yaşamı inceliyor çünkü Mars veya Europa gibi buzlu dünyalarda hayat nasıl var olabilir sorusuna ipucu veriyor.
https://t.co/6Fsm66wB0d
Dünyadaki en derin nokta, Mariana Çukuru’nda Challenger Deep’tir (yaklaşık 11 km). Ama asıl ilginç olan şu: Orada yaşayan bazı organizmaların vücutlarında doğal olarak plütonyum bulunabiliyor. Evet, radyoaktif element plütonyum.
Kaplumbağalar 200-300 yıl yaşayabiliyor ama asla yaşlanmıyorlar.
Biyolojik olarak “negligible senescence” denilen bir durumları var yaşlandıkça hücreleri bozulmuyor,organları eskisi gibi çalışıyor. Ölümlerinin çoğu kaza, hastalık veya avcılar yüzünden oluyor; “yaşlılıktan” değil
Sabah kalkar kalkmaz kahve içmek, aslında kahvenin etkisini azaltıyor.
Vücudun sabah ilk 1 saat içinde kortizol (uyandırıcı stres hormonu) seviyesi doğal olarak zirve yapıyor. Bu hormon zaten seni uyanık ve enerjik tutuyor. Hemen kahve içersen vücut kafeine karşı tolerans geliştiriyor ve zamanla kahve eskisi kadar etkili olmuyor.
En verimli zaman: Uyanıştan 60-90 dakika sonra kahve içmek. Böylece kortizol düşmeye başladığında kafein devreye giriyor ve daha uzun süreli, daha temiz bir enerji veriyorsun.
Pek çok kişi yıllardır sabah ilk iş kahve içiyor ve bunun “daha az işe yaradığını” fark etmiyor.
Dünyadaki en büyük tek organizma, bir mantar! Oregon'daki Malheur Ulusal Ormanı'nda bulunan "Armillaria ostoyae" türü bir mantar, yaklaşık 965 hektar (yani 10 km²'den fazla) alanı kaplıyor ve tahmini yaşı 2.400 yıl civarında.
'Bana bilmediğim bir şey söyle'
Soğan doğrarken gözlerinin yanmasını neredeyse tamamen engelleyebilirsin.
Nasıl mı?
Soğanı buzdolabında 10-15 dakika beklettikten sonra kes. Soğuk, soğanın içindeki sinir bozucu gazların (sülfür bileşikleri) havaya daha az karışmasını sağlıyor.
Ekstra ipucu:
Keserken bıçağı ıslak tut
veya soğanın yanına küçük bir mum yak (alev gazı yakıyor)
en kolayı: soğanı su altında veya ıslak bir tahta üzerinde doğra
Bu yöntemlerle gözlerin neredeyse hiç yanmaz ve soğan doğramak eziyet olmaktan çıkar.
Dünya’daki tüm karıncaların toplam ağırlığı, tüm insanların toplam ağırlığına neredeyse eşit. Yaklaşık 20 katrilyon karınca var ve ortalama bir karınca çok hafif olsa da, sayıları o kadar fazla ki insanlıkla neredeyse denk geliyorlar. Yani gezegeni “karınca açısından” düşündüğünde, biz aslında o kadar da baskın değiliz.
Diş macunundaki o “ağzım buz gibi ferahladı” hissi aslında yalandır.
Nane yağı (mentol) ağzındaki soğuk algılayan reseptörleri (TRPM8) uyarır. Gerçekten sıcaklık düşmez, sadece beynin “soğuk” sinyali alır ve seni kandırır. Yani dişlerini fırçaladıktan sonra hissettiğin o serinlik tamamen bir illüzyondur.
“Temizlik ve güvenlik personeli sorunumuz yoktu. 60 bin kişiyi taşerondan kadroya geçirince sorunlar oldu. Bu yüzden kadrolu personel almayacağız” Okullara temizlik ve güvenlik personelleri alımı ile ilgili Milli Eğitim Bakanı Sayın Yusuf Tekin’den açıklama.