-Binavkirin-
Evdal e evîn,
Ciwaneke kal e.
Û çîrokek e
Li gel qulingê birîndar, bi mitale
Kevintirîn e ji Mem û Zin
Û ji mejûyê hezar-sale...
Dilê'm, tu derwêşek î
Dilê kê seh dikî,
Qesîda te betal e!
Arjen Arî ♾
✍🏿 Fırat Aydınkaya
📚 Arendt Sendromu: Irkçılıkla Mücadele Eden Irkçılaşabilir mi?
📍Dünyanın önde gelen antisemitizm ve ırkçılık karşıtı düşünürlerinden olan Arendt nasıl olur da siyahlar söz konusu olduğunda ırk ayrımcılığını savunuyor olabilir/di?
https://t.co/q9bMV8RrzL
#VÎDEO - Mamosteyê zimanê Kurdî Yusuf Turan ji neçariyê karekî din dike
🎙 ❝Xewn û xeyalên me li ser mamostetiyê ne❞
🎙 ❝Ez nehatim tayînkirin û ji bo kar û xebatê hatim cem bavê xwe❞
#Kurd#Kurdî#Kurdistan
Psikiyatrinin ve küresel ruh sağlığı anlayışının en temel iddiasını sorgulamak istiyorum: “İnsan zihni evrensel kategorilerle açıklanabilir mi?”
Modern psikiyatri çoğu zaman kendi kavramlarını biyolojik gerçeklikler gibi sunar. Oysa bu kategorilerin önemli bir kısmı tarihsel, kültürel ve politik olarak üretilmiştir. Kolonyal dönemde Avrupalı psikiyatristler sömürgeleştirilmiş halkları “ilkel”, “irrasyonel”, “duygusal olarak dengesiz” olarak tanımlıyordu. Böylece psikiyatri yalnızca hastalıkları tanımlayan bir alan değil; aynı zamanda kimlerin “medenî”, kimlerin “geri kalmış” olduğunu belirleyen bir iktidar mekanizması hâline geldi.
Bugün artık şunu sormak zorundayız:
Psikiyatri gerçekten iyileştiriyor mu, yoksa bazı insanlık deneyimlerini görünmez kılarak belirli bir dünya görüşünü mü evrenselleştiriyor?
Dekolonizasyon tartışmasının merkezinde “epistemik şiddet” kavramı yer alır. Bu kavram, bir toplumun kendi bilgi üretme biçimlerinin değersizleştirilmesi anlamına gelir.
Modern psikoloji büyük ölçüde WEIRD toplumların yani Batılı, eğitimli, sanayileşmiş, zengin ve demokratik toplumların insan modelini temel alır. Bu modelde insan:
bireyseldir,
rasyoneldir,
sekülerdir,
lineer zaman içinde ilerleyen bir özne olarak düşünülür.
Fakat dünyanın büyük kısmı insanı böyle deneyimlemez.
Birçok toplumda benlik kolektiftir. Ruhsal deneyim toplulukla iç içedir. Acı bireysel değil, tarihsel ve kuşaklararasıdır.
Kolonyal psikiyatri yalnızca hastalıkları sınıflandırmadı; insanların kendilerini anlama biçimlerini de dönüştürdü. Kişi artık kendisine kendi kültürünün gözünden değil, egemen kültürün merceğinden bakmaya başladı. Siyah derili insanlar beyaz maskeler taktı. Kendi hikayesini değersizleştirdi.
Frantz Fanon’un söylediği gibi:
“Sömürgecilik yalnızca toprağı değil, bilinci de işgal eder.”
Modern psikoterapinin en büyük sorunlarından biri, yapısal sorunları bireysel sorunlara çevirmesidir.
Yoksulluk, ırkçılık, savaş, dışlanma, sömürülme…
Bütün bunlar tarihsel ve politik meselelerdir.
Ama çoğu zaman klinik dil içinde bireysel “bozukluklar” hâline getirilir.
Jonathan Metzl’in The Protest Psychosis adlı çalışması bunun çarpıcı bir örneğidir. Metzl, ABD’de siyah erkeklere şizofreni tanısının çok daha yüksek oranlarda konulduğunu gösterir. Özellikle siyasal öfke, direniş veya sisteme güvensizlik gibi davranışlar zamanla “psikotik belirtiler” olarak kodlanmıştır.
Böylece psikiyatri bazen acıyı anlamak yerine, düzeni koruyan bir mekanizmaya dönüşebilir.
İnsanlar kendi hikâyeleriyle değil, klinik etiketlerle konuşmaya başlar:
depresif,
borderline,
bipolar,
antisosyal…
Ve kişi giderek kendisini bir insan olarak değil, bir tanı olarak deneyimler.
Ethan Watters’ın Crazy Like Us kitabında anlattığı gibi bugün yaşadığımız şey, Amerikan ruh anlayışının küreselleşmesidir.
Batı’nın travma, mutluluk, normallik ve iyilik hâli tanımları dünyanın geri kalanına ihraç edilmektedir.
Ancak bu her zaman işe yaramaz.
Örneğin Sri Lanka’daki tsunami sonrasında uygulanan Batılı travma terapileri birçok bölgede başarısız oldu. Çünkü bazı kültürlerde acı konuşularak değil, birlikte susularak paylaşılır. Yas bireysel bir iç dünya meselesi değil; kolektif bir kader deneyimidir.
Batı psikolojisi çoğu zaman şunu varsayar:
“İyileşmek için travmanı anlatmalısın.”
Ama her toplum acıyı aynı şekilde işlemez.
Bazı toplumlarda sessizlik de bir bilgidir.
Ritüel de bir terapidir.
Topluluk da bir ilaçtır.
Peki çözüm nedir?
Dekolonizasyon, psikolojiyi tamamen reddetmek değildir.
Asıl mesele, tek bir insan modelinin evrensel ilan edilmesine itiraz etmektir.
Bunun için üç temel dönüşüme ihtiyacımız var:
1. Epistemik Çoğulluk
Bilgiyi yalnızca akademik Batı epistemolojisiyle sınırlamamak gerekir.
Hikâye anlatıcılığı, sözlü gelenekler, manevi pratikler, topluluk bilgeliği de meşru bilgi biçimleridir.
2. Kültürel Alçakgönüllülük
Terapist “nötr” değildir.
Her terapist belirli bir tarihsel ve kültürel konumdan konuşur. Bunun farkında olmak etik bir zorunluluk. +
Nietzsche'ye göre, üstinsanın habercisi olan trajik öznenin varoluşunda, verili ahlakın ve statükonun uyuşturucu dinginliğiyle asla yatıştırılamayacak ontolojik bir taşkınlık hüküm sürer. Yaratıcı iradenin ve güç istencinin en saf tezahürü olan bu dizginlenemez itki, salt bir yoksunluk hissinden değil, aksine kendi içine sığamayan tinsel bir bolluktan, değerleri en baştan inşa etme kudretinden beslenir. Geleneksel normların konforlu sessizliğine hapsolmayı reddeden özgür ruh, içindeki o kaotik ve Dionysosçu enerjiyi zorunlu olarak dışsallaştırmak, yığınların uysallığını kendi hakikatinin sarsıcı yankısıyla yarmak durumundadır. Yaratım sancısının ve o mutlak yalnızlığın doruklarında filizlenen bu bastırılamaz çığlık, nihayetinde insanın kendi hudutlarını aşma mecburiyetinin ve yaşamı trajik bir coşkuyla olumlama arzusunun ontolojik bir yansımasıdır.
123 000 imzaya ulaṣtık
250 000 imzayla onurlu bir duruṣ sergileyeceğiz.
Abd kongresinde " Kürdleri koruma kanunu" için gündem olacağız
STK'lar, Kürd kurum ve kuruluṣları, Kürd aydın ve yazarları: SESSİZ KALMAYIN
aktif katılımda bulunun lütfen
https://t.co/odUde5gtWO
MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISI DERHAL AÇILMALIDIR
ACİL ÇAĞRI!
Buradan açık ve güçlü biçimde çağrıda bulunuyoruz
*Mürşitpınar Sınır Kapısı derhal insani yardıma açılmalıdır.
*Sivil toplum kuruluşlarının ve dayanışma ağlarının Kobanê’ye doğrudan yardım ulaştırmasına izin verilmelidir.
Bu sabah #Kobani ‘de 4 çoçuğun soğuktan donarak öldükleri haberini almıştım ama teyit ettiremediğim için paylaşmamıştım. Kürt Kızılayı haberi doğruladı ve 5 çoçuğun yaşamını yitirtigini duyurdu 😔 #Kobae https://t.co/Dzqgy6APPh
#BREAKING: President Masoud Barzani said on Friday that, if given the opportunity, he would send Kurdish Peshmerga forces to Kobane - just as he did in 2014 when ISIS posed a serious threat to the city - this time to counter Damascus-backed armed factions.
Bila kes li civata wêrekî, canbêzarî û fidakariyê li ser Kurdan “gotineka kin û dirêj” nebêje. Çi tiştên ji dest dihat û nedihat, me kirin. Zarokên me çargurçik in; pirpirkên li ser girmilkên “jeneralên tirsonek” şewitandin, dîkên tifingên bêseran qurifandin, tang û topên barbaran rûxandin, dêwên hesinî ji asîmanan xistin, bûn “dîwarê qalind li ser sînga” dagirkeran. Lê dinya têr û sertêra xwe bênamûs e!
Nabe em rewş û qerektera dinyayê û şaşîtî û bêtevdîriyên xwe bikin sedem û rewşa heyî rasyonalîze bikin. Divê em wek sedsal berê tevnegerin, divê em realîst bin; ev ne xapandin e; derbxwarin e, şikestin e, lê ne têkçûn e. Nabe em dest ji tevdîrê bikêşin, nabe em bişikên; têkçûna siyasî, leşkerî û ruhî luks e! Kî çi ji dest tê bila di vê roja hawarê de bike.
Kurdên Rojavayê Kurdistanê mirovên zana, bixîret û bişeref in. Bîrewer in. Dizanin çi çi ye. Wê tola xwe/me li erdê nehêlin.
Xwîşk û birayên Rojavayî, ezgorî, dilê min di sînga we de lê dide!
#Rojava
Tên. Bi çargavan, bi dîrok û derewên bêbavan,
Bi çapemenî û taqemeniyên bicizbêketî,
Bi hetîketî û ji serî heta binî ji rûmetê şûştî, tên.
Dev ji wan berdin bila bên. Bila bên û li vê axê
di nav kokên me yên fireh û kûr de xerq bibin.
Ne ehlê Xwedê ne, heq dikin…
#DefendRojava
Fîlma “ÇI” ya zanistî û bi Kurdî 08.08.2025ê li ser qanala “ezvedat” ya Youtubeyê ye!
Ew fîlma me “fîlma yêkemîn ya science fiction bi Kurdî” ye.
Derhêner: Uğurcan Demir & Vedat ATLI
Temaşe xweş🌸
Ji bo fîlmê lînkê bitikînin!
https://t.co/WdgOoDpoTp
Hikâyelerin özü, dili, derinliği ve kurgusu; insan ruhunun en derin kıyılarına uzanan bir yolculuğa eşlik ediyormuş hissi veriyor. Kalemin daima hakikate ışık tutsun sevgili amcam, @ronikaya65.
Çok kıymetli amcamın yeni kitabının yayımlanmasını gönülden kutluyorum. Mürekkebinden dökülen her satırın edebiyat dünyasında kalıcı izler bırakmasını temenni ediyorum. Bana göre bu eser, usta bir yazarın başyapıtı niteliğindedir.
@dev_tech99 @LogHaber Kanka bütün haberlerin altında senin yorumlarina denk geliyorum, üslubun çok resmi bütün twitleri chatGPT yi kullanarak atıyorsun gibi geldi bana 😃