Şimdi İstanbul kokar, penceremde dalgalar
Haliç’i zincirinden düğümledi martılar…
Karış karış aradım durdum Beylikdüzü’nü…
Goncam geçmedi hala Istırap köprüsünü
Kıtaların incelip koptuğu yerde durdum
Can kuşumu kafeste kendi elimle vurdum…
Bilmedi efkârımı neden gizlediğimi
Görmedi bir köşede sessiz ağladığımı
Yandığımı görmedi, çelik surlar ardından
Parçalanıp düştü sur Fatih'in feryadından…
Bilseydi gözyaşında gemiler nasıl yüzer
Kuşatma bir yakarış, yenilgi bile zafer.
Yedi tepeli şehrin en nadide semtine
Ayasofya'dan girip çıksaydım kubbesine
Gökyüzünde asılı gibi duran yağmuru,
Meleklerle indirip karşılardım yolunu,
Yıldızlar semazeni olurdu gökte ayın,
Şiirler gergefinde gezinirdi zuhalin…
Şehir O’nla şenlenir, O’nla aydınlanır ay
Kül olur, O olmazsa şu içimdeki saray
Kül olur hem aynalar, hem rıhtımda martılar
Kül olur annelerin avuntusunda yıllar…
~Bitmeyen Şiir~
AKP iktidar olduğu 2002’den beri Türkiye tarımda net ihracatçı ülke konumundan net ithalatçı ülke haline geldi. AKP döneminde, buğdaydan, mısıra, soyadan, tütüne, canlı hayvandan kırmızı ete, nohuttan mercimeğe kadar her ürünü ithal ediyoruz başka ülkelerin çiftçisine ödüyoruz.