31.08.26 Basın Toplantısından;
Platform Sözcüsü Döne Kaya: "Kamu görevlileri artık yargılanmalı. Kamu görevlilerinin yargılanması için 3,5 yıldır İçişleri Bakanlığı'ndan her dosya için izin alınmasının beklenmesini artık abes buluyoruz. Deprem sorumluluğu olduğu savcılık tarafından belirlenen kamu görevlilerinin izne tâbi tutulmaksızın soruşturulmasını istemek tek bir evrağa bakar."
HALKIMA BUNU YAPANLAR, HESAP VERECEK DEDİNİZ. HESAP VERMEK İÇİN ÖNCE KAMU GÖREVLİLERİNİN DOKUNULMAZLIĞINI KALDIRMALISINIZ!
#deprem #geçmişadliyıllardanalacaklıyız
#adliyıl
4 adli yıl geçti, adalet hâlâ enkaz altında...
Av. Eren Can: Kamu görevlilerine yönelik soruşturma “zırh”ı kaldırılsın, kamu görevlilerini “aklama” anlayışına son verilsin!
#6Şubat
Basına ve kamuoyuna,
6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden aileler olarak, yeni adli yılın başlamasıyla birlikte “Geçmiş adli yıllardan alacaklıyız!” diyerek adalet taleplerimizi bir kez daha kamuoyuna duyuracak, adalet talebimizi haykıracağız.
📍 31 AĞUSTOS PAZARTESİ | 13.00
Basın toplantısı
Çağdaş Hukukçular Derneği Korkutreis, İlkiz Sk. No: 18, Çankaya / Ankara
İçerik: Pek girmeyeyim.
Kısaca: 1995-2000 arasında bizzat Boğaziçi Siyaset Bilimi’nde deneyimlediğim “Boğaziçi Sosyoloji Ekolü”nün bir uzantısı. Söylemler “karmaşık” (veya “faux” sofistike) gözükse de algoritma çok basit: Dekolonizasyon Literatürü’nü Türkiye’nin son ~100 yılına uyarlamak & 💯 aktivizm (dava insanlığı).
Şöyle işliyor:
- Batı, dünyayı kolonize etti. Sadece maddi dünyada değil, düşünce dünyasında da (epistemoloji vesaire).
- Batı & Batılılar, bu gerçekle yüzleşip yapılanların bedelini ödemek zorunda.
(Bu aşamada Türkiye Cumhuriyeti hakkında analitik-kavramsal bir hokus pokus gerçekleşiyor: Tarih & bağlam gerçeklerden koparılıyor).
- TC de kolonyal bir devletti, çok kötü şeyler yaptı.
- TC ve Türkler, bu gerçekle yüzleşip yapılanların bedelini ödemek zorunda.
Kitabımda da yazdım (Shifting Grounds, Oxford UP, 2023): Analitik & ampirik olarak “yarı doğru” bir önerme. Türkiye Cumhuriyeti, kolonyal bir devlet olmadı, ama kesif bir “homojen ulus devlet” projesi güttü. Omlet yapmak için de epey yumurta kırılması gerekti, ki çoğu fonksiyonel ulus devlet benzer süreçlerden geçmek zorunda kaldı. Bir yerde Batı’nın emperyalizminden kaçmak için ulus devlet modeli de elzemdi (1919 Paris Konferansı der susarım). Mevzunun aslında “Batı Ekolü” kolonyalizm & emperyalizm ile pek alakası yok. Var da, o zamanın Türkiye’si zaten emperyalizmin ana hedeflerinden.
Paradoksal olarak “Batı,” işbu anlatılarda adeta temize çekiliyor, “iyi ve doğru” olanın merkezi olarak kodlanıyor. Türkiye Cumhuriyeti ise günahlarından kaçan bir kolonyal devlet. İşbu anlatıda da TC yine “Batı’ya” şikayet ediliyor.
Fark etmiyor. Eleştiren yanar.
Şahsım özelinde en ilginç kısmı: Sevenlerimin & sevmeyenlerimin ortak kesişim noktası şahsımın “ulusalcı” olduğu varsayımı üzerine kurulu. Dünyanın en ilginç varsayımı. Kitabımın Türkiye ile ilgili (kısa) kısmını okuyanlar (Türkçesini de sitede paylaştım) *ne kadar* ulusalcı olduğumu zaten kolayca anlayabilir. İşbu kısmı okuyanlar @yildarado’nun doktora yapmış kayıp ruh ikizi olduğumu bile düşünebilir (değilim). O derece.
Önemli değil. İşbu anlatıyı eleştirirseniz siz de kolonyal, ulusalcı, kötü zihniyetin parçasısınız.
Algoritma bundan ibaret. 30 senedir deneyimliyorum diyebilirim.
Deprem davasında kamu görevlilerine zamanaşımı gerekçesi açıklandı... Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer'den "açık çelişki" eleştirisi
Kahramanmaraş'ta 6 Şubat depremlerinde 115 kişinin hayatını kaybettiği Penta Park Sitesi davasında, 6 kamu görevlisi hakkında verilen zamanaşımı kararının gerekçesi açıklandı.
Ceza hukukçusu Prof. Dr. Adem Sözüer (@AdemSozuer ), kararda suç tarihinin 6 Şubat 2023 olarak gösterilmesine rağmen eski ruhsat, tadilat ruhsatı ve yapı kullanma izni tarihlerinin esas alınmasını "açık bir çelişki" olarak değerlendirdi.
https://t.co/3Y3slYEdmm
17 Ağustos sabahı 08.10'dan itibaren @Adaletpesindea platformu sözcüsü Döne Kaya (@dk_donekaya ) ile birlikte Radyo Sputnik'te (@gucluozgan ), Ağustos depreminin yıl dönümünde ülkenin “deprem gerçeğini” konuşacağız.
Bekleriz 🙏
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilciliği, 6 Şubat deprem davalarındaki yargılama süreçlerine dikkat çekmek amacıyla çadır açtı.
Platform Temsilcisi Celal Gezer, davalarda yaşanan hukuksuzluklara tepki göstererek, "Dördüncü yıldayız. Somut, elle tutulur bir yerde değiliz hala" dedi.
https://t.co/c8CVMjqd5x
"SANIKLARIN 'OLASI KAST' SUÇUNDAN CEZALANDIRILMALARINI İSTİYORUZ"
Otelin enkazında hayatını kaybeden milli voleybolcu Mehmet Can Ağırbaş'ın annesi Zeliha Ağırbaş, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e çağrıda bulunarak, "Depremin üzerinden 3 yıl 6 ay geçti, neredeyse 4 yıl olacak. Koca bir boşlukta yaşamaya çalışıyoruz. Adaletin bir an önce yerini bulmasını, sanıkların 'olası kast' suçundan cezalandırılmalarını istiyoruz. Suçlular gün yüzü görmesin" dedi.
Ailemin katillerinin kaçmasına bile bile göz yumuldu.Defalarca heyeti uyardım bunlar kaçacak diye.Şimdi @adalet_bakanlik@TC_icisleri soruyorum 40 gündür tutuklu olması gereken Fatoş Sakarya ve Füsun Gamsız nerede.
Hangi durumlarda tutuklanmam?
Öngörülebilir bir depremde onlarca insanın ölümüne yol açtığınızda ve yargılama boyunca, sevdiklerini kaybedenler tarafından kaçma ihtimaliniz defalarca dile getirilmesine rağmen tutuklanmayabilirsiniz.
6 Şubat depremlerinde 10 kişinin hayatını kaybettiği Beluk Apartmanı davasında 15 yıl hapis cezasına çarptırılan sanıklar Fatoş Sakarya ve Füsun Gamsız, haklarında tutuklama kararı verilmesine rağmen 40 gündür tutuklanmadı.
Adalet, karar verildiğinde değil, karar uygulandığında vardır. @adalet_bakanlik